| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Yusuf KARAKURT
Yer:
Muğla
Tarih:
17 Nisan 2008, Perşembe 13:42
|

Sevgili Yahya bende C.tesi itibarı ile evrakları senin adresine postalayacağım,
sizlerden isteğim sakin ve emin adımlarla yola devam etmeye gayrettir.
Sevgili selçuğun hakli serzenişlerde bulunması doğaldır sinirlerinin çok yıprandığı malumumdur. kendisini her zaman destekleyeceğimi ve desteğimin her halükarda devamlı olacağını bilmesini isterim. insanları bir araya toparlamak onlara geleceği anlatmak selçuk kadar her karapınarlının görevidir.
Ve en önemlisi aramızda tesis olan olmaya başlayan saygı ve sevgi bağlarının güçlenmesi adına herkesin söylemlerine dikkat etmesi ; gerekirse özelden ikaz etmesi ; beraberliğimizin güçlenmesi adına önemli başka bir husustur.
Bu bir ilktir bu geşmişten günümüze biraraya gelişin ilkidir biraz yavaş ilerlemesi doğaldır sabırla ve kararlılıkla yola devam edilmelidir herşey zamanla yerli yerine oturacaktır. lütfen panikleyip gerilmeyelim.
Özellikle derneğin yönetim kadrolarının sinir sisteminin çok daha güçlü olması gerekir olmalıdırda ,
ikincisi güçlü kalemlerimize sahip çıkalım ve saygılı olalım. onların tecrübelerinden fikirlerinden faydalanmak adına her zaman gerkli olduklarını unutmayalım
Son olarak Karakurt petrolden Erdal hocaya seslenmek istiyorum. Çok uzun zamandır yoksun nedenini bilmiyorum. seninle bir atışmamız oldu ve bu doğaldır insani normlar dahilinde her zaman tartışmalar atışmalar olacaktır, sonrasında ikimizde birbirimizi medeni insanlar gibi telefonlarla arayarak konuşup var olan incir çekirdeğini çözdüğümüzü sanıyorum en azından ben böyle düşünüyorum.
Halen sende kalan bir sorunun yoksa...! bütünün en önemli parçalarından biri olarak varlığını bir şekilde göstermelisin sevgiler kardeşim.
Bu ince ve uzun yoldaki yürüyüş inşallah hayırlara vesile olacaktır.
Cümleniz Allaha emanet olun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
17 Nisan 2008, Perşembe 10:22
|
Yaz Muhitin, yaz.
İçinde taşıdığın güzellikleri ara vermeden yaz.
İnsanımızı yaz.
İnsanımızın nasıl değerlere sahip olduğunu yaz.
İnsanımızın ruh güzelliğini yaz.
Bizde var olan etiği yaz.
Gani gönüllü, hoş görülü büyüklerimizi yaz.
Yaz ki kaynaşalım.
Birbirimizle, geçmişimizle tanışalım.
Yaz ki geleceğimizi inşa edelim.
Yaz ki yazmayanlara kalem ol.
Yaz ki, insanını cesaretlendir.
Yaz ki, Karapınarlının da etten kemikten oluşan birer insan olduğunu anlasınlar.
Yaz ki değer bilsinler.
Yaz ki, çalışmadan, birlik olmadan hiçbir şeyin olmayacağını kavrasınlar.
Yaz ki, sevmeyi öğrensinler.
Yaz ki, onlarda bir gün yazmayı denesinler.
Yaz ki, ayrı gayrının kimseye bir hayır getirmediğini algılasınlar.
Bıkmadan usanmadan Karapınar’ı, Karapınarlıyı yaz.
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Muhsin KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
17 Nisan 2008, Perşembe 09:42
|

Sayın Başkan,
Üyelik için istemiş olduğun evrakları, dün itibariyle belirtmiş olduğunuz adrese postaladım. Derneğe üye olarak kabul ettiğiniz haberini aldığımda, mutlu olacağımdan emin olabilirsiniz.
Dernekçilik kolay olduğu kadar meşakkatli bir iştir. Sivil toplum kuruluşu olarak etkinliği, yönetiminin becerisine ve üye sayısının çokluğuna bağlıdır. Bu nedenle mümkün olduğunca çok Karapınarlının derneğe üye olmasının pozitif yönde teşvik edilmesi gerekir. İnsanları negatif yönde etkileyecek, soğutacak kısır tartışmaların bir taraf bırakılması, elzemdir. Bu gibi tartışmaların, arka planda, diğer haberleşme araçları ile yapılmasının doğru olacağına inanıyorum. Kimin haklı olduğunun önemi olmayıp, sonuç önemlidir. Eğer yapılan tartışmalar, üye sayını artırıcı bir etki yaratıyorsa ne ala, aksi halde kaybeden dernek olur, Karapınarlı olur.
Bu sebeple, dernek yönetiminin vakur, sabırlı, seviyeli, mesafeli bir tavır sergileyerek, insanımızı olumlu yönde kanalize etmesi gerekir. Aceleye gerek yok, sakin sakin ama emin adımlarla ilerleme bana göre en doğru yöntem.
Bu vesile ile derneğin oluşumunda emeği geçen, büyük gayretler gösteren herkesi bir kez daha kutluyorum. Derneğin bundan sonra izleyeceği yol ve yöntemler için gösterilen hassasiyete saygı ile yaklaşıyorum. Bu hassasiyetleri dikkate alarak, hepimizin takdir ile karşılayacağı bir yönetim anlayışı sergileyecek Dernek Yönetimine şimdiden başarı dileklerimi iletiyorum. Sizinle iftihar etmek istiyoruz, lütfen bize bu imkanı tanıyın.
Selam ve sevgilerimle
Muhsin KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
M. SENA KAPU
Yer:
Diğer
Tarih:
17 Nisan 2008, Perşembe 09:19
|

HERKESE MERHABA,
HER YERDE KARŞILIŞILABİLECEK ELEŞTRİ/OLUMSUZ DÜŞÜNCELERE RAĞMEN KATKIDA BULUNAN HERKESİN GAYRETİ SONUNDA DERNEĞİMİZ KURULABİLDİ. 16.04.2008 GÜNÜ KARAR DEFTERİ ELİME GEÇTİ BU GÜN (17.04.2008) KARAKURT'A GÖNDERECEĞİM ORADAKİ İMZA İŞLEMLERİ TAMAMLANDIKTAN SONRA NEVŞEHİRE ORADAN BURSAYA VE SON OLARAK İSTANBULA ULAŞTIRMAYI PLANLIYORUZ.
AYNI AN-BABANIN ÇOCUKLARINDA BİLE AKLA HAYALE GELMEYACEK KADAR FARKLI DÜŞÜNCE VE DAVRANIŞ ŞEKLİ OLABİLDİĞİNE GÖRE BİZİM ARAMIZDA DA FARKLI GÖRÜŞLERİN OLMASI ÇOK DOĞALDIR. GEREK SİTE OLUŞUMUNDA GEREKSE DERNEK KURULMASINDA HERKESTEN ÇOK EMEĞİ GEÇEN SELÇUK'UN SİTEMLERİNİ YANLIŞ ANLAMAMAK GEREKTİĞİ DÜŞÜNCESİNDEYİM. KISMEN BİRAZ DAHA YAKINDAN BİLDİĞİMDEN SİTEDE YAZILANLARDAN BAŞKA; BAZEN ELEŞTRİ SINIRLARINI AŞAN TARIZLERLE KARŞI KARŞIYA KALIYORUZ. BU NEDENLE SELÇUK,BU FERYATLARININ ÇOĞUNDA HAKLIDIR.
BU MEMELKETTE YAŞAYAN HERKESİN SAHIP OLDUĞU BİR KÖTÜ ALIŞKANLIK TA HİÇ BİR OLUMULU KATKI SUNMADAN SÜREKLİ ELEŞTERME HUYUDUR. BİZE DE SİRAYET EDEN BU İLLETTEN KURTULMANIN YOLU ELEŞTRİLECEK BİR ÇOK YÖNÜ OLMASINA RAĞMEN BU DERNEĞE OLUMLU KATKIDA BULUNMANIN BİR YOLUNU BULMAYI DENEMEK OLMALIDIR.
KURUCULARIN AYRI ŞEHİRLİRDE OLMALARI NEDENİYLE İMZA İŞİ BİRAZ ZAMAN ALMAKTADIR. ANCAK İMZA İŞİ BİTİNCE HESAP AÇILACAK VE ÜYELİK KAYDI SAŞLAYACAKTIR. ZAMAN KAYBI OLMAMASI İÇİN ÜYE OLMAK İSTEYENLER EN YAKIN BULDUĞU KURUCU ÜYEYE BELGELERİ İLE BAŞVURURSA BU BELGELER HEPİMİZ TARAFINDAN GEREKLİ YERE ULAŞTIRILACAKTIR.
HERKESİ KATKIDA BULUNMAYA BEKLİYORUZ.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
16 Nisan 2008, Çarşamba 23:53
|

ÖMER (EMER) AMCAM DAN BİR KAÇ ANI
Anlattıklarına göre Ömer amcam çok güçlüymüş. Gücünün bir göstergesi olarak kapısının önününe ermenilerden kalma bir dibek taşını tek başına taşıyıp yerleştirmiş. Kaldırıp koyduğu taşı bugün kü gençlerin üç beş tanesi yerinden bile oynatamaz. Bu dibek taşını görünce hep kendini hatırlarım. Yaşlılığında bu taşa oturup hem etrafı seyreder hemde hasta hali ile rahat bir nefes alır hemde Kur’an okurdu kendi kendine. Durmadan hıçkırıyordu. Bütün gününü o taşın üstünde veya güneye bakan penceresinin dibindeki sıralı taşlara bir minder koyar mezarlığa bakarak hepimiz bir gün oraya gideceğiz namaz kılın , haram yemeyin kimsenin aleyhinde konuşmayın diye bize tembih ederdi. Kimsenin evinden ev reisinin rızasını almadan bir şey yiyipiçmez ve çıkarken mutlaka hakkınızı helal edin derdi. Tevrat teyzem yanında çömelir hiç konuşmazdı. Ezanı bekler ve namazdan önce abdest alır hızla camiye koşardı. Akşam namazından sonra yemeğini yer ve durmadan iki saat kadar seslice Kur’an okurdu.
Bazen idrar yolları iltihaplanır çok acı çekerdi. Doktora gitmeyi hiç sevmezdi Allah vermiş doktor ne yapacak deyip onca acıyı günlerce çeker kıvranır ve nihayetinde acı danayılamaz kadar arttıktan sonra zorla bir arabaya bindirlir doktora götürürlürdü. Bu hastalık sık sık tekrar eder ve acı içinde kıvranırdı. Ayrıca muzdarip olduğu ikinci bir illet de basur denen hastalık. Bunu koca karı ilaçları ile çözmeye kalkışırlardı. Bazen onu sıcak su teknesine yatırır bazen de çeşitli tedavi şekilleri uygularlardı. Kimi Emer kardeş kabağı pişir sıcak sıcak üstüne otur derdi. Kimisi bilmem bir kalıp sabunla ne yap .... O da hiddetlenir yüksek sesle bağırırdı ! Emer nasıl yapsın bunları !!! Edep var haya var !!! Bu günlerde komedi malzemesi bol olurdu. Aslan amcamın oğlu Celal amca ve Fevzi Amca ve Rıfkı dayim (Melle) de onun bağırtılarında evine koşar bir yandan onu doktora götürmeye ikna etmeye çalışır diğer taraftan da bol bol komedi malzemeleri toplarlardi. İyileştikten sonra Emer Amca bizi fena korkuttun ha hatta filan kadına şöyle dedin deyip kahkahalar atarlardı. O da gidin oradan onlar benim bacılarım derdi. Orta oynu aylarca devam ederdi.
Bir sonbahar akşamı odasında yüksek sesle Kur’an okuyordu. Her kese, en ufak bir dalga geçme sezdiği an çok kızardı. Kimse yaklaşmazdı böyle anlarda ... Yalnız bana özel bir toleransı vardı. Ne söylesem kızmazdı. O Kur’an okurken ben kapıyı tak tak çalmaya başladım. Sureyi bitirdikten sonra kim o diye seslendi ? Ben tekrar kapıyı çaldım ve ya Musa oğlu Emer ben azrail senin canını almaya geldim diye seslendim. Dönüp Tevrat teyzeme kadın gördün mü vade bu günmüş dedi. Sonra safa geldiniz hoş geldiniz buyurun içeri gelin dedi. Ben kapıyı açınca yatağın içerisinde gaz lambasının sönük ışığında Kur’anı elinde bana biraz bakıp sonra gülmeye başladı. Biliyormusun ben senin yaptığını hiç düşünmemiştim dedi. Biraz karşılıklı konuşuktan sonra beni oturmaya davet etti biraz yanında oturup nasihat aldıktan sonra dışarı çıktım ,içerde gülerek bu çocuk deli,okuyor ama hiç adam olmayacak diye şikayet ediyordu...
Yaz kış yün çorap giyerdi. Hatta kadife pantolonunu da namaz kılırken üzerine toz ve pislik gelmesin diye pantolonun içine sokardi. Köy yerinde hayvan gübresi eksik olamz ama o namaza mutlaka temiz bir kıyafetle durmaya dikkat ederdi. Büyükçe yünlü bir yün paltosu ve geniş omuzları vardı. Bu haliyle heybetli bir görünüşü vardı. Bir gün Budak dayi ile hacı Hamid dayımın dükkanının güneye bakan duvarının dibinde oturuyorduk.Yanımızda rahmetlik Osman abim ve daha birçok genç duruyordu. Ömer amcam yaz günü kadife pantolonunu iyice yün çoraplarının içine sokmuş kalın bir V yaka kazak giymiş üstüne de kalınca bir ceketle aşağidan yavaşça çıka geldi. Budak dayi oy oy oy diye söyelenmeye başladı... Ne oldu Budak diye sordu? Budak dayi gayet ciddi bir şekide ‘ Emer ben soğuktan yandım ellerim ayaklarım dondu’ diye dert yanmaya başladı. ‘Neden bir kat çorap daha giymedin neden üstüne palto almadın’ deyince orda bulunanlar gülmeye başladı. Önce gülümsedi ve daha sonra da son derece büyük bir hoşgörü ile Budak ın nazı bana geçiyor o da bana latife yapıyor dedi. Normalde kendisine toplum içinde takılmalara pek hoş bakmazdı ama bazı kişilerden pek etkilenmezdi hoş görürdü.
Ayrıca hayvalara kol kanat geredi. Bir çok koyun ve kuzunun kırılan bacaklarını sarar bir yakı çeker ve bir iki hafta içinde iyileştirirdi. Bazan kırık ve çıklara da yardımcı olurdu. Genelde çıkıklardan anlar bilek kırıklarını sarasrdı fakat ayak ve diğer kırıklarda doktora götürülmesni öğütlerdi.
Bana karşı olan hoşgörüsünü hiç bir zaman unutmadım. Yanlışlarımı hemen çağırıp söylerdi. Hatta bir gün av tüfeği ile bir karga öldürmüştüm. O ertesi sabah beni çağırdı ben o kargayı rüyamda gördüm o beni haksız yere öldürdü deyip bir daha öyle yapmamamı sıkı sıkıya tembihledi.
Birde ot biçerken altmış yaşında olmasına rağmen tırpan ile herkesi önüne katar onlar yurulup düşene kadar zorlardı. Bana doğru gelince usulca bırakır onun arkasından ince bir şerit alır arkasından bir iki adım gider sonra ara açılınca tırpanı alır boş boş sallarım hadi git bakalım derdim. Bana oyun bozanlık yapma derdi seni gördüm arkandan bütün otlar dikli duruyor bu sene ot biçemeyeceğiz sen yalnızca uzunları alıp kısalaraı affediyorsun diye takılırdı.
Bütün bir yaz kahvaltımız sabahleyin biraz yoğurt , öğleyin biraz un helvası ve birazda tandır ekmeği ile peynirdi. Başka bir şey yemezdik. En son gitiğimde ise köyde ayran ve o güzelim suyu içen yok. Onların yerini kola fanta denilen melanet içecekler almış. Sofrada o güzelim tandır ekmeği yok fırınlarda yarı hamur ve katkılı undan yapılmış ekmekler almış. Kola fanta sofraya getirilmedi mi köylü miafir ev sahibini ayipliyor. Biz üretiyorduk şimdiki köylü tam bir tüketici hemde hiç üretmeden tüketmk istiyor.
Traktör denen şey yoktu. Kağni denilen ve iki öküzle çekilen acayıp bir şekilde öterek giden arabalar vardı.Tekerlek sabitti fakat iki adet diş denen saplama arasında dönen yükü çeken kalıca çam ağacının sürtünmesini azaltmak için sabun kullanılırdı. Yokuş yukarı gidildiğinde sürtünmeden dolayı bazen cayır cayır öter eğer yeniden sabunlanmasa yangın kokusu duyulur ve hatta sonunda tutuşmaya başlardı. Bir hendeğe hızla çarpınca tekerleğin ikisi arabanın altından fırlar gider yeniden boşaltıp tekerleklerın bağlı olduğu kalınca çam ağacından yapılmış taşıyıcı (mazı) tekrar dişlerin arasına sokulur ve yüklenirdi. Daha sonra dönen tekerlekli kaçka denen arabalar yapıldı. Bunlarında inişlerde öküzler tarafından zapt edilmesi zordu.
Ömer amacamın öküzleri kötü şöhretliydi. İnişlerde bütün köy orta oyunu seyreder gibi onu seryediyordu. İbrahim de arabanın bir önünde bir arkasında durmadan koşturup hen an olabilecek kazanın önüne geçmeye çalışırdı. Bir feryat figan kopardı ha kurtarın ha Çınar arabanın altında boğulacak diye !!!
Allah ondan razı olsun ,nur içinde yatsın ve onunla birlikte bütün ebediyete göçmüş olan akrabalarımızı rahmetle anıyorum ve nur içinde yatsınlar .
Bu yazıda ebediyete göçmüş bulunan Ömer amcam la olan bir iki anımı sizlerle paylaşmak istedim.
Hepinize sevgiler ve saygılar hoşça kalın.
MUHITTIN KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
16 Nisan 2008, Çarşamba 23:46
|

Selcukçuğum hak vermekle birlikte birinci yazında tehdit algılanması seziyorum. Üyelik konusuna gelince elbetteki herkes birgün üye olacaktır. Maddi konuya gelince elimden geldiği kadar katkı yapacağım ama gel Aras nehrinin üzerine köprü yapacağız şeklinde bir saçma fikirle gelirsen tepki alırsınız. Akranlarıma gelince Muhsin en iyi desteği ve katkıyı baştan beri yapıyor. Sizleri bir arada tutma konusunda çaba harcıyor,kültürel her türlü destekle arkanızda . Bakın yazılarına okuyana kadar kim kimin oğlu ? Kim nereden nereye gelmiş neler yapmışlar pek bilmiyordum. İkinci konu ise köyümüzün büyüklerini birer birer tanıtacağım. Gerekirse ve bulabilirsem resimleri vs de toplayacağız ki insanlar bir öncekileri bilsinler ve onların üzerinden dosluk kardeşlik köprüsü kursunlar. Eminim o insanların çoğu bugün kü başbakandan daha makul konuşuyorlardı.
Dernek dediğin halkı kürtürel olarak kalkındırmak için kurulur hayır kuruluşu veya vakıf olarak değil. Kültürel konuda katkı sağlamak için diğer akrabalarımızı da çağırıyoruz ! Umarım bir gün geleceklerdir. Yakarışının tuzunu biraz kaçırmışsın yazarken dikkat et.
Ayrıca Recep benim bildiğim kadarı ile en iyi tanıtım ve aktivite düzenleyecek ve sağa sola yardım için koşturacak adamlardan biri olarak görünüyor neden baştan beri aralarınızdaki çatlakları tamir edemediniz? İdarecilik bir anlamı ile işi ahenk içinde götürmek için gerekli toleransları gösterme sanatıdır. İmza atıp üye olmakla iş bitmiyor ki?
Her nasıl olursa olsun bu işi sonunda el birliği ile iyi yürüteceğinize yürekten inanıyorum.
Selamlar ve Saygılar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yahya KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
16 Nisan 2008, Çarşamba 23:22
|

Muhittin abinin yazdıkları dogru ilk basta az kisiyle başlasakta zamanla yaptıklarımız ve birlikteliğin güzellikleri diğer insanlarımızın hoşuna gittikçe katilim artacaktır. Hiçbir akrabamızı bu konuda zorlamamak gerekir. Az kişiyle yola başlasak ta şuna eminim ki dernekleşmenin önemi zamanla anlaşılacaktır. Sivil toplumlar ancak birlikte olduğu zaman bir güç oluştururlar. Başka türlü baktığımızda şahsi bir oluşumla bir yerlere gelinir ama istediğin gibi olmayabilir. Birlikteliğin neticesinde tarihte ne kadar önemli işlerin yaşadığını hepimiz biliriz.
Selçuk abide bastan beri katilimi sağlamak ve bu noktalara gelene kadar büyük çabaları olmuştur. Sanırım istenilen ilgi olmayınca kendisinden bir tepki oluşmuştur. Kendisinin dediği gibi oluşumu olduğunca en iyi şekilde yürütme çabasından kaynaklanmaktadır. Burada önemli olan niyettir. Ben şahsi olarak köyümüzle ilgili yüreğinin güzelliklerle dolu olduğunu bilirim. İnşallah abimin istediği düzeye geliriz. Sevgili Cek abimin belirlediği hedefe ulaşmakta bizim misyonumuz olmalıdır.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
16 Nisan 2008, Çarşamba 22:41
|
Muhittin abim dediklerin dogru ve katiliyorum. Fakat biz bu asamalarin hepsini gectik. Aylar gecti yogun tartismalar yasandi. Cogunlugun istegi üzerine böyle bir olusuma gitik. Nedense bütün yük biz bir kac kisiye birakiliyor. Tabiki herkes gücu oraninda katki sunmali yani bu katki ilaki madi olmasi gerekmiyor. Manevi, sosyal, kültürel, moral vs. mesela köyümüzde o kadar kültürel birikimi olan abilerimiz varki biz gencleri isteseler cok daha iyi motive ede bilirler oysa sen ve muhsin abiden baska kimseyi göremiyorum. Benim haykirisim bu emekler bosa gitmesin yaziktir. Ayrica katki yapmak nedense sadece bir kacimiza görev olmus gibi, neden herkes kendisini katmiyor bunuda anliya bilmis degilim.
Muhittin abi en büyük katkiyi senin akranlar gurubunun katmasi gerekirken cok zayif kaliniyor. Muhittin abi benimkisi tehtit degil bir yalvaris.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
16 Nisan 2008, Çarşamba 22:23
|

Selçukcuğum , Böyle bir yazı yazmana şaşrırdım. Tehdit kokuyor. Bana kalırsa isteyenler ve istemeyenler şeklinde bir ayrıştırma yapacağına katılım için teşvik yapmalısınız. Köyümüz için faydalı olacağına inandırmanız gerekir. Ki iyi olacağına kesinlikle inanıyorum. Zamanla katılım daha da artacaktır. Üye olmayanı yayınladığın zaman antipatı doğar ve bir şekilde psikolojik karşı tepki doğurur. Sen derneği İstanbulda kuracaksın. Bildiğin üzere bin tane köy derneği var ve çoğu da amacına uygun çalışmıyor. Bunu test etmeye çalışacak insanlar olacak tır v.s. Bunu isteyenler ve istemeyenler meselsi yapmaktansa herkese sevdirmeye ve kucaklamaya çalışsan daha iyi olur.Çeşitli konularda destekleyeceğimize söz verdik ama daha başlarken bu şekilde düşünürseniz hatalı bir giriş yapmış olursunuz.
Selamlar ve Sevgiler
Mesaj Sahibi: SELCUK KARAKURT ALMANYA
Sevgili dostlar, Yahya hocaninda belirtigi gibi dernegimizin tüm resmiyetleri tamamlandi ve üye kayitlari basladi. Baslamaya basladida simdiye kadar benim yani Almanya gurubum disinda acaba kim evraklarini gönderdi ?
Bu dernek bir kac kisinin babasinin mali degil hepinizin ortak degeridir. Dolayisiyla hepimizin ayni hasasiyeti göstermesi gerekmezmi ? Mesela Erdal hoca derneklesme asamalarinin basinda hareketli aktif ve heyecanliydi. Ayni zamanda bize en büyük cesareti ve enerjiyi verenlerden biriydi. Dernek kuruldugundan beri kendisinden bir ses yok. Sevgili Erdal hoca nerelerdesin bilmedigimiz özel sorunlarmi var böyle durumlar varsa durum farkli aksi halde senden baslangictaki katki heyecan ve enerjiyi bekliyoruz. Birde festival projesi halen yürülükte zaman daraliyor bilesin.
Ben sadece nazim gectigi icin Erdal hoca adini kulandim. Herkesin kendisine düseni hemen harekete gecirmesi zamanidir.
Güzel bir birlikteligin olusmasi, güclenmesi ve harekete gecmesi icin hepimizin hemen yarin üyelik forumunu doldurup iki fotograf ve nufus cuzdani kopyasini Yahya hocaya yolamasi gerekiyor. Aksi halde herbirimiz bu olusumun dagilmasina sebep olmus oluruz. Bunun mebalida agir olacak.
Insallah yarin üyelik islemlerini yapanlarin listesini yazmaya baslariz. Bir kac gün sonrada halen üye olamiyanlarin listesini yayinlariz. Daha sonrada birlikteligi görmiyenleri, görmek istemiyenleri hep birlikte yayinlariz.
Karapinarli ve karapinarlilarin dostu olan herkesi üye olmaya davet ediyorum.
Selamlar sevgiler... |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
16 Nisan 2008, Çarşamba 22:05
|

Vay Memo vay ! Seni acayip özledim. Hani derede hindi çeviriyorduk ya senin çevirdiğin bütün filimler benim yanımda !!!
Sevgiler
Mesaj Sahibi: MEMO KARAKURT
| BIR GUN 4 AMCA OGLU SONBAHAR HAVASINDA HAYVAN OTARMAK ICIN TEHTE BASKOYE GIDIYORDUAMCA OGULLULARININ EN GARIBANI OLAN VEDO 25 LYRA BULDUAMCA OGULLULARIN EN UCGAGITCISI OLAN MEMO TUTUN SUZLUKTEN OLUYORDU BIR FIRILDAKLA BUNLARDAN NASIL PARAYI KOPARAYIM DIYE DUSUNUYOR...BUNLARI KAMIS GOLUNE DAVET ETTI..GOLE GIRELIM DEDI VE MEMO NUN AKLI FIKRI TUTUN PARASINDADIR HAFIF UCGAGITCI OLAN SOYE-SELCUK- HEP VEDONUN PARASINI DUSUNUP SAKIN PARAYI BIR YERE BIRAKMASIN DIYE UYARIYORDU...CUNKU 3 ORTAK ..OLDUGU ICIN MEMO ORTAK DEGIL BUNLARDAN PARAYI CALMA YONTEMLERINE BASVURDU VE 4 GOLE GIRDI BIR MUDET SONRA MEMONUN PARANIN KURMISKE SAKLAMISTIRGOLDEKILERI HABEER VERDI HERKES ELBISESINI TAMAM ETSIN FIRAR VURDU PARAYI GOTURDU DEDI VEDO ELINI CEBINE ELINI ATTI EYVAH DEDI VE PARANIN CALINDIGINI ANLADILAR SOYE-SELCUK BUNUN MEMONUN YAPACAGINI ANLADI AMA KORKTUGUNDAN SOYLEYEMIYORDU VE SONUNDA MEMODAN OKUZLERI AYIRDILAR MEMODA DERIN BIR OH CEKTI CUNKU 1 YILLIK TUTUN PARASI CIKTI YAZAN METEHAN KARAKURT SOYLEYEN MEMO KARAKURT HEPINIZE SEVGILERLE...KARAPINAR KALLESI |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |