bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan

Anasayfa  Forum  Defteri Oku Deftere Yaz  İletişim
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Hüsnü KAPU

Yer:
Kars

Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba
17:58

Alıntı Yap: Hüsnü KAPU

Kıymetli Site sakinleri,
Uzun süredir siteyi takip edemiyordum. Bugün oturup Mayıs'tan buyana yazılanları okudum. Birçok gelişmeyi ve polemikleri kaçırmışım. Özellikle Muhsin ve Muhittin Abilerin yazılarını kıskanmadım desem yalan olur. Yazma çizme işiyle hergün uğraşmama rağmen, oturup bir olayı bu kadar güzel anlatabilirmiyim bilmiyorum. Özellikle her iki değerli abilerime siteye yaptıkları bu katkıdan dolayı teşekkür ediyorum. Derneğin kurulduğunu biliyorum, ancak hala üye olamadım. En kısa sürede iligili evrakları doldurup göndereceğim. Bu dönem işlerim biraz yoğundu. Hem dersler, birde burdaki yerel tv (Serhat TV) de her pazar günü canlı "Doğudan Batıya" adlı ekonomi-politika ağırlıklı bir program yapıyorduk. Onun hazırlıkları da eklenince, zaman konusunda biraz sıkıntılı geçti. Bu hafta son son programı yapıp tatile gireceğiz. Haklı olarak Selçuk kardeşim sitemde bulunmuş. İnşallah bundan sonra site ve dernekle ilgili hertürlü aktivitede severek yer alacağım. Köyde festival fikri iyi düşünülmüş, ancak söz konusu tarihlerde Kars'ta olmayacağım. 28 Haziran- 30 Temmmuz arası İngiltere (Manchester)'de olacağım. 30 Temmuzdan sonraki bir tarih olursa severek katılırım.
Şimdilik herkese selam ve sevgilerimle hoşça kalın.
Yukarı          
 
Gönderen:
İBRAHİM

Yer:
Kars

Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba
16:39

Alıntı Yap: İBRAHİM

Sevgili soydaşlarım çok teşekkür ederim böyle bir site hazırladığınızdan dolayı bir karakurt soyadını taşıyan birisi olarak gururlandım yalnız karakurt soyunun tek karapınar köyü yok 2 köyümüz daha var bununla da ilgili haber ve foto yayınlarsanız memnun olurum saygılarımla ibrahim karakurt
Yukarı Mail: ibrahim3602@hotmail.com    MSN: ibrahim3602@hotmail.com     
 
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT

Yer:
İstanbul

Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba
14:16

Alıntı Yap: MUHITTIN KARAKURT

Muhsinciğim,
Herkes toparlayıcı ve önder olarak şu an seni görüyor. Buna kendim de şahit oldum. Aday olabilecek akrabalarımız şu ana kadar teşrif edip derleyip toparlama konusunda tek bir cümle bile yazmadılar. Gelsinler arkalarında görmezlerse o zaman konuşsunlar. Bu yüzden kendilerine son derece kırgın ve üzgün olduğumumu belirtmek isterim. Biz bir aileyiz ve hepimizin değişik bir dünya görüşü var ama hepimizin ortak görüşü ve ortak paydası da Karapınar ve kan bağlarımızdır. Siyasi görüşümüzü kan bağı üzerinde görmek doğru değildir. Bunu özümsemiş bir kişi olarak buradaki herkesin mutabık kaldığı ve hem fikir olduğu aday sensin , ortak fikri sana ilettim kendi düşücemi değil. Senin her kesi toplayacağını ve herkese eşit uzaklıkta olacağını düşünüyoruz.
Çekincelerimide belirttim Muhsin olacaksa seçim gününe kadar arkasında duralım, Nasreddin hoca ile Timur un filleri gibi olmasın diye düşünüyorum. Başka aday çıkacaksa onları da cani gönülden destekleyeceğiz elbette, hiç bir şüpheleri olmasın.

Selamlar ve saygılar
MUHITTIN KARAKURT


[QUOTE=MUHSİN KARAKURT]SEVGİLİ MUHİTTİNCİĞİM,

TEVECCÜHÜNE MÜTEŞEKKİRİM AMA DAHA ÖNCEDE BELİRTTİĞİM GİBİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN HERHANGİ BİR PLANLAMAM OLMAYIP, AİLEDEN ADAY OLACAK BAŞKA BİR İSME İÇTENLİKLE DESTEK VERECEĞİM.

SELAM VE SEVGİLERİMLE.
MUHSİN KARAKURT

[QUOTE=MUHITTIN KARAKURT]Hedef büyüdü ve zor bir noktaya geldik. Belediye başkanlığı için Muhsin in biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum.
Yukarı Mail: m.m.karakurt@gmail.com         
 
Gönderen:
Murat KARAKURT

Yer:
Ankara

Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba
12:54

Alıntı Yap: Murat KARAKURT



VE DE DERS ALINMASI GEREKLİ ÇOK
ÖNEMLİ NASİHATLER ...



GÜZEL BİR HİKAYE
Beş yaşında idim. Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi, aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim.
- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?'
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Aradan yıllar geçti.
Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain'in proposlarini okuyorum.
Birden irkildim.
Babaannemi hatırladım.
Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur diyordu.
İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.

On dokuz yıl evveldi.
Stockholm'e gitmiştim.
Bir otele indim.
Geceydi.
Sabahleyin, traş olmak i çin lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir not gördüm.
'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun' diyordu.
Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı.
İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir haberi duyurur.
'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi ols a, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'

Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.
Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.
Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor.
Zamanın başbakanı meclisi toplar.
Kürsüye çıkar.
Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
-Şu andan itibaren der,
-Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.
Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...

*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

Bir mıh bir nalı kurtarır.
Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
Bir komutan bir orduyu,
Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..

Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.
Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir sorumluluk duygusu, edep ve incelik vardır.

Yukarı          
 
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT

Yer:
Ankara

Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba
12:05

Alıntı Yap: MUHSİN KARAKURT

SEVGİLİ MUHİTTİNCİĞİM,

TEVECCÜHÜNE MÜTEŞEKKİRİM AMA DAHA ÖNCEDE BELİRTTİĞİM GİBİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN HERHANGİ BİR PLANLAMAM OLMAYIP, AİLEDEN ADAY OLACAK BAŞKA BİR İSME İÇTENLİKLE DESTEK VERECEĞİM.

SELAM VE SEVGİLERİMLE.
MUHSİN KARAKURT

Mesaj Sahibi: MUHITTIN KARAKURT
Hedef büyüdü ve zor bir noktaya geldik. Belediye başkanlığı için Muhsin in biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. Ama gel gelelim Muhsin ni aday gösterip Timur un filleri gibi seçim gelince Muhsin arkasında kimseyi görmeyince harcanmış olmaz mı? Adaylık la birlikte parti önem kazanır ve seçim harcamalarında Muhsin in bütçesi seçimi kaldırabileceğinden az ise ne gibi somut yardımlar yapmayı düşünüyorsunuz? Bunlar belli olmadan bence Muhsin i harcamayalım. Gerekli inceleme ve planlama yapılmadan bana kalırsa adayımız olsun diye acele etmeyelim ve Muhsin e yazık etmeyelim derim.

Selamlar ve saygılar
Muhittin Karakurt

Yukarı          
 
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA

Yer:
Diğer

Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba
11:58

Alıntı Yap: SELCUK KARAKURT ALMANYA

Mesaj sahibi MUHITTIN KARAKURT

BİZİM TURNALARIN ACIKLI HIKAYESI


Söyle bir yimi yirmi beş yıl geriye baktığımda kulaklarımda hala sesi çınlayan turnaları hatırlarım. Kamış gölünün hemen üstündeki İsmail in çayırı dediğimiz yerede çayır demeye bin şahit isteyen yarısı derin yarlardan oluşmuş yarısı ise bataklıklardan oluşmuş bir yer. Tam kamış gölünün üzerindeki büyükçe bir batalıkta hemen her sene yuva yaparlardı. Bu bölgedeki böcek kurbağa ve yılanları yiyerek geçinir ve yavrularını her sene büyütüp sonbaharda ise güneye göç ederlerdi. Bu kuşlar büyükçe ve çok gür sesleri vardı. Öyle ki Yoğunhasan dan öttükleri zaman seslerı Karapınardan duyulurdu. Acayip bir heybetleri vardı. Eğer biraz yuvalarına yaklaşırsanız önce var gücü ile naralar atar daha sonra gözü kara bir şekilde saldırırlardı. İşte bu yazımda bu kuşlarla ilgili bir anımı anlatmak istiyorum. Biraz üzücü olmakla birlikte ibret verici bir hikaye.

Turna çok sadık bir kuştur. Hem doğup büyüdüğü yere hem yuvasına hemde eşine ve yavrusuna. Biri birini iyi kollar ve tehlike anında önce heybetlı bir nara atar ve sonra ya uçar yada yavrusu uçmayacak kadar küçükse o kaçıp kurtulana kadar can havliyle savaşır. Çoban köpekleri saldırdığında yavrularını korumak için kocaman azgın köpekleri gagalamak için üstüne atlar sonra mızrak gibi gagalarını batırırdı. Köpekler can havlyle bir çığlık atıp hızla oradan uzaklaşırlardı.

Bir gün yalnız başıma çayırlada kokulu çiçekler ve yabani sarmısak toplarken dalgın dalgın İsmail in çayırına daldım. Bu kokulu çiçekler iki renklidir. Sarı ve lacivert renkli olurlar. Sarı renkliler daha kuru yerlerde lacivertler ise bataklık ve sulu yerlerde yetişir. Aynı zamanda yabani sarmısak yapraklarınıda ayrı bir şekilde toplar ilkbahardaki çökelek içine katar lavaş ekmeğe sarar ayrı bir lezzet le yerdik. Tam kucağımı doldurmuştum ki büyükçe bir bataklık kenarında durdum, gri renkli büyükçe ve siyah kafalı bir şey bataklıktaki kamışların üzerinde yatıyordu. Biraz daha merakla yaklaşınca birden başını kaldırdı kanatlarını çırptı boyu nerdyse benim kadardı. Elimdeki çiçek buketini nereye fırlattım anlayamadım kucağımdaki herşeyi bırakıp kaçmaya başladım. Peşimden elli metre kadar geldi sonra durdu ve geri döndü. Meğerse kulukçada yatıyormuş. Bir hafta sonra yumurtaları çatlamış iki adet gri renkli yavru yuvada duruyordu. Bu sefer yuvaya hemen acele ve patavatsız bir şekilde yaklaşmayıp önce etrafı kolaçan ettim daha sonra yokluğundan iyice emin olduktan sonra sürüne sürüne yaklaştım. İki sevimli yavruyu yakından seyrettikten sonra ötüşlerini duydum ve dizlerim titreye titreye oradan koşarak hızla uzaklaştım.

Bu kuşlar çok sadıktır. Nerede doğarsa oraya geri dönerler. Eğer Karakilise nin çayırında doğup büyüdüse ise mutlaka oraya ertesi yıl göçten sonra oraya gelir. Bizim çayırlardakiler ise her sene bir iki yavru büyütür ve sonbaharda Eylül ayının on üçünde güneye göç ederlerlerdi, belki Afrika’ya belkide Hindistan’a kadar gider ilkbaharda mutlaka gün şaşmadan çayırlara gelirlerdi. Sesleri baharı müjdelerdi. Ötüşleri ise yaşamın sürdüğünün bir işareti idi.

Her sonbaharda Sovyetler Birliği ne karşı askerler Sarıkamış ve civarında tatbikat yapardı. O sene yine Beşik düzüne asker gelmişti. Mevzi kazıp top ve tank yerleştiriyolarlardı. Atış yapıp talim ediyorlardi. Hiç anlayamadığım bir şey bir grup asker bizim çayırlara kadar inip orada keşif yapıyorlardı. Eylül ayını ilk haftasıydı ve turnalar yavrularını büyütmüş göçe hazırlanıyorlardı. Sık sık ötüp Allah’a ısmarladık hadi biz gidiyoruz seneye hayırlısı ile yine görüşürüz der gibi kanat çırpıp dururken askerlerden bir tanesi büyükçe birine hiç umursamadan nişan alıp tetiğe bastı . Üzerinden tüyler uçuştu ve garibim oracıkta tepinip öldü. Diğer biri ise öteki turnaya sen vurursun da ben vurmazmıyım gibisinden ateş edip vurdu üçüncüsü ise uçutu ve uzaklaştı. Uçup giden yavru idi. Oda günlerce çayırlarda hiç durmadan diğerlerini çağırdı. Sesi hiç durmadı. Çığlık çığlığa bağırıp durdu. Beni bırakıp gidemezsiniz diye anne ve babasına ağlayan bir çocuk gibi. Bir kaç gün sonra ses dindi ve yitip gitti büyük bir ihtimalle çektiği acıya dayanamadı ve bir yerde düşüp öldü.

Ertesi sene bizim çayırlara hiç turna gelmedi. Daha sonraki senede gelmediler ,daha sonraki yıllarda da gören olmadı. Eğer öldürülmeselerdi her yıl gelmeye devam edeceklerdi. İşte böyle bizm turnalar bizi böyle terk etti ! Bu hayvanların sadakatine hayaran oldum . Bize hiç de benzemiyorlar değil mi? Eğer biz onları öldürmeseydik onlar doğduğu toprağa sadıktır yine geleceklerdi vee her ilkbahar gelip bizim le birlikte yaşayacaklardı.



Selamlar ve Saygılar
Muhittin Karakurt
___________________________________________________

Bügüne kadar okudugum roman ve makalelerin hic biri beni bu denli etkilememisti. Iste bizim site bizlere bunlari kazandirdi. Bu güzelikleri yüreginden barindiran ve bizlere tasiyan yürege Allah dert keder vermesin.

Yüregin hep sevgiile dolsun Muhittin abi.

Not: siteye üye olmiyan dostlar forumdaki yazilari okuyamadigi icin, tekrar yayinlamayi uygun gördüm.
Yukarı          
 
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA

Yer:
Diğer

Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba
10:54

Alıntı Yap: AYHAN DÖŞKAYA

SEVGİLİ KARDEŞİM MUHUTTİN BEY
İLGİNİZE VE DÜŞÜNCELERİNİZE TEŞEKKÜR EDERİM BU SADECE ONLARDAN BİR TANESİ BİZİM BİR SONA NENEMİZ VARDI AYNEN SİZİN BELİRTTİĞİNİZ GİBİ BEN ORTAOKULDAN ARKADAŞLARIMI GETİRMİŞTİM VE AOLARI SİĞİLLERİNİDE ARPA TANELERİNE DUALAR OKUYUP BUNU GÖTÜR TOPRAĞA GÖM DEMİŞTİ ARKADAŞLAR AYNİ ŞETLERİ YAPMIŞTI VE KAYBOLMUŞTU AYRICA SARILIK İÇİNDE BİRŞEYLER YAPARLARDI ÇOCUKLARIN KENDİ (AFEDERSİNİZ ) ÇİŞLERİNİ İÇİRİRLERDİ GÖZLERİNE VE KULAKLARINA ANNE SÜT SAĞARDİ HATTA NENEME BARDAK ATMİŞLARDI BEN ÇOCUKKEN GÖRMÜŞTÜĞM VE DAHA SONRAKİ YILLARDA AMERİKADA BÖYLE BİR YÖNTEMİN BİLİMSEL OLARAK DEVREYE GİRMİŞ DİYE OKUDUM BİR ÇOK YÖNTEMLER DAHA VAR BUNLARI BELKİDE YERİ GELİNCE ANLATIRIZ
SEVGİ VE SAYGILARIMLA


AYHAN DÖŞKAYA
Yukarı Mail: ayhandoskaya@hotmail.com         
 
Gönderen:
Mustafa Karakurt

Yer:
Diğer

Tarih:
17 Haziran 2008, Salı
23:27

Alıntı Yap: Mustafa Karakurt

Gündem madamki belediye baskanligi bende görüsümü belirteyim. Bencede önce kendi aramizda birligi sagliyalim, meseleye cidi bakalim ve Karakurtlarda bu isi yapacak cok kaliteli onlarca insan vardir. Vardir ama bir birini arkadan civiliyen, cekemiyen ve kendinden olanlari sevemiyen farkli tiplerde onlarca vardir.

Dogrusu isimleri yipratmiyalim. Kendi aramizda konusmalarda durum degerlendirmeleri yapip ortak bir netlesme yaparsak daha verimli olur diye düsünüyorum.
Selamlar saygilar
Yukarı          
 
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA

Yer:
Diğer

Tarih:
17 Haziran 2008, Salı
18:59

Alıntı Yap: AYHAN DÖŞKAYA

UMUTLARIM
YILLAR YILI   HİÇ   DURMADAN ÇALIŞTIM
USANMADAIM YORULMADIM YILMADIM
HAKKI TUTTUM GERÇEKLERİ SAVYNDUM
USANMADIM YORULMADIM YILMADIM

             *************

    SENİ ADIM ADIM İZLİYORDUM BEN
    SEVDAMI SİNEMDE GİZLİYORDUM BEN
    GÖRMEZSEM AĞLAYIP SIZLIYORDUM BEN
    USANMADIM YORULMADIM YILMADIM

      ************
SİTEM ETTİM GÖZDEN AKAN YAŞIMA
DERIN YAZIN MEZARDAKİ TAŞIMA
MÜCADELE VERDİM YALNIZ BAŞIMA
USANMADIM YORULMADIM YILMADIM


NE ABİ NE KARDEŞ NE CANDAN YANAN
OLMADI GURBETTE HİÇ BENDEN OLAN
BİR GÜN MUTLAKAKİ OLACAK TALAN
YOKTUR BU SÖZÜMDE VALLAHİ YALAN
YORULMADIM USANMADIM YILMADIM


AYHAN DÖŞKAYA

Yukarı Mail: ayhandoskaya@hotmail.com         
 
Gönderen:
Murat KARAKURT

Yer:
Ankara

Tarih:
17 Haziran 2008, Salı
16:55

Alıntı Yap: Murat KARAKURT

Babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur. Bu harika.
İnsan babası ölünce büyüyor çünkü. Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor. Uzakta olsa da, bize dokunamasa da...
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz, her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor. Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık. Biz ondan daha iyi biliyoruz ya her şeyi. Zaman artık onun zamanı değil ya... Teknoloji gelişti ya... Her şey değişti ya....
Oysa ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz, işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz. Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde. Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.

Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz, sizinde gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.

Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız, takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz, korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...

Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen, sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...
Büyüyorsunuz o zaman işte.
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur.
HERKESİN GEÇEN BABALAR GÜNÜNÜ
KUTLUYORUM
Yukarı          
 

Toplam Kayıt Sayısı: 2853 Toplam Sayfa Sayısı: 286
[««] [«] 1. 2. 3. . . . 34. 35. 36. 37. 38. . . . 284. 285. 286. [»] [»»] 
© Karakurt
MyDesign Ziyaretçi Defteri v1.7

bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan