| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Haziran 2008, Cumartesi 19:33
|
Sevgli dostlarim bügün aksam saatlerinde türkiyeye ucuyoruz. 45 günlügünede olsa gürbeti catlatacak, sila ile kucaklasacagiz. Cocuklar dünden beri anlatilmaz bir heyecanla cantalarini hazirliyor saatleri sayiyorlar.Allahin izni ile pazar sabahi cocuklarim o cok sevdigi bocalarla kahfalti yapmis olacaklar.
Türkiyedeki evimde internet olmadigindan ancak komsum olan Yahya hoca araciligiyle sizlerden haber alacagim. Insallah güzel yazilarinizi okumaya devam edecegiz.
Basta Istanbuldakiler olmak uzere hepinizle görüsmek istiyorum. Mutlakka sizleri bekliyorum. sizler gelmeseniz kesip atmak yok busefer coluk cocugu toplar ben gelirim.
Insallah tatilde bir cogunuzla karsilasir hasret gideririz.
Görüsmek dilegiyle herkese selamlar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA
Yer:
Diğer
Tarih:
20 Haziran 2008, Cuma 14:54
|

YENİ ORTAÖĞRETİM GEÇİŞ SİSTEMİNİN DAYANDIĞI PUANLAR NASIL HESAPLANIR YIL SONU BAŞARI PUANI (YBS) HER YIL SONUNDA HAFTALIK DERS SAATLERİ İLE YIL SONU DERS NOTUNUN ÇARPILMASI İLE ELDE DEİLEN PUANLAR TOPLANIP HAFTALIK DERS SAAT SAYISINA BÖLÜNEREK 100 TAM PUAN ÜZERİNDEN YAPILACAK
DAVRANIŞ PUANI (DP)
ÖĞRENCİLERİN DAVRANIŞ VE YETENEKLERİ İLE İLGİLİ OLARAK BELİRLENEN KRİTERLERE GÖRE ÖĞRETMENLERİN AYRI AYRI VERECEKLERİPUANLAMALARIN ARİTMETİK ORTALAMASINDAN SİSTEM TARAFINDAN OTOMATİK OLARAK HESAPLANACAK PUANLAMA 100PUAN ÜZERİNDEN OLACAK
SINIF PUANI(SP)SEVİYE BELİRLEME SINAVI PUANI (YÜZDE YETMİŞ) YIL SONU BAŞARI PUANI(YÜZDE YİRMİBEŞ) VE DAVRANİŞ NOTU(YÜZDE BEŞ) OLARAK HER YIL YENİDEN HESAPLANIR.
YERLEŞTİRMEYE GELİNCE
8 . SINIFIN SONUNDA TERCİHLERİ ALACAK OLAN EĞİTİM TEKNOLOJİSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖĞRENCİLERİ FEN LİSELERİ, ANADOLULİSELERİ,SOSYAL BİLİMLER LİSESİ VE ÖĞRETMEN LİSELERİNİN ÖNCEDEN BELİRLEDİĞİ KONTEJANLARA VE ORTAÖĞRETİM YERLEŞTİRME PUANINA GÖRE YERLEŞTİRECEKLERDİR
İLGİLİ VE BİR ÇOK VELİNİN SORMASI ÜZERE BİLGİLERİNİZE SUNMAK İSTEDİM
SAYGIVE SEVGİLERİMLE
AYHAN DÖŞKAYA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Murat KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
20 Haziran 2008, Cuma 10:19
|

BİZ DE ONLARA YAKLAŞIYORUZ
Sulltan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
- 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
- Biz de onlara yaklaşıyoruz.
ALDIĞIMIZ FİYATA
Keçecizâde'nin Rusya'da bulunduğu sıralarda Rus Çarı, Keçecizâde Fuad Paşa'ya takılır:
- Paşa şu Girit'i satsanız!
- Hay hay, satalım ekselans
- Kaça satarsınız?
- Aldığımız fiyata
Girit'in yirmi seneyi aşkın bir zamanda ve binlerce şehitle alındığını bilen Çar sararır.
BİLMEK İÇİN ÖĞRENMEK
Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle, dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemâl (İnal) a sormuşlar:
- "Sizdeki bilginin çok azına sahib olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?"
Şöyle cevap vermiş:
- Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!
DERDİN DEVASIZI...
İbn-i Sinâ ya:
- Dünyada devâsı olmayan bir dert var mıdır? diye sorduklarında:
- Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır, cevabını vermiş.
DERS ALABİLMEK
Lokman Hekim'e:
- "Bilgeliğini kimlerden aldın?" diye sorduklarında:
- Körlerden, cevabını vermiş. Çünkü onlar, yoklamadan adım atmazlar.
FATİH NİYE ÜSTÜN
Napolyon, S. Helen adasında sürgün bulunduğu sırada 'Fatih mi yoksa siz mi büyüksünüz? Sorusunu soranlara şöyle cevap vermişti:
Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. Çünkü ben, kılıçla zaptettiğim yerleri henüz hayattayken geri vermiş bir bedbahtım. O ise; fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır.
GENÇ FATİH
Bir genç, "Fatih Sultan Mehmed'in resmini neden hep yaşlı bir insan suretinde çiziyorlar" diye sorunca, bir yazarımız şöyle cevap vermiş:
- Yaptığı işler o kadar büyük ki, bunları genç bir insanın yapacağını hayallerine sığdıramıyorlar
GÜNLÜK
Bir Hristiyan, Ahmed Vefik Paşa ya:
-Camilerinizde niçin günlük (bir çeşit koku) yakmıyor sunuz? diye sorduğunda,ondan şu cevabı almış:
-Bizimkiler abdestlidirler. Yellenmezler. Onun için günlük yakmıyoruz. mukemmel cevap yaa
KADER
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
-"Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz" diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
-Peder ne der, kader ne der.
KADERİN İCABI
Kenân Rıfâi ye sormuşlar:
- Madem ki neticede kaderin dediği oluyor. O halde niçin çalışıyoruz?
Şu cevabı vermiş:
- Çalışmak da kaderin icabı olduğu için!
SIR
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş.
Vezir:
- Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- İyi, ben de bilirim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
20 Haziran 2008, Cuma 09:24
|

Bu yaziyi basta yegenimiz ORKUN olmak uzere, yurt disinda yasiyan tüm gürbetcilerimize gönderiyorum.
Yazi sahibi Muhsin abiyide saygi ve sevgilerimi sunuyorum.
Mesaj sahibi MUHSIN kARAKURT
TURNALAR SERISI - 2
Konu turnadan açılmışken bildiğim iki anlamlı hikâyeyi aktarayım. Olurda ders çıkarırız. Geçmiş zamanda, Japonya ya atılan atom bombası sırasında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış. Savaşta öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş. Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış. Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce "Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul" demiş ve son nefesini vermiş.
Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıttan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş. Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.
Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıkmaya başladığı sıralarda, artık elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayata, 637. turna kuşunu bitirerek veda etmiş. Küçük kız ölmüş olmasına rağmen, postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Turna kuşlarının sayısı milyonlara ulaşınca, bu yapma turna kuşları için Japonya da bir müze açılmış.
Anlaşılacağı üzere, önemli olan iyi niyet, gayret, gerisi teferruat. Madem artık allı turnamız yok, bizde sanal ortamda kendimize turnalar oluşturalım, ne dersin. Birde farklı bakış açısı ve niyetin, kişiden kişiye nasıl değiştiğini anlatır diğer güzel turna hikayesi daha yazayım.
Bir zamanlar, Floransa'da zengin bir soylunun yalancı bir aşçısı varmış. Bir akşam efendisinin verdiği davet için şişe geçirdiği turna kuşunu pişirirken, köylü kadınlardan biri onu görmek için uğramış.
'Bu kızartma ne kadar güzel kokuyor! Tadına bakabilir miyim?' diye sormuş.
Kadına hoş görünmek isteyen aşçı, turna kuşunun bir budunu ona armağan etmiş. Kızartma sofraya götürüldüğünde, ev sahibi hemen bir parçasının eksik olduğunu fark etmiş ve aşçıyı çağırtmış.
'Turna kuşunun öteki buduna ne oldu?' diye sormuş.
Aşçı kendinden emin ,'Turna kuşlarının tek budu olduğunu herkes bilir!' demiş
Adam, 'Sen benim hayatımda ilk kez turna kuşu mu gördüğümü sanıyorsun ?'diye kızmış.
'Ama bu doğru !' diye ısrar etmiş aşçı ve 'Bana canlı turna kuşları bulabilirseniz bunu size kanıtlarım!' demiş.
'Yarın sabah benimle köye gel, turna kuşlarının kaç budu olurmuş göreceğiz!'diye yanıtlamış canı sıkılan soylu.
Ertesi gün, turnaların olduğu bataklık bir bölgeye giderler. Turnalar tek bacaklarının üzerinde dinleniyorlarmış. Aşçı aradığı ortamı yakalamıştır. 'İşte efendim ! Gördüğünüz gibi, turna kuşlarının yalnız bir tek budu var !'demiş.
Soylu adam ellerini çırpmış ve kuşlar hareketlenmişler. Yürümeye ve uçmaya başlayan turnaların, uzun bacaklarının ikisi de bir anda ortaya çıkmış.
'Şimdi bak, turnaların iki bacaklı olduklarını gördün !'demiş soylu adam, aşçıya. Buna karşılık kurnaz aşçı 'Ama dün sofrada, siz ellerinizi çırpmamıştınız, efendim !'diye cevap vermiş.
Selam ve saygılarımla
Muhsin KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Haziran 2008, Perşembe 23:06
|

AY HERİF BANA TOY TAPMADIN
DAHA YENİ HASTAHANEDE KONTROLUM VARDI YENİ GELDİM HEMEN BİLGİSAYARA KOŞTUM BİRŞEYLERİ PAYLAŞALIM DEDİM
BİR ÖĞRTMEN ARKADAŞIM YILLAR ÖNCE ANLATMIŞTI AYNEN SİZE AKTARIYORUM. OLAY YİNE BİZİM YÖREDE MEYDANA GELİYOR. OLAYIN KAHRAMANLARI RAHMETLİ OLMUŞLAR NUR İÇİNDE YATSINLAR
MÜRTÜZ AMCA MAYA MAMAYI KAÇIRARAK EVLENİNİR. DAHA SONRA BÜYÜKLER ARAYA GİRİP BARIŞIRLAR TABİ ARADAN UZUN BİR SÜRE GEÇER HER DÜĞÜN OLUNCA MAYA MAMA MÜRTÜZ AMCAYA AY HEFİF OCAĞIN BATSIN SEN BANA BÖYLE BİR TOY DÜĞÜN ETMEDİN MENİM NEYİM GERİYDİ HERİF DER
BU BİR DEĞİL İKİ DEĞİL ARTIK MÜRTÜZ AMACA GALİBA BAYAĞI DERT ETMEYE BAŞLARKİ YİNE BİR DÜĞÜNDE GİDER ÇALGİCİLARA (TABİ O ZAMAN DAVUL VE ZURNACI VARMIŞ) GİDEREK KARDEŞİM BURAYA KAÇ LİRAYA ÇALIYONUZ DER. ONLARDA DİYORKİ İŞTE 200 LİRA GİBİ MİKTARINI UNUTTUM KARDEŞİM AL SANA 300 LİRA BU DÜĞÜN BİTTİKDEN SONRA ŞU KARŞI EVE GELECEKSİN ORADA ÇALACAKSIN BAK KARDEŞİM BİZDE KOVARSAK BİLE SEN GİTMEYECEKSİN DER, VE ANLAŞIRLAR DÜĞÜN BİTER ÇALGICILAR GELİP MÜRTÜZ AMCALARIN KAPILARININ ÖNÜNDE ÇALMAYA BAŞLARLAR MAYA HALAYA GİT GELİNLİK GİYİN GEL DER MÜRTÜZ AMCA MAYA MAMA İÇERİ GİDER KAPIYI KİTLEYİP OTURUR MÜRTÜZ AMCA NE KADAR İSRAR ETSEDE ÇIKMAZ ÇALGICILAR BİR SÜRE ÇALDIKTAN SONRA EVLERİNE GİDERLER MAYA MAMADA BUNDAN SONRA ARTIK SEN BANA TOY DÜĞÜN YAPMADIN DEMEZ
SAYGI VE SEVGİLERİMLE
AYHAN DÖŞKAYA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Haziran 2008, Perşembe 20:13
|
Sevgili kardesim Özgür, siteye üye oldugunu gördüm. Inanninki cok sevindim ve bir okadarda duygulandim. Bizler bir zamanlar her günümüz birlikte gecerdi.Seninde okul sonrasi zamaninin cogu bizim ögrenci evimizde gecerdi. Sevgili kardesim 22 yil sonra yeniden aramiza hosgeldin .
Özgür u kisaca size tanitayim
Biz Sarikamista okurken babasi sarikamisin agir ceza reisiidi bu nedenle memeleketimizde orta ve lise ögrenimini yapti. Bizim dönemimizde Sarikamista okuyanlardan Özgür arkadasimizi tanimiyan yoktur. Hatta köylülerimizin cogu onu tanir ve izine gitigimde senin o arkadasin ne oldu diye sorarlar. Hafta sonlari bazen bizimle köye gelirdi kisacasi bizden biri olmustu.
Evet Bu Özgür bizim Özgür Cimer dir.
Sevgili Özgür siteyi takip edersen özledigin can dostlarin arkadaslarini teker teker bulursun.
Yani bizimkiler hepsi burdalar.
Sevgili kardesim kendine iyi bak sendende o günlerin anilarini yazmani bekliyoruz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
FEHMİ KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
19 Haziran 2008, Perşembe 15:45
|
Bütün site sakinlerini selamliyorum.
diyorlar ki ağla
ağla ki,dumanı dağılsın yollarının
ağlamayı denizlere bıraktım.
yalnız gözlerindir hayatta kalan
uğruna adandığım
mahşerı surlarla çevirip dört yanından
gönlümde sakladığım
aynalarda arayıp bulamazken günboyu
gölgesinde konakladığım
gözlerindir ufkumda dalgalanan
Rüstem'in kanını döktüğüm yerlere
İstanbul'u kuşattım gözlerın için
Azrail'e koştum siperlerimden
gözlerine baka baka dirildim.
niçin kızıl kıyamettir gözlerin bugün
niçin heyelan var eteklerinde
İsrafil'den işaret mi almışsın
yanaklarında mahşer kalıntısı
dudaklarında mizan
bütün gamlı hüdhüdler belkıs'le döner sana
gözlerinin dilini ancak Süleyman bilir
yıldızlar vuslat için her gece iner sana
rengini,gözlerindan kaybolan bilir
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
METEHAN KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
19 Haziran 2008, Perşembe 13:49
|

FERO NENE...
köyde herkadın hemen hemen aynı işi yapar işleri birbirinden farklılık göstermez köy küçük olduğundan işler genelikle imece(yardımlaşma) ile yapılır ...böylelikle işler daha zevkli ve daha çabuk yapılır .herkesin bu küçük dünyada üstlendigi görev ve sorumlulugugu vardır,herkes üstlendigi görevi en iyi şekilde yapmaya çalişir .genelde ise köyde kişiler yaptıkları iş ve unvanlarıyla adlandırılır ...
fero nene bu köy kadınlardan farklı daha renkli ve daha zevkli birdünyası var o diger kadınlar gibi sadece köyün belli baslı işleri ile degil bir cok işle ugraşırdı ...onu diger köy kadınlarından farklı kılan bir sürü sebep vardır ,gelinde fero nenenin gizemli renkli hayatına ışık tutalım....
Hemen hepiniz bu renkli ve farklı neneyi tanırız evi köyün güneydoğusunda yani suyun ve yesilin bulusdugu yerde...bu onun için daima bir avantaj olmustur...
peki fero neneyi farklı kılan ne ???
bunun bir tek sebebi yok onun farklılıklarını yazarak bitiremem ...fero nene benim çoçukluguk anılarımın vazgecilmez kahramanlarındandır...kendisi eczacı,doktor,ebe sayarak bitiremiyecegim özelligi var. onun bitkilerle konusan birdili vardır çesitli bitkileri bir araya toplar onlardan türlü türlü ilaç üretirdi hangi bitkinin hangi yaraya iyi gelecegini bilirdi cesitli denemler yapar onların o sifa veren yanını bulurdu kendisine has bir labaratuvarı bile vardı onu hayretler icerisinde izler onun calısmalarına dalarak zamanın nasıl gectigini bilemez olurdum...fero nenenin ilaçları sadece bitkler mi ? hayır yumurta ,ölü kuslar daha neler neler...hemen hemen hepimizin yaralarına derman olmus onun ilaçlarını halen daha kullanmaktayım. o farklıydı onun ilaçları koca karı ilacı degildi o cesitli bitkileri deneyerek bulur sonra uygulamaya koyardı diyorum ya o bitkilerin dilini çözmüstü...sadece dermanı bularak yetinmez onu uygulamaya da koyardı...annem anlatır bir çok defa bu ilaclar beni hayata döndurmus...onun hekim tarafıda vardı hemen hemen hertürlü hastalıgın çözümünü bulmustu köyde başı sıkısan hastalanan fero neneyi çagırırdı...ebelik onun baska yönlerinden bir tanesiydi köyde kac çoçuga -hos geldin dünya ya demistir...dügünlerde onun sıtran*ları cenazelerde onun agıtları yükselirdi ...
köye renk veren bir kadındı herkesi sever gülen bir yüzü sohbeti seven bir yanı vardı ...herkesin derdine derman sevincine ortak olmustur ...onun hakkını nasıl öderiz bilinmez...buradan selam ve sevgilerimiiletiyor o bize derman olan ellerinden öperim....
Metehan karakurt
Erzurum
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İBRAHİM
Yer:
Kars
Tarih:
19 Haziran 2008, Perşembe 11:25
|
Selçuk bey sizinle daha önce bir kaç defa ayaküstü de olsa konuşmuştuk herhalde karşılaşırsak tanırsınız karakurt ailesinin tanıtımını yaptığınızdan dolayı teşekkür ederim hayırlı çalışmalar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Haziran 2008, Çarşamba 20:21
|
Sevgili Ibrahim kardes, diger iki köye ait bilgileride sitede görmek istedigini belirtmissin. Haklisi biz site olarak tüm cevre köyleride kapsamak istiyoruz. hatta diger köylerdede bir cok dostumuz yazi yazmakta bilgiler eklemektedir. Elbetteki bahsetigin köyler ile ilgili fotograflar gönderilirse severek yayinlariz. Insallah bu fotograflarida sen göndermis olursun.
Ayrica bizlerinde seni tanima hakkimiz vardir. Rica etsek kendini bize tanitirmisin
Mesaj Sahibi: İBRAHİM
| Sevgili soydaşlarım çok teşekkür ederim böyle bir site hazırladığınızdan dolayı bir karakurt soyadını taşıyan birisi olarak gururlandım yalnız karakurt soyunun tek karapınar köyü yok 2 köyümüz daha var bununla da ilgili haber ve foto yayınlarsanız memnun olurum saygılarımla ibrahim karakurt |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
|
|