| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
polis nermin
Yer:
Erzurum
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 10:43
|
sevgili akrabalarım nasılsınız erzurumda şidetli bir soğuk var sitede artık tartışılacak bir konu kalmamış görüldüğü kadarıyla muhsin abinin yazıları çok güzel halit dedemizin olayından çok etkilendik yıllar önce rahmetli dedem anlatırdı hüzünlü bir şekilde gerek halil dedemiz gerek halit dedemiz vatanımız milletimiz için şehit olmuşlar allah cumlesine gani gani rahmet etsin her kese sağlıklı günler dilerim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ozan karkurt
Yer:
İstanbul
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 22:57
|
nezaman dır siteye yazı yazmıyorum.istanbul hep kar altında kaldı.ben bugün hep kaydım çok güzel vakit geçirdim.amcalarıma ve herkese selam.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AHMET KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 22:15
|

Merhaba degerli akrabalarim nihayet istanbul birazda olsa doguya benzedi bügün butun gün kar yagisi devam eti. hayat durma noktasina geldi gelmelidirde bizimkilerin 8 ay boyunca nasil mucadele verdiklerini anlasinlar. Gercekten karin getirdigi zor kosulari insan görunce doguda yasiyanlarin özel kar pirimleriyle desteklenmesinin ne kadar gerekli oldugu anlasiliyor.
Doktor kardesime hem saglik konularindaki aydinlatmalari icin hemde onur ve gurur duydugumuz dedelerimiz icin düsünduklerinden dolayi tebrik ve tesekkür ederim. Muhsin abiye defalarca tesekkür ederim. Muhsin abi iyiki bu sitede varsin siteyi incelerken ilk görmek istedigimizlerden olmussun. web yayin ekibine tesekkür geregi görmuyorum onlar hemen yani basimda özverili calistiklarini göruyorum ama yetmiyor daha fazla gayret. Köyümüzde bir cok degeri hala siteye kazandirilmamis artik kim nerde kimi taniyorsa haberdar edip getirmeli.Arkadasim Adil senin duyarliligini zaten biliyorum. ayni duyarliligi sitedede göruyorum. Hepinize selam saygi ve sevgilerimi yolarken gecmislerimize rahmetler hastalarimiza sifalar diliyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
bülent
Yer:
İzmir
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 18:24
|

Değerli site sakinleri hepinize merhaba, içinde bulunduğumuz süreçte malümunuzca bir kısım insanlar toplumu provoke etmek için amnsızca saldırıyorlar benzeri süreçler da öncede ülkemizde yaşandı bizlerin bu süreçte sağduyumuzu elden bırakmamamız gerekmektedir. Birileri ülkede kaos propagandası yapmaktadır o yüzden bu yazıyı sizinle paylaşmak istedim herkese güzel bir hafta dileği ile
"Bay Provokatör’e mektubumdur "
Sayın bay Provokatör. (Sayın dediğime bakma, sayın mayın değilsin amma, adet işte. Bizde mektuba böyle başlanır da ondan diyorum.)
Hatırlar mısın ‘seksen’ öncesini. Helbet hatırlarsın. Nasıl hatırlamazsın ki?
En karlı günlerindi onlar.
Hani, ben Dolapdere’de oturuyordum da, Kasımpaşa Lisesine gidiyordum.
En samimi arkadaşımı da tanırsın, Eyüp’ü.
Onlar da Kasımpaşa’da oturuyorlardı. Amma aynı okula gidiyorduk Eyüp’le.
Okuldan beraber çıkar, ‘Geyikli’ sinemasının oraya kadar yürür ayrılırdık.
Sabahları da aynı yerde buluşur, Okula beraber giderdik.
Aynı sırada otururduk.
Sinemaya beraber kaçardık.
Maçlara beraber giderdik.
Tepebaşında beraber ‘Kıldır’ oynardık.
Bayramyerinde beraber ‘penaltı’ çekerdik.
Kar yağdığında beraber kayardık, tahta merdiven’in üstüne oturup ‘Samancı’ meydanından taaa aşşaya kadar.
Pabuçlarımızın burnu beraber patlardı.
Pantolonlarımızın dizi beraber sökülürdü.
‘Kan kardeşi’ bile olmuştuk Eyüp’le.
Hafta sonu olup’da mektep tatile girdi miydi özlerdik birbirimizi.
Pazartesini iple çekerdik.
Derslerde haşarılık ederken ne gülerdik be.
Aynı anda kulağımızdan tutulup sınıftan dışarı atılmışlığımız da vardır.
***
Bay provokatör, lan sen nasıl yaptın nasıl ettin bilmiyorum amma, birbirini böylesine seven iki arkadaşı birbirine düşman ettin.
Bir gün, durup dururken, ben ‘Parka’ giymeye başladım. Senin tavsiyenlen.
Eyüp’te pabuçlarının yerine ‘Komando’ botu giymeye.
Senin tavsiyenlen.
Sebep; Birimiz ‘Dolapdere’de oturuyorduk.
Birimiz ‘Kasımpaşa’da.
Düşman olmalıydık.
Durup dururken, önce kıyafetlerimizden ötürü uyuz olmaya başladık birbirimize.
Bana ‘Ülkücüler devrime mani olacaklar. ‘Faşis’lere geçit yok!’ dedin.
Zavallı Eyüp’ün kulağına da ‘Kominis’ler memleketi Ruslara satacaklar ‘Komonis’lere ölüm!’ diye fısıldadın.
Düşürdün iki kanı kaynayan toy çocuğu birbirine.
Artık birbirimizin yüzüne bakmaz olduk.
Sinema’ya beraber gitmez olduk.
Dersi kırıp, maçlara kaçamaz olduk.
Benim babam ‘Erkek berberi’ydi.
Eyüp’ün babası’da ‘Nalburcu.’
Biribirimizden bi farkımız yoktu ki.
‘Haydi dalın, siz farklısınız!’ dedin. Allah ne verdiyse daldık. Kafamızı gözümüzü patlattık.
Sonra kesmedi seni.
Ellerimize birer silah verdin.
‘Haydi sıkın birbirinize kurtarın memleketi!’ dedin.
Benim gibi yüzlerce ‘Hasan’ın, ‘Eyüp’ gibi yüzlerce Eyüp’ün ömrünü yedin.
Ocaklara ateş düşürdün.
İşkencelerden geçirttin ‘Ümmet-i Muhammed’in evlatlarını.
***
Canımızı yaktığın, canımızı aldığın hiç bişey biliyor musun?
Sen bizim sevgimizi çaldın. Arkadaşlığımızı, dostluğumuzu çaldın.
Bir daha Eyüp’la asla eskisi gibi sevmedik birbirimizi.
Uyandık sonradan ama...
Çok geçti.
Maksadına ulaşmıştın.
***
Duydum ki; şimdi gene ortalara çıkmaya hazırlanıyormuşsun.
Gene ‘Avucum kaşınıyor, bi yerlerden para gelecek.’ diye seviniyormuşsun.
Duydum ki; Akmerkezlerde namaz kılmaya başlamışsın.
Duydum ki; Liseli, oraokullu kızların bacaklarına ‘kezzap’ olabilmesi kuvvetle mümkün olan yakıcı bir madde sıkıyormuşsun.
Duydum ki; Ümraniyelerde falan ‘Cuma’ vakitleri dükkanları kapattırıyormuşsun.
Duydum ki; Başörtüsüz müşterilerini taksinden aşşağı atıyormuşsun.
Duydum ki; şehirlerarası otobüsleri zorla durdurup; ‘Namaz kılıcam.’ diyormuşsun.
***
Bak canım Provokatör.
Sen böyle gülünç şeyler yapmazdın.
Belli ki zor durumdasın.
Şimdi beni iyi dinle.
Delikanlı gibi söyleyeyim; artık sana ekmek yok buralarda.
Uzun zaman oldu.
Yolsuz kaldın belli ki.
Bak gel, şurada arkadaş arasında üç beş kuruş toplayalım, sıkıştıralım cebine de bi bilet alıver kendine.
Biz senin ne ‘fırıldak’ olduğunu biliyoruz.
Ama gene de, aç adamın halinden anlarız.
Hadi canım.
Utanma aç avucunu. Al şunları...
Tamam mı.
Hah.
Hadi şimdi yaylan bakalım buralardan.
Toz ol.
Gözümüz görmesin seni.
Hadiiii...
Yallaaah!
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
CEK
Yer:
Diğer
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 15:49
|

DEĞERLİ SİTE SAKLİNLERİ SİZLERİ SELAMLIYORUM.
HASTALARA ACİL ŞİFALAR VE VEFAT EDENLEREDE ALLAHDAN RAHMET DİLİYORUM.
öncelikle MUHSİN BEYE şehit HALİT beyin hayatını bizlerle paylaştığı için şükranlarımı sunarım, selçuk ve adil kardeşlerimin bu konuyla ilgili düşüncelerine katılmakla birlikte şunları ilave etmek isterim.
HALİL BEYİDE ANMAK MAKSADIYLA BİR EĞİTİM ÖRGÜTLENMESİ YAPALIM. HERHALDE AİLEMİZDE EN FAZLA ÖĞRETMEN KARDEŞLERİM BULUNMAKTA; BİRLEŞİNİZ KARAPINAR EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİNİ BELİRLEYİNİZ. ÇOCUKLARIMIZA EN İYİ EĞİTİMİ NERDE VEREBİLİRİZ. HANGİ VAKIF VE KARDEŞ DERNEKLERDEN BURS SAĞLANABİLİR. ŞEHİT HALİL BEY İLKÖĞRETİM OKULUNU NERDE AÇALIM.
11-HALİT DEDEMİZİN MEZARINI BULMAK BUKADAR ZOR OLMASA GEREK, YOKSA BİRİLERİ ORTAYA ÇIKMASINI İSTEMİYORMU!?. YOKSA KARSIN TARİHİNE ADINIZIN GEÇMESİNİ GECİKTİRENLERMİ VAR!?. BUNCA SENE SARIKAMIŞ KIRGINININ KÜLLERİ ALTINDAMI KALDI. BİZİ DUYAN YOKMU.
III-SAYGIDEĞER REÇBER VE CELEPCİ KARDEŞLERİM BERABER BİRLEŞSENİZ. GÜÇLÜ KOOPERATİF OLUŞTURSANIZ. DEVLETİN SİZE SAĞLAYACAĞI YARDIMLARI KENDİ TECRÜBELERİNİZ VE VETERİNER KARDEŞLRİMİN ÖNCÜLÜĞÜNDE DAHA BİLİMSEL YAKLAŞSANIZ OLMAZMI. BİR GÜN KAYSERİDE BİZDEN KIZ ALMIŞ ÇOK ZENGİN BİR AİLENİN DAVETİNE İCABET ETTİK . ORDA KONUŞMA ARASINDA ŞU SÖYLENDİ: DOKTORUM ESKİSİ GİBİ DEĞİL İNSANLAR SÖZÜNDE DURMAZ OLMUŞ. MEMELEKET ESKİ MEMELEKET DEĞİL KİMSEYE GÜVEN KALMAMIŞ. SENİN DEDİĞİN BEYLER DÖNEMİNDE KALDI DEDİ. NE ACIKLI DEĞİLMİ DOSTLARIM. BU KANAATİ HEP BİRLİKTE YIKALIM. GELİN BİRLİK OLALIM.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ZELIHA KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 15:10
|
Günümüzün en önemli konusu supesiz sagliktir. Bu konuda bizleri bir uzman olarak bilgilendiren rahmetlik Ismet amcanin oglu Dr. ERKEN kardesime cok tesekkür ediyorum. Hepimizin ihtiyaci olan bilgilerini zamansizliktan zaman ayirarak, bizimle paylastigi icin, ilgisini, duyarliligini, sorumlulugunu kutluyorum. Bu birikimdeki arkadsalardan, akrabalardan ayni duyarliligi bekliyoruz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SEVKET KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 15:02
|
Sevgili yegenim Sinem selamini aldim. En kisa zamanda iyi olmana duaciyim. Muhsin kardesimin tarihci yönünü bilmiyordum arastirmalarin güzel seni tebrik ediyorum. Genc nesilde kültürüne sahip olma heyecani son derece iyi bizlerde desteklersek yeniden toparlanma olacaktir. Bende burada dönemimin genclerine sesleniyorum. Atilla, Antalyada Ibrahim, Nesim, Turgutlu da Ibrahim, Erzurum da Ahmet hoca, Muhittin, Ayhan nerdesiniz bu kadar bilgi birikimi nereye göturecegiz. Genc nesil bir seyler yapmak istiyor yanlarindan yer alalip, cesaret ve güc verme zamanidir.
Herkese selamlar sevgiler hayirli günler diliyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ADİL KARAKURT
Yer:
Bursa
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 14:26
|
herkese merhaba..
muhsin abi nin yazısı nı okuyunca insanın aklına sanki sülalemiz biraz yetiştirdiği değerlere sahip çıkmıyor.bunun sebebi örneğin halit dedenin mezarı karsta hangimiz yerini merak ediyoruz.halil dedenin köydeki mezarının yanı başında bir bayrak asılıydı.onada sahip çıkılmadı.
yani kısaca sulalece duyarsızlık devam etmiş bügünlere gelmişiz.ben istanbul da zenure hala gilde kaldığım dönemlerde MUHSİN ABİNİNbahs ettiği gaduşka halaya çok giderdik tabi orda gaduşka halanın akrabaları çoktu gaduşka hala bizi onlarada götürürdü onların ortamı mükkemeldi ve kendi aralarında bizim ailenin büyüklüğünü hep anlatırlardı.tabiki önceki dönemleri.ALLAH GADUŞKA HALANIN MEKANINI CENNET KILSIN.ÇOK İYİ BİR İNSANDI...
SEVGİYLE KALIN....
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 13:42
|

Sevgil dostlar ben 18 yildir avrupanin göbegi Almanya dayim. yani o cokca anlatilan insan haklari besigi avrupa dolayisiyla cocuklarimiz burda alman okularina gidip almanca egitim görmekteler. Egitim sonrasi dogel olarak alman kurumlarinda görev yapacaklar. Cocuklarimiz cok basarili olsalar ki öyleler zaten ona ragmen onlardan geri bir alman onlardan iyi bir okula gönderiliyor. Bir cok kisi bunu fark edemez yada cok kurnaz yöntemlerle gerekce gösterilerek durum anlatilir. Benim cocugum cok basarili neden iyi okula gidemedi diye itiraz ederseniz size böyle bir cevap gelir. Cok basaril ama sinifta yaramazliklari var davranislar hiperaktif yönunde onun icin onu iyilerin arasina koyamayiz. Bazi aileler durumu cözmus cocugu ile ilgilendigi icin bunlarin önunu kesmekten zorlaniyorlar.
Bunlari nicin anlatim Muhsin abinin bize ulastirdigi tarih bilgilerinde HALIT BEY ve benzerleri yabancilarin denetiminde o günün zor kosularinda okumuslar caba ve basarilariyla yüksek kademelere kadar yukselmis, bizim bügünün sartlarinda Almanya da basaramadigimizi en zor kosularda en zoru XALIT EFENDI basarmis oldugundan onu rahmetle aniyorum. Daha sonrsinda dogru ve yanlislar günün kosulari icinde ani gelismeler ve kararlarla yasanmis oldugundan tartisilamaz.
Ben kendi döneminde kendi egitim ve kültürel yapilarina bakilaraktan cevrelerinden en iyilerden olmayi basarmis böyle dedelarin torunu olmaktan mutluluk duydugumu belirtirim.
Basta Halit bey ve Halil bey olmak üzere gercek mekanlarina göcmus akrabalarima binlerce kez rahmet olsun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
17 Şubat 2008, Pazar 12:28
|

HÜSEYİN ZADE HALİT BEY (Xalıt Efendi)
İdamına neden olan olay
Bilindiği üzere, 93 harbi (1877) sonrası Ruslar; Kars, Ardahan, Oltu ve Kağızman Sancaklarından müteşekkil bir askeri valilik kurmuşlardır. Osmanlı-Rus hududu ise, Ayestephonos ve Berlin görüşmeleri ile belirlenmiştir. Sağlanan anlaşma ile sınır, Zivin Vadisi olarak tespit edilmiştir. Buna göre, Karaurgan, Mecengerdi, Koçakilise, Kızılkilise, Karakurt Rus tarafında, Kötek, Aliceyrek Osmanlı tarafında kalmıştır. Bu sınır çizgisine göre, o dönemde Yoğunhasan’da yaşayan aile Rus egemenliğine girmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere, Karakurt bölgesinin meşhur 93 (1877) harbi sorası Rus hakimiyetine girmesi ile bölgede yaşayanların çoğu 93 göçmeni olarak Anadolu’nun içlerine göç ediyorlar. Bizim aile bu dönemde sahip olduğu toprağı terk etmeyip, tüm riskleri göze alarak yaşamayı sürdürüyor. Ailenin sahip olduğu arazi bu yıllarda Gırnavuk’tan Karakurt’a kadar Aras vadisi dahil en geniş şeklidir.
Ruslaştırma politikası kapsamında, Karakurt’un yönetimi, Ruslar tarafından bizim aileye terk ediliyor. Yine bu politika dahilinde bölgede yaşayan aşiret çocukları, bir nevi devşirme yöntemi ile Rus okullarında okutulmuş olup, bu yöntemle bölgeye Rus kültür ve bilincinin daha hızlı bir şekilde yerleşmesi amaçlanmıştır. Halit Beyde küçük yaşlarda aileden alınarak yatılı olarak askeri okullarda okutulmuş ve nihayetinde Rus Ordusunda subay olarak görev almıştır.
1900’lü yılardan itibaren Balkanlarda bağımsızlık ve milliyetçilik fikirleri gelişmiş olup, Kafkas bölgesinde de aynı fikir akımları filizlenmiştir. Bu kapsamda Rus Ordusunda görev yapan ancak Rus olmayan diğer milletlere mensup ordu mensupları arasında buna yönelik kümeleşmeler kendiliğinden oluşmuştur.
Halit Bey, belki fıtrattan belki de Rus Ordusundaki azınlıklardan olmanın verdiği olumsuz psikoloji nedeniyle toprak ve din hususunda ulvi düşüncelere sahiptir. Her Karakurt’a gelişinde bu fikirlerini babası Hüseyin Ağa, amcası Ali Ağa, küçük kardeşi Halil ve Abbas ile paylaşmıştır. Aile bireyleri arasında bu hususta tam bir mutabakat vardır.
Tarihler 1914 yılını göstermektedir. Bölgede savaş ihtimali çok yüksektir. Hüseyin Ağa, kardeşleri ve oğulları, Yoğunhasan’da bir araya gelerek mevcut durumu değerlendirirler. Nihayetinde, olabilecek bir savaşta, Osmanlı tarafına destek olmaya karar verirler. Böylelikle tekrar Osmanlı egemenliğine kavuşulacak ve dini vecibeler İslam sancağı altında yerine getirilmiş olacaktır. Bu karar kapsamında Hasankale’de bulunan Osmanlı Ordusu ile irtibat tesis edilir.
Halit Beyin hemşerisi ve tertibi olan Alixan Beyde benzer düşüncelere sahiptir. Okula birlikte başladıkları yıldan itibaren başlayan arkadaşlıkları, zamanla aynı orduda görev yapan bu Çerkez genci ile aşiret genci arasında, büyük bir dostluğa dönüşür. Her ikisi de bu yıllarda Rus Ordusunda yüzbaşı olup, olabilecek savaşta, inançlarına uygun olarak, Osmanlı Ordusuna askeri sırları iletmeyi kararlaştırırlar.
Halit Bey o tarihlerde Kars’ta bulunan Rus Komutanlığı’nda yüzbaşı rütbesi ile idari görev yapmaktadır. Aynı zamanda Karakurt’ta belde yöneticisidir. Arkadaşı ve dostu Alixan Beyde Rus ordusu karargahında emir subayıdır. Kafkas cephesinde savaş başladığında Kafkas Ordusu Kurmay başkanı General Yudenich’tir.
Halit Beyle Alixan Bey arasında varılan anlaşma gereği, Alixan Bey, emir subayı olarak edineceği malumatı, Halit Beye anlatacak, Halit Beyde öğrendiği bilgileri, yazacağı notlarla Karakurt’a iletecektir. Kurye olarak da güvendiği iki eniştesi olan İbrahim (İbo) ve Muhuttin’i (Mıxe) görevlendirecektir. Karakurt’a gönderilen notların tesliminde ise, Halil Bey devreye girecek ve gönderilen notları, Karakurt’ta gelip giden Osmanlı kuryelerine teslim edecektir.
Yapılan plan kusursuz bir şekilde işlemiştir. Ne var ki arzulanan sonuç alınamamıştır. Osmanlı Ordusu başarısız bir Sarıkamış Harekatı yapmış ve sonuç alamamıştır. Ruslar 1915 yılının başından itibaren, özellikle Ermenilerin de kışkırtmaları ile bizim bölgede, aylarca süren talan ve şiddet uygulamışlardır. Bir müddet sonra yaşam eskisi gibi rutin bir hal alır ve aile yaralarını sarmaya başlar. Ancak, hiç umulmayan bir şekilde Halit Beyin casusluk olayı aniden patlak vermiştir. Ruslar, Karakurt’ta bulunan Kazak Süvari Birliği askerleri ile aileye yeniden zulüm yapmaya başlamış, Kazak General Baratov’un emri ile ailenin sahip olduğu sürülere de el koyulmuştur. Zulmün boyutu öyle artmıştır ki, ailenin büyük çoğunluğu Yoğunhasan’ı terk etmek zorunda kalmıştır.
Halit Beyin Osmanlı tarafına yazdığı notlardan (mektuplardan) sadece biri Rusların eline geçmiştir. Söz konusu notun, Rusların eline geçişi ise tamamen bir tesadüf olup, konu daha önce anlatılmıştı. Anılan not ile gönderilen istihbarat bilgisi ve yarattığı sonuç aşağıda anlatılmıştır.
Osmanlı Ordusuna bağlı birliklerin mevzilendiği alan Kılıçgedik Dağları (Tutak) civarıdır. Rus Ordusu ise Köse Dağı (Eleşkirt) civarında üstlenmiştir. Rusların yaptığı plana göre, Tahir Geçidi civarında bulunan Osmanlı birliği, gece karanlığında tuzağa düşürülerek yok edilecektir. Bunun için üç Rus alayı görevlendirilmiştir. İki alay gücünü birleştirip cepheden saldırıp Osmanlı Birliğini oyalarken, üçüncü Rus alayı arkadan Osmanlı birliğini kuşatacak ve yapılacak son saldırıyla Osmanlı birliği imha edilecektir.
Gönderilen istihbarat notunda, Tahir Geçidi civarında bulunan Osmanlı Birliğinin 3 Rus alayınca muhasaraya alınarak yok edileceği bildirilmiştir. Pasinler’de bulunan Osmanlı 3.Ordu Kumandanlığı aldığı istihbarat bilgisini derhal 11. Kolorduya bildirir. 11. Kolordu Kumandanlığı kendine bağlı olan Tahir’deki 3.(?) Alay Kumandanlığını uyararak gerekli tedbiri almalarını ister.
Tahir’deki Osmanlı Birliği, karşısındaki Rus birliklerinin sayıca ve teçhizat olarak kendisinden çok kuvvetli olduğunu bildiği için direkt çatışma yerine başka bir yöntem denemeye karar verir. Saldırının olacağı gece birliğin önemli kısmı hızlı şekilde bulunduğu alanı terk edecek, birliğin sadece bir kısmı oyalama amaçlı olarak saldırı alanında kalacak. Birlik sanki oradaymış gibi biraz ateş edecek ve daha sonra hissettirmeden iki Rus mevzisi arasından çekilecek ve Rusların farkına varmadan birbirleri ile savaşmalarını sağlayacaktır.
Saldırının olacağı gece, Osmanlı birliğinin büyük kısmı görünmeden hızlı bir şekilde savaş alanını terk eder. Gece yarısından sonra 2 Rus alayı, planladıkları gibi Osmanlı alayına cepheden hücumu başlatırlar. Osmanlı birliğinden kalanlar hiç belli etmeden saldırıya cevap verirler. Bu sırada Rusların üçüncü alayı da diğer cepheden saldırıyı başlatır. Bu aşamada Rusların ortasında kalan oyalayıcı Osmanlı birliği, mahirane bir şekilde Rusların arasından çekilmeyi başarır. Ruslar farkına varmadan sabah oluncaya kadar birbirleriyle savaşırlar. Sabahleyin Osmanlı alayının arazinin en yüksek yerinde mevzilendiğini görünce durumu anlarlar. Ruslar birbirlerini kırmışlardır, ama iş işten geçmiştir. Bu sırada Osmanlı Ordusu da saldırıya geçer ve Rus birliklerinin geri çekilmesini sağlarlar. O gece 800 Rus askeri (saldat) ölmüştür.
İşte Halit Bey, Alixan Bey, İbrahim ve Muhittin, bilinen bu olaya ve bilinmeyen benzer olaylara sebebiyet verdikleri için, idama mahkum edilmiş ve nihayetinde idam edilmişlerdir. Allah hepsine rahmet etsin, mekanları cennet olsun.
NOT: Halit Beyle birlikte asılan Alixan Bey bildiğim kadarı ile Güney Osetya’lı olup, akrabamız olan KANDEMİR Ailesinin bir ferdidir. Kaderin cilvesi Halit Beyin oğlu Yusuf Bey büyüdükten sonra Kandemir Ailesinden evlenir. Böylelikle iki idam edilmiş kadim dost, ölümlerinden sonra akraba olmuşlardır. Büyük çoğunluğumuzun yakından tanıdığı bu saygıdeğer bayan Kadışka Hanımdır.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|