| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
19 Şubat 2008, Salı 09:02
|

DEWE-XALIK
Bilindiği üzere bir arada yaşayan insanları birbirlerinden ayırt etmek için çeşitli isim veya sıfatlar kullanılmaktadır. Böylelikle insanlar birbirleriyle tanıştırılırken veya gıyabına laf edilirken bu sıfat ve isimlerden faydalanılır. Soyadı Kanunu çıkmadan önce bu oldukça önemli bir husus olup, hemen hemen her büyük ailenin bir veya birkaç sıfatı olmuştur. Kimlerdensin sorusunun cevabı genellikle bu sıfatlarla verilmiştir.
Uzun yıllar aynı bölgede yaşayan bizim aileye de, çevrede yaşayanlarca çeşitli sıfatlar verilmiştir. Bunlardan ikisi, Sarıkamış, Horasan ve Eleşkirt’te yaşayan aşiretlerce bilinir ve kullanılır. Bizim aile, Karakurt soyadı ve Karapınarlılar tanımlaması dışında iki sıfatla daha anılır. Bunlar, DEWE ve XELIK sıfatlarıdır. Günümüzde bu sıfatların kullanımı azalmış ise de, aşağıda bu iki sıfata ilişkin açıklama yapılmıştır.
DEWE:
Karakurt Nahiyesi’nde, Tayyar-Bayram soyundan gelenlere, DEWE diye hitap edilir. Bu sıfat Sarıkamış, Horasan ve Eleşkirt üçgeninde yaşayan aşiret köylerinde bilinmekte olup, mahalli bir isimlendirme/hitap şeklidir. Bu sıfatın nereden geldiği/neden kaynaklandığı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu konuda var olan rivayetler aşağıda ki gibidir.
Aile bireylerinin hitabetlerinin iyi olmasından dolayı bu sıfatın verildiği söylenir. Bir diğer anlatımla ağzı (dev) iyi laf yapan, aklı başında kimseler anlamında kullanılmıştır.
Diğer bir anlatıma göre ise, söz konusu hitabın DEV kelimesinin mecazi manası kapsamında, ailenin zenginliğini, başarısını, çalışkanlığını ve kudretini ifade etmek için kullanıldığı söylenebilir.
Bir başka söylemde ise, bolluk ve mutluluk anlamında aileye verilmiş bir sıfat olduğudur.
Bazen ise DEYO diye hitap edildiği vaki olup, bu hitabın Tayyar Beyin(ailenin ilklerinden) adının mahalli söyleniş şekli olan TEYYO sıfatından gelmiş olabileceği ve bunun zamanla ses değişimine uğrayarak DEWE şeklini almış olabileceği zayıf bir ihtimaldir.
XELIK:
1829-1903 yılları arasında yaşamış olan Hacı Halil, bitmekte olan soyun devamını sağlayan kişi olup, bir anlamda soyu yeniden oluşturan (halk eden) kişidir. Karakurt aşiretleri arasında buna izafeten kendisine halk eden anlamında XELIK sıfatı yakıştırılmış ve bu şekilde hitap edilmiştir.
Daha sonraları Hacı Halil’in zürriyetinden gelen aileye (Karapınar’da yaşayanlara) XELIK sıfatı ile hitap edilmiştir. Anlaşılacağı üzere DEWE sıfatından daha az kapsamlı bir isimlendirme olup, sadece Karakurt Nahiyesi ve civarında bilinir.
SELAM VE SEVGİLERİMLE
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SINEM KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 19:49
|
Yahya dayi yadenin kardan adami cok güzel olmus. Yadenin fotografta yanaklari kirmizi olmustu onu cok özledeim. Babam kac senedir bizi kisin sarikamisa göturecek bir türlü göremedik. biz kari cok seviyoruz göremiyoruz
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 19:00
|
Sevgili Sener bir seylerin yapilmasi icin heyecanini anliyorum. Insallah gelecek günlerde hepimizin özlemleri hayeleri gerceklesecek yanliz senin söyledigin bir görüs yada öneri degil hic kimseye sormadan danismadan yapmak istemen yanlis. Yani yapmak istediklerin dogru yöntem yanlistir. Dernegimiz henuz olusmadi olustuktan sonrada yapilacak islerde hem yönetimdeki arkadaslar hemde sitedeki tüm üyelerimizin ortak görüyü olmadan yanliz basimiza bir sey yapamayiz karar veremeyiz. Yani dernegin kurulmasini beklemeli görüsler sahislara degil dernege sunmali. sana selamlarimi yolar gözlerinden öperim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 18:45
|
Erdal hoca mesele nedir ihracatmi yapacan bizden kimse yoksada bu ülkeli olan arkadaslarimiz var.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
erdal karakurt
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 18:39
|
Bizim sülaleden ispanya portekiz polonya litvanya ve romanya da olan var mı?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
erdal karakurt
Yer:
Kars
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 16:21
|
Derneğin doğu ayağı tamamdır. Sıra batıdakilere
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUSA KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 15:00
|

Mesaj Sahibi: MUHSİN KARAKURT
HÜSAYİN ZADE HALİT BEY
Son günü ve idamı.
Halit Bey bir süredir hapishanededir. Bu süre zarfında aileden kimse ile görüştürülmemiştir. İdam edileceğini tahmin etmekte olup, kendini buna manen hazırlamaktadır. Bu duygu ve düşünceler içinde sakal uzatmış, kendini ibadete vermiştir. Bir gün, yakında idamının gerçekleşeceği, bir isteğinin olup olmadığı sorulur.
Halit Beyin cevabı kısa olur. Ölmeden önce tek oğlu olan Yusuf’u görmek istediğini söyler. Kars Rus Komutanlığı durumu Hüseyin Ağaya bildirir. Aile toplanır ve durumu değerlendirirler. Sonuçta Hüseyin Ağanın, yaşlı ve hasta olması nedeniyle gitmesinin doğru olmayacağı, İsa Efendinin çocuğu alıp gitmesinin daha iyi olacağına karar verirler.
İsa Efendi zor bir görev üstlenmiştir. Bir zamanlar Ruslar tarafından el üstünde tutulan aile, casusluk olayının ortaya çıkmasından beri, artık Ruslar tarafından sevilmeyen, istenmeyen bir duruma düşmüştür. Her yerde hor görülmekte, aşağılanmakta, kötü muameleye tabi tutulmaktadır. İsa Efendi uğrayacağı eziyet ve hakaretleri göz önüne alarak işi kabul eder. Zaten ailede ondan başka birinin o ortamda bu işi yapma, başarma olanağı da yoktur.
Küçük Yusuf, o zamanlar dört yaşındadır. İsa Efendi, talihsiz çocuğu, bedbaht yeğeni Halit’e götürmek üzere Kars’a doğru yola koyulur. Meşakkatli bir yolculuktan sonra Kars’a varırlar. İsa Bey Rus Komutanlığa gider ve idam mahkûmu yeğeninin çocuğunu getirdiğini ve çocuğun kendisiyle görüştürülmesini talep eder. Kendisine görüşme zamanının bildirileceği ve bu nedenle beklemesi söylenir. İsa Bey, küçük çocukla günlerce bekletilir. En sonunda bir gün İse Efendiye, infazın yapılacağı ve çocukla birlikte hapishaneye gelmesi söylenir. İsa Efendi söylenene uygun olarak çocuğu yanına alarak Kars Kalesi içerisinde yer alan hapishaneye gider.
Halit Bey amcasını ve oğlunu görünce duygulanır, mahzunlaşır, bir müddet hiçbir şey söylemez. Daha sonra, “Görüyorsun halimi, bu dil, toprağım için, imanım için çok konuştu. Amca, şu velet yüzünden dilim tutuldu, konuşamaz oldum. Bugün elemim ziyadesi ile fazla, söyleyeceklerim gizli akan bir yaş gibi içime akıyor. Beni mahsur gör oğluma sarılmak, koklamak istiyorum.”der. Halit Bey, törede olmamasına rağmen, oğlu Yusuf’u kucağına alır, öper, koklar. Ama Yusuf, belki uzun zamandır babasını görmemesi veya babasının sakal uzatmış olması nedeniyle babasını tanımaz ve ağlamaya başlar. İsa Efendi çocuğu alır ve sakinleştirir. Halit Bey, tekrar amcasına döner ve şöyle der. “Lisanları ayrı, diyarları ayrı şu Rus, Kazak, Tatar’ın benim toprağımda ne işi var, çiğnetmem toprağımı, yıktırmam imam kalemi. Hiç pişmanlık duymadım. Yaptığım ecdadım içindir, babam içindir, oğlum içindir. Götür evladımı, uğuru, yolu açık olsun. Büyürken belki yanında olmayacağım, ama yaşadığı sürece yanında olacağım. Ona bırakacağım tek miras, şahadete ulaşmış bir babanın ona sağlayacağı şereftir. Ben huzurluyum, şükür Allah’ıma bana bu şerefi nail gördü. Babam ve aile üzülmesin, gurur duysunlar yaptıklarımdan. Herkese baki selamlarımı söyle.”
Konuşma bittikten sonra çocuğu ve İsa Efendiyi dışarı alırlar. Son dini vecibelerini yerine getirmesine yardımcı olması için Hafız Kurbani, Halit Beyin yanına girer. Halit Bey, Hafız Kurbani’ye şunları söyler. “Hafız efendi, Allah için şahit ol. Hiçbir ibadet huzur-u kalp ile yapılmaksızın Allah dergâhında kabul görmez. Ben sahip olduğum imamım için, yaşadığım toprağım için elimden geleni yaptım. Biz bu yola baş koyduk. Bu uğurda varsın baş feda olsun. Yaptıklarımdan pişman değilim. Ben görmesem de, Rus İmparatorluğu da yakında yıkılacak. Şimdiki halleri doğranmış bir karpuza benziyor. Yakında biri tepelerine vurup, doğranmış karpuz gibi dağılmalarını sağlayacak. Allah büyüktür, başım dik bir vaziyette darağacına gideceğim ve sen herkese, burada gördüklerini, duyduklarını doğru bir şekilde anlatacaksın.”
Halit Beyi bulunduğu yerden çıkarırlar. Darağacına doğru yürüyüş başlamıştır. Saldatların arasında yürüyen Halit Beyi, diğer zevatın yanı sıra İsa Efendi ve Hafiz Kurbani de izlemektedir.
Ruslar daha önceden kale içerisinde dört idam sehpası hazırlamışlardır. İlk önce, Halit Beyin iki eniştesi olan İbrahim (İbo) ile Muhittin’i (Mıxe) idam bölgesine getirmişlerdir. Burada casusluk olayında kuryelik yaptıkları ve bu nedenle idama mahkum edildikleri ve idamın birazdan gerçekleştirileceği idam töreninde yüzlerine karşı okunarak, idam edilmişlerdir. Daha sonra Alixah Bey idam bölgesine getirilmiş, casusluk olayında askeri bilgilerin dışarıya sızdırılmasından dolayı idama mahkum edildiği, idamın birazdan gerçekleştirileceği kendisine bildirilmiş ve ardından idam edilmiştir.
İşte Halit Bey idam alanına geldiğinde, idam sehpalarında idam edilmiş üç tanıdığı yer almaktadır. Halit Bey, gördüklerinden dolayı hüzünlüdür ama emin adımlarla kararlı bir şekilde idam sehpasına doğru yürümektedir. İdam sehpasının yanına gelindiğinde, casusluk olayını tertiplediği ve de gerçekleştirdiğinden dolayı idama mahkum edildiği ve birazdan idam edileceği yüzüne karşı okunur. Halit Bey, yaptığının kendi inanç ve bakış açısından doğru olduğunu, bu nedenle yaptıklarından dolayı pişman olmadığını, huzuru kalp içinde bu dünyaya veda edeceğini söyler.
Daha sonra idam sehpasına çıkarılır. Hafız Kurbani yanındadır. Hafız Kurbani’ye son olarak şunu söyler. “Hafız gerçekten bu dünyadan görevimi yapmış olmanın bende bıraktığı iyi duygular ile ayrılacağım. Şu idam ipini kendi ellerimle boynuma geçirecek kadar istekliyim. Ne var ki dinim insanın kendini öldürmesine müsaade etmiyor. Onun için ipi sen dualarla boynuma geçir. Hakkını helal et ve duyduklarını ve gördüklerini Allah için herkese dosdoğru anlat.”
İdam gerçekleştirilir. Hafız Kurbani daha sonra kendi elleriyle Halit Beyi idam sehpasında indirir. Kendi elleriyle yıkar ve açılan mezara yine kendisi defneder.
Sizlere yukarıda Halit Beyin idamına ilişkin aklımda kalanları olabildiğince anlattım. Bu konuyu birkaç kişiden dinledim. Bunların başında rahmetli amcam Hacı Rıza gelmektedir. Kendisi bu olayı biraz daha hamaset dolu duygularla bana anlatmıştı. Halit Beyin konuşmalarını ağdalı bir Osmanlıca ile dile getirmişti, ne yazıkki size aynen akataramadım. Anlattığına göre, Hafiz Kurbani, Halit Beyden çok etkilenmiş ve olanları aileye olduğu gibi anlatmış. Ancak ailenin genel huyu olduğu üzere olanları çabuk unutma ve de yazıya geçmeme alışkanlığı nedeniyle anlatılanların büyük çoğunluğu unutulmuştur. Bu nedenle burada yeri gelmişken ailenin büyüklerine sesleniyorum. Lütfen bildiklerinizi çekinmeden yazın. Eğer sizler yazmak istemiyorsanız lütfen tanıdığınız gençlere anlatın onlar yazsın. Sizinde bu çorbada bir tutam katkınız olsun.
Selam ve sevgilerimle.
OKUDUKCA DERINLERE DALDIRAN BIR YAZI
|
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
şener KARAKURT
Yer:
Kars
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 12:34
|
(not selçuk amcaya) slm değerli amca ve oğulları ben şener karakurt şoför casim,in oğlu....geçenlerde show haber de yayınlanan o rencide edici haber,e hepimiz üzüldük amaaaa bu ayıbı temizlemenin bi yolu var geçenlerde marmara tv,de yayınlanan aşıklar diyarında olan aşık ihsan YAVUZER ve aşık rahim SAĞLAM,LA görüştüm bizim köyü temsili tanıtma rezervasyonu yaptırdım ve allah izin verirse önümüzdeki haftalarda bizim köye gelip çekimlere başlayacaklar ancak bu tanıtmanın muammen bedeli 800 YTL olarak bedel biçilmiştir bende bu konuyu siz değerli karapınar,lı akrabalarıma arz ve talep,te bulunuyorum.. Özellikle karapınarlılar derneği başkanı olan değerli amcamız (selçuk KARAKURT,a)bilgilendirilmesini ve değerlendirilmesini rica ederim bana ulaşacağınız telf. no:(00 90 532 601 36 84) (00 90 536 286 95 08) ( 00 90 474 432 72 83) arz ederim...Ş E N E R KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
hayrettin karakurt
Yer:
İzmir
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 11:47
|
merhabalar sevgili karakurt ailesi.
ben foça'dan merhum İshak karakurt'un oğluyum.hepinize sevgiler.
___________________________________
SELCUK KARAKURT
hayrettin abi insallah iyisindir. sana bir cok defa selamlar gönderdim siteye hos geldin.sen isak amcamin oglusun peki ben kimim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yahya KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
18 Şubat 2008, Pazartesi 11:27
|
Uzun süredir karın yağmasını bekliyorduk nihayet İstanbul da yağdı.. Yade yi aldım dışarı çıktık 1 saat kardan adam yaptık. Kartopu oynadık. Bayağı üşüdü bu yüzden yanakları kızardı. Sinem burada olsaydın burada beraber kayardık. Neyse inşallah bir kış sömestır tatilinde gelirsiniz beraberce Sarıkamış' a gider güzelce kayarız.. Kendine iyi bak. Yazın görüşürüz beraber denize gideriz..
|
| Yukarı |
|
| |
|
|