| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Yusuf KARAKURT
Yer:
Muğla
Tarih:
06 Mart 2008, Perşembe 09:53
|
Belgin Merhaba,
Bu ziyaretçi defterine yazdığın yazıları okuyor ve hepsinden ayrı ayrı dersler çıkarıyoruz
Ruhsal yapımızı iyi analiz etmiş olmalısın ki, Tam bam tellik yazılar. Hem bir o kadarda önemli insan olmaya birey olmaya adil ve kişilikli olmaya dair ince ve narin yazılar gönderiyorsun Şahıs olarak yazılarını muhteşem buluyorum
bundan ötürü sana teşekkür ediyorum,
Yanlız bu sayfada yazılar,yeni yazılar yazıldıkça arka sayfalara düştüklerinden çoğunluğun haberi olmayabiliyor. Senden ricam FORUM kısmında bir topik açtırıp tüm bu ince iletilerini oraya aktarabilirsen kalıcı, eğitici ve doğruya yönlendirici olacaktır.
Selamlarımla
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
BÜLENT
Yer:
Diğer
Tarih:
06 Mart 2008, Perşembe 08:36
|
MERHABA DEĞERLİ SİTE SAKİNLERİ, ÖNCELİKLE UZUN OLMASADA BENCE UZUN BİR ARADAN SONRA BİR ŞEYLER YAZMAK GÜZEL. BU ARADA SİYETİ AZ DA OLSA GÖZ UCU İLE TAKİP ETTİM VE GÖRDÜĞÜM O Kİ SİTE BİRAZ DAHA KENDİ ÖZ KİMLİĞİNE KAVUŞUYOR. DERNEKLEŞME KONUSUNDA Kİ ÇABALARINIZ TAKDİRE ŞAYAN. UMARIM DEVAMI ÇALIŞMALAR KONUSUNDA DA GELİR .
BURDAN BİZDEN SEVGİSİNİ VE İLGİSİNİ EKSİK ETMEYEN TÜM SİTE SAKİNLERİNE SELAMLARIMI GÖNDERİYORM
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ZELIHA KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 23:01
|

Muhsin dayinin eline yuregine saglik, hepimizi ilgilendiren, bir o kadar mereklandiran, bize ait olan bu güzel yazilarin icin her kesin tesekkür hakki vardir. Benim rahmetlik pero nenem bu anlatigin son kacisi cok anlatirdi yogun hasanda yeni gelinmis. yagup amca ve isak amca yetiskin genclermis hasan kaleye kadar kasislarini nenemde cok duymustum her anlatiginda sanki yeni bir sey duyuyormusuz gibi etkileniyorduk. Birde kafamin almadigi samet i yanliz basina nasil yogun hasanda birakmislar onu düsündukce insan alak bulak oluyor
Sena abinin anlatigi bir cok cocugun hastaliktan öldugu o yil nedense hic duymadik. Sena abinin dedigi gibi cocuklarin pek önemi olmadigindan kimse bize anlatmamis. dolayisiyla o ölen cocuklarin annelerinin kendi yavrularinin isimlerini bile hatirlammamalari dogrulanmis oluyor.
Simdiye kadar bir seyler yapilmadi. yapilacak isleri bilenlerde yok olup gitmislerdi. ne olursunuz abilerimiz artik bir araya gelip köyumuz icin cocuklarimiz icin yaslilarimiz icin ne biliyorsaniz ne yapa biliyorsaniz hep birlikte yapalim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 21:43
|

HÜSEYİN ZADE HALİL BEY
4.MİLLİ ŞURA
1915 Sarıkamış Harekâtı’nın başarısızlıkla sonuçlanması, Aileyi üç parçaya ayırmıştır. Can güvenliği problemi nispeten az olan çocuklar, yaşlı bay ve bayanlar, Yoğunhasan Köyü’ndeki işleri yapabildikleri kadarı ile yapmak için Yoğunhasan’da kalmışlardır. Bir kısım gençler ise Gırnavuk’ta saklanarak bu gruba destek olmuşlardır. Aileyi, Rus ve Ermenilere karşı organize edenler içinde görünen Hüseyin Ağa, Ali Ağa, Halil Bey gibiler ise can güvenliği endişesi yaşadıklarından Balıklı Köyü’ne göçmüşlerdir. Diğer bir kısmı da Soğanlı Yaylası’nda Aileye ait hayvana bakmak için Soğanlı Yaylası’nı mekan tutmuşlardır.
Aile zor günler yaşamaktadır. Sarıkamış Harekatı’nda, Osmanlı tarafını alenen desteklemesi, Aileyi nerede ise yıkmıştır. Bir zamanlar Karakurt Bölgesine hükmeden Aile, şimdi, Ruslar tarafından aşağılanmakta, Ermeniler tarafından taciz edilmekte diğer yandan, Karakurt Bölgesinde yaşayan aşiretlerden ise eskisi kadar saygı görmemektedir. Üstelik sığıntı durumuna düşmüşlerdir. Manevi yönden yaşanan kayba ilave olarak, maddi yönden de her geçen gün, Aile, zenginliğini yitirmektedir. Bölgeyi Ruslaştırma politikası kapsamında, Ruslar ve dolaylı olarak Ermeniler aileye karşı baskı/yıldırma politikası uygulamaktadır. 1915 yılı bu şekilde geçmiş ve Aile, sel sefil olmuştur.
Halil Bey, Aile büyükleri ile Balıklı Köyünde sürgünde iken, o yıl abisi Muhammed’i kaybeder. Muhammed, saldatlar tarafından vurulmuştur.
Halil Bey, bu zor süre zarfında, aşiret köylerini, Ruslara ve Ermenilere karşı teşkilatlandırmaya ve kışkırtmaya devam etmiştir. Halit Bey ise Kars’ta bazı girişimlerde bulunarak, Ailenin tekrar Yoğunhasan Köyüne dönmesine müsaade edilmesine çalışmıştır. Ruslar, tam sınır bölgesinde, Hüseyin Ağanın üzerinde etkin olduğu aşiretlerle sorun yaşamak istemediklerinden olsa gerek, Ailenin köye dönüşüne bir yıl sonra, yani 1916 yılında müsaade etmişlerdir.
Savaşın, Ailenin aleyhine sonuçlanması, yöneticiliğinin elinden alınması, zorunlu olarak göç etmesi ve oğlunun öldürülmesi gibi nedenlerle Hüseyin Ağanın sağlığı bozulmuştur. Halit Bey, babasından boşalmış olan Karakurt Bölgesine Ruslar tarafından yerel yönetici olarak atanmıştır. İşte bu tarihlerden itibaren Halil Bey öne çıkmış ve Ailenin yeni lideri olmuştur. Ailenin genel isteği ve abisi Halit’in de kabul etmesi üzerine, dul yengesi Cevahir’i,Halit Bey ile evlendirmiştir. Bu evlilik sayesinde iki kardeş daha çok görüşecek, gelişen olayları şekillendirmeye çalışacaklardır. Aile yavaş yavaş yaralarını sarmaktadır.
Ancak, Aile tarihinde çokça olduğu gibi zaman, yeni olaylara gebedir.1917 yılı içinde hiç beklenmedik şekilde, önce Halit Beyin casusluk olayı ve ardından Kasım ayında Bolşevik ihtilalı patlak vermiştir. Halit Beyin suçlu bulunmasından sonra, Ruslar Yoğunhasan üzerinde psikolojik baskı uygulayıp, köyde var olan hayvanları alıp götürüyorlar. Halil Bey, bu dönemde, Rusların aradığı bir milis olup, dağ köylerinde saklanmaktadır. Ancak, 1917 yılı sonlarında, Rusların özellikle teşvik ettikleri Ermeni çetelerinin baskı ve zumlu Aile için yeni bir felaketin kapısını açmıştır. Bu sebeple Halil Bey, daha önce bir yıl kaldığı Ortakale Köyü’ne ailenin göç etmesine karar verir. Aile zorunlu olarak 1918 yılının Ocak ayında bir kez daha yollara düşer ve bu kez Ortakale Köyü’ne göç ederler. Mart ayına gelindiğinde Brest-Litovisk Antlaşması yapılmış ve Kars, Osmanlılara verilmiştir. Aynı günlerde, Ruslar, Kars’ı terk etmeden önce Halit Beyi asmışlardır. Halil Bey, bu gelişmeler olduğunda kaçak olduğundan dolayı, abisi Halit Beyin idamında ve cenazesinde bulunamaz.
Kardeşi Halit’in idamından sonra Halil Bey kendisini, beklide hiç fark etmeden Kurtuluş savaşının içinde bulur. Halil Bey, abisi Halit Beyin asıldığı günlerde, aşiretten topladığı gençlerle Hasankale tarafına geçer ve 9. Orduya katılır. Söz konusu 9. Ordu ile birlikte, yaklaşık bir ay önce abisi Halit Beyin asıldığı Kars’a, Nisan ayında girer. 9. Ordu Kumandanı Yakup Şevki Paşa’yla bu sefer sırasında tanışmıştır.
Kars’ın kurtuluşu ile birlikte Aile, Ortakale Köyünden, viraneye dönmüş Yoğunhasan köyüne, 1918 yılının baharında döner.
Brest-Litovisk Antlaşması’na göre, Temmuz 1918’de, yapılan halk oylamasında Kars halkı, Osmanlı Devleti’ne katılma kararı almış ve sonrasında, Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Bunu takiben Eylül 1918’de, Kars sancağı oluşturulmuştur. Sancak bünyesinde oluşturulan 65 nahiyeden biri Karakurt Nahiyesi olup, Halil Bey oluşturulan bu nahiyenin ilk yöneticisi olmuştur.
Halil Bey, nahiye yöneticiliğine daha yeni başlamışken, Osmanlı Ordusu, Kasım 1918’de Mondros Mütarekesi gereği Kars’ı terk ederek tekrar Hasankale hattına geri çekilmiştir. Bu beklenmedik gelişme, Karakurt ahalisini ve Aileyi yeni çıkmazlarla yüz yüze bırakmıştır. Tam bir belirsizlik olup, üstelik Ermeniler, olayları yeniden tırmandırmaya başlamışlardır. Osmanlı tarafından nahiye yöneticisi olarak atanan Halil Bey’in yöneticiliği, Osmanlının çekilmesi ile havada kalmıştır.
Gelişmelere bağlı olarak, Kasım ayı içerisinde, Kars’ta, “Kars İslam Şurası” adı altında geçici bir yerli idare kurulmuştur. Daha sonra, halk arasında Milli Şura olarak isimlendirilen bu teşkilat, çeşitli şubeler açarak, halkı silahlandırarak bölgeyi Ermeni kıyımına karşı korumaya başlamıştır. Halil Bey bu teşkilat ile yakın çalışma içinde olup, uzun süre milis olarak yaşadığı Ortakale Köyünde, kendisinden benzeri bir şubenin kurulması istenir. Kars’tan geleler ile aşiret liderlerinin katılımı ile milli Şura şubesi kurulur. Kurulan şubenin kurucuları arasında, Halil Bey’in yanı sıra, Kars Milli Şurası'nda Hariciye mümessili olarak görev alan Piroğlu Fahrettin (Erdoğan) Bey ile Sarıkamış’ın son kurtuluşunda kaymakam olan Hamamlı’lı Bekir Bey de vardır.
Kars’ta kurulmuş olan yerel yönetimi İngilizler Nisan 1919’da dağıtırlar ve bu bölgeyi Ermenilere bırakırlar. Bu gelişmeler neticesi, tam bir kargaşa ortamı oluşmuş ve bundan Karakurt bölgesi de nasibini almıştır. Aile tekrar meşakkatli günler yaşamaktadır. Yine bu tarihlerde, Hüseyin Ağa, oğlunun asılması, yaşlılık ve hastalığın etkisiyle Allahın rahmetine kavuşmuştur. Bu zor günlerde Halil Beyin yanında iki kişi vardır; amcası Ali Ağa ve küçük kardeşi Abbas Bey.
Halil Bey köyden uzak bir halde olayları yönlendirmeye, Aileyi bu belalı durumdan en az zararla çıkarmanın yol ve yöntemlerini aramaktadır. Ne var ki, olaylar istediği gibi gelişmemektedir. 1920 yılının bahar aylarında karların erimesiyle, Ermeni çeteleri, Yoğunhasan Köyü’nde yaşayanlara baskı uygulamaya başlarlar. Ailenin karşı koyma gücü olmadığından, can güvenliği olmayan gençler Gırnavuk tarafında saklanırlar. Ancak, Karapınar Köyü’nde yaşayan Ermeniler, yakında dışarıdan gelecek Ermenilerle birlikte Yoğunhasan Köyü’nü basıp tüm Aileyi öldüreceklerini söylemektedirler. Çevrede yaşanan benzer olaylar Aileyi iyice tedirgin etmeye başlamıştır. Bu nedenle Ailenin bir an önce daha güvenli bir yere götürülmesi gerekmiştir.
Halil Bey, en güvenli bölgenin, daha önce defalarca gidip geldiği ve Osmanlı tarafında yer alan Tortan Köyü’nün olduğuna karar verir. Bu karar kapsamında Aile, Hasankale’nin Tortan Köyü’ne göç etmek üzere acele ile yeniden yola düzülürler. Şartlar müsait olmadığından, İsa Efendinin sakat olan Samet adlı çocuğu götürülmemiştir. Ermeniler, Yoğunhasan’a vardıklarında, bu çocuğu öldürürler. Evleri yakıp ve yıkarlar. Ermenilerin bir kısmı, yolda olan Ailenin peşine düşerler. Süleyman Ağanın oğlu Bayram (Beyro), Ailenin yola devam etmesini ister. Tuttuğu mevkiden gelen Ermenilere atışa başlar. İyi bir nişancı olan Bayram Ağa, her atışta bir Ermeniyi vuruyor. Ermeniler baş edemeyeceklerini anlayınca, takipten vazgeçerler. Aile zorlu bir yolculuktan sonra, akrabaların da yaşadığı Tortan Köyü’ne varır.
...
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MAHMUT KARAKURT
Yer:
Kars
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 19:23
|
SLM AMCA OĞULLARI BEN MAHMUT SİTE GERÇEKTEN GÜZEL OLMUŞ HAZIRLAYANLARIN ELİNE SAĞLIK...ÇOK BEĞENDİK SİTEYİ  ...UMARIM HEP BÖYLE GÜZEL KALIR
______________________________________
SELCUK
Mahmut kardes bizde bir kac tane Mahmut oldugundan, kendini biraz tanitsan iyi olur.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
mitat karakurt
Yer:
Ankara
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 18:59
|
selamlar amca çocukları siteniz güzel olmuş ellerinize sağlık yalnız bazı eksikleriniz var.eksiklerinizde şunlardır karakurt soyadını taşıyan herkes kardeştir...siteyi kim hazırladıysa ellerine sağlık belki tanımazsınız yazayım BEN ANKARADAN MİTAT KARAKURT...
______________________________________
SELCUK KARAKURT
Mitat abi sende aramiza hos geldin. Elbette seni taniyoruz. Suleyman amcanin oglusun birde benim yasitim sayilan bir kardesin vardi Sayim onada selamlar. Karakurt soyadini tasiyan herkes zaten akraba kardestirler bunun aksisini söyliyen yok. sana elestirim aylardir arkadaslarin katkilariyla bir seyler yapiyoruz. sen siteye girmeden eksiklik var diyorsun. önce biraz katki yap sonra eksiklikleri görmek hakkin olur. selamlarimi sunuyorum insallah bundan böyle beraber oluruz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 15:22
|
SENACIĞIM,
ONURLANDIRICI İFADE TARZIN İLE YAPMIŞ OLDUĞUN İLTİFATA TEŞEKKÜR EDERİM.
GEÇMİŞTE YAŞAMIŞ VE HALEN YAŞAYAN ÇOCUKLAR İÇİN, SENİN DE BELİTTİĞİN GİBİ ÇOK ŞEYLER YAZILABİLİR. MAALESEF BEĞENSEKTE BEĞENMESEKTE BU BİZİM GERÇEĞİMİZ. İMKAN OLURSA ARA SIRA BU KONUDA YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM. YİNE BELİRTTİĞİN GİBİ BU ZORLU YOLCULUĞU AZ ZAYİATLA BİTİRİP, DEĞİŞİK ALANLARDA BÜYÜK BAŞARILARA ULAŞANLARIMIZ HİÇ DE AZ DEĞİL. İNŞALLAH DERNEK VASITASIYLA YAPACAĞINIZ ÇALIŞMALARLA BU SAYI DAHA DA ARTAR.
YAZMIŞ İKEN YEĞENİM SELVİ’YE SEVGİLERİMİ GÖNDEREYİM. NEDE OLSA GELECEĞİMİZ ONLARDA.
SELAM VE SEVGİLERİMLE.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
M. SENA KAPU
Yer:
Diğer
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 12:25
|

BU SİTEYE YAZI YAZMASI İÇİN ISRARCI OLDĞUM MUHSİN ABİ'NİN G.G. MARQUEZ'İN OLAĞANÜSTÜ GERÇEKLİK TADINDA "OTLAYAN ÇOCUKLAR" YAZISINI OKUYUNCA İYİKİ BU İŞTE BİRAZCIK KATKIM OLMUŞ DİYE SEVİNİYORUM. BANA GÖRE YAZARLIK YÖNÜ BÜROKRATLIĞINI BİR HAYLİ AŞMIŞ. İLTİFAT OLARAK SÖYLEMİYORUM AMA İÇİMİZDEN HİÇ KİMSENİN BÖYLESİNE USTALIKLI ANLATIM VE YAZIYA AKTARIM GÜCÜNE HENÜZ RASTLAMADIM.
ÇOCUKLUKTAN BAHSEDİLİNCE MUHSİN ABİ YALNIZCA BİR YÖNÜ İLE ANLATMIŞ ANCAK DAHA ANLATACAK NELER NELER VAR. EDEBİ OLMASADA BİRKAÇINI DA BEN YAZAYIM
HERŞEYDEN ÖNCE BİZİM ORALARDA; SİMDİLERDE TÜM PEDAGOGLARIN ÇOCUK YETİŞİRMEDE EN ÖNEMLİ UNSUR SAYDIĞI "SEVGİ" YOKTUR. İÇİNDE BÖYLE BİR SEVGİ OLSA DA; BENİM ÇOCUKLUĞUMDA ÇOCUĞUNU ALENİ SEVEN HİÇ BİR ANA BABA GÖRMEDİM. BIRAKIN SEVMEYİ BUNU YAPAN AYIPLANIRDI. ANLAYACAĞINIZ HEPİMİZ ANA BABA SEVGİSİ GÖRMEDEN BÜYÜDÜK. ÇOCUKLAR ANCAK BABAANNELER TARAFINDAN SEVİLİRDİ O DA GELİNE KÖTÜLÜK OLMASI NİYETİNE...BELKİDE ORTA YAŞI GEÇEN İNSANLAR OLMAMIZA RAĞMEN YAŞADIĞIMIZ SIKINTILARIN BAZILARINDA BU ORTAMDA BÜYÜMENİN DE ETKİSİ VARDIR. ÖRNEĞİN BEN 9 YAŞINDA OLAN KIZIMI DOĞRU DÜRÜST SEVMEYİ BECEREMİYORUM.
BAŞKA BİR DERTTE SAĞLIK SORUNUYDU. ÇOCUKLARIN ÇOĞUNUN DOĞUM TARİHİ BİLİNMEZ. HER DOĞAN ÇOCUĞUN YAŞAMASI DİYE BİR ŞEY SÖZKONUSU DEĞİLDİR. BU NEDENLE NEREDEYSE 12 YAŞINA KADAR BEKLENİR DAHA SONRA NÜFUSA KAYDEDİLİRDİK. EVRİM TEORİSİNİN LABORATUVARI GİBİ ANCAK DOĞAL SELEKSİYONDAN GEÇENLERİN HAYATTA KALMA ŞANSI VARDI. EN BASİT SALGIN HASTALIK KÖYDEN EN AZ 20 ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNE NEDEN OLURDU. ÖRNEĞİN :1979 YILINDA LİSEDEN MEZUN OLUP KÖYE DÖNDÜM. O KIŞ ELİ KAZMA TUTAN KÖYÜN GENCİ OLARAK 10 GÜN İÇİNDE 16 ÇOCUK MEZARI KAZIDIM. BÜ ÖLÜMLERİN NEDENİ DE BOĞMACA İDİ. ŞİMDİ SORSAN HİÇ BİR ANA BABA O YIL ÖLEN ÇOCUĞUNUN NE ADINI NEDE CİNSİYETİNİ ASLA HATIRLAMAZ. BU YAŞAMIN BİZE KAZANDIRIĞI İYİ BİRŞEY BU BARİRELERİ ATLATAN SAĞLAM BİR VUCUTDA SAHİP OLMAKTI. AKSİ TAKDİRDE EN BASİT BİR HASTALIKTA ÖLMEK TE VARDI. ÇOCUKLAR HELE KIZLAR ASLA DOKTORA GÖTÜRÜLMEZ YAŞARSA SANSINA YAŞAMAZSA ALLAH ALDI ANA BABA YENİSİNİ YAPSINLAR DENİLİRDİ.ANLAYACAĞINIZ ÇOCUKLARIN DEĞERİ BİR KEÇİ KADAR BİLE YOKTU.
EVİ ÇEŞMEYE YAKIN OLMAYANLARIN EN BÜYÜK SIKINTILARINDAN BİRİSİDE YIKANMAKTI. BİT YOKTU AMA PİRELER ORGANİZMANIN DOĞAL BİR PARÇASI GİBİYDİLER. KİMSE PİRE ISIRIĞINDAN ETKİLENMİYORDU BİLE... BEN HARMAN TOZUNDAN DOLAYI MÜTHİŞ KAŞINIYONRUM. ANNEM "HARMAN BİTSİN YIKANIRSIN GEÇER" DİYORDU. BUNUN ANLAMI 1 AY BANYO YAPMAMAK DEMEKTİ.
BİRDE DİL SORUNU VARKİ ZÜLFÜ YARE DOKUNSADA YAZACAĞIM. OKULA BAŞLAYINCA BİR ARABA SOPA YİYEREK ANCAK ÖĞRETMENİN DEDİĞİNİ ANLAYABİLİYORDUK. ORTAOKULA GİDİNCE BİR SÜRÜ ALAY HAKARET ONLARA HİÇ DEĞİNMEYEYİM... BEN HALA ŞAŞIYORUM BİZİM KÖYDEKİ İLKOKULDAN MEZUN OLUP SARIKAMIŞ LİSESİNİ BİRİNCİLİKLE BİTİRENLERE.( BU ARADA RAHMETLİ FAHRETTİN ABİYİ VE KÖYDEKİ ÇOCUKLARIN OKUL ANLAMINDA İDOLÜ OLAN MUHİTTİN ABİYİ DE ANMALIYIM )
İŞTE BÖYLE BİR SÜRÜ ÇİLE VE İZDIRAPLA GEÇEN ANCAK YUSUF'UN ŞİİRLE İFADE ETTİĞİ GİBİ AH KEŞKE YENİDEN YAŞANMASINI ARZU ETTİĞİMİZ ÇOCUKLUĞUMUZ...
ÖTE YANDAN HALA UTANMAZ BİR İKİ YUZLULUKLE "ON YILDA ON MİLYON GENÇ YARATTIK HER YAŞTAN" TERANELERİNİ OKUYANLAR...
SELAM VE SEVGİ İLE KALIN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yusuf KARAKURT
Yer:
Muğla
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 11:20
|

Mesaj Sahibi: MUHSİN KARAKURT
BU ELEŞTİRİME KATILIRSINIZ KATILMAZSINIZ SAYGI DUYARIM. BENİM TEK İSTEDİĞİM İNTERNET ORTAMINDA BULAMAYACAĞIMIZ BİLGİLERİ, YANİ BİZE MAHSUSU OLAN, SADECE BİZDE OLAN HABER, DEDİKODU, GELEÇEĞE İLİŞKİN DÜŞÜNCELER, BİZE AİT ESPRİLER, DERNEK ÇALIŞMALARI, BİZİM SAĞLIĞIMIZ, BİZİM TİCARETİMİZ, BİZİM KÖYÜMÜZ KISACA BİZE AİT OLANLARIN DİLE GETİRİLMESİ.
SELAM VE SEVGİLERİMLE.
|
|
|
Merhaba Muhsin Abi,
İlk olarak ben bir şeyler yazayım. söylediklerinin çoğunluğuna katılmakla birlikte,
Forum kısmı ilk zamanlar çok boştu köy ile ilgili bir kaç bilgi dışında hiç bir şey bulamıyorduk. derken insanların değişik şeylerle meşgul olabilmeleri farklı çeşitli bilgileri bir araya toplama insanların ilgilerini uyandırmak internete girilecekse bizim siteye girilsin amacından hareketle, Site nin forum ksmına çeşitlilik adına olsun yada kaynaşma amaçlı olsun farklı konular üzerinde tartışmalar yapmak adına güzel olur düşüncesiyle çeşitlilik yaptık.
Bilgileri yüklerken planlı ve bir sitematik içerisinde yapmadığımızdan yoğunluk olarak artış gösterdi dolayısı ile dediğiniz gibi bilgi kirliliği oluştu gördüğüm kadarı ile okuma ve yorumlama alışkanlığımızda yok, dolayısı ile
anladımki sindire sindire ve azar azar ilaveler yapmak daha makul olacakmış
Bu özeleştirimi yapıyor ve Herkesin Muhsin abinin dediklerine kulak vermesini rica ediyorum.
sealmlarımla
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
05 Mart 2008, Çarşamba 10:17
|
Muhsin abinin baslatigi, yasadiklarimizi paylasmak yazilarina, MUHITTIN abidende güzel bir katki geldi ve gelecekte. Her kesin kendisini bir yerlerinde buldugu bu tür yazilari herkesten bekliyoruz. Özelikle Turgutludaki Ibrahim abimizdende o duygu dolu anlatimiyla karapinarda yasadiklarimiza dair yazilar bekliyoruz.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|