| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 12:22
|
YAHYA BEY SEVGİLİ HOCAM
O BAKIŞ SİZİN ÜSTÜNLÜĞÜNÜZ CANIM BENİM AYHAN HOCA SANA DAHA ÇOK MİNNETTARDIR ÇÜNKÜ BENİM CANIM ÖĞRENCİLERİMLE BULUŞMAMI SAĞLADINIZCAN DOSTLARIMLA GÖRÜŞTÜRDÜNÜZ BEN DAHA ÇOK ONUR DUYDUM VE SEVİNDİM İNANKİ GÖZLERİNDEN ÖPERİM HOCA HANIMADA SEVGİLERİMİ İLETİRSEN SEVİNİRİM YEĞENİMİDE BENİM İÇİN ÖP
AYHAN DÖŞKAYA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KENAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 12:03
|
SEVGİLİ CAN DOSTUM ARKADAŞI SELÇUK NERELERDESİN SENİ ÇOK ÖZLEDİK SİTEDE SENİN YAZILARINI GÖRMEYİNCE EKSİKLİK HİSEDİYORUZ BÖYLE BİR HAKIN YOK BİLESİN AYHAN HOCA DÖRT GÜNDÜR BİZİMLE BİZLERİ 1980 LERE GÖTÜRDÜ İNANIRMISIN O DÖNEMLERE AİT FOTGRAFLARIMIZI GETİRMİŞ ANILARI TAZELEDİK O GÜNLERİ YAŞADIK DUYGULANDIK HÜZÜNLENDİK SENİ KONUŞTUK TUFAN DÜN GECE ARAMIŞTI ONUNLA KONUŞTUK ŞUANDA ÇOK YOĞUN DUYGULAR YAŞIYORUZ KENDİNE İYİ BAK ALMANYA GURUBUNA SELAMLAR.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KENAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 11:55
|
SEVGİLİ MÜHİTTİN ABİ BİZLERDE SENİ ÇOK SEVİYORUZ KÖYÜMÜZÜN YETİŞTİRDİĞİ EN GÜÇLÜ KAREKTER,DEĞERLERDEN BİRİSİNİZ SENİNLE NEKADAR GURUR DUYSAK AZDIR DÖRT GÜNDÜR AYHAN HOCAM MİSAFİRİMDİR HEP SEN KONUŞTUK ANDIK O DOYUMSUZ YAZILARINI OKUDUKÇA DAHA MUTLU OLUYORUM BELKİ SENİNLE SOHBET ETME FIRSATI BULAMADIK AMA EN KISA ZAMANDA BULUŞMAK DİLEĞİYLE KENDİNE İYİ BAK SEVGİYLE KAL.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yahya KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 11:46
|
Sevgili site dostları ...
Recep abinin galasında tanıştığım ve hayatım boyunca unutamayacağım o gönül dostu, baba öğretmen Ayhan DAŞKAYA hocanın ne kadar içten ne kadar samimi olduğunu gördüm. Sizlere Ayhan hocanın Sarıkamış'la ilgili yapmış olduğu çalışmaları sergileyen bir yazısını paylaşmak istedim.
http://img217.imageshack.us/img217/5983/s7301069ag5.jpg
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
cafer karakurt
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 11:40
|
sevgili murat efendi öncelikle yeni görevinde basarilar dilerim.Yurt disina görevli olarak ciktigina cok sevindim.Darisi bizim halilin basina diyelim.insallah basariyla muaffak olursun.Bu görevi en iyi sekilde degerlendirecegine inaniyorum.Insallah ölcülü ailene en az senin kadar deger veren biriyle evlenirsin.nasil erzurumla avusturalyanin arasindaki fark nedir.Haaa bu arada akrabanin uzak veya yakin degilde hayirlisi diye nitelesek sanirim daha iyi olmazmi ?En azindan insanlara iyilikle yaklasmakta yarar var.Kimseyi katagorize etmeden belli alanda kabul etmekte her zaman yarar var.Seni elestirmek amaciyla yazmadim,hepimizin bir öz elestiri yapmasi gerekmezmi ne dersin haksizmiyim.SEVGILER SELAMLAR DADAS MURAT EFENDI
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KENAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 11:18
|
SEVGİLİ RECEP ARKADAŞIM BENİM YAZDIĞIM YAZIDA SENİ SUÇLAMADIM KUYTU BİR YERDEDE OTURDUĞUMADA RAHATSIZLIK DUYMADIM GECEYİ TERKETMEMEMİN SEBEBİDE SANA VE AYHAN HOCAYA SAYGISIZLIK OLURDU DİYE GECEDEN AYRILMADIM BU BENİM SÖYLEDİKLERİMİ ABİN İHSANA SORARSAN SANA AÇIKLAMASINI EN İYİ O YAPAR ÇÜNKÜ ODA BİZİM MASADAYDI GARSONUN SÖYLEDİKLERİNİ TEKRAR EDEİYORUM SAYIN RECEP ARKADAŞ RECEP BEYİN KESİN TALİMATI DAVETİYESİZ KİMSEYE YEMEK VERİLMİYECEK BU BENİ ÇOK ÜZDÜ BURDADA SENİ SUÇLAYICI HİÇ BİR DÜŞÜNCEM OLMAMIŞTIR B YAPARIM EN SADECE ORGAZİSİYONU YAPAN KİŞİLERİ ELEŞTİRDİM BEN SENİN O MUTLU GÜNÜNDEDE KALKIP RECEP BEY BİZE ŞU BU MUAMELEYE MARUZ KALDIK DİYECEK KADARDA DÜŞÜNCESİZ DEĞİLİM SENİ TEBRİK ETİM TABİKİ ELEŞTİRİMİDE YAPARIM EĞER MENEJERİN SANA BÖYLE BİR KONU YOK DİYOSA ABİNE SORARSIN O SANA ANLATIR YADA AYHAN HOCAYA SORARSIN SEVGİLİ RECEP AMAÇ SENİ KÖTÜLEMEK DEĞİLDİR BİR DAHA BÖYE ORGANİZİSİYONLARDA BÖYLE ŞEYLER YAŞAMAMAKTIR AMAÇ BUDUR İNANIYORUMKİ BENİ ANLAMIŞSINDIR.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 09:27
|
saygıdeğer muhittin bey
Rahmetli osman sinik amca veve sizin köden o zaman üst düzey bir komutanvarmış bunar babamın asker arkadaşlarıydı ve babam derdiki oğlum bunlar saygılı aile dir rahmetli osman amcayla çok güzel sohbet ederlerdi bu saygı ve sevgi sizin sanırım yapnızda varmış hem ben öyle duydum hemde babam böyle demişti
saygı ve sevgilerimle onlarıda rahmetle anmış olalım
AYHAN DÖŞKAYA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Recep ERGÜL
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 01:21
|

AKLIMDA VE DAMAĞIMDA KALANLAR…
Neşe Doster
Sizin hiç beş saat boyunca ülkemizin her yanını türkü tadında gezdiğiniz oldu mu?
Sizin hiç beş saat boyunca ulaşılmaz bir ilgi, özveri ve sevecenlikle sizi kucaklayan bir ekibiniz oldu mu?
Sizin hiç beş saat boyunca gündüzler, geceler, hüzünler öfkeler, isyanlar sevinçler, gözyaşları, kahkahalar özetle duygusal dalgalanmalar arasında müziğin o kendine has tınısıyla gidip geldiğiniz oldu mu?
Sizin hiç güzelim geçmişinizi alıp, sazla, sözle, tınıyla sarıp sarmalayarak önünüze bir şölen tadında koyan bir dostunuz oldu mu?
Sizin hiç hem günümüzün ustalarını, hem de geleceğin usta adaylarını aynı sıcaklıkla bağrına basıp, mikrofona davet eden bir sanatçı dostunuz oldu mu?
Sizin hiç bin kişilik salonu ağzına kadar ve coşkuyla dolduran dostlarınız, arkadaşlarınız, hemşerileriniz ve sizi gönülden destekleyen sanatçı yoldaşlarınız oldu mu?
Benim olmadı! Ama ben tanık oldum. Bana yapılmış kadar da sevindim ve onurlandım. Kendime yapılmış, adıma düzenlenmiş gibi sevindim.
Bunu, bu başarıyı ve o geceyi öncelikle hemşerilerimle sonra da tüm türkü dostları ve müzik tutkunlarıyla paylaşıyorum.
Recep Ergül, bu alanda önemli ve doğru bir örnektir.
Onu o gecede yalnız bırakmayan ve bağırlarından çıkmış bu genç ustayı bağırlarına basan hemşerileri zaten kanıtladılar.
Recep Ergül, alanında sevilen ve aranan bir ustadır.
Bunu o gecede onu yalnız bırakmayan sanatçı dostları ve arkadaşları zaten kanıtladılar.
Recep Ergül, kendi sıcaklığıyla, kendi düzeyli dostluk ilişkileriyle ve tevazuuyla doldurduğu salonda bilgisini, kültürünü, usta konuşmacılığını, çalışma azmini ortaya koyarak bunu hak ettiğini bir kez daha ispat etti.
GELELİM GÖZLEMLERİMİZE…
Recep Ergül, sabırla ördüğü, titizlikle yürüdüğü bu ince ve uzun yolun sonunda hazırladığı son albümüyle de “helal olsun” dedirtti. Her parçasıyla, her yorumuyla salonla bütünleşti, salonu dolduranları ateşledi, konuklarını ülkeden ülkeye, yöreden yöreye, sazıyla, sesiyle, sözüyle dolaştırdı ve sonunda da bu kadar da olmaz ki dedirterek tam 12’ den vurdu.
Ben o gecede gördüklerimi, yaşadıklarımı, tanık olduklarımı sizin kulağınıza fısıldıyor, emeği geçenlere de teşekkür ediyorum.
İster duyun ister duymayın!
16 Mayıs akşamı bizi 12’den vuran bir gece yaşadık.
Bir türkü ustasının, bir özel hemşerinin, bir saz sanatçısının, bir radyo programcısının bizi, hepimizi tutsak aldığı bir gece yaşadık. Söze nasıl başlayıp, lafın neresinden tutayım bilmem ki?
Sevginin, paylaşmanın, dayanışmanın harman olduğu salondan mı başlayalım?
Ne zaman aklımıza gelse içimizi de, yüreğimizi de ısıtan dostumuzun o sıcak ve vefa dolu kimliğinden mi söz edelim?
Seçtiği eserlerin, seslendirdiği parçaların bestecisinden, güfte yazarına, makamından formuna, usulünden tekniğine, enstrümanların uyumundan ekibin ahengine her alanda ki emeğini mi dillendirelim?
Günlerdir ne kadar uyuduğu bilinmeyen bir ekibin hiç yorulmadan hala ve büyük bir içtenlikle sergilediği konukseverliği mi övelim?
3 yaşındaki oğlu Ilgaz Ergül’ün bir büyük adam edasıyla babasının bu özel gününde annesine eşlik, konuklara ev sahipliği edişindeki olgunluğa (daha doğrusu babasının oğlu olduğuna) mı dikkat çekelim?
Yer yer çığlığa benzeyen parçalarıyla, yer yer göndermeleriyle, yer yer anlamlı mesajlarıyla geldiğimiz ve götürüldüğümüz yerin altını çizen her biri birbirinden usta sanatçı dostlarının Recep Ergül’ü tanımlayan sözlerindeki içtenliği mi dile getirelim?
Cadı kazanlarının fokurdadığı, başka ilişkilerin ve başka meziyetlerin geçerli olduğu bu alanda, insan, emek ve yeteneğin un ufak olduğu bir piyasada kendine çizdiği yoldan, kendini adadığı inançtan, hedeflediği ve ardından koştuğu tutkularından ödün vermeden yürüyen bu genç hemşerimizin başarısıyla mı gururlanalım?
Yoksa birazda işin arka planına mı bakalım?
Geceler boyu çekilen uykusuzluğun, ikinci plana atılan özel yaşamın, hayatın pek çok nimetini göz ardı etmenin yükünü mü anlatalım?
Hemşeri, dost, arkadaş, çağrılarına dur durak demeden koşan, sosyal sorumluluk projelerine karşılıksız omuz veren, söylediği her söze yöresel bir anlam da yükleyen bu genç sanatçımızın bu kadar erken yaşta yakaladığı başarıdan kendimize hemşerilik ortak paydasından girerek payeler mi çıkaralım?
Yoksa büyük kitlelerce anlaşılmış ve benimsenmiş olmasının sevincini mi yaşayalım?
İyisi mi kendisini ağız dolusu tebrik edelim. Şiddetli kıskançlıkların etkin olduğu bu alanda geldiği noktayı onun müthiş sabrına, denge ve azmine, dayanma gücüne, güler yüzlü çalışma temposuna, kişisel ilişkilerdeki zarafet ve centilmenliğine bağlayalım.
Her şeyin kiloyla, gramla tartıldığı, alınıp satıldığı dünyamızda ve bizim sanat anlayışımızda bu tür özelliklerin pek yeri ve geçerliliği olmasa da, memleket toprağımızdan yetişen ve memleketimizi kucaklayan bu aydınlık yüzlü hemşerimizin yaratıcılığına ve genç olmasına rağmen oturttuğu olgun kişiliğiyle kıvanalım.
Ve kendisine merak ettiğimiz bir soru yöneltelim!
Yorulmak bilmeyen bir ekibin, her biri birbirinden usta sanatçı dostların ve hemşeri duyarlılığının omuz verdiği ve katkı sunduğu bu sanat şöleninde, bu emek ve sevgi kokan sıcak buluşma ve kucaklaşmada her şey istediğiniz gibi oldu mu?
Salondan yükselen alkışlara, barkovizyona yansıyan beğeni dolu yüz ifadelerine, ilerleyen saate rağmen gitmek istemeyenlerin çokluğuna ve her yerden koşup gelenlerin yoğunluğuna bakılırsa evet.
Hem de kocaman bir evet…
Bir çay ustası ve tiryakisi olduğunu bildiğim Recep Ergül, sadece iyi çay demleyen değil, sözde demleyen ustalığıyla, sadece kulağa değil, göze de hitap eden giysi seçimi ve fizik görüntüsüyle de göz doldurduğuna göre evet.
Dinleyiciye saygıyı esas alan çok geniş araştırmalarıyla, kültür birikimini de kattığı yorumlarıyla da dikkat çektiğine göre evet.
Unutulmuş, göz ardı edilmiş parçaları, unutulan eski saz ve söz ustalarını vefa kokan bir duyarlılıkla bulup çıkarıp, sarıp sarmaladığı için evet.
Tüm bu yazdıklarım sadece o gecenin değil, Recep Ergül’ü tanıdığım ilk günden beri hissettiklerimdir.
O gece bir kez daha izledim, tanık oldum, gördüm, hissettim, iliklerime dek titredim.
Ve kendime şu soruyu sordum?
İyi bir sanatçı mı? Evet.
İyi bir hemşeri mi? Evet.
Ben ikisine de kefilim…
İnanmayan sorup öğrenir…
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Recep ERGÜL
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 01:17
|

3 kişinin beklentisi değil de birazda gelinen gecenin içeriğinden bahsedilmesini isterdim,Sizin yapamadığınızı Gazeteci Yazar Neşe DOSTER yapmış,paylaşmak istedim.
BU BİR REKLÂM DEĞİL, PAYLAŞMADIR…
Neşe Doster
Başarıları görmezden, bilmezden gelmenin tavan yaptığı günümüzde, sosyal sorumluluk projelerine omuz vermenin birkaç sivil toplum örgütü ve bir-iki yardımsever kişiye yüklendiği ülkemizde yüzümüzde güller açtıran iki etkinliğin konuğu ve konuşmacısı idik bu hafta…
İlki 19 kuaför salonu ve 200 personeli olan Ali Gür’ün, Ağrı’nın Baloluk köyüne bir ana sınıfı yapması ve üniversitede okuyan 13 kız öğrencinin eğitim masraflarını üstlenerek kendi sektöründe bir ilke imza atmasıydı.
ÇYDD’nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu adımların arkasındaki imzayı kutlamak ve diğer kurumlara örnek olmasını dilemek boynumuzun borcudur, bu özel adımlar karşısında da boynumuz kıldan incedir…
Gelelim ikincisine. Recep Ergül, iklimimizden çıkan, dar eleklerden geçip alta süzülmeyi başaran, geleneksel halk müziğindeki ustalığını her düzlemde kanıtlayan bir hemşerimiz. Müzikseverlerin, türkü dostlarının, Yön FM dinleyicilerinin yakından tanıyıp bildiği bir isim.
Şiddetli kıskançlıkların “kol gezip, kol kestiği” bir alanda, geniş hacimli sesi, kültür birikimi, müthiş çalışma temposu, bilinçli ve akıllı seçimleri, büyük emekle hazırlayıp sunduğu radyo programlarıyla öne çıkan ve bunu da hak eden bir isim.
Sanatçı, “Bir Türküdür Yaşamak, Bir Beyaz Ölüm, Rengahenk Türküler” adlı çalışmalarından sonra “İçimde Sakladığım” adlı son albümünde de bir türkü ustasının sazıyla, sözüyle, tınısıyla ve her yörenin hakkını vererek okuduğu birbirinden güzel parçalarıyla buluşturdu sevenlerini.
Kuşkusuz ki işin sanatsal boyutunu değerlendirmek bizim boyumuzu ve boyutlarımızı aşar. O nedenle onu işin uzmanlarına bırakıyor anladığımızla yetinip, bizi çok etkileyen yanıyla meşgul olmak istiyoruz. Efendim! Recep Ergül, bir sanat şöleni çerçevesinde düzenlediği son albümünün tanıtım gecesinde bin kişilik salonu dolduran tüm dostlarına bir çağrıda bulunarak, çiçek yerine Kars Vakfı’na bağış talebinde bulunmuş ve toplanan parayla da 20 öğrencinin eğitim masrafını üstlenmiştir.
Ben bu köşeden sosyal sorumluluk sahibi bu iki dostumu, alanlarında usta olan bu iki insanı attıkları bu aydınlık adımlar için kutluyorum. İş bir yetenekse bunu sunma ve paylaşma biçimi bir özelliktir, bir farklılıktır diyorum. Haksız mıyım?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Recep ERGÜL
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mayıs 2008, Pazartesi 01:12
|

Muhittin abi ve Kenan'ın dikkatine!
Bu eleştirilerle 2.kez ve haksız olarak karşılaşıyorum(Daha önce de Esenyurt'da Konserime geldikleri için Teşekkür beklenmişti).
Çok Saygı duyduğum ve duymaya devam edeceğim Muhittin Abi'ye Davetiyesini haftalar öncesinden göndermiş,gelip gelmeyeceğine dair bir bilgi bile alamamıştım.Kenan arkadaşımın ise geleceğini Ayhan Hoca'dan öğrenmiş,Yahya Hoca'nın geleceğini ise bizzati kendisinin araması üzerine öğrenmiş ve Her ikisi adına da Davetiye bırakmış,benim akrabalarım olan Muhittin Abi,Kenan ve Yahya ile ilgilenilmesini özellikle rica etmiştim.
Konuğum olan Ayhan Hoca ise herkesten önce geldiği için Abime emanet edip Provaya gitmiştim.
Benim Akrabalarım dışında,herkesin memnun kaldığı bu Organizasyonda,her organizasyonda yaşanılabilecek çeşitli aksaklıklar mutlaka olmuştur.
Benim adıma bu etkinliği gerçekleştiren Organizasyon Şirketi,Gecenin sonunda bana genel Raporu sunduğunda bir sorun gözükmüyordu,Muhittin abiyi Gece de görmedim ve gelmemiştir diye düşündüm.Kenan ve Yahya Hoca çıkarken bana birşey söylemediler.
Ancak bugün (18 Mayıs Pazar)akşamüstü Abimden aldığım bilgiye göre Muhittin Abi geceyi protesto edip ayrılmış diye öğrendim ve ilk iş olarak Muhittin abi'yi aradım ancak telefonuma cevap vermedi.
Muhittin Abi'ye ulaşamayınca Organizasyonu gerçekleştiren arkadaşları arayıp bilgi istedim.
Muhittin Abi Geceye tek başına katıldığından ve masasına kimseyi istemediğinden dolayı bir sorun yaşandığını üzülerek öğrendim.Kenan ve Yahya Hoca için ise bir sorunun sözkonusu olmadığını ve Davetiyelerinin takdim edilerek misafir edildiklerini öğrendim.
Olabilecek bir aksaklığa karşı sahneye çıktığım saate kadar (22.00) telefonum açıktı.Ne Muhittin Abi,Ne Kenan ne de Yahya Hoca beni aramadılar.Aramış olsalar Onları başımın üstünde de ağırlardım.Fakat burada amaç Bağcıyı dövmek olduğu için bu siteye yazarak sorunlar benden kaynaklanmış hissi verdiler.
16 Mayıs Cuma Akşamı gerçekleşen Organizasyona 1135 kişi katıldı ve bunların yarıdan fazlası benim dostlarımdı. Muğla,Şanlıurfa,Aydın,Eskişehir,Ankara ve İzmirden gelen dostlarımla bile 10 dk ayak üstü görüşemedim.Buna rağmen sorun yapmadılar ve içlerinde yer bulamayan,oturamayanlar olduğunu öğrendim.Kendilerini aradığımda ''Biz senin için geldik,ev sahibi sayılırız'' cevabını aldım ve aynı şeyi akrabalarımdan da beklerdim.
Aslında olaylara çok farklı baktığımız için bu durumda ne söyleyeceğimi bilmiyorum ama Muhittin Abi,Kenan ve Yahya şunu iyi bilsin ki onlara Saygısızlık yapmış birileri varsa Yarın tespit edip iş ilişkimi keseceğim.
Recep Ergül'ün saygısız bir insan olmayacağını,Muhittin Karakurt gecenin sonuna kadar bekleyip kendisini tanımak isteseydi o da görecekti.
BEN OLSAM NE YAPARDIM?
Önce gider akrabamı görür ve nasıl yardımcı olabileceğimi,yapılacak birşey olup olmadığını sorardım.Gerekirse gece boyunca ayakta bekler akrabamın heyecanına ortak olurdum.
Kazım KARABEKİR'in kızı Timsal Karabekir,Gazeteci Yazar Neşe DOSTER,Prf Dr Oktay BELLİ gibi isimlerin bile kalkıp yerlerini Şehir dışından gelen İnsanlara bırakmak istedikleri bu Organizasyonda,Can Ciğer Akrabalarımın bu davranışı sergilemesi üzüntü vericidir.
Unutmasınlar ki 1 Kişinin 1000 Kişi ile 3 saat içinde ilgilenebilmesi Fizik Kurallarına aykırıdır.
Ayhan Hoca'ya gelince; O benim ilk kez bir etkinliğimde bulunmuyor ve nasıl ağırladığımı bilir.
Anlaşılan o ki bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da aynı dili konuşmayacağız ve Bir toplantının,bir etkinliğin bir buluşmanın amacından çok sonuçları ile ilgilenerek birbirimizi yıratacağız.Ama yıpratmak ve kırmak isteyen ben olmayacağım.
Yaşattığınız üzüntü için teşekkür ederim.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|