| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
sönmezözturk
Yer:
Adıyaman
Tarih:
22 Mayıs 2008, Perşembe 10:39
|
vefat eden merhum menderes karakarakurt allahtan rahmet sevenlerıne baş sağlığı dılıyorum. SÖNMEZ ÖZTÜRK
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
NERMİN
Yer:
Erzurum
Tarih:
22 Mayıs 2008, Perşembe 09:07
|
MUHİTTİN ABİ ÇOK GÜZEL YEZMIŞSINIZ ELİNE SAĞLIK AMA KEMALER 4 TANA BİZİM KOMŞUMUZ RAHMETLİ KEMAL AMCA KENEN ABİNİN BABASI ODA KENDİNE HAS BİR ÖZELİĞİ OLAN İYİ BİR İNSANDI MEKANI CENET OLSUN SELAMLAR
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
gürbüz karakurt
Yer:
Erzurum
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 23:58
|

Tüm akrabalara Hayırlı günler diliyorum.
Sitenin hoş ,zarif ve duygularını karşıdakilerin alabileceği seviyelerde yazıya aktaran kıymetli iki amcalarımdan sayın Muhsin Karakurt ve sayın Muhittin Karakurt a bir kez daha candan teşekkürler.Yazılarınızın daim olmasını en içten duygularla temmeni ediyorum..Yazılarınızı okudukça haz ve bilgi aldığımdan emin olun.elinize yüreğinize sağlık..
Bugün sitede Muhittin amcamın yazısını okuyunca çok duygulandım ve gözlerim doldu son yazıda bahsedilen Marangoz Kemalin büyük oğluyum ve babamla en çok beraberliği yaşayan biri olarak amcamın dediği gibi çok yufka yürekli ve merhametli birisi idi.Yaşadıkları babamı değiştirmemiştir bilakis düşüncelerini sağlamlaştırmıştı derdi ki
başkasının fikri ve bana karşı hareketi benim duygu ve düşüncelerimi değiştirmez veya onun için kendimi değiştiremem.
ailesi ve sülalesi için her şeyi yapardı ..yakinen bilenler bilir rahmetli babam birçok sıkıntılar yaşamıştır.çok hassas bir kişiliği vardı.eğitime çok önem verirdi . bana okul hayatımda her yıl yeni kitaplar yeni elbiseler alırdı ..marangozluğa alışmayayım diye atölyeye bırakmazdı , atölyeye gitsem bile bana iş yaptırmazdı okumaya heves etmem için çok çaba sarf ederdi.ve başardı da Allah rahmet eylesin belki ömründe iki veya üç elbisesi olmuştur ama benim babam rahmete kavuşuncaya kadar 20 ye yakın elbisem olmuştu..Babalığı ,baba olma, mesuliyeti ve aile reisliğini babamı genç yaşta kaybetmem sonucu 30 lu yaşlarda tanıdım anladım ki çok zormuş..
Ebediyete giden atalarımıza Allah rahmet eylesin ve Mevla onlar gibi saf, dürüst ve katıksız yaşamayı nasip etsin.
Gürbüz karakurt
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 22:52
|

3 KEMAL
Daha önce daha çok ebediyete göçmüş olanları yazdım. Burada anlatacağım üç Kemal den biri çok genç yaşta aramızdan ayrıldı diğer ikisi ise çok şükür hala aramızda ve Kapapınarda yaşamaktalar. Köyümüzün bu üç Kemal’ini dilimin döndüğü kadar size tanıtacağım.
BİRİNCİ KEMAL:Hüseyin amcamın oğlu Kemal abim ki bu müstesna insanı bir kalp krizi sonucu çok genç yaşta kayıp ettik. Bir gün Yoğunhasandaki kayısı bahçemizin içindeydim. Mevsim yaz , Haziran ayının sonuydu. Yukaridaki bahçede Hüseyin amcama ait parselde yanık bir ses türkü söyluyordu.
Kırmızı gül demet demet
Bu sevda değil bir alamet ...
Bir ara birileri radyo açmış türkü dinliyor diye düşündüm . Bahçeye doğru gittim Kemal abi genç ve daha yeni askerden iki veya üç gündür dönmüştü. Ağacın dibine, yanına gidip oturdum . Amcam yok mu? Seni yalnız mı bırkatı bu harabelerin içinde diye şikayetçi bir sesle soru sordu. Ben bilemedin daha sekiz dokuz yaşlarındaydım. Evet dedim o yamaçtaki öküzler de benim dedim. Bana çıkarıp yanında getirdiği biraz peynir ve ekmek verdi. Yanımda otur akşam olunca hayvanları topla birlikte gidelim dedi. Yakınlaşmamız böyle başladı. Daha sonra pek çok kere evimize gelip çağdaşı ve oyun arkadaşı olan abimle birlikte sohbet edıp oyun oynuyordu. Daha biz orta okulda iken evlenip Sarıkamışa taşındı. Orada bir atölye açıp marangozluk yapmaya başladı.
Kendisini pek çok kere ziyaret edip bazı konularda yardımını istiyorduk. Bizim elimizden tutup daireden daireye koşturur işi bitirene kadar yanımızdan ayrılmazdı. Bir evrak gerekirse onu kefil olarak seçerdik hiç bir şey düşünmeden imzalar ve işlemleri bitirirdi. Liseyi bitirip on yedi yaşında üniversiteyı kazanınca havalara uçuyordu. Bir taraftan da için için korkuyordu. Çünkü o yaşlarda tek başına İstanbulda eldeki imkanlarla okumak zordu. Bir taraftan sağ sol terörü bir taraftanda imkansızlıklar. Bunu bildiği için beni otobüse bindirip yolcu ettiği zaman sarılıp hüngür hüngür ağlamaya başladı. İstersen bende geleyim seni yerleştirip dönerim dedi. Babam gerek yok senin işlerin var diye diretti ve vazgeçirdi. Son görüşmemiz ise rahmetlik abimin ölümünde idi. Beni alıp Hüseyin amcamın evinde yemeğe götürdü. Hep ağladı ağladı ve ağladı ...o zaman düşündüm bu kadar duyarlı insanın uzun yaşaması mümkün değil! Bir yıl sonra da bir kalp krizinden sonra ebediyete göçtü.
Sanırım Sarıkamış ta yardımı dokunmadık kimse kalmamıştır. Köylüsüne ve akrabasına bu kadar bağlı bu kadar yakın ve babacan bir insanla bir daha karşılaşmadım...Kelimlerle anlatılacak bir insan değil ...Ruhu şad olsun , mekanı cennet olsun .
İKİNCİ KEMAL: Amcam oğlu olan ve hala çok şükür aramızda olan Kemal Karakurt ki ben ona kısaca ‘Çavuş’ derim. Kendisi müthiş bir çalı düşmanıdır. Karapınar köyünün sınırları içinde ne kadar çalı varsa kesmiştir ve eve yakacak olarak getirmiştir. Kendisini aklım erince ve yürümeye başlayınca tanımaya başladım. Okul öncesi bizi bazen yanına alıp çayıra götürürdü. Sonra bir planını bulup taş ve yabancı maddeleri toplatır daha sonra pestilimizi çıkarıncaya kadar yorardı. Geri dönüşte yabanı armut ağacından kocaman kurumuş bir dalı omuzuna alır ve haydi akşam oldu çabuk köye gidelim derdi. Bize verdiği Kamış Gölü sefası vs sözlerini bir anda unuturdu. Adımları kocamandı ardında koşup giderdik zman zaman taşa ve hendeğe takılıp düştüğümde sen sanki hiç ekmek yemedin mi? Diye kızardı. İbrahim benden daha çabuk koşar ve yürüdü , ben onları otuz kırk metre geriden zor bela takip edebiliyordum.
Daha gün yüksekte iken köye varırdık. Getirdiği çalıları hemen Nedya annemize verip gırar(yayla çorbasının yöresel adı) yapmasını ve çok yorulduğunu söylerdi. Daha bir iki saat geçmeden Nedya annemiz bir gırar yapardi ki deme gitsin . Bilmem mintli kokulu ve nefis. Tam bir gırar üstadı idi. Büyükçe bir sahana koyar ben İbrahim ve İsmail yemeye koyulurduk. Bir kaç dakika içinde sahanın dibi görünür tekrar takviye yapılırdı. Epeyce yiyip iyice şiştikten sonra İsmail bir müziplik yapar İbrahime takılırdı ve arkasından gırarın içinden çıkmış kaşığı İsmail in tepesine indirirdi. Arkasında Tadı elinde tandırı karıştırmakta kullanılan ve adına hegiş denen demirle çıkıp beş dakikada kavgayı bastırırdı.
Akşam zamanı masal zamanı idi. Ne sihirbaz neneler ne hortlaklar binbir korkunç masal kahramanları . Gaz lambasının titrek ve gölgeli ışığında dinlerken birden korku ile birlikte uyku basardı. Korkudan evin dışındaki tuvalete gidemez döşekleri ıslatırdık. Gece gözlerimizi yumduğumuzda masal kahramanları rüyamızda tepemizde uçuşmaya başlardı. Gün ışığı ile kayıp olur ertesi gece gösteriye devam ederlerdi.
Birgün ben çoros denen ve arabayı çeken iki çift öküzden birini sürüyordum . Bir yerde kısa bir mola vedik. Çavuş daha iki dakika durmadan haydi dedi ve bana kızdı. Daha güneş yeni sırtımı ısıtmıştı ve uykuluydum. Ters tarafa yolun yamaç tarafına bakıyordum birden hala ne duruyorsun sanki felç olmuşsun gibi diye gürledi, öğle oldu hala bir araba ot götüremedik dedi. Bende çayırlardan yeni kestiğim kamçı gibi çubuğu var gücümle ters taraftaki öküze salladım. Meğerse bizim Çavuş elini öküzün sırtına koymuş! O hızla çubuğu Çavuşun elinin üstüne çakmışım!!! Kocaman dövme gibi upuzun bir morluk belirdi. Elini bir ağzına götürdü bir koynuna soktu o acı ile...ağzına geleni bana saydi...
Ot biçme zamanı öyle bir tırpan sallıyordu ki önüne ne çıkarsa süpürüp götürüdü. Bir keresinde güneşlenen üç adet çıngıraklı yılanı hıyar gibi doğradı hiç oralı olmadı. Ona yılan doğruyorsun dikkat et dedim hadi git yine muziplik yapıyorsun ,işten kaytarma arkamdan gel diye çıkıştı. Hadi git gidebilirsen peşine o yılanları görüp düşününce paçama bir çöp dokunsa korkudan havaya fırlıyordum!
Bizim Çavuş yaşlanınca dizlerine romatizma indi. Eski gücünden düştü. Bu yüzden köyde çalılar bayram etmeye başladı. Nedya da rahmetli olunca iyice neşesi söndü. Kendisini çok özledim Allah ona uzun ömürler nasip etsin , nasip olursa yine görüşeceğiz.
ÜÇÜNCÜ KEMAL: Üçüncü Kemal ,Reşit dayımın oğlu Hacı Kemal dir. Hacı Kemal çok cana yakın bir insan. Yolda ,işte ,sokakta her nerde olursa olsun gördüğü insanlara selam veir. Çok yakın ve candan konuşur. Dinine ve namazına niyazına taasup derecesinde bağlı bir insan. Çok gezer , öyle ki Kars ve Kağızman köylerinde tanımadığı kişi yoktur. Hemen her köyde arkadaşları ve konakladığı evleri vardır. Herhangi biri hakkında bilgi almak veya tanımak mı istiyorsunuz ? Benim dayımın oğluna gidin. Civarın haritasini ve seceresini çıkarır. Gittiği yerlerde çok sevilir. Düğüne ve şenliğe davet edilir sevilir ve sayılır. Hemen nerede ve nasıl olursa olsun ölenlerin baş sağlığına önce o koşar ve halkı gitmeye ve eşlik yapamaya davet eder. Kimin bekar oğlu kızı varsa vesile olur onları baş göz eder !
Halk oyunlarında bir tanedir. Karakurt tan bir düğün alayı geçiyordu biz de orada öğrenciydik. Minibus durdu ve içerden davul zurna ekibi çıktı arkadaki minibüsten de bir takım insan çıktı ve halay çekmeye başlandı. Başata tempo biraz düşüktü ve oyunu sönüktü ,o beğenmedi. Siz bana bakın bu oyun böyle oynanır dedi ve boyun atkısını eline aldı beş dakikada etrafı şenlendirdi. Bir kaç dakikada orası öyle şenlendi ki hemen hemen canı isteyen herkes halaya girdi başta ise dayımın oğlu !!!. Gerçek şu ki insanlarla oynamayı ve şenlenmeyi bilmeyen onlarların üzüntülerini de paylaşmaz. Hacı Kemal hem acı günde hemde mutlu günde insanlarla insanca ilgileniyor.
Gençken çok yakışlıklıdı bıyıkları Ayhan ışığa benziyordu. Kendisi de boylu poslu ve iri yapılıydı. Üstüne başına çok iyi bakar ve daima temiz giyinir. Hala da bu özelliğini taşıyor yalnızca Erzurum tipi dadaş şapkasını çıkarmış hac farızasından sonra takke ile dolaşmaktadır. Hatta hacdan dönerken o kadar heycanlanmış ki uçağın kokpitine koşup kaptan pilota Erzurum meydanı üzerinde ön yan camı aç bayrak sallayacağım demiş. Pilot zor bela hacı indikten sonra açalım demiş yoksa facia olacak demiş.
Aras kenarında bir bostan ekmişti. Her akşam bana köyden bir değişik meyve getirip Yoğunhasandaki kayısı bahçesinden yiyebileceği kaysı alıp gidiyordu. Bir iki akşam bana birşey getirmeyince ben boykot etim. Ağaca çıkıp sallamadım. Kendsi iri cüsseli olduğu için ağaca çıkmaya korkuyordu. Bana önce yalvardı ben oralı olmadım. Arkasından bana kızdı yine dinlemedim. Bani yakalama çalıştı yine olmadı çok iyi idmanlıydım kaçtım yamaca çıktım. Ağaca bir iki tekme salladı dişinin kovuğunu dolduracak kadar kaysıyı alıp gitti. Artık rüşvetsiz bu işin olmayacağını anlamıştı.
Hacı Kemalimiz hala aramızda yaşıyor ,sağlıklı ve gürbüz . Kendisi ile ilk fırsatta ağrı ve civarındaki köylerde bir gezi planlıyoruz. Kendisine sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.
Hepinize savgiler ve selamlar
MUHİTTİN KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ÖMER KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 20:18
|
Akrabalarimizdan Menderes kardese Allah tan rahmet, kederli ailesine sabirlar diliyorum. Cenabi Allah mekanini Cenet eylesin.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KENAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 16:19
|
MERHUM MENDERES KARAKURT'UN ALÇAKÇA,KALEŞÇE VEDE ADİCE ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜ NEFRETLE KINIYOR CANİLERİN EN AĞIR CEZAYA ÇARPTIRILMALARINI TEMENİ EDİYOR BAŞTA İHSAN AMCAYA VE BÜTÜN KARAKURT AİLESİNE BAŞ SAĞLIĞI DİLEKLERİMİ İLETİR MEKANI CENET OLSUN.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ibrahim KARAKURT
Yer:
Manisa
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 14:44
|
Yakın akrabalarımızdan İhsan Karakurtun oğlunun İstanbulda vefatını öğrenmiş bulunmaktayız.Merhuma Cenabı Alahtan rahmer diler başta kederli ailesi olmak üzere tüm karakurt ailesine baş sağlığı dileklerimi iletir.Acınızı yürekten paylaşıyor sabırlar diliyorum. İBRAHİM KARAKURT/MANİSA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
adnan karakurt
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 13:34
|
menderes kardeşimize Allahtan rahmet diliyor
ihsan amcaya rukiyet teyzeye ve kardeşlerine
sabırlar diliyorum. bütün karakurt ailesinin
başı sağolsun .
ihsan amcanın tel 05364595529
bodrumdan adnan karakurt
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
CEK
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 11:46
|
SEVGİLİ DOSTLARIM, BU GÜN MENDERES ABİNİN CENAZESİNİ KARAKURT PETROLDE, ÇOK SEVGİLİ AKRABALARIM, DOSTLARIMLA BİRLİKTE İSİMLERİNİ BURDA ZİKRETMEK İSTİYORUM; ERDAL KARAKURT, ALKAN KARAKURT, ERKAN KARAKURT, SİNAN KURT, ABDULLAH KURT, ERDOĞAN TUNÇ İLE BİRLİKTE BEKLİYORUZ. BİR AKRABAMIZIN ÖLÜMÜ YENİ DOSTLUKLARIN VE ARKADAŞLIKLARIN KURULMASINA VESİLE OLMUŞTUR. BUDA HAYRIN BİZATİ KENDİSİDİR. 14 YIL ARADAN SONRA İLK DEFA KARAKURTTA TARİFSİZ DUYGULARLA BEKLEMEKTEYİZ. CENAZENİN GELMESİNE YAKLAŞIK 1 SAAT KALDI. DEFİNDEN SONRA YAŞADIKLARIMIZI PAYLAŞMAK DİLEĞİYLE HOŞÇA KALIN.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
GURSELKARAKURT
Yer:
İzmir
Tarih:
21 Mayıs 2008, Çarşamba 10:20
|
İHSAN ABİNİN OĞLU MENDERESİN TALİHSİZ ÖLÜMÜNE ÇOK ÜZÜLM ÇÜNKÜ ÇOCUKLUĞUMUZ BERABERGEÇTİ ÇOKGÜZEL GÜNLERİMİZ GECTİ KENDİSİNE ALLAHTA N RAHMET ÖNCELİKLE ANNEVEBABASINA KARDEŞLERİNEBAŞSAĞLIĞIDİLİYORUM AYRICA TUM KARAKURTLARIN BAŞI SAĞOLSUNSAYGILARIMLA
|
| Yukarı |
|
| |