| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Murat KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 14:23
|
Muhittin Abi,
Emce hakkındaki yazıyı okudum.Mükemmel olarak niteleyebiliriz.gerçekten bir fikir adamı olarak da adlandırabiliriz.Olayları kendi iç dünyasında değerlendirerek en makul ve insanları üzmeden çözüm üreten fikir veren bir deha diyebiliriz.yaşı seksene doğru yol alırken inanılmaz zekasıyla üniversite sınavına girecek durumda görüyorum.Öyle bir akraba dost canlısı ki Çalıştığı dönemlerde her ay maaşını aldıktan sonra kendine yetecek harçlığı alır diğer geri kalanını tüm ihtiyaç sahipleriyle paylaşırdı.Aile ve yakın akrabalardan her hangi olumsuz bir olayı duyduğunda sabahlara kadar uyku uyumaz sürekli düşünür.Adeta dertleri kendi derdi bilir.İnanılmaz strese girer.Bundan dolayı kendisine mümkün mertebe hiç bir olumsuz olayı duyurmamaya,yansıtmamaya çalışırız.Kendisi yazın köyde kışın Ankarada ikamet eder.tel:0312 3265473 şimdiden iyi sohbetler
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 14:10
|
Nermin Kardeş, sen yinede şöyle güzel bir mırtoğa yap ve yanına bıraz lavaş ekmek koy bir de sıcak çay, hele hava da biraz serin oldumu değme keyfine ! Bir bardak bir kaşık mırtoğa da benim için ye ! Afiyet olsun , selamlar ve sevgiler sunarım her kese selam söyle
Mesaj Sahibi: nermin
| sevgili muhittin abi çok güzel yazmışsınız gerçekten mırtoğa konusu çok hoşuma gitti bazen yapıyorum. yerken hep ağzımız yanıyor çocuken bize yapmıyorlardı şimdi de eskisi kadar tad alamıyoruz yinede köyeki ortam da yemek daha lezetliydi . el inize sağlık devamını bekliyoruz. selam ve saygılar . |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yusuf KARAKURT
Yer:
Muğla
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 13:59
|
Mesaj Sahibi: MUHITTIN KARAKURT
EMCE KİMDİR ?
Bizler daha çocuktuk ve köye tuhaf bir adam gelmişti. Okula giderken kendisini kapı önünde veya başını alıp kırlara doğru giderken görürdük. Bu tuhaf adamın daha sonra hayatımdaki en iyi arkadaşlardan biri olacağını nereden bilebilirdim?
Hepniz sağlıcakla kalın ,sevgiler ve saygılar sunarım.
MUHİTTİN KARAKURT
|
|
|
Genel hatlarıyla İlhan Amcamı anlatırken ne kadar hassas bir ruha sahip olduğunuda yansıtmışsın keyifle okudum.
Allah yüreğine güç versin, iyiki varsın ve bizlerlesin Muhittin abi,
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 12:06
|

EMCE KİMDİR ?
Bizler daha çocuktuk ve köye tuhaf bir adam gelmişti. Okula giderken kendisini kapı önünde veya başını alıp kırlara doğru giderken görürdük. Bu tuhaf adamın daha sonra hayatımdaki en iyi arkadaşlardan biri olacağını nereden bilebilirdim? Köy burası çok küçük ve herkes kendine göre bir hikaye uydurur. Daha sonra bu uydurma ve yakıştırmalarla kendi menkibesini ve destanlarını oluşturur. Kendi kendine büyür ve gelişir ve onu yayanların bile sonradan ona inanansı gelir, kendi kendisini bile tanıyamazsın. Zaten işin doğallığı da burda , herkesin doğru söylemesini bekleyemezsiniz bazı uydurmalar olmalıdır ki işin tadı çıksın , ortaya olağanüstü bir şey çıksın ki ve herkesde biraz kendini inandırsın ki destanlar ortaya çıksın.
Her neyse bu esrarengiz adam yanımızdan geçer gider ve dönüp bize bakmazdı . Zaten kendisinden çekinirdik , her an bir volkan gibi patlayıp üzerimize gelebilirdi. Öyle ya köylü bu adamı öyle algılamak istemişti. Daha sonra hayat hikayesini çeşitli yerlerde dinlemeye başlamıştım. Kimine göre cinler periler kimine göre Allah ın işi , kimine göre bilmem ne? Kurban olduğum Allah kavramını ileride iyice kavrayınca Emce gibi bir meleği neden cezaladırsın ki kendi kendime sormaya başladım! O yalnızca insanlardan uzaklaşmak istiyordu ve kimsenin kılına bile dokunmuyordu.
Emce yi yaz ve kışın yollarda kendi başına tenha bir yerlere , dağlara ve kırlara giderken görürdük. Biz kuzu gütmeye giderken o yalnızlığa yöneliyor ve kendini dinlemeye gidiyordu. Çoğu zaman bir tepeye veya gölgeye oturur olduğu yerde düşünür ve ruhunun dinginliğini ve bilgeliğini dinlerdi. Emce okumuş adamdı ve o zamanlar daha köyden doğru dürüst bir öğretmen yetişmezken o mühendis olmuş ve DSİ de çalışmıştı. İleri görüşlü ve aşırı zeki bir insandı. İlk zamanlarda onun bu hareketlerine bir anlam veremiyordum. Neden böyle yapıyordu? Akıllı insanların bu tip davranışlarda bulunamayacağını düşünüyordum. Zaman zaman gittiği yerlerden uzun süre dönmez Rıza amca çok heyecanlanırdı , köyden bir kaç kişi toplanır aramaya koyulurdu ama nafile . O istediği zaman çıkıp gelirdi insanların istediği zaman değil. Zaman geçtikçe onu daha iyi anlamaya başlamıştım. Artık bir çekingenlik değil sevgi ve daygı duymaya başlamıştım. Rastladığım yerde halini hatrını sorar varsa ekmek torbamda birşeyler ikram ederdim. Genelde konuşmaz vede ikrami çok gerekli değilse almazdı.
Zaman geçip biz biraz büyüdükçe o bizi dünyasına kabul etti. Artık bizimle birlikte futbol oynamaya başlamıştı. Hatta biz futbolu rastgele ve nasıl oynanır bilmediğimiz için bize nasıl pas yapılır , pas aldıktan sonra nasıl arkadaşlarımızı görmemiz gerektiği ve nasıl pası aktarmamız gerektiğini öğretmeye çalışıyordu. Eğer kaptırmadan üç pas yapıp bir de gol atabilirsek bize bu çok güzel oldu , haydi gayret devam et ve alkışlardı. Zamanla İshak amcanın harmanında oynadığımız oyunlarda takım kaptanlığı yapmaya başlamıştı. Öyleki Emce olmadan futbolun tadı olmuyordu. Bazen gol yediğimizde birbirimize kızıyorduk ama kendisi adeta istifini bozmaz büyük bir vakarla oyunda gol yemekte var önemli olan yediğimiz golden çok gol atmak derdi. Lise yıllarımızda bütün futbol oyunlarımıza ya seyirci yada oyuncu olarak teşrif ederdi. Bu yüzden kendisine karşı son derece büyük saygı ve sevgi oluşmaya başladı. Kendisi ile çeşitli konularda muhabbet etmeye başlamıştık. Hatta bazı benzerliklerden dolayı etraftaki gençler ve çocuklar banada Emce demeye başladılar. Çünkü benim de benzer huylarım vardı. Bende ara sıra kendi iç dünyama dalar ve kırlarda uzaklaşmaya başladım. Onu iyice anlamaya başlamıştım. Artık köyde iki Emce vardı, bende boş zamanlarda özellikle yağmurdan sonra dolaşmaya başlamıştım. Özellikle Mayıs ayının sonunda her türlü çiçek vardı. Binbir türlü kuş sesleri arasında yürüdükçe yürürdüm. Ne bir tehlike vardı nede bir korku,alabildiğine özgürlüklerle dolu kırlar ,dağlar ovalar ve akarsular. Akşam üstü Butka suyunda kurbağaların şarkılarınını dinlerdim. Bir ara düşündüm ve anladım ki Emce her kesten daha akıllı. Kentlerin betonlarında kurtulmuş ve alabildiğine çıkar kokan Bizans oyunlarından uzak bir dünya kurmuş ve orada yaşıyordu. Orada yalan yoktu ,aldatma yoktu , ihanet yoktu ve hele düşmaca fikirler ve akımlar da yaşamıyordu. Onun dünyasında barış huzur ve sükünet vardı.
Yıllar sonra ünivesiteden mezun olduktan sonra karşılaştık. Zamanın tahribati ve tabiati sonucu her ikimizde değişmiştik. Etraftakiler bunu tanıyormusun diye sordular ? Hiç beklemeden tabiki tanıyorum bu Muhittin dedi. Ama çoğu insan yüzümü ve beni unutmuştu Emce değişen yüzümün genel hatlarını hiç unutmamıştı. Şimdi Emce yi çok daha iyi anlıyorum , ikimizde şartların bizi sürüklediği kent yaşamı ve kent kültürü içerisinde beton bloklar arasında , insanı ürperten etrafı engellerle donatılmış ve özgürlüğün alabildiğice kısıtlandığı bir hayatta ve nilüfer çiçekleri gibi yarı özgür ,her an bırakıp gitmeye hazır ama hiç bir zaman gitmeye karar veremediğimiz bir hayatı yaşıyoruz. Aslında bu her köyden kente göçmüş olan insanın yazgısıdır. Geriye doğru bakıp özenti duyar özgür olmak ister fakat yapamaz , şartların mecbur ettiği bir sürgün hayatı yaşamak zorunda kalır.
Bu yazıyı Emce yi özlediğim için yazdım. Anladığım kadarı ile biraz genelleme yaptım ama yinde kedinizi dinlediğinizde biraz Emce tarafınız vardır. Bende ise bu daha fazla hatta düpe düz aynıyız. Bu nedenle kendisine selamlar ve saygılar gönderiyorum . Bütün değişim sürecine rağmen yenilerimizle de iyi anlaşacağımız inancındayım. Emce nin zeka derecesi dahi derecesinde olduğu için kimse onu anlamamıştı ve halada tam olarak anlayamazlar , çünkü onun düşündüğünü ve algılamasını normal insan yapmaz hele köydeki bir insan asla anlamaz ...
Hepniz sağlıcakla kalın ,sevgiler ve saygılar sunarım.
MUHİTTİN KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yusuf karakurt
Yer:
İstanbul
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 11:07
|
ben istanbulda yusuf selçuk bey sizleri takdir ediyorum alahın selamı üzerinize olsun
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 10:55
|
Mehmet abimin çocukları olarak Zeliha ve Musa kişilikleri açısından kendisi kadar sıcak ve temiz duygularlarla geçmişine bağlı insanlar olarak görmek çok güzel bir duygu. Bu vesile ile selamlar ve sevgiler gönderiyorum ve rahmetlik Mehmed abimi saygı ile anıyorum. Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.
Mesaj Sahibi: ZELIHA KARAKURT ALMANYA
Muhittin abi, kem ve badek yazisini cok güzel, ayrintilari ve detaylariyla yazmissin. Inanki bir anlik o günlere gittik. ya bir merekte yada bir avluda bizler kolumuz tutana kadar cevirirdik. Bende iyi bir badek cevirendim. Kemlerimizi cok büyük bir heyecan ve zevkle yapardik.
O günlerde yasam cok zor olsada, hayattin bir anlam ve tadi vardi. Bu tür calismalarin oldugu günlerde mutlakka insanlar bir araya toplanir güzek sohpetler yapardi. Günümuzde öylemi? uzak bir diyardan köye git köydekilerin yarisindan fazlasini hic göremesin.
Muhittin abi Allah sana saglik ve kuvet versin bizlerde senin daha nice yazilarini okuyalim. |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yusuf karakurt
Yer:
İstanbul
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 10:54
|
öncelikle allahın selamı üzerinize olsun muhsin abiye selamlar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
nermin
Yer:
Diğer
Tarih:
30 Mayıs 2008, Cuma 09:00
|
sevgili muhittin abi çok güzel yazmışsınız gerçekten mırtoğa konusu çok hoşuma gitti bazen yapıyorum. yerken hep ağzımız yanıyor çocuken bize yapmıyorlardı şimdi de eskisi kadar tad alamıyoruz yinede köyeki ortam da yemek daha lezetliydi . el inize sağlık devamını bekliyoruz. selam ve saygılar .
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ZELIHA KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Mayıs 2008, Perşembe 20:59
|
Muhittin abi, kem ve badek yazisini cok güzel, ayrintilari ve detaylariyla yazmissin. Inanki bir anlik o günlere gittik. ya bir merekte yada bir avluda bizler kolumuz tutana kadar cevirirdik. Bende iyi bir badek cevirendim. Kemlerimizi cok büyük bir heyecan ve zevkle yapardik.
O günlerde yasam cok zor olsada, hayattin bir anlam ve tadi vardi. Bu tür calismalarin oldugu günlerde mutlakka insanlar bir araya toplanir güzek sohpetler yapardi. Günümuzde öylemi? uzak bir diyardan köye git köydekilerin yarisindan fazlasini hic göremesin.
Muhittin abi Allah sana saglik ve kuvet versin bizlerde senin daha nice yazilarini okuyalim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
BİLGİHAN ÇAĞRI DÖŞKAYA
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Mayıs 2008, Perşembe 17:41
|
SEVGİLİ KARAPINARLI ABİLERİM
SİZLERİ BABAMHEP SEVER HEP ANLATIR BANADA OĞLUMO SİTEYEDE YAZ DİYO BENDE YAZIYIM DEDİM BENSİZLERİ O KADAR TANIMIYOM AMA BABAM SAYESİNDE AZ DA OLSA TANIDIM HELE RECEP ABİMDEN KENEN ABİMDEN VE NESİM ABİMDERN BAHSEDERKEN BANA SENDEN İYİ DAVRANIYOLAR OĞLUM DİYO BENDE SİZLERLE TANIŞMAK İSTİYOM OKULLAR TATİL OLUNCA BENİ KENEN ABİYE GÖTÜRECEKMİŞ DİYO BENDE LİSE 1 DE OKUYOM KARASUDA DOĞDUM KÖYE ÇOCUKKEN GİTMİŞİM ÇOK AZ HATIRLIYOM
HEPİNİZE SEVGİVE SAYGILARIMI GÖNDERİYOM
|
| Yukarı |
|
| |