| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
adil karakurt
Yer:
Diğer
Tarih:
25 Şubat 2008, Pazartesi 22:05
|
bursa dan bütün dostlara selam ve sevgiler...
değerli arkadaşım ahmet selamını aldım.tabi ankarada seninle güzel anılarımız geçti o anıları unutmak mümkün değil.senin böyle bütünleştirici çaban çok hoşuma gidiyor.senin gibi duyarlı arkadaş ve akrabalara ihtiyacımız var.kurulacak dernek inşallah tabela da kalmaz bunun için biraz korkularım var.bu korkularım inşallah boşa çıkar.
herkese selamlar sevgiyle kalın....
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ilbeyi karakurt
Yer:
İstanbul
Tarih:
25 Şubat 2008, Pazartesi 21:24
|
selam herkese
canım kardesım selcuk yoklugumu farketmıssın sagolun
yanımda calısan bır arkadasımız cehaleten olsa gerek sıgarayla tıner tenekesını acmaya calısmıs ve tıner tenekesı patlamıs 24 gundur onla ugrasıyom maddı ve manevı olarak bayagı zarara ugradık neysekı hersey normale dondu ondandı yoktuk kusura bakmayın yıne kaldıgımız yerden devam edecegız sızlerı sevıyorum
____________________________________
SELCUK KARAKURT
Teyze oglu gercekten cok merak etim bir kac gün sitede yazdim malesef kimse cevap vermedi. gecen gün kenandan ögrendim. Gecmis olsun insan öyle birden bire uzun sureli yok olurmu ben sahsen hakkikaten merak etim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AHMET KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
25 Şubat 2008, Pazartesi 20:56
|
Her gün olmasada ara sira siteyi bütünüyle gözden geciririm. Gündem Halit bey oldugunu gördum. Iyiki Halit bey ve Halil bey gibi dedelerimiz varmis ailemizin ilerici cagdas düsüncelere sahip olusu ve sulalenin büyük cogunlugu egitimli olusu kesinlikle bu dedelerimizle baglantili bir gelisimdir. Allah dedelerimize gani gani rahmet eylesin.
Diger bir gündem kimsenin ustunde durmadigi dernege üye olmak elbeteki üye olmaya hazir ve bize düsen neyse seve seve yapariz. Ha bu arada sanki milletin cogu tatilde gibi bir cok kisiyi bayagi zamandir göremiyoruz.Arada bir selam verinki dostlariniz meraklanmasin. Basta arkadasim Adil, Erzurum da Bülent Almanya da Erol olmak uzere herkese selamlar.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
polis nermin
Yer:
Erzurum
Tarih:
25 Şubat 2008, Pazartesi 14:03
|
bugun siteyi açtığımızda çok mutlu olduk insanı gururlandıran bir yenilik erdal hocaya çok teşekür ediyouz saygı değer büyüklerimizede cenabı allahtan rahmet dileriz herzaman her yerde karakurt olmak bir ayrıcalıktır bunu yaşıyor ve görüyoruz sevgili karakurtlarda kuşaktan kuşağa bilgili kültürlü akademik kariyer yapmış isanlarla dolu allahın izniyle nesiller boyu sürüp gider işte asil almak budur . herkese selam ve sevgilerimi gönderiyorum . ayrıca Coşkun'da geçmiş olsun
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Tarih:
24 Şubat 2008, Pazar 21:31
|
Daha önce dedemiz Halil beyin fotografini görmüstük. Bügünde Erdal hocanin katkilariyla Halit beyin fotografini görmüs olduk. Insan Muhsin abinin Halit bey hakkinda gönderdigi yaziyi fotografa bakarken, Isa efendinin kücük Yusuf fu Halit beye götururken bu sahneyi fotografla butunlestirince, duygulanmamak elde degil. Allah binlerce kez rahmet eylesin.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
erdal karakurt
Yer:
Diğer
Tarih:
24 Şubat 2008, Pazar 18:54
|
Halit Bey ve Halil Bey resimleri forum bölümüne eklendi
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Halil Karakurt
Yer:
Nevşehir
Tarih:
24 Şubat 2008, Pazar 16:33
|

Bu güzel bilgilendirmelerinden dolayi Muhsin abiye tesekkür ederim. Artik kendi aramizda istememezlikleri kaldirip atalim varsa icimizde kendisiyle gurur duyacagimiz seve seve gurur duyalim. Halil bey dedesi heci xelil in ismini almis, bende dedem Halil beyden ismimi almisim. Hepimiz bir agacin dalari oldugumuza göre, kendi aramizdaki anlasmazliklari, sevgisizlikleri, istememezlikleri anliyamiyorum. Günün kosulari bizlere bazi sorumluluklar veriyor. Birlik beraberlik sevgi saygi icinde gelecege bir seyler hazirlamak.
Sena abinin dedigi gibi tabela dernekciligi olmamak icin Karapinar in suyunu icmis herkesin üye olmaya hazirim hemen beni üye yapin demesi lazim. 10 Ytl. olan üye aidatlarini herkes rahatlikla vere bilir. verebilir durumunda olupta umursamiyanlarida bence zaman zaman acikliyalim insanlara tanitalim, kimin kimden yana, ne yaptigi ne düsündügü bilinsin.
Web yayin ekibinden ricam üyele icin bir sayfa acalim kimler varim diyorsa ekliyelim. yatirilan aidat ve bagislarida site sayfasinda görelim, böylelikle herkesin mali olan dernek, calismasini herkes oturdugu evden daha rahat takip etmis olur. Herkese saygi ve sevgilerimi yolar hayirli günler dilerim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
24 Şubat 2008, Pazar 12:04
|

HÜSEYİN ZADE HALİL BEY (1876-1933)
1.GENEL TANITIM
Ailenin yedinci kuşağındandır. Hüseyin ağa’nın 4. oğludur. 1876- 29 Eylül 1933 tarihleri arasında yaşamıştır. Tiflis’te okumuş, Rusçayı iyi biliyor.
Kardeşi Halit’in idamından sonra Halil Bey kendisini önce milli şura çalışmaları içinde ve daha sonra Kars’ın kurtuluşu yönelik savaşın içinde bulur. Savaşta orduya her türlü yardımı yapmış ve bu nedenle madalya almıştır. Halil Bey 1920’de Karakurt’a yerleşir. Bu bölgede sayılan bir kişidir. Karakurt Nahiyesi’nin Cumhuriyet döneminde ilk yöneticisidir.
Karakurt kasabasının milli mücadele ve ondan sonra Cumhuriyetin ilk yıllarlında efsane bir insandır. Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasında çevre köylerden yiyecek ve giyecek toplayarak orduya gönderen aydın bir aşiret reisidir.
Karakurt’ta 1921 yılında özel Askeri İdadi okulunu kurar. Bu okulun öğrencileri, Atatürk’ün 4 Ekim 1924’te Sarıkamış’ı ziyareti sırasında Atatürk’ü karşılayanlar arasında yer almışlardır.
Siyasetle uğraşmış olup, birkaç dönem il encümen azalığında bulunmuştur.
Atatürk, Cumhuriyetin 10. yıl kutlamalarına Halil Beyi Ankara’ya davet eder. Halil Bey, 29 Eylül 1933’te Halil Beyin Köprüsü olarak anılan mevkide, yol kesme şeklinde yapılan bir suikast ile öldürülmüştür.
Halil Bey, Karapınar Köyünde bulunan aile mezarlığında, taştan anıt mezarda yatmaktadır.
Halil Bey önce Nıno Hanım ile sonra Cemile Hanım ile evlenir. Halil Beyin bu evliliklerden altı oğlu ve iki kızı vardır.
2.İLK YILLAR
O yıl Yoğunhasan’da bahar bir başka güzeldir. Beylerin beyi (Bege bega) Xalık’ın oğlu Hüseyin Ağa yaklaşık 27 yaşındadır. Baharın güzel bir günü, eşi Seyran hanımın doğum yaptığı ve dünyaya bir oğlan çocuğu getirdiği müjdelenir. Hüseyin Ağa ve Yoğunhasan’da yaşayanlar sevinçlidir. Çünkü yok olmaktan kurtulan Xalık sülalesine bir erkek çocuk daha katılmıştır. Şanı yüce Xalık, bu sıfatına hacı sıfatını da katmak üzere, o yıl Kâbe’yi tavaf etmek üzere hacca gitmiştir. Hüseyin Ağa yeni doğan çocuğu babasına benzettiğinden ve de babasının adını ve de hacca gidiş anısını yaşatmak üzere, babasının adı olan Halil ismini, dualarla oğluna verir
Halil’in doğduğu yıl olan 1876 yılında, Yoğunhasan Osmanlı toprağı ve Hüseyin Ağa Ailesi de Osmanlı tebaasıdır. Halil’in doğumunun üstünden daha bir yıl geçmemiştir ki, Yoğunhasan Rus hâkimiyetine ve Aile de Rus egemenliğine girmiş ve zor yıllar başlamıştır.
Her şeye rağmen yıllar yıları izlemiş, bu süreçte de Halil bebeklikten çocukluğa geçmiştir. Halil, artık anlatılanları anlayan, çevrede olan bitenlerden sonuçlar çıkarmayı başaran zeki bir çocuk olmuştur. Zaten dedesi Hacı Halil’in gözdesi olup, dedesinin dizinin dibinde günün meselelerini dinlemekte, olayları kavramaktadır.
Yoğunhasan köyüne bazen tanımadığı insanlar geliyordu. Dedesi, bunları saldat veya kazak diye isimlendiriyordu. Bu askerlerin köye gelmesi ile köyde, tedirginliğin, korkunun arttığını, küçük olmasına rağmen Halil, hissediyordu.
Kendisinden büyük üç abisi vardı. Ama Mağsut abisini pek görmüyordu. Çünkü köyün dışında bir yerlerde okuduğu söyleniyordu. Diğer iki abisi Muhammed ve Halit ise kendisi gibi köyde yaşıyor ve büyüklere yardımcı oluyorlardı. 1882 yılında kendisinden altı yaş küçük kardeşi Abbas dünyaya gelmiş ve evin küçüklük unvanını elinden almıştı.
Bir gün köye yine o yabancı askerler gelmiş ve büyüklere bir şey anlattıktan sonra gitmişlerdi. Hacı Halil, Rus askerlerinin söylediklerinden yıkılmıştır. En akıllı torunu Kağızman’da ölmüştür. Yoğunhasan’da, feryat figan yükselmiştir. Annesi Seyran kendini parçalıyor, ağıtlar yakıyordu. Halil sonradan öğrendi ki, abisi Mağsut’u zehirleyip öldürmüşlerdi. Matem günlerce sürdü. Tarihler 1884 olup, yaklaşık sekiz yaşında olan Halil’in acıyla ilk tanışma yılı idi.
Artık onda da bu sevimsiz duygu oluşmaya başlamıştı. Yabancı askerler köye geldiğinde tedirgin oluyordu. Yine bir gün bu tanımadığı yabancı askerlerin bir kaçı köye gelmişti. Hayra alamet değildi, ne olacağını merakla bekliyordu. Derken mevzuyu öğrendi, ölen abisi Mağsut yerine aileden abisi Halit’i okutmak üzere ileriki günlerde götüreceklerini söylemişlerdi. Annesi Seyran çocuğunu vermek istemiyordu, ama Aile, çaresiz söyleneni yapacaktı. Denildiği gibi, 1885 yılının bir yaz gününde, oyun arkadaşı olan kardeşi Halit’i alıp götürdüler. Halil üzgündü, abisi ile yaş farkı yok gibiydi. Birbirleriyle iyi anlaşıyorlardı, bu nedenle burukluk yaşıyordu ama elinden bir şey gelmiyordu. Bilinç dışı, köye gelen bu yabancı askerlere karşı yavaş yavaş içinde büyük bir nefret oluşuyordu.
Yine o yıl, ölen abisinin nişanlısı diğer abisi ile evlendirilmişti. Mağsut abisinin ölümü giderek kabuk bağlamış, abisi Halit’in köy dışında okumasına da alışılmıştı. Yıllar yılları kovalamış ve Halil onyedi yaşına gelmiştir. Hacı Halil, Aras Nehri’nin diğer yakasındaki akrabaları ziyarete gitmiş, ev sahibi Hasan (Husso) Ağa tarafından ağırlanmaktadır. Laf lafı açar ve nihayetinde Hacı Halil, Hasan Ağanın kızı Nıno’yu, torunu Halil’e ister. 1893 yılının sonbaharında yapılan düğün ile Halil ile Nıno (Zeynel Beyin kız kardeşi) evlenir. Bir yıl sonra oğlu Aziz ve ardından diğer çocukları, tek tek dünyaya gelmeye başlarlar.
Birkaç yıl daha geçer. Halit Bey askeri okulu 1897 yılında bitirmiştir. Halit Bey, gerek okul yıllarında ve gerekse subaylık yıllarında, dünyadaki ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki gelişmeleri yakından izlemiştir. Çocukluktan beri iyi anlaştığı küçük kardeşi ile bir araya geldiğinde, edindiği yeni fikirleri uzun uzun anlatır ve ne yapmaları gerektiği hususunda fikir teatisinde bulunurmuşlar. Bu görüşmeler neticesinde, Halil Beyin, olayları daha iyi izlemesi ve gelecekte yönetimde görev alması için, Rusça öğrenmesi ve bazı eğitim kurumlarında eğitim alması gerektiği sonucuna varmışlardır. Halit Bey, Kars’taki nüfusunu kullanarak, küçük kardeşi Halil Beyin, önce Kars’ta ve daha sonra Tiflis’te bulunan eğitim kurumlarına katılmasını sağlar. Halil Bey bu suretle Rus dilini daha iyi öğrenmiş ve gelişmeleri daha bilinçli izlemeyi öğrenmiştir.
Takvimler 1901 yılını gösterdiğinde Hüseyin Ağa, Karakurt bölgesinin yöneticisi olmuştur. Aynı yıl Karakurt’ta yaşayan aşiretleri temsilen mebus/temsilci seçilmiştir.1903 yılına gelindiğinde, Ailenin dirliğini yeniden oluşturan, soyuna soy katan beylerin beyi Hacı Halil, Allahın rahmetine kavuşmuştur. Halil Bey, dedesinin ölümünü derin bir kederle karşılamış ve adına yaraşır bir torun olacağını kendi kendine söz vermiştir. Halil Bey bu yıllarda otuzlu yaşlarına yaklaşmış olup, olaylarla yoğrulmuş cesur, zeki ve hırçın bir kişiliğe haizdir.
.......
SELAM VE SEVGİLERİMLE
Muhsin KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
şener KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
24 Şubat 2008, Pazar 11:54
|
slm ben şener KARAKURT evvella kaza geçiren değerli arkadaşımız coşkun,a geçmiş olsun dileklerimde bulunuyorum allah,a emanet olsun saygılar (şener KARAKURT)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KASIM KARAKURT Almanya
Yer:
Diğer
Tarih:
23 Şubat 2008, Cumartesi 23:57
|
Bir kac saat siteyi bastan sona inceledik. cok güzel hepinizin eline saglik. kimler var kimler yok. Dedelerimiz hakkinda yazilan yazilara doyum olmuyor. Insalah güzel seyler yapacaksiniz gencler bir seyler yapiyor tebrik ederiz. Her kese selamlar.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|