| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Coskun KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
09 Mart 2008, Pazar 15:18
|
merhaba...!
Gurbuz abi ALLAH anali babali buyutmeyi nasip etsin,ömru uzun,saglikli ailesiyle mutlu gunler yasamayi yüce rabbimden niyaz eder selamlarimi gönderiyorum
Bahar & Coskun
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ZELIHA KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
09 Mart 2008, Pazar 13:59
|
Herkese merhaba
Dün 8 mart dunya kadinlar günü gine sidtin gölgesi altinda buruk kutlamalarla kutlandi. Yasadigim Avrupa ülkesi Almanyada bir kadin istisnayi durumlarda altinci cocugu dogurmak istese ölum tehlikesi sayildiginda doktor gözetiminde olmalidir. Malesef 8 mart dunya kadinlar gününde uzaklara bakilmadan köyümüz ve cevre köylerden kim bilir dün ve bügün kac kadin yedinci cocuk yada sekizinci cocugu zorunlu olarak dogurmustur.
Sitede dunya kadinlar gününü kutlayan kardeslerimize tesekkür ediyorum. Umudumuz özgüriradeye sahip, gelisimi önundeki tüm engelerin kalidrilmis bir kadin bilincinin olusmasidir. Dogasinda üreticilik, caliskanlik,sevgi ve özveri bulunan kadinlar. Inaniyoruzki imkanlar taninirsa özgür kadin bilinci olusmasi engeleri yok edilirse, yasamin her alaninda bizdede aktif katki sagliyan kadin yapisi olur.
Herkese hayirli hafta sonlari diliyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 22:12
|

Muhsinciğim , bu güzel anlatım ve duygu dolu yazı için teşşekürler. Demek ki bizim sülaleden edebiyat okumadan güzel yazabilen yetenekli kişiler varmiş ve bu beni ziyadesi ile memnun ediyor.Bir gün gelip seni dinlemek istiyorum. Ayrıca eskiye yönelik verdiğin tarihler ve olayların kronolojisi mükemmel doğrulukta ve yalın doğrulara dayalı şekilde yazılmıştır. Duygusal yönleriyle yazılmış öykülendırme tekniği son derece etkili. Yazılarını baştan beri ilgi ile okuyorum ve sayende bazı gerçekleri öğrenmeye başladım. Benim haızam yabancı dil ve terimlerden dolayı zayıflamaya başladı. Yabancı dilleri öğrenirken diğer taraftan türkçe yazma ve anlatma yeteneğim önemli şekilde azaldı. Bu hikayeleri toplayıp neden bir kitap haline getirmeyi düşünmüyorsun?
Bir daha ki sefere nasip olursa küçük öyküler şeklinde ben ve Ömer amcam vede babamın sabah namazı dualarını hakkında yazmak istiyorum. Burada bulunan herkesin bir yakını veya dedesi ,babası amcası ile uzak yakın ilişkimiz olmuştur. Birlikr yiyip içtik,çalıştık ,sohbet ettik yada çeşitli öğütler veya yardımlar almışızdır. Mesela lise haytım boyunca Celal amca benim velimdi ,babam bir gün ilgilenmemiştir. Şimdi bana aynı işi verseler bunca iş arasında ilgilenemem ama adamcağız istediğimiz zaman okula gelip adımıza senetlere ve belgelere hiç bir şey düşünmeden imza atardı. Kim yapabilir şimdi? Çok erezyona uğradık . Şimdi Dede Korkut gibi günün imkanlarını kullanarak buradan zamanının önemli bir kısmını harcayıp örnek kişi olarak bu önemli görevi üstlenmen gerçekten takdire değer. Saygılar ve sevgiler sunarım. Ayrıca soy ağacı çalışmaların daha bitmiş değil. Buna başlamışken hepsini bitirmen gerekir diye düşünüyorum. Yanlış mı düşünüyorum?
Sevgiler ve saygılar
Mesaj Sahibi: MUHSİN KARAKURT
XALO VE İĞDE AĞACI
Bilmem, köyün o muhteşem dayısını ve onunla aynılaşmış o iğde ağacını hatırlıyor musunuz? Xalo ile o ağacın gölgesinde yaşanmış güzel anlar için, bilmem duygulanıyor musunuz?
…
Anlayacağınız o ağaç, şimdi hüzünlü, boynunu bükmüş yalnızları oynuyor, belki de o da ölümünü bekliyordur. Artık altında yılları, muhabbeti ile demleyen ne Xalo’su var ne de diğer söz erbabı. Meğer benimde duygulandığım zamanlar oluyormuş. Hiç adetim olmadığı halde gözlerimin nemlendiğini hissetim.
Şimdi sizde gözlerinizi kapatın, toplayın hepsini, başlatın muhabbeti. Kahkahaları duyuyor musunuz?
Selam ve sevgilerimle.
|
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Şevket KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 20:37
|

KARAPINARDA SABAH
Karapınar'da sabah nasıl olur?Karapınar da sabah bambaşkadır.Onu ben ve benim dönemde hatta bugün 45 yaşındaki ve 40 yaşın üstündeki bütün insanlar bilir.
Karapınarda sabah yıldızlar havada küme küme iken sabah ezanı henüz daha okunmadan Güneşin doğuşuna hayli zaman varken biz çocuklar derin uykunun hışırtısı ile yatarken bir ses duyardım.ve hepimiz hepiniz duyardınız.Kalkınız kalkınız sabah olmuş.Derin uykudan kalkar kimi kuzuları,kimi öküzleri,kimi danaları alır alaca karanlık içinde 5 ila 15 yaş arasında bu çocuklar sırtlarında bezden torbalar,torbaların içinde üç beş ekmek kırlara ve bayırlarda herkes bir görev peşşinde görevini yapardı.
Akşama kadar dağlarda,bayırlarda derelerde biz ve bizim gibi çocuklar bize verilen bu görevleri bir emir çerçevesinde yapar akşamın alaca karanlığında yine her kes yola dizilir,güneşin batışından hayli zaman sonra köye ve evlerimize dönerdik.
Yatar sabah yine olmadan alaca karanlıkta yine bir ses çabuk kalk sabah olmuş .aaaaabizim sabahımız işte böyle idi.Yıldızlar havada küme küme ezanlar henüz okunmadan güneş doğmadan başlardı.
Ey şimdi sıcak yataklarda yatan annesinin dizinin dibinde ayrılmayan zamanın çocukları sizin sabahınız hep güzel ve çok güzel olsun
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Gürbüz KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 15:37
|

Tüm akrabalarımıza Hayırlı günler diliyorum dünyaya gelen çocuğum için güzel ve zarif duygu düşünceler için tekrar teşekkür ediyorum .İnşallah Cümlemizin çocukları bu güzel temennilerle karşılaşırlar.
Bugün dünya kadınlar günü tüm kadınlarımızın gününü tebrik ediyorum.Mevla kadını annelik mertebesine çıkartarak onun toplumda yerini ve ahiretteki değerinide belirtmiştir.Bizler ata erkil toplum olarak bunları tam anlayamıyoruz ve uygulamada zorluklar çekiyoruz.
Bir eğitimci olarak bayanların eğitiminin erkeklerden daha önemli olduğuna ve buna binaen de gereken önemin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.Çocuğun ilk öğretmeni ilk yol göstericisi annedir ve toplumu şekillendirende annedir.Ailesinden gereken eğitimi alarak gelen nesiller okullarda şekilenerek topluma sunuluyor.
Peygamberimiz döneminde kadına ve kız çocuklarına verilen değeri anlatmama gerek yok sanırım kısaca değinecek olursak …dayıya gidiyoruz lafı diri diri toprağa gömülmek olduğunu biliyordu anneler ..en güzel kıyafetlerle uğurlanırdı ciğer yanık gözler yaşlı….Kazılan çukura yardım ederken kız çocukları baba itelerdi çukura …çocuk eli ile tutunurken kenardan bir yandan da toz olan babasının silmeye çalışırdı …yavrucak çukurda iken anne silueti şeklinde belirirdi melekler yavrum çok yakındır son peygamber gelecek der gibi...
Peygamberimizin gelişi ile kadın değer kazandı kız çocukları artık utanç kaynağı değil zira gurur kaynağı olduğunu öğrendi toplum.oku emrinin bay bayan farkı gözetmediği Peygamberimizce bildirilmiştir..Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin i ne kadar sevmiş kucağında gezdirmişse aynı şekilde kız torunu Ümame yide omzuna aldığı ve namaz kıldırdığı olmuştur..Kız çocuklarının hakir görüldüğü hatta horlandığı bu toplumda peygamberin böyle davranışı çok derin manalar ihtiva etmektedir..Peygamberimizin o pak ve temiz soyununda kızı Hz. Fatımadan devam etmeside bizlere bir şeyler fısıldamaktadır duyabiliyormuyuz… Kısacası bizler tam kaynağına inmeden bazı şeyleri dilde kabulleniyoruz ama içimize sindirmeden..
Hayatta her şey böyle değilmidir bizler yaşarken ve uygularken bilgilerimizin kaynağına inersek saf ve duru ile karşılaşırız daha net ve berrak görürüz çevremizi daha güzel aydınlatırız…Derneğimizin kuruluşu ile köyümüzde annelere yönelik güzel bir seminer verilebilir bu semineri verebilecek çok kaliteli ve bilgi donanımlı rehberlikçi akraba ve gelinlerimizden yararlanabiliriz..
Selam ve saygılar
Gürbüz KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ERSİN ERGÜL
Yer:
İstanbul
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 13:45
|
slm sitemizidolaşan ablalarımız abilerimiz bütün
akrabalarımız ve doslarımız herkesi saygıyla
selamlıyorum bugün 8 mart dünya kadınlargünü
burdan bütünanelerimizin ve ablalarımızın dünya
kdınlar gününü cani gönülden kutluyorum ane
lerimiz onlar bizim herşeyimiz canımız dünyada
tekvarlığımız gerçekten aneler çokdeğerlidir
eşi bulunmaz birinsandırlar bugün buyaşagel
mişsek onlaraborçluyuz ve buhak ödenmez
onlar bizinezorluklarla dünyaya getiri onu ancak
kadınolan bilir 9 ay karnında taşıyıpta dünyaya
getirirken gece uykularınıharab edipte yavrusunuemzirmekiçin ama osahhate uykunun
nedemek olduğunu işte kimse bilemez ancak
osahate uyanan birinsan anlar tabibuinsanlar
yine aneler dir herkesi saygıyla selamlıyorum
mutlu ve huzurlu günler diliyorum ERSİN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 13:28
|

DEDO VE BEN
Memleketinin dağlarını ,ovalarını , nehirlerini ve insanlarını sevdim hiç bir şeyi sevmediğim kadar! Zamanla bu insanları düşündüğümde en kötü anılar bile bir anda güzelleşiveriyor. Yıllar sonra dönüp dolaşıp terk edilmiş bahçenin önünde durduğumda gözlerim yaşardı ve ağlamamak için kendimi zor tutum...Burası Abdurrahman amcanın şalgam deresinin alt kısmında karataşın hemen önündeki iki evlek genişlikteki bahçesiydi. Bir anda kendimi on-oniki yaşlarındakı çocukluğumda buldum. Abdurrahman amca daha gençti. Kendisine dereninin içinde bu küçücük toprak parçasında , aylak aylak akıp giden suyun hemen yanında bir bahçe yapmıştı. Sonderece bakımlıydı ve sanki bir tablo gibi ağaçların arası düzgün ve bakımlı su kanallarının yerleri muntazam yapılmıştı.
Abdurrahman amaca orta boylu ve tıknaz fakat güçlü bir yapıya sahipti. Tipik bir yürüyüşü vardi. Onu tanımayanlar çok kibirli olduğunu sanabilirdi. Hiç kimsenin kapısana ve malına harmanına bakmazdı. Tam ayaklarının doğrultusuna bakar ve yürürdü kendisineden yaşça büyük birine rastlasa selam verir ve saygı gösterirdi. Asıl anlatacağım tarafı ise nasıl yufka ve çocuksu bir kalbe sahip olduğudur. Ben bir aydan fazla hemen karşısında bir kaç evlek bostana bekçilik yapıyor bir taraftanda öküzlere çobanlık yapıyordum. Abdurrahman amca (Dedo) nun inatlaşması ve küsmesi ve çocuklarına darılması çok zordu. Küstüğü zaman üç beş gün açlık grevi yapardı. Kendine bir yatak yapar ve odaya kitler orda dinlenirdi. Bu yüzden çocukları ve kardeşleri zaman zaman Dedo açlık grevi yapmış diyorlardı. Açlık grevini sona erdirmek için Nano anne zaman zaman hatırlı kişileri zaman zaman da kardeşlerini devreye sokardı.
Bir Temmuz günü Abdurrahman amca yoktu , muhtemelen ot veya arapa biçimi için çocuklarını keşife çıkmıştı yada o gün bir işi vardı. Dut ağacına uzaktan bakıyorumdum bembeyaz ! Dedo nun dutları adeta gel beni ye diyordu. Midem kazınıyor gözlerim kararıyordu. Kendimi sahipsiz kümes bulmuş tilki gibi hissediyordum. O zamanda o şartlarda ve o köyde bir avuç taze dut yemek kimin haddine ! Ama yanımda başka biri de yoktu ki ? Biz bazen Şevketi kullanırdık yukaridaki bahçeye dalmak için. Ama Şevket de yoktu ortalıkta !
Neyse Dedo amcanın bana teslim ettiği bahçeye ihanet etmek üzereydim. Şöyle bir etrafı kolaçan edip durumu uygun buldum. Bir anda ayaklarım beni mıknatıs çeker gibi dut ağacına çekmeye başladı. Nihayet dut ağacına çıktım ve tam beş on tane yemişken Dedo ağacın altında elinde çapa ile belirdi ve bana doğru gözlerini dikti! Bir anda dizlerimin dermanı kesildi. Kendimi ağaçtan aşağı atıp hızla bahçe duvarından altladım ayaklarım bir çalıya takılıp suyun içine düştüm. Çok feci şekikde dizlerimden acı duydum . Nefesim tıkandı ! Daha başımı kaldırmadan baktım a
Dedo ensemden yakalayıp ayağa kaldırdı. Sen ne yapıyorsun deminden beri? Neden benden kaçıyorsun dedi ? Ben daha dut demeden !...Bir yerine bir şey oldumu diye sordu ? Akşama Sofu oğlumu iki dut için dövdü diye şikayete gelir dedi.
Gel dedi ve kendisini takip ettim. Burası da senin bahçen oğlum istediğin zaman girer istediğin zaman çıkarsın. Ama kırma dökme ,sahip çık kim sana bir şey derse bana gel. Birlikte biraz oturduktan sonra şöyle bir dut ağacına bakarak bunlar bir gecede nede çabuk oldular. Haydi sen daha hafifsin çık şoyle bir uç dalları silkele de yiyelim dedi. Ağaca bir nefeste çıktım ve sallamaya başladım. İkinci sallayışta kuş yemek için ağaca tırmanmış olan engerek yilanını tam amcamın ayaklarının dibine düşürdüm. Bir çığlık atıp zıpladı görseniz gülmekten bayılırsınız. Bahçenin yeri kıraç ve guneye bakan bir yerdi duvarlarında engerek kaynardı. Sonra akşama kadar birlikte oturduk bana askerliğini ve başından geçenleri anlattı. Kendisine çeşmeden su taşıdım. O günden sonra bana bahçe serbesttı. Beylik malı gibi canım istediğinde Dedo nun bahçesine dalıyordum.
Daha sonraki yıllarda büyümüş kavaklarda çırıl çıplak soyunup dere kenarından kopardığım iki geniş yaprağı önlü arkalı bağlayarak tarzan kıyafeti yapıyrdum. Bu şekilde kavaktan kavağa atlayıp nara atıyordum. Bu arada Hulusi bir fotoğraf karesi yakalamış bunu tab ederken Sarıkamış taki Foto Nurda enterasan diye benim fotoğrafımı orada yaşayan ve sopasına nal çakan ilginç deli bir adamın fotoğrafı ile yanyana uzun süre vitrininde teşhir edilmişti.
Bazı duygular var ki çok özeldir. Bir yerde gizli kalır. Yıllar sonra 2003 yılında oraya tekrar bir kış günü gittim. Bahçe harap olmuş bakımsız bir çalılık gibi. Etrafındaki kavaklar büyümüş ve ağaçkakanlar gelmiş . Dut ağacı hala orda ve daha yaşlı ve büyük. Eminim Abdurrahman amcamın ruhuda ordaydı. Silueti ağaçların arasında gözlerimin önünde dolaşıyordu sanki! Uzun süre duvarın yanında durdum bahçeye baktım ve ona bildiğim bütün dualarımı okudum. Hiç şuphem yoktur ki o hakkını helal etmiştir. Onun emeğini çok yedim. Nur içinde yatsın mekanı cennet olsun.
İnanki hislerimin hepsini yazmam imkansız bu yalnız küçük bir kesit ve sizlerle paylaşmak istedim.
Sevgiler ve selamlar
Muhittin Karakurt
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
selahattin karakurt
Yer:
İstanbul
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 13:04
|
merhaba yıldırım hoca nasılsılsın seninle baya bir zaman oldu göruşemiyoruz hahya hocayanın mesajında demişsin yaşıyormusun evet senin yaşadığın gibi bende yaşıyorum nerdesin ve hangi semtesin tatilde gel silivriye gel benim misafirim ol eski gunler hep geride kaldı
şimdi çok mutluyum yakında siliviriye duyunume gelirsin kendine çok çok iyi bak selamlar sevgiler
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
selahattin karakurt
Yer:
İstanbul
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 12:46
|
öncelikle bütün akrabalarıma selamlar ben bu mesajı silivriden yazıyorum Yahya hoca durumlar inşalah iyidir hiç görüşemiyoruz dernek açıldımı açılmadımı hiç haberimiz olmadı eyer açıldıysa köyümüze hayırlı uğurlu olmasını diliyorum teyze kızı nermin abla nasılsınız sizinlede baya bir zaman oldu görüşemiyoruz inşalah iyisinizdir butun ayleye selamlar saygılar gürbüz abide baba olmuş onuda tebrik ediyorum allah analı babalı büyütsün selamlar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yahya KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
08 Mart 2008, Cumartesi 12:32
|

Mesaj Sahibi: İBRAHIM KARAKURT
| YAHYA BEN İBRAHİM .NASILSIN İYİMİSİN BİZİ SORANLARA SELAM.BURDAKİLER AİLE FOTOĞRAFLARINI MERAK EDİYORLAR.NASIL GİRİLİYOR BİLMİYORUZ. |
|
|
İbrahim Burasa'dan sıcak selamlarını almak ne güzel iyi olmanıza sevindim. yeğenimiz Ayça umarım iyidir. Bursa'daki tüm akrabalara bol selamlar. Sitenin forum kısmına üye olmanız gerekir tüm resimleri ve yazıları görmeniz için. Anasayfa da forum yazan ikona tıkladığınızda karşınızda açılan yeni sayfada KAYIT yazan yere tıkla. Kullanıcı adına ismini soyadını yaz. Eposta yerine e mail adresini yaz. şifreyi iki defa yaz devamında resim doğrulaması bölümünde resim içindeki karakterleri büyük küçük harf dikkate alarak oradaki gibi boşluğa yaz. Sayfanın aşağısına ineren kabul ediyorum u işaretleyerek KAYIT ' a basarak üye oluyorsunuz. Yinede olamadınız bir sorun mu çıktı bana bir e mail yada telefonda beni arayarak kullanıcı adı veşifrenizi bana söyleyin ben sizi üye yaparım.. Umarım yardımcı olmuşumdur kendinize iyi bakınız. Hayırlı günler.
Dünya kadınlara günü kutlu olsun.. Nice güzel yıllara..
|
| Yukarı |
|
| |