| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
20 Mart 2008, Perşembe 19:23
|

HÜSEYİN ZADE HALİL BEY
5. KARAKURT ASKERİ OKULU
Halil Bey 1920’lerin sonlarına doğru Karakurt’a yerleştikten sonra aktif olarak çalışmalarını sürdürür. Halil Bey, bu yıllarda çok etkin olup, Karakurt Bucağında popülaritesi en üst düzeydedir. Kardeşlerinin Rus askeri okullarında okutulması, onu her zaman rahatsız etmiştir. Ancak şartlar, kardeşlerinin bu okullarda okumasını zorunlu kılmış, hatta kendisi bile bu okullarda eğitim almıştır. Benzeri bir okulu Karakurt’ta açıp, aşiret çocuklarına burada eğitim vermeyi düşünmektedir. Bu fikrini, Kazım Karabekir Paşaya açar. Paşa, böyle bir okulun çevredeki çocuklar için büyük nimet olacağını ve açmasını tavsiye eder. Kaymakam Piroğlu Fahrettin (Erdoğan) Beyin de teşviki ile okul açmak için çalışmaları başlatır.
Halil Bey, Rus Kazak askerlerinin eğitim binası olarak kullandıkları ve biraz sınıfa benzeyen binayı, okul olarak hazırlatır. Basit taştan yapılmış toprak bir bina olup, önünde ağaçtan yapılmış bir balkon/örtme olup, iç kısımda ise önde bir hol ve hemen arkasında büyükçe odalar bulunmaktadır.
Halil Bey, Karakurt Nahiyesine bağlı köylere haber salar ve okulun yatılı olarak eğitime başlayacağını duyurur. Okul, velilerden alınacak yardım ile eğitim verecek olup, bu nedenle maddi durumları iyi olan velilerin çocukları okula öğrenci olarak alınır. Okul resmen 1921 yılında eğitime başlamış olup, her köyden ortalama 2-3 öğrenci alınmıştır. Okulda eğitim gören öğrenci sayısı 78-80 kişiye ulaşmıştır. Örneğin, Abbas oğlu Rıza Karakurt on yaşında iken bu okulda eğitim almaya başlayanlardandır.
Okul açıldığından itibaren başarılı bir şekilde eğitim vermiştir. Bunda, Sarıkamış’ta bulunan resmi dairelerin ve özellikle Kolordu’nun desteği çok önemlidir. Halil Bey, gerek aşiret reisi olması ve de gerekse Karakurt Nahiyesi Müdürü olmasından kaynaklanan avantajlarını kullanarak, Kolordudan her türlü yardımı istemiştir. Kolordu bu talep üzerine, subayları öğretmen olarak görevlendirilmiş olup, özellikle bu konuya Kolordu Komutanı Ali Sait Paşa çok önem vermiştir. Bunda garip bir tesadüf rol oynamıştı. Ali Sait Paşa, Çerkez asıllı olup, Kafkas göçmeni bir ailenin çocuğudur. Ailesi de yıllarca Ruslara karşı savaşmıştır. Halit Beyin ve Alixan Beyin asılma olaylarını öğrendiğinde, Halil Beyle daha yakından ilgilenmeye başlamış ve her şekilde destek olmaya başlamıştır.
İlerleyen yıllarda, yöredeki aşiret beyleri eskisi kadar okula yardım etmemeye başlamışlardır. Özellikle, 1923 yılında cumhuriyetin ilan edilmesi ile birlikte yardımı tamamen keserler, hatta bazıları, Halil Beyin, kendilerinden zorla yardım aldığı yönünde, vali Hasan Faiz Ergün’e şikâyette bulunurlar. Vali, Halil Beyi, olanları anlatır ve yasalar çerçevesinde uygulama yapması hususunda ikaz eder. Halil Bey, ya yardım etmelerini ya da karışmamaları yönünde cevap verir. Bu nedenle valiyle ve Kars bürokrasi ile arası iyi değildir.
1924 yılına gelindiğinde, Kars valisi değişmiş, Süleyman Sami Kepenek yeni vali olmuştur. Halil Bey, yeni validen de okul için yardım ister. Ancak, yeni yürürlüğe giren Tevhid-i Tedrisat Kanunu nedeniyle bütün okulların Milli Eğitim bakanlığı bünyesinde toplanması gerektiği, bu nedenle yardım edilemeyeceği gibi okulun devlete devredilmesi gerektiği, cevabını almıştır.
Sonbaharda, Hasankale civarında deprem olmuştur. Atatürk Ekim başlarında deprem bölgesine gelir. Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün, Kars’ı da ziyaret edeceği ve bu vesileyle Sarıkamış’a da uğrayacağı dilden dile dolaşmaktadır. Sarıkamış’ta, 9. Kolordu koordinesinde, karşılama merasimi ile ilgili hummalı bir çalışma yapılmaktadır. Halil Bey, nahiye müdürü olarak karşılama heyeti içinde yer almaktadır. Okul öğrencilerinin, Hükümet Konağı önünde yapılacak merasimde hazır olmaları kararlaştırılır. Kaymakam ve Kolordu Komutanının isteği ile karşılama merasimine Halil Beyin öğrencileri de katılacaktır. Ali Sait Paşa’nın emri ile öğrencilere, merasimde giyebilecekleri daha düzgün kıyafetler, Kolorduda uydurulur.
Atatürk, eşi Latife hanım ile birlikte 4 Ekim 1924 cumartesi günü, Erzurum’dan karayolu ile hareket etmiş ve depremden yıkılmış köyleri ziyaret ederek, saat 18’de Sarıkamış’a varmıştır. Halil Bey, atlı bir vaziyette, Atatürk’ün Sarıkamış’a girişinde ki karşılamada bulunmuştur.
Halil Bey öğrencilerinin başında, merasimin yapılacağı alanda da yerini almıştır. Atatürk’ün otomobili, karşılama merasiminin yapılacağı Hükümet Konağı önündeki alana gelmiştir. Atatürk ve eşi Latife hanımefendinin içinde bulunduğu otomobil, merasime katılanları selamlamak üzere yavaş yavaş ilerlemektedir. Bir ara Latife Hanımefendinin gözüne küçük askeri öğrenciler takılır. Merak eder ve kim olduklarını sorar. Ali Sait Paşa, öğrencilerin, Halil Beyin açmış olduğu özel askeri okulun öğrencileri olduğunu söyler ve Halil Bey hakkında övgü dolu kısa bir bilgi verir. Anlatılanlar, Atatürk’ün ilgisini çekmiştir. Otomobilini öğrencilerin önünde durdurur ve Ali Sait Paşaya, Halil Beyi çağırmasını emreder. Halil Bey, Atatürk’ün derhal huzuruna gelir. Atatürk, Halil Beye, bu aziz topraklar sizin gibi vatanseverler sayesinde düşmandan kurtuldu ve yine bu genç cumhuriyet, sizin gibi maarif sever evlatları sayesinde kısa zamanda inkişaf edecektir. Sizi tebrik ediyorum, der. Daha sonra, Ali Sait Paşa’ya, Halil Beyin akşam yemeğinde yer almasını söyler.
Atatürk, karşılama merasiminden sonra, dinlenmek üzere, paşa köşküne geçer. Akşam, Atatürk’ün gelişi şerefine fener alayı düzenlenmiş olup, bu fener alayına Halil beyin öğrencileri de dahil edilerek eğlendirilmişlerdir. Akşam düzenlenen içkili yemekte Halil bey de bulunmuştur. Burada, söz verilmesi üzerine, Halil bey, kendisi ve Ailenin geçmişi ile ilgili kısa bilgi arz ettikten sonra, lafı kurmuş olduğu okula getirir ve “Paşam, eskiden aşiretten mal ve para toplayıp, okulu idame ettiriyordum. Ama Cumhuriyet kurulduğundan beri, Cumhuriyet Kanunlarına güvenen köylü artık para vermiyorlar. Bizde Kanunlardan dolayı kaba kuvvet uygulayamıyoruz. Bu nedenden dolayı bende varlık kalmadı, Vilayete müracaat ettim, yardım etmiyorlar, bu hususta himmetinizi bekliyoruz.” der. Gerek Atatürk ve gerekse Latife hanımefendi, bu örnek girişimin mutlaka desteklenmesi gerektiğini, bu nedenle vali vekili İbrahim Ethem Aykut’a, gerekli ödeneğin derhal tahsis edilmesini emrederler. Halil Bey durumdan memnundur. Bir yandan, okul için istediği tahsisatı almış, diğer yandan Cumhurbaşkanı ile aynı masada bulunmanın gururunu yaşamaktadır. Halil Bey, daha önce eğitim gördüğü Kars ve Tiflis şehirlerinde içkiye alışmıştır. Geç saatlere kadar Atatürk’ün şereflendirdiği sofrada su gibi içki içilir ve istenmeyen bazı tatsız olaylar olur.
Atatürk, 5 Ekim 1924 Pazar günü, meydanda yer alan iki katlı ahşap binada yer alan Türk Ocağını ziyaret eder. Halil Bey diğer zevat ile birlikte buradaki konuşmaları izler. Daha sonra, Halil Beyin iki üç öğrencisinin de içinde bulunduğu bir grup genç, Atatürk’e yemek verirler. Yemekten sonra istasyonun arkasındaki çayırlıkta, iyi biniciler atları ile binicilik gösterileri yaparlar. Halil Bey de iyi bir binici olup, oda atı ile Atatürk’ün huzurunda binicilik hünerlerini gösterir. Günün anlam ve coşkusundan olsa gerek, Halil Bey atını, Atatürk’ün bulunduğu çayırda durmaksızın koşturmuş ve hayvan dayanamayıp patlamıştır. Atatürk bunun üzerine Halil Beye, iyi attı yazık oldu, der. Halil Bey de, yaptığından emin bir şekilde, bir at değil mi size feda olsun paşam, şeklinde cevap verir.
Halil Bey, akşam Atatürk’ün şerefine düzenlenen temsile katıldıktan sonra, Bebek Gazinosuna geçer. Burada, Atatürk’ün huzurunda hem içilir hem de memleket meseleleri konuşulur. O zamanlar doğu yine kaynamaktadır. Halil Beye gösterilen ilginin bir diğer sebebi de, aşireti, devletin yanına çekmektir.
6 Ekim 1924 Pazartesi günü, sabah Atatürk, istasyondan trenle Kars’a yolcu edilir ve gece tekrar karşılanır. Atatürk o geceyi Sarıkamış’ta geçirir ve 7 Ekim 1924 Salı günü sabahleyin Sarıkamış’tan yolcu edilir. Bu karşılama ve uğurlamaların hepsinde Halil Bey bizzat bulunmuştur.
Gerçekten de Atatürk gidişinden kısa bir süre sonra, okula, Ankara’dan para gönderilir. Ancak, vali gelen paranın bir kısmını, depremden zarar görenlere ayırır, az bir kısmını Halil Beye gönderir. Daha sonraki yılda ise özel okula ödenek tahsis edilmesinin mümkün olmadığı Halil Beye söylenir. Vilayetin olaya baştan itibaren sıcak bakmaması, Karakurt gibi küçük yerde askeri okulun olmayacağı düşüncesi ile 1926 yılında çıkan ilkokul öğretmenleri yasası ile daha önce çıkmış olan Tevhid-i tedrisat Kanunu bahane edilerek okul, Valilikçe 1926 yılında kapatılarak, Kars’a nakledilir.
.....
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin Karakurt
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Muhsin Karakurt
Yer:
Ankara
Tarih:
20 Mart 2008, Perşembe 09:38
|
Mesaj Sahibi: MUSA KARAKURT ALMANYA
Siteyi takip eden herkese selamlar
Muhsin abinin yazilarini cok büyük bir keyifle okuyor ve takip etmekteyim iyiki varsin MUHSIN ABI bu kadar emek harcamak her baba yigitin harci deyil sana tekrar tesekürlerimi bildiririm ve yazilarinin devamini dilerim.
|
|
|
Sevgili Musa,
Yazdıklarım için dile getirdiğin nazik düşüncelerin için bende teşekkür ederim. Dileğim, göstermiş olduğum çabanın sizlere faydalı olması, Karapınar Ailesinin birliğini sağlamasıdır.
Selam ve sevgilerimle.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SEVKET KARAKURT ERZURUM
Yer:
Diğer
Tarih:
20 Mart 2008, Perşembe 09:32
|
Sevgili dostlar; mubarek Mevlid kandilinizi tebrik eder. Efendimizin sefatine nail olmanizi dilerim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
NERMİN
Yer:
Erzurum
Tarih:
20 Mart 2008, Perşembe 09:17
|
SEVGİLİ AKRABALARIM HEPİNİZİN MEVLİT KANDİLİNİ KUTLUYORUM DUALARINIZIN KABUL OLMASI DİLEĞİYLE
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
FATİH KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mart 2008, Çarşamba 23:37
|
kandiliniz mübarek olsun cenabı-hak bizleri bu gecenin feyzinden istifade edenlerden eylesin amin..
___________________________________
Selcuk
Eyvallah Fatih kardes seninde kandili mubarek olsun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
OZAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Mart 2008, Çarşamba 23:33
|
mübarek mevlit kandilinizi tebrik eder.efendimizinşefatine nail, olun
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Cafer karakurt
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Mart 2008, Çarşamba 23:06
|
Bende merhumun kendisine Allahtan rahmet diliyorum.Geride kalanlara sabir.Allahtan geldik dönüs yine ona olacaktir
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
cafer
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Mart 2008, Çarşamba 22:53
|
Bende cok memnun oldum.isimlerden kimseyi taniyamiyorum.kim kimdir bilemiyoruz.sadece sizleri taniyabiliyorum. Bütün taniyanlara selamlar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Karadag Kenan
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Mart 2008, Çarşamba 22:49
|
Yasamak ozleyeni ozlemek, seveni sevmektir. Sevmeyi bilen sevilmeyi hak eden guzel insanlar, gonlunuz hos, gunleriniz guzel, mevlut kandiliniz mubarek olsun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
gürbüz karakurt
Yer:
Erzurum
Tarih:
19 Mart 2008, Çarşamba 22:15
|

İnsanlığın İftihar Tablosu'nun doğumu, topyekûn insanlığın da yeniden doğumu sayılıyor. O'nun dünyayı şereflendireceği güne kadar akın karadan, gecenin gündüzden, gülün de dikenden farkı yoktu..
Kainatın O na hizmet etmesi için değil kainata hizmet için gelen kutlu nebi (tüm kainat ona feda olsun) ve ilk yaratılan nur O nun nurudur..Öyle bir peygamber ki doğumundan vefatına kadar ümettim ümetim demiştir.hayatı hep tablolarla dolu olan bir peygamber
Miraç ta cehennem ve cehennemi gören nebi ( mahşerde cennet ve cehennemi görseydi o dehşet andan dolayı belkide ümmetini o anda düşünemeyebilirdi ) mahşer anında yine ümettini düşünecek ve şefaat edecektir evet böyle kutlu ve peygamberlerin peygamberi olan Hz.Muhammet Mustafa (sav)in ümmeti olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır sanırım..
Bu kutlu, mubarek ve Allah a en yakın gün ve gecelerden olan bu gecenin tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum..
İnsan çocukken büyümek ister büyüdükten sonra da çocukluğu özler. Çok para kazanmak için sağlığından olur daha sonra sağlığına kavuşmak için kazandığından daha çoğunu harcar. Hep yarını düşünerek mücadele eder ama bugününün kıymetini bilmez. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar ama hiç yaşamamış gibi ölür.
Derneğe değinmeden geçmek olmaz sanırım dernekleşme Yahya hocamla telefonda görüşüyoruz ama sitede pek etkin görüşüldüğüne şahit olamıyorum
belki yinemi sen diyeceksiniz ama evet öyle heyecan olmayınca önde çalışacaklarda da heyecan (dernek yönetim kurulu) azalır ve yapılacaklar angarya ya dönüşür . bana karşılık verecek kişiler yine hep aynı isimler olacaktır bence farklı birileride cevap vermelidir
Yahya hoca kuruluş aşamasında yaşadığı sıkıntıları bence günlükde olsa siteye aktarmalı akrabalarımızda dernekçiliğin kuruluş aşamasında bile zorluklarla karşılaşıldığını bilsinler hep hazır lokmaya alışmışız kusura bakmayın
haftada birde olsa dernek hakkında görüş okumak için siteye giriyorum ama yok yok yok ..dernek oylamasında da daha önce fikrimi belirtmiştim rağbet görmeyen bir iş angarya öyle değil miİ? Bana aynı kişilerin cevap vermesi tatmin etmez edemezde
Aslanın kuyruğundan ya tutma yada tutmak zorundaysan sıkı tut
Hayırlı gün ve geceler
Gürbüz KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
|
|