| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
02 Nisan 2008, Çarşamba 10:49
|

MUHİTTİNCİĞİM,
1.YAPTIĞIN ÖRNEKLİ GÜZEL AÇIKLAMAN İÇİN TEŞEKKÜR EDER, DEVAMINI DİLERİM. MÜSAADE EDERSEN AÇIKLAMANA BİR NOT DÜŞMEK İSTİYORUM. GENEL OLARAK RUS ASKERİNE SALDAT DENMEKTE OLUP, KARAKURT BÖLGESİNDE Kİ SÜVARİ ALAYINA , MİLLİYETE BAĞLI OLARAK KAZAK SÜVARİ ALAYI DİYE HİTAP EDİLMİŞTİR. BİZİMKİLER ÇOĞU KEZ SALDAT İLE KAZAK KELİMELERİNİ EŞ ANLAMLI OLARAK KULLANMIŞLARDIR. FARKINA VARMAKSIZIN HER RUS ASKERİ KIYAFETİNİ GİYEN ASKERİ KAZAK OLARAK TANIMLAMIŞLARDIR.BU KAPSAMDA RUS ORDUSU FARKLI MİLLETLERDEN OLUŞMUŞ OLUP, ERMENİLERDE BUNLARDANDI. 1918 YILINDA RUS ORDUSUNUN HEMEN HEMEN DAĞILMASI SONRASI, ORDUYU MEYDAN GETİREN UNSURLAR, KENDİ MEMLEKETLERİNE DÖNMÜŞLERDİR. DOLAYISIYLA RUS ORDUSUNDA GÖREV ALAN ERMENİLERDE BİZİM BÖLGEDE KALMIŞLARDIR. İŞTE KÖYE SALDIRAN VE KAZAK OLARAK İFADE ETTİĞİN BU KİŞİLER, ASLEN ERMENİ OLUP ÜSTLERİNDE TAŞIDIKLARI KIYAFETLERDEN DOLAYI, BİZİMKİLER TARAFINDAN KAZAK OLARAK ALGILANMIŞTIR. BUNLAR KAZAK OLMAYIP, DAĞILAN RUS ORDUSUNDA DAHA ÖNCE GÖREV ALMIŞ SALDAT KIYAFETLİ ERMENİLERDİR. DOLAYISIYLA SENİN ANLATIMINDA BUNLARI BU MANADA ANLAMAK GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.
2. SİTEDE ERMENİ KONUSUNA İLİŞKİN BAZI YORUMLARIN YAPILDIĞINI GÖRDÜM. BU HUSUSTAKİ TEMEL GÖRÜŞÜM, SİTEDE BİZE AİT KONULARIN, DEDİKODULARIN, GELİŞMELERİN, DEĞİŞMELERİN, HİKAYELERİN YAZILIP TARTIŞILMASIDIR. BİZE AİT OLMAYIP, ALEME AİT HUSUSLARIN, SİTE ORTAMI DIŞINDA Kİ MEKANLARDA, KONU EDİLMESİNİN DAHA UYGUN DÜŞECEĞİDİR.
SELAM VE SEVGİLERİMLE.
Mesaj Sahibi: MUHITTIN KARAKURT
Muhsinciğim, Zannedersem yanlış anlaşılma var . Bize birinci ağızdan anlıtalanlara göre kazaklar Yoğunhasanda kazak gölü denen yerde seyyar bir karakol kurup uzun süre kalmışlar. Yol kontrolu yapmışlar ve bu yüzden oradaki bataklık büyüklüğündeki göle kazak gölü demişler. Kazaklar çekildikten sonra silahlarının bir kısmını ermenilere bırakarak kademeli olarak
ermenilerin tamamının çekilmesi bitene kadar karakol görevini sürdürmüşler. (Hatta onlara sağlanan kanyak ve paltolarla karın altında yattıkları ve sabahleyin hiç bir şey olmamış gibi silkinip uyandıkları anlatılırdı. Bildiğiniz gibi bizimkiler Sarıkamışta soğuk ve tifüsten yüzbin kişi kayıp etmişlerdi, sağ kalanlar ise Ruslara esir düşenler olmuş.) Bu karakola rağmen ermeniler köyü basmışlar ve destek almışlardır. Zaten öldürülen lider de muhtemelen kazak bir ermeni olduğu söylenmekte. Bu hikayeyi hemen hemen ismini andığım kaynakların hepsinden dinledim. Gerçek olduğuna kanatım tamdır. Resmi kaynaklara göre Ruslar 1918 de Kars ı bırakarak gittiler ama çekilme ve etki alanları ve kargaşa 1920 sonlarına kadar sürmüştür.Gerisini de biliyorsunuz zaten. Seninin anlattıkların resmi tarihle çakışıyor ben ise bana anlatılanları aktarıyorum.
Mesaj Sahibi: MUHSİN KARAKURT
Muhittinciğim,
Gerek senin yazını ve gerekse senin yazına bağlı olarak Recep Beyin yazısını zevkle okudum. Her iki yazıda da bilmediğim bazı konular ve ayrıntılar hakkında bilgi sahibi oldum. Devamen yazacaklarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Bir hususa takıldım. Köyü 1920 yılında kazakların bastığını yazmışsın. Bildiğim kadarı ile kazaklar 1918 yılının ilkbaharında Kars'ı terketmişlerdi.Konuyu açma imkanın varsa lütfen yazabilirmisin.
Diğer yandan, köyümün diğer fertlerininde, gerek köyün dünü, bugünü ve yarınına ilişkin ve gerekse köyün dışında olanlar hakkında farklı görüş, düşünce ve bilgilendirme yazıları yazmaları, kaynaşmayı daha da artıracağına inanıyorum. Örneğin bugün Mehtap'ın göndermiş olduğu resimler, beni hoş duygulara boğdu. Bu tip güzelliklerin artarak devam etmesi, hepimizin görevi olmalıdır.
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT |
|
|
|
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
02 Nisan 2008, Çarşamba 09:12
|

Muhsinciğim, Zannedersem yanlış anlaşılma var . Bize birinci ağızdan anlıtalanlara göre kazaklar Yoğunhasanda kazak gölü denen yerde seyyar bir karakol kurup uzun süre kalmışlar. Yol kontrolu yapmışlar ve bu yüzden oradaki bataklık büyüklüğündeki göle kazak gölü demişler. Kazaklar çekildikten sonra silahlarının bir kısmını ermenilere bırakarak kademeli olarak
ermenilerin tamamının çekilmesi bitene kadar karakol görevini sürdürmüşler. (Hatta onlara sağlanan kanyak ve paltolarla karın altında yattıkları ve sabahleyin hiç bir şey olmamış gibi silkinip uyandıkları anlatılırdı. Bildiğiniz gibi bizimkiler Sarıkamışta soğuk ve tifüsten yüzbin kişi kayıp etmişlerdi, sağ kalanlar ise Ruslara esir düşenler olmuş.) Bu karakola rağmen ermeniler köyü basmışlar ve destek almışlardır. Zaten öldürülen lider de muhtemelen kazak bir ermeni olduğu söylenmekte. Bu hikayeyi hemen hemen ismini andığım kaynakların hepsinden dinledim. Gerçek olduğuna kanatım tamdır. Resmi kaynaklara göre Ruslar 1918 de Kars ı bırakarak gittiler ama çekilme ve etki alanları ve kargaşa 1920 sonlarına kadar sürmüştür.Gerisini de biliyorsunuz zaten. Seninin anlattıkların resmi tarihle çakışıyor ben ise bana anlatılanları aktarıyorum. Mesela Mehmed amcanın (Dıle) tezek kalağına sırtını dayayıp Emer gel sana bir hikaye anlatayım türünden ,zaten benim amacım tarihçe yazmak değil , gerçek sağlam delileri olan fakat köylüde bıraktığı derin izleri anlatmak türünden hikayeler. Bu Sarıkamışta yayınlan bilmem ne gazetesinden farklı bir şey.Zaten dikkat edersen babım doğum tarihini yazmadım çunkü bilmiyorum o da bilmiyordu...Ishak amcaya yaşını sorduğumda vallahi oğlum ben de tam bilmiyorum ama rahmetli babamın anlattığına göre falan olay olmuşken ben yedi yaşındaymış o hesaba göre 105 yaşındayım derdi. Bilmem anlatabildimi ? Ama bir gerçek vardır ki bu insanlar o tarihte orada bir kazak varlığından bahsediyordu.Ve bu da doğrudur...
Selamlar ve saygılar
Mesaj Sahibi: MUHSİN KARAKURT
Muhittinciğim,
Gerek senin yazını ve gerekse senin yazına bağlı olarak Recep Beyin yazısını zevkle okudum. Her iki yazıda da bilmediğim bazı konular ve ayrıntılar hakkında bilgi sahibi oldum. Devamen yazacaklarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Bir hususa takıldım. Köyü 1920 yılında kazakların bastığını yazmışsın. Bildiğim kadarı ile kazaklar 1918 yılının ilkbaharında Kars'ı terketmişlerdi.Konuyu açma imkanın varsa lütfen yazabilirmisin.
Diğer yandan, köyümün diğer fertlerininde, gerek köyün dünü, bugünü ve yarınına ilişkin ve gerekse köyün dışında olanlar hakkında farklı görüş, düşünce ve bilgilendirme yazıları yazmaları, kaynaşmayı daha da artıracağına inanıyorum. Örneğin bugün Mehtap'ın göndermiş olduğu resimler, beni hoş duygulara boğdu. Bu tip güzelliklerin artarak devam etmesi, hepimizin görevi olmalıdır.
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Recep ERGÜL
Yer:
Diğer
Tarih:
02 Nisan 2008, Çarşamba 00:29
|

Sevgili Musa'nın hassasiyetini anlayışla ve teşekkürle karşılayarak amacımın Ermeni Meselsini konuşmak olmadığını bilmesini isterim.Zaten Ermeni Meselesine girersek çıkamayız.Tam aksine o coğrafya'da Emperyalistler karıştırana dek Türk,Kürt,Ermeni Kardeşçe yaşamışlardır ve keşke ilelebet devam etseydi bu kardeşlik bağları.Kültürel olarak da birbirleri ile benzeşen bu insanları birbirine düşman edenlere belki sözümüz olur ama bir tarafları suçlamak asla.
Fakat yaşadığımız yerlerde tezahür etmiş olan meseleleri konuşup birbirimizle paylaşacaksak mutlaka tarihin acı sayfalarından anekdotlar da karşımıza çıkacaktır.
Bununla birlikte,insanların belli bir saygı çerçevesinde ve uygarca düşüncelerini dile getirmesinden yana olduğumu da belirtmeliyim.
Birinci Dünya Savaşının Koşulları içinde yaşanmış bu acı hadiseleri belki tarihten ders çıkarmak maksadı ile konuşabiliriz ama birilerini yargılamak adına asla.
Yakın tarihte yaşandığı için doğaldır ki Ermeni,Kürt,Türk,Kazak anı ve hatıraları ile dolu bir memleketin çocuklarıyız.Ve orada yaşanmış acılar bugün bile vicdanlarımızı yaralamaya devam ediyor.Tıpkı Kağızmanlı Halk Şairi Hıfzı gibi.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
02 Nisan 2008, Çarşamba 00:24
|
Muhittin abi saglam kaynaklardan edindigin bilgileri o güzel anlatimininla bize ulastirdigin icin tesekkür ederim. Bizde bu bilgileri, dostlarimiz herzaman rahatlikla ulasa bilsinler diye forum bölumune koyuyoruz. Sanirim sen forum bölümüne gire bilmek icin üye olmamissin. Forum bölümündeki paylasimlara katilman icin, insallah en kisa zamanda üye olursun.
O cokca anlatigimiz yogun hasanin daglari ve cayirlarindan faydalanma zamani basladi. Köydeki akrabalarimiz bu günlerde önce GULIK i doyasiye yiyecekler. ardinda Aras nehri kiyilarindaki cevliklerde MEREJO dönemi basliyor. Hemen beraberinde, cagin ilaci, genc kalmayi sagliyan, CAGJUR (cag) i afiyetle yiyecekler.
Of anam of köyde olmanin tam zamani.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
01 Nisan 2008, Salı 23:44
|
Muhittinciğim,
Gerek senin yazını ve gerekse senin yazına bağlı olarak Recep Beyin yazısını zevkle okudum. Her iki yazıda da bilmediğim bazı konular ve ayrıntılar hakkında bilgi sahibi oldum. Devamen yazacaklarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Bir hususa takıldım. Köyü 1920 yılında kazakların bastığını yazmışsın. Bildiğim kadarı ile kazaklar 1918 yılının ilkbaharında Kars'ı terketmişlerdi.Konuyu açma imkanın varsa lütfen yazabilirmisin.
Diğer yandan, köyümün diğer fertlerininde, gerek köyün dünü, bugünü ve yarınına ilişkin ve gerekse köyün dışında olanlar hakkında farklı görüş, düşünce ve bilgilendirme yazıları yazmaları, kaynaşmayı daha da artıracağına inanıyorum. Örneğin bugün Mehtap'ın göndermiş olduğu resimler, beni hoş duygulara boğdu. Bu tip güzelliklerin artarak devam etmesi, hepimizin görevi olmalıdır.
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Coskun KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
01 Nisan 2008, Salı 23:44
|
suleyman abi aramiza hosgeldin güzel yazilarini bekliyoruz.
HasretinSesidir,geçen perde gözlerimden .
Sevgim tükenmeden ,sabrım kopmadan bamtelinden.
Ümidim odurki kavuşuruz :Yürekayrılmadan,yerinde.
saygilarimla
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
01 Nisan 2008, Salı 23:02
|

Musa Kardesim, Tessekurler , amacim hakliyi ve haksizi yargilamak ve yargiclik yapmak degil. Hele yargiclik hic degil. Amacim dediginiz gibi o gun yasanilani ve anlatilanlari oldugu gibi size aktarmak. Bir sahis uzerinden anlatirsam daha yalin ve politik dusunceden uzak olur gorusundeyim. Ermeni olaylari basli basina bir trajedi ve olmasi hic bir zaman tavsip edilir gibi degil. Ama goz ardi edilmemesi gereken bir konu daha var ki giderken bayagi katliam yapmislar. Sanildigi kadar mahsum degillermis. Ben o kadinin Atar dedenin cayirindaki mezarini gordukce , diasporanin yalanlarinida gormemezlikten gelemem. Arkasi gelecek bekle .
Sevgiler ve saygilar sunarim
Mesaj Sahibi: MUSA KARAKURT ALMANYA
Muhittin abinin yogun hasan da yasananlara dair yazdiklari bire bir bizden birilerini anlatigi icin, bir kac defa okudum. Karmasik duygularla o günleri bu gunlerle karsilastirdim. Gunun kosularinda yasanmis olaylardir. kim hakli kim haksiz bilemeyiz ama yogun hasanda yasananlar bizi etkiledigi icin, duygularimizla dogal olarak zaman zaman hirslaniyoruzda. Muhittin abiye tesekkür ederim.
Recep abide iyi niyetleriyle bizimle bir seyler paylasmaktadir. fakat Recep abiye bir konuda katilmiyacam. Muhittin abinin anlatmak istedigi bize ait anilari canlandirmak ve bize ulastirmaktir. yani ermeni olylari degildir. Ermeni olaylari genis boyutlu olup farkli kategorilere girdiginden sitedede yer almasi hos olmaz diye düsünüyorum. Sanirim demek istediklerim anlasilmistir.
Paylasimlariniz icin tesekkür ederim.
Bende Recep abinin yeni album calismalarinda basarilar dilerim |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUSA KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
01 Nisan 2008, Salı 21:56
|
Muhittin abinin yogun hasan da yasananlara dair yazdiklari bire bir bizden birilerini anlatigi icin, bir kac defa okudum. Karmasik duygularla o günleri bu gunlerle karsilastirdim. Gunun kosularinda yasanmis olaylardir. kim hakli kim haksiz bilemeyiz ama yogun hasanda yasananlar bizi etkiledigi icin, duygularimizla dogal olarak zaman zaman hirslaniyoruzda. Muhittin abiye tesekkür ederim.
Recep abide iyi niyetleriyle bizimle bir seyler paylasmaktadir. fakat Recep abiye bir konuda katilmiyacam. Muhittin abinin anlatmak istedigi bize ait anilari canlandirmak ve bize ulastirmaktir. yani ermeni olylari degildir. Ermeni olaylari genis boyutlu olup farkli kategorilere girdiginden sitedede yer almasi hos olmaz diye düsünüyorum. Sanirim demek istediklerim anlasilmistir.
Paylasimlariniz icin tesekkür ederim.
Bende Recep abinin yeni album calismalarinda basarilar dilerim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
Diğer
Tarih:
01 Nisan 2008, Salı 20:12
|

Recep Kardeşim, Güzel duyguların ve değerli katkıların için teşşekürler. Sevgilerimi sunuruyorum yeni albümünde sonsuz başarılar dilerim. Ben kesinlikle bir gün hakettiğin yeri bulacağına inanıyorum.
Benim amacım en iyi bildiğim bir kişinin şahsında çocukluktan beri konuşulan konuları gündeme getirmek istiyorum. Kişiden giderek çevreyi ve olayları benden sonraki nesillere aktarmak istiyorum. Köy odalarında konuşulanları Ömer Amcanın sırtta bulunan tezek kalağı yanında toplan toplana İshak Amaca ,Yakup Amca ,Reşit Dayı, Mehmed Amca (Dıle) ve Yakup Amca ve diğerlerinin anısına konuşulanları yalın ve sade bir dille ,gündelik yaşam içinde olduğu gibi politik ve kişisel düşücelerimden arındırarak anlatmak istedim. Bizim önceki nesilleri dinleme şansımız oldu fakat bizden sonrakilerin bundan kopuk yaşamalarını ve unutulmamasını sağlamak bizim görevimiz olmalıdır diye düşündüğüm için küçük bir çaba sarftmek istedim.
Bu konuda Mushsin'in her ne kadar tevazu gösterip övülmesini istemediği misyonunu takdire şayan buduğumu ve bir kere daha kutladığımı ve aynı zamanda kendisinden köyümüzün yetiştirdiği önemli şahsiyetlerin hayatını ve düşüncelerini bizimle paylaştığı için tekrar tekrar teşşekür etmeyi kendisinin muhalefetine rağmen tekrarlamak isterim.
Saygılarımla
Mesaj Sahibi: Recep ERGÜL
Değerli Muhittin Abi!
Yazdıklarını duygulanarak okudum ve bir ilave yapmak istedim.
Öncelikle senin de katılımınla bu site bir tartışma ve bilgilenme platformuna doğtu hızla ilerliyor ki benim şahsen çok arzuladığım bir durumdur.İnsanların bilgi ve birikimlerini birbirleri ile paylaşarak aslında geldiğimiz topraklarda tezahür etmiş olan yaşam serüveninin birer ürünü olmamız açısından önemlidir.Seni kutlıuyor,duyarlı ve mütevazı yüreğinden öpüyorum.
Yıllar önce Kağızmanlı Halk Şairi Hıfzı ile ilgili bir Radyo Belgeseli yapmıştım.3 yıl süren alan çalışması çerçevesinde edindiğim bilgiler doğrultusunda hafızamdaki anekdotları,seninle ve site sakinleri ile paylaşmak istedim.
1918 yılında Geri çekilme sürecindeki Ermeniler,Karapınar,Gülayntab(Beşyol) güzergahını takip ederek, Iğdır tarafından gelen çeteler ile birleşip Kağızmanı basarlar.Kağızmanın ileri gelenlerini bir hile ile Çarşı mahallesinde toplayıp süngülerle delik deşik ederler ki bunlardan biri de Kağızmanlı Halk Şairi HIFZI'dır.Kağızman Eşrafından Hacı bey o arbede içinde Gorniyan adındaki Ermeniyi tanır ve bunun Gülaytab'dan gelen Tuz Tüccarı olduğunu bilir(Kaynak ;Yazar Mustafa Turan-Kerem Başer).Rivayet edilir ki Gorniyan,Tuz tüccarı olarak bütün köyleri gezer ve Çete liderlerinin emir ve direktiflerini iletirmiş.çetelerin elinden kaçıp kurtulan ancak 4 yıl sonra hastalıktan ölen Hacı bey,Kağızman Milis Kuvvetlerinin önemli bir ismi olarak bilinir.Hacı Bey'in anlattığı Gorniyan,Gülayntab,Karapınar,Başköy ve Armutlu gibi Bölgelerin sorumlusu olarak Çeşitli Ermeni Arşivlerinde de geçen bir isimdir diye biliyorum.
Kazım Karbekir Komutasındaki Türk Ordusu,Kağızmana girdiğinde Çarşı mahalesinde yüzlerce insan cesedi ve yüzlerce yaralı bulur.Bu yaralılardan biri de Taş Kahve(Kağızman Meydanında Züccaciye dükkanı olarak duruyor,o meydanda Konser verdiğimde Taş Kahvenin Müze yapılmamasına üzülmüştüm)önünde elinde tesbihi ve karnında süngü yaralarıyla bulunan AŞIK HIFZI'dır.
Yaralı halde şu şiiri yazar.
İslama bir Müjde Dünyalar kadar
Devletimiz Al-ı Osmandır gelen
Hazreti Ali'dir binmiş Düldüle
Şahı yerdan şi-iri Yezdandır gelen
diyerek |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Recep ERGÜL
Yer:
İstanbul
Tarih:
01 Nisan 2008, Salı 13:34
|

Değerli Muhittin Abi!
Yazdıklarını duygulanarak okudum ve bir ilave yapmak istedim.
Öncelikle senin de katılımınla bu site bir tartışma ve bilgilenme platformuna doğtu hızla ilerliyor ki benim şahsen çok arzuladığım bir durumdur.İnsanların bilgi ve birikimlerini birbirleri ile paylaşarak aslında geldiğimiz topraklarda tezahür etmiş olan yaşam serüveninin birer ürünü olmamız açısından önemlidir.Seni kutlıuyor,duyarlı ve mütevazı yüreğinden öpüyorum.
Yıllar önce Kağızmanlı Halk Şairi Hıfzı ile ilgili bir Radyo Belgeseli yapmıştım.3 yıl süren alan çalışması çerçevesinde edindiğim bilgiler doğrultusunda hafızamdaki anekdotları,seninle ve site sakinleri ile paylaşmak istedim.
1918 yılında Geri çekilme sürecindeki Ermeniler,Karapınar,Gülayntab(Beşyol) güzergahını takip ederek, Iğdır tarafından gelen çeteler ile birleşip Kağızmanı basarlar.Kağızmanın ileri gelenlerini bir hile ile Çarşı mahallesinde toplayıp süngülerle delik deşik ederler ki bunlardan biri de Kağızmanlı Halk Şairi HIFZI'dır.Kağızman Eşrafından Hacı bey o arbede içinde Gorniyan adındaki Ermeniyi tanır ve bunun Gülaytab'dan gelen Tuz Tüccarı olduğunu bilir(Kaynak ;Yazar Mustafa Turan-Kerem Başer).Rivayet edilir ki Gorniyan,Tuz tüccarı olarak bütün köyleri gezer ve Çete liderlerinin emir ve direktiflerini iletirmiş.çetelerin elinden kaçıp kurtulan ancak 4 yıl sonra hastalıktan ölen Hacı bey,Kağızman Milis Kuvvetlerinin önemli bir ismi olarak bilinir.Hacı Bey'in anlattığı Gorniyan,Gülayntab,Karapınar,Başköy ve Armutlu gibi Bölgelerin sorumlusu olarak Çeşitli Ermeni Arşivlerinde de geçen bir isimdir diye biliyorum.
Kazım Karbekir Komutasındaki Türk Ordusu,Kağızmana girdiğinde Çarşı mahalesinde yüzlerce insan cesedi ve yüzlerce yaralı bulur.Bu yaralılardan biri de Taş Kahve(Kağızman Meydanında Züccaciye dükkanı olarak duruyor,o meydanda Konser verdiğimde Taş Kahvenin Müze yapılmamasına üzülmüştüm)önünde elinde tesbihi ve karnında süngü yaralarıyla bulunan AŞIK HIFZI'dır.
Yaralı halde şu şiiri yazar.
İslama bir Müjde Dünyalar kadar
Devletimiz Al-ı Osmandır gelen
Hazreti Ali'dir binmiş Düldüle
Şahı yerdan şi-iri Yezdandır gelen
diyerek
|
| Yukarı |
|
| |
|
|