bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan

Anasayfa  Forum  Defteri Oku Deftere Yaz  İletişim
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
GÜLSÜM

Yer:
Bursa

Tarih:
04 Nisan 2008, Cuma
19:35

Alıntı Yap: GÜLSÜM

ÖNCELİKLE HERKESE MERHABA!
SEVGİLİ MÜHSİN DAYI YAZDIGIN HO BABAM HO YAZINI EVDEKLERLE BİRLİKTE BÜYÜK BİR ZEVKLE OKUDUK.ANNEM VE BABAM SENİN YAZINLA BİRLİKTE O YILLARA TEKRAR GERİ DÖNDÜLER.LEYLA YENGEYE VE SANA SELAMLARI VAR...ELLERİN DERT GÖRMESİN...
Yukarı          
 
Gönderen:
ADİL KARAKURT

Yer:
Bursa

Tarih:
04 Nisan 2008, Cuma
18:30

Alıntı Yap: ADİL KARAKURT

DAMADIMIZ ZÜLKÜF E GEÇİRMİŞ OLDUĞU AMELİYATTAN DOLAYI GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİZİ İLETİR.EN KISA ZAMANDA SAĞLIĞINA KAVUŞMASI DİLEĞİYLE....
       
       ADİL-GÜLSÜM
      
Yukarı          
 
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT

Yer:
Ankara

Tarih:
04 Nisan 2008, Cuma
14:34

Alıntı Yap: MUHSİN KARAKURT

HOO BABAM HOO…

Kotan:
Karapınar Köyü’nde kullanılan tarım araç ve gereçlerinin ekseriyeti teknolojiye yenik düşmüş durumda. Yeni kuşakların görmediği ve çoğunun adını dahi bilmediği bu araç ve gereçlerden bazılarını konuya ilgi duyanlar için anlatmaya çalışacağım. Evvel zaman içinde, Karapınar Köyü’nde var olan tarlalar, bilinen üç tarım aracı ile sürülürdü. Bunlar; Kotan, pulluk ve sabandır.
Tarlayı sürmede kullanılan en ilkel tarım aracı saban idi. Karasaban, kısa ve uzun iki ağacın birleşmesinden oluşan bir araçtı. Kısa ağacın, sivri olan ucuna takılan özel yapılmış saban demiri denen parçayla, toprak yaklaşık 20 cm aktarılırdı. Uzun olan ikinci parçanın ucuna, boyunduruk denilen, sabanı çekecek iki hayvanın bağlanacağı, bir düzenek takılırdı. Pulluk ise sabana göre daha modern ve kotana göre daha hafif ve kullanışlı bir tarım aleti idi. Şimdiki zamanda, traktörlerin arkasında, ikili üçlü şekillerini görmüş olduğunuz pulluğun, hayvana uyarlanmış şekli, tek ağızlı olup, bu ağız sabit veya hareketli olabilirdi. Demirden oluşan ve önünde denge ve yön amaçlı bir tekeri olan pulluk, zincir ile boyunduruğa bağlanırdı. İki hayvan ile çekilen pulluk, toprağı 30 cm civarında alt üst ederdi.

Ruslar tarafından, 1907 yılı civarında yaptırılan ve Ermenilerin yerleşimine tahsis edilen Karapınar Köyü’nde, modern çiftlik evleri inşa edilmiştir. 1920 yılında, Ermenilerin, Karapınar Köyünü terk etmelerinden sonra, bu köye, 1921 yılında yerleşen Aile, evlerin yanı sıra, bu evlerde bulunan tarım araçlarına da sahip olmuşlardır. Bu evlerde bulunan tarım araçlarından biride, kotandır. Kotan pulluğun büyükçe hali olup, toprağı 50 cm derinliğinde yarar ve bir tarafa aktarırdı. Tutulacak iki kolu(mac), toprağı yarmaya yarayan bir ağzı, önünde, denge ve yön için iki tekerlekli bir düzenek ve bu düzeneği boyunduruğa bağlayan bir saplamadan oluşurdu. Toprağı derin bir şekilde yaran ve bayağı ağır olan bu demir yığınını en az sekiz hayvan çekebilirdi. Kotanda, zincirlerle birbirine bağlı boyunduruklarda yer alan dört çift hayvanın dizilişi şöyleydi: Kotan, önünde iki manda (camuş-gameş), daha sonra evin yaşlı iki öküzü, bunların önünde yeni koşulmuş iki tosun ve en önde evin en iyi iki öküzü. Önde bulunan üç çift, aynı zamanda çoroş olarak da isimlendirilirdi. Oluşturulan bu sistemi, majgal (Maçkal) denilen ehil bir köylü yönetirdi. Bunun emrinde en az bir hodax olurdu. Genel olarak, her boyunduruğa bir hodax oturtulurdu. Ancak, bu her zaman mümkün olmadığından, öncelikle en önde ki öküzlerin boyunduruğuna bir hodax verilirdi. Eli çubuklu hodax, 7-10 yaş civarında ki çocuklardı. Hodaxlar, 8-10 cm olan boyunduruğun çoğunlukla sağ tarafına otururlar ve genellikle sağ ayaklarını zincirin üstüne koyarak dengelerini sağlarlardı. Hodax, kotanın gidiş yönünün tersi bir pozisyonda oturur ve diziyi bu şekilde yönlendirirdi. Eğer doğru yönlendirmeyi yapamazsa, majgalın kendisine fırlattığı kersek denen sert toprak parçasına muhatap olurdu. Şayet yeterli odax yok ise, aradaki hayvan çiftlerinin boyunduruklarına, gerekli ağırlığı sağlayacak taş asılırdı. Şafakla koşulan kotan gün ortasına kadar devam eder, gün ortasında hayvanlar çözülür, bir saate yakın dinlendirildikten sonra tekrar koşularak akşama kadar sürme işi yapılırdı. Bu sürme işi yaklaşık bir ay sürerdi.

Horavel:
Kotan ile herg etmek, bütün gün süren, tekdüze bir işti. Tarlanın bir tarafından başlayan sürme işi, diğer başa kadar devam eder. Tarlanın diğer başına varıldığında, tekrar dönüş yapılır, bir daha ilk başlanan kenara gidilirdi. Bu git-gel süreci bütün gün hiç durmaksızın tekrar ederdi. Haliyle, boyundurukta oturan hodaxların, kalçaları ağırır, belleri bükülür ve zamanla dikkatleri azalıp, yılgın bir hal alırlardı. Onları, bu uyuşuk havadan, bazen fırlatılan bir sert toprak parçası, bazen ise horaveller uyandırırdı.
Kotan sürerken, tekdüze hareketlerin sonucu oluşan uyuşukluğu gidermek ve bu suretle işin daha canlı yapılmasını sağlamak için, odaxların kendi aralarında veya yan tarlada kotan süren odaxlarla karşılıklı söyledikleri manilere horavel denirdi.

Bazen majgalin teşviki ile çoğu kez ise baş hodaxın kendi arzusu ile horeval başlatılırdı. Bazı hallerde ise yakınlarda tarla süren diğer bir ekibin uzaktan horavel söyleyerek sataşması ile horavel söylenirdi. Horovelin en sevilen şekli bu olup, hodaxlar özellikle erotik içerikli olanlardan büyük zevk alırlardı. Bu halde, karşılıklı bir atışma söz konusu olup, çok mani bilenler atışmayı kazanırlardı. Horavel söylendikten sonra, sonu, hoo babam hoo… nidası ile bitirilirdi. Bu hitabın, o anda kotana koşulmuş olan hayvanlara yönelik olduğu, onları teşvik ettiğine inanılırdı.

Örneğin, öğle paydosundan sonra, sürme işine erken başlayan, yan tarladakilere aşağıda ki gibi laf atardı.
Köyde kuzu yayılmaz/Ekşi elma yiyilmez/Biz bir baş gidip geldik/Komşu hala uyanmaz. Hoo babam hoo…
Bu sataşmaya yan tarladan şu şekilde cevap gelirdi.
Er işini tez yapar/Gölgede keyif eder/İş bilmez soytarılar/Sizin gibi eşekler. Hoo babam hoo…
Benzeri maniler tüm gün belli aralıklarla devam ederdi.

Bir anı:
Fi tarihinde, Ben, Aslan Efendi (Aço) ve oğlu Nesim, köyün düzünde bulunan Kağan’ın yanındaki tarlayı, kotan ile sürüyorduk. Aslan efendi, kotanı tutuyordu, ben ve oğlu ise odaxlık yapıyorduk. Ben kotan dizinsin en önündeki öküzlerin boyunduruğunda, Aço’nun emir ve direktifleri doğrultusunda, hayvanları yönlendiriyordum. Nesim rahattı, çünkü o ortada yer alan yaşlı öküzlerin boyunduruğunda oturuyordu. Ben pek horevel bilmezdim, Aslan efendi, bu işin gerçek üstadı idi. Bildiği tüm erotik manileri bize söyletir, kendiside, bu işten büyük zevk alırdı. Hatta, bazı zamanlar hızını alamaz, dinlenme zamanlarında, bize, uzun mu uzun erotik manzumeleri, işin büyüsüne kapılmış bir halde, söylerdi.

Günler günleri izledi ve sonunda bir gün öğle saatlerinde sürme işini bitirdik. İçin için seviniyordum. Daracık boyunduruğun üzerinde, günlerce süren eziyet, en nihayet bitmişti. Köye dönüp, biraz dinlenecek ve emsallerimle oynayacaktım. Ben bu hayaller içinde, hayvanları, boyunduruklarından çözmeye başlamıştım ki, Aslan efendinin o meymenetsiz sesini duydum. Hayvanları çözmememi ve yandaki tarlaya sürmemi söyledi. Bir anda bende var olan bütün enerji boşalmış, dünyam yıkılmıştı.

Şiddetle itiraz ettim. Sürme işinin bitmiş olduğunu ve başka bir tarlanın sürüleceğine dair amcamın herhangi bir tembihinin de olmadığını, bu nedenle çalışmayacağımı söyledim. Aslan efendi, amcamın haberinin olduğunu, bu nedenle, dediğini yapmamı istedi. Meğer, Aslan efendi ile Halis amcam daha önce konuşmuşlar ve bizim tarlanın sürme işi bittikten sonra, Gülantep ile Armutlu yolunun köşesinde yer alan tarlasını sürebileceği hususunda anlaşmışlar.

Aslan efendi, ne söylerse söylesin, ben dinlemiyordum. En sonunda, olmayacak bir teklifte bulundum, oğlu Nesim ile gidip sürmesini söyledim. Galiba Aslan efendinin de sabrı kalmamıştı. Bir baktım kemerini çıkarmış, bana doğru yürüyor. Ne yapacağını daha anlamadan, iki elimi bileklerimden bağladı ve sonrada beni götürüp en öndeki boyunduruğa bağladı. Çabalandım çözmek için, beceremedim. Hayvanlar gidiyor ben gidiyordum. En sonunda, yapacak başka bir şey kalmadığını anlayınca, durumu kabullendim, yani hagosa geldim. Çaresiz bir şekilde boyunduruğa yeniden bindim. Tarla küçük olduğu için birkaç sat içinde sürme işini bitirdik.

İş bitmişti, ama ben, hala ateş püskürüyorum. Eve geldik, olanları bütün hiddet ve şiddetimle amcama bir nefeste anlattım. Anlattıklarım amcamı çok mutlu etmiş olmalı ki, öyle bir kahkaha attı ki, inanın yazarken bile, o kahkahayı, duyar gibi oldum. Amcam, hem gülüyor, hem de Aslan efendiye dönerek, yahu Aslan efendi, Muhsin’e neler yapmışsın öyle, diyerek, bir de benimle kafa buluyordu.

Oradakilerin hepsi, sözleşmiş gibi koro halinde anlattıklarıma gülüyorlardı. Anlayacağınız üzere, ben kıç üstü oturmuştum. Bir baktım Nesim de gülüyor. Sen misin gülen, bütün gücümle tokadı yapıştırdım. Zavallı Nesim, neye uğradığını anlamadan, yanımızdan ağlayarak uzaklaştı gitti.

Babasına bir şey yapamamıştım ama farkında olmadan, tüm zahirimi Nesim’e kusmuştum. Yıllar geçti, bir gün duydum ki, benim kotan arkadaşım Nesim, Aras Nehri’nin çılgınca aktığı bir zamanda, kendini Aras Nehri’ne teslim etmiş, boğulmuş…. Bu vesile ile ölenlere rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet diliyorum.

Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT
Yukarı          
 
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT

Yer:
Ankara

Tarih:
04 Nisan 2008, Cuma
14:14

Alıntı Yap: MUHSİN KARAKURT

Sevgili Muhittin,

Küfür meselesi, ben kendimi bildim bileli, köyümüzün ve insanımızın var olan bir sorunu. Süleyman kardeşimiz, yazmış olduğu yazı ile bu sorunu, gündeme taşımama, sadece vesile olmuştur. Zaten yazılan yazıda kendisi değil de site izleyenleri hedef alınmış ve onlara hitap edilmiştir. Sen, böyle övgüler yağdırdığına göre, mutlaka iyi bir insan olmalı. Şahsi kanaatim, bize mal olmuş bu küfür sorunun, irdelenerek, içindeki hiddeti, küfür ederek rahatlayan insanımızın, günlük muhabbetinden çıkarılmasının zorunluluk gösterdiğidir. Bu yönde çaba sarf edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Diğer bir sorun ise son zamanlarda gündeme girmiş gibi. Çeşitli nedenlerden dolayı, halen orda burada yaşayan Karapınarlının, teknolojinin nimetinden faydalanarak, sanal ortamda dahi olsa, köyünü ziyaret etmesine karşı, bir tahammülsüzlük peyda oldu. İnsanın köyünü, köylüsünü sevmesinin, değer vermesinin, yüceltmesinin, özlemesinin, anmasının, kime, nasıl bir zarar verdiğini anlamış değilim.

Karapınar ailesi, bir bütün olarak, her bireyine karşı hoşgörülü olmalı, onu, olumlu yönde motive edecek, her türlü araçtan faydalanmalıdır. Bunu yaparken de, hepimizde bir şekilde olan ego ve komplekslerimizi bir tarafa bırakmalıyız.
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT


Mesaj Sahibi: MUHITTIN KARAKURT
Muhsin ve Serhat Hocaya katılmakla birlikte , bizim Sulo'nun daha fazla rencide edilmesinden yana değilim. Kendisini şahsen tanırım . Erzurum'a gittiğimizde saygı ve hürmetten başaka bir şey düşünmez ve bir yanlışını görmedim.Kendisi genç olup heyecan ile yazmıştır. Sanırım çıkıp yanlış kullandığı sözlerden dolayı özür dileyecektir. Bu nedenle bu meselyi kapatalım derim. Kim yanlış yapmadı ki? Hepimiz zamanla hislerimize kapılıp yanlış birşeyler söylemişizdir. Önemli olan pişman olma erdemini göstermektir. Benim atam ın gücü bu kadardı ve bu kadar yapabilmiş neden küfredeyim! Kendileri nur içinde yatsın.

Ayrica herkesten ricam yamış olduğu iş ,meslek (belediyeci,polis, öğretmen ,avukat, müdür v.s ...) veya lakapla yazı yazılmaması... Burada her kes eşittir ve kardeşlik duyguları içerisinde iletişim sağlanması hususuna dikkat edilmelidir.Temel fikir karapınarlı olmaktır.

Saygılar ve sevgiler

[QUOTE=Muhsin KARAKURT]Serhatcığım,
Öncelikle yapmış olduğun enteresan yorum için teşekkür ederim. Haklısın, ben olaya biraz dar açıdan bakmışım. Gerçekten de ilkel topluluklarda ataya bağımlılık daha üst seviyede tezahür ediyor. Bizdeki küfür meselesi, kişinin kendi başarısızlığını, birine mal etme içgüsünden kaynaklanıyor olabilir. Bu konuda aydınlatıcı ve yol gösterici bir kaç yazı yazıp, insanımıza yardımcı olmanı, sanırım senden isteyebilirim.
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT
[QUOTE=Serhat KARAKURT][QUOTE=MUHSİN KARAKURT]Küfür, büyüğe küfür, ölmüş büyüğe küfür, ecdada küfür.

Geçenlerde aileden biri, “Karapınarlı, genellikle büyüğüne küfür eder, küfürünün daha etkili olması için de mezarlığa döner.” dedi.

Bildiğim, ama görmemezlikten, duymamazlıktan geldiğim bu gerçeğe ilişkin, bugün, sitede bir yazı okudum.

Üzüldüm.

Hiçbir medeni toplumda benzeri olaya rastlayamazsınız.

Psikolojik ve sosyolojik bir sorun olsa gerek.......


Yukarı          
 
Gönderen:
Yahya KARAKURT

Yer:
Diğer

Tarih:
03 Nisan 2008, Perşembe
23:40

Alıntı Yap: Yahya KARAKURT

Bizlerde kura sonucunu sabırsızlıkla bekliyorduk. Gündüz vakti site yoğundu ulaşamadık Neyseki kura çekimi sonucunda annem ve Vedat abim çıktı. Geçen sene olmamıştı kısmet bu seneymiş. Bu yıl kuraya giripte çıkmayanlar inşallah seneye haca gitmeleri nasip olur. Allah kutsal toprakları görmek isteyen tüm müslümanları Mekke ve Medine'yi görmeye muasser kılsın. İnşallah bizlere de nasip olur. Bu güzel haber için teşekkürler Selçuk abi...
Yukarı          
 
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA

Yer:
Diğer

Tarih:
03 Nisan 2008, Perşembe
22:09

Alıntı Yap: SELCUK KARAKURT ALMANYA

Sevgili dostlar, bügün bu yil haca gideceklerin kurasi cekildi. 2008 yilinda kutsal topraklara gitmek icin 790 000 kisi bas vurmustu bu sayinin ancak 70 000 kisisi gide bildigi icin kuralar cekildi. Bir cok kisi gidemediginden dogal olarak üzüldüler. Cenabi Allah bir dahaki sefere onlara nasip etsin. Birde sevinenler oldu. Iste o sevinenlerden biride ben oldum. Nedenmi ?

Mehmet amcamin hanimi, yada kaynanamda diye bilirim. AYTEN teyze ve büyük oglu Vedat kura cekimlerinde sanslilardandi. Yani bu yilki haci adaylarimizdirlar. Sevgili Yahya hoca seninde gözün aydin annen haci adayioldu.
Yukarı          
 
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA

Yer:
Diğer

Tarih:
03 Nisan 2008, Perşembe
21:51

Alıntı Yap: SELCUK KARAKURT ALMANYA

Mesaj Sahibi: Recep Ergül
Değerli Muhsin Bey!
Sözkonusu Fotoğrafları Yahya Hocaya gönderdim.7-8 Kişinin ayakta poz verdiği ve Köyde çekildiği söylenilen Fotoğrafta,önde ikinci sırada bununan Halil Bey,ancak diğerlerinin kimler olduğunu öğrenmek istemiştim.
Ben ilk fırsatta bildiklerimi sizinle paylaşacağım.
Hassasiyet taşıdığını konuya gelince;Şüpheniz olmasın ki sizin kadar hassasım.
Saygılarımla...


Sevgili recep duyarliligin icin tesekkür ederim. Söyledigin gibi kisa bir sürede fotograflari siteye ulastirdin. Sevgili Recep yeni yazinida sabirsizlikla bekliyorum.
Yukarı          
 
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT

Yer:
Diğer

Tarih:
03 Nisan 2008, Perşembe
21:47

Alıntı Yap: MUHITTIN KARAKURT

ANTALYA IL MERKEZINDE TANIDIK BIR EMLAKCI BILEN VARMI? O CIVARDA BIR DAIRE ALMAK ISTIYORUM.

Yukarı Mail: m.m.karakurt@gmail.com         
 
Gönderen:
cagri eczanesi murat karakurt

Yer:
Erzurum

Tarih:
03 Nisan 2008, Perşembe
15:53

Alıntı Yap: cagri eczanesi murat karakurt

asalet birçok faktörün biraraya gelmesiyle birlikte zamanla tesis olunur.atamızın asilliği anca övüncümüz olabilir lakin bizi asil kılmaz.yine atalarımızın yüzkızartıcı şuçları onları bağlar ve örneğin bizi hırsız kılmaz.dolayısıyla asaleti soyda asalet,fıtratta asalet,simada temizlik ve asalet gibi değişik kulvarlarda ele almak gerekir.işte bu yüzden kah babalarıyla övünen,kah dedelerinin ağalığından dem vuran,kah tanıma ihtiyacı duymadan kişiyi sadece aile efradından birine göre değerlendiren bu zihniyetin artık aramızda yeri olmamalı kanaatindeyim.sık yazmama kararıma rağmen;gerek büyüklerimizden gerek yaşıtlarımızdan gerekse küçüklerimizden garip söylemler okuyorum.ki bu okuduklarım zihinlerde kanaat olarak mevcudiyetini koruyacak.(şayet önlem alınmazsa)belki bu tarz bi yaklaşımda asalete bağlıdır...olamaz mı...sonuç itibariyle ne kimseyi eleştirmeye takatim ve haddim var ne de akıl verecek aklım...sadece görüşlerin ifade edildiği bu platform da görüşlerimi ifade ediyorum. kırıcı olmaya gerek yok elbet.ancak kırılmak ta gülmek,sevinmek,hemhal olmak kadar insani.önemli olan uzun sürmemesi...
uzatmadan ...
en insani olgulardan biri de memleket özlemidir.hernekadar memleket ortamında ondan nefret edilse de hayatın en önemli dönemlerinden biri orada geçmiştir.dolayısıyla insanların kır,doğa,böcekler edebiyatını anlayabilirim.aslını bilmek ve atalarından iyi olanları hem anmak hemde onlara layık edeb timsalleri olmak kaygılarını ve bu kaygılarla kaleme alınan yazıları anlayabilirim.yalnız şunu özellikle belirtmeliyim ki her şey ayan beyan ortadadır.herkes az çok birbirini tanıyor.sanal alemde yabancı bi tazeye kendini ballandıran genç olmamak lazım.yani sanal dahi olsa özü,sözü bir olmak lazım.biraz daha anlayış ve biraz daha empatiyle aşacağız yanlışlarımızı.ve o zaman riyakar rüyalar görmeyeceğiz.en azından o rüyanın bizi kandırmasına müsade edip onu bir gerçeklik gibi telakki etmeyeceğiz.kısacası ne yaparsak yapalım edep ve haya çizgisinde sabit olacağız.o zaman belki asaleti bizden sorulur bir neslin en asil asilzadeleri olacağız.o zaman bizi torunlarımız yazsınlar.ama emin olun şu halimizi yazacak tek torun tanımıyorum.küfür edebe aykırı da olsa en azından hiddeti hakedenlerimiz yokmuydu.işte bunu düşünmek lazım.hayırla yadedilmek için hiddet haketmemek için biz iyi olalım.hayırla yadedilelim.kişiye eksi değer katacak laf sokuşturma çabalarından vazgeçelim.hepinizi en derin hürmet ve saygılarımla selamlıyorum.söylenebilecek çok şey,yazılabilcek çok meramı olsa da insanın yazamıyor işte.kelimeler yetse de,dil kıvrım kıvrım kıvrılsa da ağızlarda gene de az bildiğimizden kelime...yazmayalım keselim.kendimizi belli etmeyelim bari...
Yukarı          
 
Gönderen:
Recep Ergül

Yer:
İstanbul

Tarih:
03 Nisan 2008, Perşembe
14:41

Alıntı Yap: Recep Ergül

Değerli Muhsin Bey!
Sözkonusu Fotoğrafları Yahya Hocaya gönderdim.7-8 Kişinin ayakta poz verdiği ve Köyde çekildiği söylenilen Fotoğrafta,önde ikinci sırada bununan Halil Bey,ancak diğerlerinin kimler olduğunu öğrenmek istemiştim.
Ben ilk fırsatta bildiklerimi sizinle paylaşacağım.
Hassasiyet taşıdığını konuya gelince;Şüpheniz olmasın ki sizin kadar hassasım.
Saygılarımla...
Yukarı          
 

Toplam Kayıt Sayısı: 2853 Toplam Sayfa Sayısı: 286
[««] [«] 1. 2. 3. . . . 106. 107. 108. 109. 110. . . . 284. 285. 286. [»] [»»] 
© Karakurt
MyDesign Ziyaretçi Defteri v1.7

bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan