İcat Nedir? Daha önce bulunmayan bir nesnenin geliştirilmesidir. İcatlar ya bir sorundan ya meraktan yada bir düşünce ürünü olarka ortya çıkarlar. Ortaya çıkışında genelde geçmiş yaşantılar, hayalgücü , merak ve çalışma azmidir. Ürekten fikirler netecesinde verilen emekler ve denemeler sonucu kendini gerçekleştirir. İhtiyaca verdiği cevaba ve ihtiyaç çeşidine göre değer kazanır.
Günümüzde insanlar yaşantısını etkileyen en önemli etkenlerden biriside içimizde yaşamış insanlardan bazılarını farklı düşünerek hayata farklı bir açıdan bakmalarıdır. Şüphesiz ki bu insanlar sayesinde günümüzde daha rahat şartlarda yaşıyoruz. Teknoloji ve Tasarım dersinde yeri geldiğinde var olanı ele alıp geliştireceğiz. Bazen de yaşantımızda bizi rahatsız eden sorunlardan yola çıkarak farklı düşünerek yeni çözümler bulacağız.
icat,icatlar,icatlar buluşlar,icatlar
listesi,kim neyi nerede ne zaman buldu, keşifler, mucitler, icatlar
ve mucitler
TELGRAF :
William Cooke ve Charles
Wheatstone adlı iki İngiliz1837 yılında , teller üzerinden
elektrik akımı göndererek mesaj iletmeyi başardılar. Böylece ilk
elektrikli telgraf makinesı ortaya çıktı. Elektrik akımı, alıcı
cihazın kadranındaki bir dizi iğneyi hareket ettirerek
ulaştırılacak mesajın ekranda belirmesine yardımcı oluyordu.
MORS ALFABESİ : 1843’ te Samuel Morse, telgraf mesajlarında
nokta ve çizgilerden oluşan ünlü Mors Alfabesi’ ni geliştirdi.
Morse, Baltimore’ den Washington’ a uzanan 60 km’ lik bir
telgraf hattı kurarak, hattı başkanlık seçimleriyle ilgili
haberleri iletmek için kullandı.
TELEFON : 1876’ da Alexander Graham Bell, telefonu icat etti.
Bell ve Thomas Watson adlı elektrik mühendisi, bir gönderici ve
bir alıcıdan oluşan bir düzenek yaptılar. Alıcı, sesi belli bir
elektrik akımına dönüştürüyor ve bu akım bir tel aracılığı ile
ahizeye taşınıyordu. Tarihteki ilk telefon görüşmesini, 10 Mart
1876‘ da Bell yapmıştır.
RADYO : 1902’ de İtalyan mucit Guglielmo Marconi, kablo ya da
tel olmadan bir yerden diğerlerine mesaj göndermenin yolunu
keşfetti. Böylece radyo doğdu. Marconi, radarın mucidi Hertz’ in
yapmış olduğu deneyleri kullanarak bulunduğu yerden 9 metre
uzaktaki bir kapı zilini çalmayı başarabiliyordu ve bunun için
her hangi bir kabloya ihtiyaç duymuyordu. Kullandığı yönteme
“elektromanyetik” adını vermişti.
FM RADYO : 1920’ de Edwin Howard Armstrong, FM radyoyu
geliştirdi. Elektrik mühendisi Armstrong’ un elektromanyetik ve
elektrik alanında yaptığı icatlar çok önemlidir. Fakat onun
belki de hepimiz tarafından bilinen icadı, geniş aralıklı yayın
yapan FM radyo bandıdır.
SÜPER İLETKEN : 1986’ da George Bednorz, kayıp olmaksızın
enerjiyi transfer edebilen bir madde geliştirdi. Böylece “süper
iletken” kavramı hayatımıza girmiş oldu. Süper iletkenler,
“bilgi çağı” açısından çok önemli gelişmeleridir. Sıradan bir
bakır telden iletildiğinde enerjinin yaklaşık % 40’ ı
kaybolmaktadır. İşte bu yüzden süper iletkenler insanlığın
enerjiyi doğru ve verimli kullanabilmesi açısından çok
önemlidir.
UYDU : 4 Ekim 1957’ de Ruslar, ilk uydu Sputnik’ i Dünya
yörüngesine yerleştirdi. Dünya’ nın ilk yapay uydusu sadece bir
basket topu büyüklüğünde olup 82 kg ağırlığındaydı. Bu minik
uydu, 98 dakika içinde yörüngeye yerleştirilmişti. Sputnik,
insanoğlu için uzay çağının başlangıcı demekti.
FAKS : 1843’ te üretilen ilk faks makinesi, kabartma harfleri
tarayarak elektrik sinyalleri gönderen bir sarkaçtan oluşuyordu.
Modern faks makinelerinde ise gönderilen dokümandan yansıyan
ışığı algılayan diyotlar kullanılır. 1922’ de Alman fizikçi
Arthur Korn, radyo dalgaları ile Avrupa’ dan Amerika’ ya
fotoğraf göndermiştir.
HABERLEŞME KULELERİ : Claude Chappe, tepelerin üzerine kurulmuş
kulelerden oluşan bir ağ sistemi geliştirdi. Her kulenin
üzerinde 49 değişik konuma ayarlanabilen iki uzun oka sahip bir
makine vardı. Her konum bir harfe ya da rakama karşılık
geliyordu. Operatörler böylece bir kuleden ötekine mesaj
gönderebiliyorlardı. Bu sistem çok başarılı oldu ve 4.828 km’
lik bir ağ kulelerle birbirine bağlandı.
ÇENGELLİ İĞNE : Dünya, 1849’ da Walter Hunt tarafından bulunan,
çok basit ama faydalı bir ürünle tanıştı: Çengelli İğne.
Çengelli iğne, Amerikalı mucit tarafından sadece 15 dolar
kazanabilmek amacıyla bir iddia sonucunda ortaya çıkmıştır.
YEMEK ÇUBUKLARI :
Yemek çubukları 5000 yıl önce ilk defa Çin’ de
kullanılmaya başlandı. Çinliler, daha iyi pişmesi için
yiyecekleri çok ufak parçalara ayırıyorlardı. Bunları tutabilmek
için de ağaç dallarını kullanıyorlardı. Bugün Çin, Japonya,
Vietnam, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinde yemek çubukları hala
yaygın olarak kullanılmaktadır.
EKMEK KIZARTMA MAKİNESİ : 1909’da General Electric şirketi, ilk
elektrikli ekmek kızartma makinesini üretti. Dilimlenmiş ekmek,
elektrikle ısıtılan bir tel üzerine konuluyordu. Ayarlı bir
saat, süre dolduğunda elektriği kesiyor ve ekmeği dışarı doğru
itiyordu. Bu sayede sabahları kahvaltı masalarını renklendiren
çıtır çıtır ekmeklerin hikayesi doğdu.
MİKRODALGA FIRIN :
Yiyecekleri radyo dalgaları ile ısıtan bir
fırın fikrinin patentini 1945’ te Amerikalı mucit Percy L.
Spencer almıştır. Yiyecekler, mikrodalga adı verilen radyo
dalgalarıyla bombardıman edilir, bunun neticesinde moleküler
titreşerek yiyeceğin ısınmasını sağlar. Mikrodalga fırınların
kapağındaki metal teller ise mikrodalgaların fırından dışarıya
çıkıp insanlara zarar vermesine engel olmaktadır.
KAŞIK : Paleolitik zamanlardan beri kullanılan kaşıkların atası
deniz kabuklarıdır. Kaşığın Latince ve Yunanca’ daki karşılığı
“spiral şekilli sümüklüböceği kabuğu” anlamına gelen “cochlea”
kelimesinden türetilmiştir. Günümüzdeki formunu ise MS I.
Yüzyılda Romalılar vermiştir.
BIÇAK : Tarihte kesin olarak ne zaman icat edildiği belli
olmayan bıçak, günümüzde mutfaklarda ve yemek masalarında dizayn
edilseler de tarihin ilk dönemlerinden başlayarak yakın bir
zamana kadar öncelikle silah olarak kullanıldı. Ortaçağ Avrupası’
nda ev sahibi masaya bıçak getirmezdi, çünkü herkesin bıçağı
belindeydi. Ancak şiddet artmaya başlayınca 1669’ da Fransa
Kralı 14. Louis’ in bütün sivri uçlu bıçakların yemek
masalarında kullanımını ve sokaklarda taşınmasını yasaklamıştır.
ÇATAL : Çatalı ilk kullananların Yunanlılar olduğu
sanılmaktadır. Çatalın yemek masalarındaki kullanımı MS 7.
yüzyılda Ortadoğu’ daki zengin ve itibarlı ailelerde
görülmektedir. 13. yüzyılda Bizanslılar’ a onlardan da
İtalyanlar’ a geçmiştir. Fransa da ise “gösterişe kaçıyor ” diye
kabulü yavaş olmuştur. Çatal, 1600’ lerin ortalarından itibaren
tekrar itibar kazanmış, kraliyet ailesi ve zengin sofralarının
vazgeçilmez lüksü olmuştur. Günümüzde ise hepimizin vazgeçilmez
ihtiyacıdır.
MEKANİK SAAT : 999’ da Gerbert, insanoğlunun zamanı ölçebilme
arzusuna hizmet etmek için yepyeni bir ürün sundu. Fransız keşiş
ve sonrasında Papa olan Gerbert’ in ağırlıklar kullanarak
çalışan ilk mekanik saati günümüze kadar pek çok kez
geliştirildi.
HASSAS SARKAÇLI SAAT:
Galileo’ nun sarkaç teorisini
üretmesinden sonra daha kesin zaman ölçümü yapılabilir miydi?
1656’ da Christian Huygens, bu noktadan hareketle, sarkacın
hareketini bir dizi dişli çark üzerinden saatin kollarına
iletirken, bir yandan da sarkacın sürekli salınım halinde
tutmanın yolunu bularak ilk hassas sarkaçlı saati geliştirdi.
DİKİŞ MAKİNESİ : 1830’ da Barthelemy Thimonnier dikiş makinesini
icat etti. Makinede ayak pedalıyla döndürülen bir tekerlek,
iğneyi kaldırıp indiriyordu. Fakat o dönemlerde pek çok terzi,
işini kaybedeceği korkusuyla bu makinelerin 80 tanesini tahrip
etmişti.
FERMUAR : Fermuarın icadında her ne kadar tek bir mucitten söz
etmek zor olsa da asıl katkıyı 1893’ de W.L. Hudson’ un yaptığı
söylenebilir. Fermuarın hayatımıza girmesi oldukça zaman
almıştır. İlk fermuar tasarımının o kadar ürkütücü bir görüntüsü
vardı ki pek çok üretici seri üretimi yapmayı reddetmişti.
Fermuar, günümüze kadar gelişmiş ve hayatımızdaki pratik
malzemelerden biri olarak yerini almıştır.
ELEKTRİK ISITICILI ÜTÜ : 1882’ de Henry Seely, elektrik
ısıtıcılı ütüyü geliştirdi. İlk ütüler, içine kor halinde kömür
konularak ısıtılırdı. Seely’ nin ütüsünün içinde ise elektrikli
bir ısıtıcı bulunuyordu. Böylece ütü, zor kullanılan bir ev
aleti olmaktan çıkmıştı.
ÜTÜ MASASI : Ütü yaparken yeterince iyi sonuç alamamaktan
şikayetçi olan Afrikalı Sarah Boone adlı bir ev kadını, 1892
yılında kendisi için bir ütü masası geliştirdi. Böylece tarihin
ilk ütü masası ortaya çıkmış oldu.
ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE :
1901’ de Hubert Booth, elektrikli süpürgeyi
icat etti. Booth’ un elektrikli süpürgesi o kadar büyüktü ki
atlı bir arabayla çekilmesi gerekiyordu. Fakat süpürgenin
performansı gayet iyiydi; öyle ki İngiliz Kralı VII. Edward taç
giyme töreninden önce salondaki halının bu süpürge ile
temizlenmesini istemişti.
ELEKTRİKLİ BUZDOLABI : İlk elektrikli buzdolabı, Karl Linde
tarafından 1877’ de geliştirildi. Yiyeceklerin bozulmadan
saklanabilmesi için gereken, ortamın soğuk olması koşulu, ilk
defa Karl Linde tarafından yapay olarak sağlanmıştı. Linde’ nin
cihazı, yiyecek kabininin arkasına freon gazı yerine metil ether
adlı son derece patlayıcı bir gaz pompalıyordu. Bu yüzden pek
yaygınlaşmadı. Freon gazı kullanılan ilk buzdolabını ise Balzer
Von Platen ve Carl Munters birlikte tasarlamıştı.
BULAŞIK MAKİNESİ : 1889’ da W. A. Cockran adındaki maharetli
kadın mucit, tarihin ilk elektrikle çalışan ilk bulaşık
makinesini üretti. Sistem çok basitti. Bir fiskiye, boru
yardımıyla gelen tazyikli suyu tabakların üzerine eşit dağıtıyor
ve bulaşıkları temizliyordu.
ÇAMAŞIR MAKİNESİ :
1906’ da Ala Fischer, çamaşır makinesini icat
etti. Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura
kirli çamaşırlar konuluyordu. Tambur, elektrik yardımıyla
döndürülüyor ve hareket sırasında çamaşırlar sürekli suyla temas
ederek temizlenmiş oluyordu. İlk kurutuculu çamaşır makinesi ise
1924’ te üretildi. Çamaşır makineleri sürekli gelişerek
günümüzdeki halini aldı.
TERMOS : 1906’ da İskoçyalı J. Dewar, termos adını verdiği ve
içine konulan sıvının ısısını koruyan, iç içe geçmiş iki kaptan
oluşan bir sistem geliştirdi. Tarihin en popüler icatlarından
birisi olan termos sayesinde piknik yapmak, insanoğlu için daha
da keyifli bir hal almaya başladı.
BLENDER : Stephen Poplawski, termos benzeri cam bir kutunun
tabanına metal, dönen bir bıçak koyarak blender fikrini ilk
ortaya atan kişidir. 1932’ de bu fikrini tasarım haline
dönüştürmeyi başarmıştır. 1935’ te Fred Waring ve Frederick Osus
adlı iki girişimci dostu, Poplawski’ nin fikrini geliştirerek
büyük bir ticari başarı kazanmışlardır.
ATAÇ : 1900’ de Johann Vaaler, kağıtları sıkıca tutabilmek
için,iç içe geçmiş iki halkadan oluşan, metal bir telden ibaret
orijinal bir ürün tasarladı. Vaaler’ in “Ataş” adını verdiği bu
tasarım bugüne değin hemen hemen hiç değişmemiştir.
KALEMTIRAŞ : Bugün okur yazar hemen hemen herkesin evinde,
çekmecesinde bulunan kalemtıraş Amerikalı John Lee Love
tarafından 1897’ de icat edildi. İlk üretimi bildiğimiz
taşınabilir şekliyle tasarlanan kalemtıraş daha sonraki yıllarda
geliştirildi.
KURŞUNKALEM : Kurşunkalemin bugün bildiğimiz şeklini Fransız
kimyacı Nicolas Conte vermiştir. Kil ve graphite karışımını
yakıp tahtadan silindir çubuklar içine koyan Conte; 1795’ te
patentini almıştır. İlk kurşunkalem fabrikasını ise 1861’ de
Eberhard Faber, New York’ ta kurmuştur.
BİLYE UÇLU TÜKENMEZKALEM : 1938’ de Macar mucit Lazlo Biro, biro
da denilen, günlük hayatımızın vazgeçilmez parçası olan bilye
uçlu tükenmezkalemin hayata geçmesini sağladı. Tükenmezkalem,
öncelikle yüksek basınca maruz pilotların kullanması için
üretilmişti. Zamanla kolay kullanımından dolayı geniş kitlelere
ulaştı.
DOLMAKALEM :
1935’ te Fransız Jules Fagart, tekrar
doldurulabilen dolmakalemi geliştirdi. Bugün bizlere bir parça
nostalji gibi görünse de dolmakalemler, pek çok insan için hala
önemli yazı araçlarından biridir.
SİLGİ : Silgiyi ilk defa 1736’ da Avrupa’ ya getiren, Fransız
kaşif ve bilim adamı Charles Marie de la Condamine’ dir. Bu
aslında, Güney Amerika’ da yerli kabilelerin oyun için ve tavuk
tüyü gibi şeyleri vücutlarına yapıştırmak için kullandıkları bir
maddeydi. Avrupalılar bunu kullandı fakat bir süre sonra
çürüdüğü için kullanışlı olmadı. 1839’ da Charles Goodyear,
kauçuğu işlemenin ve dayanıklı kılmanın yolunu buldu. Bugün
kullandığımız silgilere şekil vermiş oldu.
DAKSİL : 1951’ de Bette Nesmint Graham, daksili icat etti.
Dallaslı sekreter Graham, bugün ofislerimizde hepimizin sık sık
ihtiyaç duyduğu hatalı metinlerin üzerini ince beyaz tabakayla
kapatan yazı düzelticiyi ilk olarak evinin mutfağında blender
ile sıvı hale getirdiği kağıt olarak üretmiştir.
RAPTİYE : Raptiye, ilk defa Amerikalı Edwin Moore tarafından
kiralık bir odada üretildi. Bir gün önce yaptığını ertesi gün
satan Moore, Eastman Kodak Company’ den büyük bir sipariş alınca
1904’ te Moore Raptiye Şirketi’ ni kurdu. Şirketi hala küçük
şeylerin üretimine devam etmektedir.
FOTOKOPİ MAKİNESİ :
Bugün kullandığımız fotokopi makineleri ilk
olarak 1942’ de Chester Carlson tarafından geliştirilmiştir.
Amerikalı mucit Chester Carlson, 1938’ de de elektrostatik
fotokopi makinesini icat eden kişidir. Fotokopi makineleri
sayesinde gerekli dokümanları çoğaltmak kolaylaşmış oluyordu. Bu
da büyük bir işgücü kazanımı anlamına gelmekteydi.
MÜREKKEP : Kağıdın icadıyla paralel kullanılan mürekkep,
Çinliler tarafından bulunup geliştirildi. MS 400’ de yaklaşık
olarak bugün kullandığımız halini aldı. Renk pigmentleri veya
boyar maddelerin sıvıda çözündürülmesiyle elde edilen mürekkebin
ilk dönemlerdeki hammaddesi ise yanmış çam odunu, kuzu yağı,
eşek derisi jölesi ve miskti.
PARŞÖMEN : Eski Mısır firavunlarından biri Anadolu’ ya papirüs
vermeyi reddedince, parşömenin hikayesi başlar. Anadolu’ daki
Bergama kitaplığının İskenderiye’ ye rakip olmasından rahatsız
olununca papirüs gönderimi durmuştur. Bergama hükümdarı, koyun
ya da keçi derisinden papirüsün yerini tutacak ve yazı yazmaya
uygun bir madde hazırlanması istedi. Yunanca “Pergament” adını
taşıyan parşömen böylece doğdu.
YAPIŞKAN BANT : 1921’ de Amerikalı R. Drew, yapışkan bant
fikrini ortaya attı. Avrupa’ da “seloteyp” adıyla piyasaya
sürülen bu bandın bir yüzü, “selüloz” adı verilen ve yapışkan
olan saydam bir plastik şeritten oluşuyordu.
TUTKAL : Tutkal ilk olarak 1750’ de İngiltere’ de yapıldı.
Tutkal önceleri balıktan elde edilmiş, daha sonraları plastik,
hayvan kemikleri, nişasta, süt proteinlerinden elde edilen
türevleri ile yaygınlaşmaya başlamıştır.
YANGIN SÖNDÜRÜCÜ : 1816’ da George Manby, yangın söndürmeye
yönelik bir sistem geliştirerek ilk yangın söndürücünün
temellerini atmış oldu. Alet, su içeren metal bir silindirden
oluşuyordu. İçindeki su, sıkıştırılmış hava yardımıyla dışarıya
püskürtülüyordu.
KİMYASAL YANGIN SÖNDÜRÜCÜ :
1905’ te Alexander Laurent, kimyasal
yangın söndürücüyü geliştirdi. Yangına suyla müdahale etmek her
zaman doğru bir yol değildi, bu yüzden Laurent, bir kimyasal
karışımı geliştirerek suyun yangın söndürmedeki zararlarını da
yok etmiş oluyordu.
DİKENLİ TEL : 1867’ de Lucien B. Smith, tarihteki ilk dikenli
teli üretti. Teksas’ ta yaşayan büyük toprak sahiplerinin sayısı
artmaya başlayınca sınırlar birbirine yaklaşmaya başlamıştı.
İşte bu ihtiyaçtan hareketle kendisi de bir çiftçi olan Smith,
sınırları belirlemek ve yabancıların girişinin önüne geçebilmek
için tarihteki ilk dikenli teli üretmiştir.
GAZ MASKESİ :
1914’ de Garet A. Morgan’ ın geliştirdiği gaz
maskesi, Erie Gölü altındaki patlamada 32 maske kullanıcısın
hayatta kalmasından sonra çok tutulmuştur. Patlamadan sonra pek
çok firma Morgan’ ın gaz maskelerinden sipariş vermiştir.
Sonraları Amerikan ordusu gaz maskesine son halini vermiş ve
resmen kullanmaya başlamıştır.
TRAFİK IŞIKLARI : 1923’ te Gervett A. Morgan, elektrikli trafik
ışıklarını geliştirdi. Üzerinde “dur” ve “geç” yazan trafik
işaret kolları, ilk kez 1868’ de kullanılmıştır. Sonraları gaz
lambasıyla çalışan renkli trafik ışıkları kamu kullanımına
sunuldu. İçindeki gaz lambası vasıtasıyla trafiği düzenleyen bu
sistem, o tarihlerde gaz lambalarından birinin patlaması sonucu
bir polisin ölmesine neden olunca yeni arayışlara gidildi. Bu
soruna çare arayan Morgan, yeşil, sarı ve kırmızı renklerden
oluşan elektrikli trafik ışıklarını geliştirdi.
PARKMETRE :
1939’ da Carl C. Magee, park sorununu çözebilmek
amacıyla ilk parkmetreyi tasarladı. O yıllarda Amerika’ da ciddi
bir park sorunu yaşanıyordu. Magee ilk parkmetre aletini caddeye
yerleştirdiğinde halk büyük tepki gösterdi. Fakat park sorunu
çözülemeyince parkmetrelerin kullanımı arttı.
KEDİGÖZÜ :
1933’ te Percy Shaw, sisli bir gecede otomobiliyle
neredeyse bir uçurumdan yuvarlanmak üzereyken bir kedinin
gözlerinin parlamasıyla yolu fark edip hayatı kurtulunca, kedi
gözünden esinlenerek bir alet tasarlamaya karar verir. Böylece
hayat kurtaran kedi gözü ortaya çıktı. Kısa bir süre sonra
birçok ülkenin yollarına bu kedigözlerinden çok sayıda
yerleştirilir.
GÜVENLİ TIRAŞ BIÇAĞI : 1771’ de Jean Jacques Perret, cilde
sadece bıçağın kenarının değdiği ilk güvenli tıraş bıçağını
geliştirdi. Böylece sabahları yüzünde kesiklerle işe gitmek
zorunda kalan erkek nüfusunun sayısında gözle görülür bir azalma
olmaya başladı.
SABAN :
1814’ te John Jetro, hayvan gücüyle kullanılan ilk
sabanı geliştirdi. Toprağı insan gücüyle sürmek hem çok zordu
hem de toprak sahipleri için çok maliyetliydi. Bu nedenle hayvan
gücüyle kullanılabilecek bir alet tasarlamak gerekmişti. John
Jetro, tarımcılık için büyük öneme sahip sabanı geliştirdi ve
patentini aldı.
PUSULA : MS 100 yılında Çinliler, pusulayı icat etti. Manyetik
bir ortamda serbest bırakılan bir objenin kuzeye yöneleceği
prensibinden hareketle pusulanın keşfi gerçekleşti.
KİBRİT : 1680’ de Robert Boyle, kükürtlü kibrit aracılığıyla
ateşi elde etmeyi becerdi. Keşfedilmesinin üzerinden binlerce
yıl geçmiş olmasına rağmen ateş pratik halde elde edilemiyordu.
Önceleri bir çelik, bir metal parçasına sürtülüyor ve ateş elde
ediliyordu. Boyle’ nin kibriti, zımpara kağıdına sürtülmek
suretiyle ateş alıyordu. Ardından fosforlu kibritler de
üretilmeye başlandı.
YAZAR KASA :
1879’ da James Ritty, yazar kasayı icat etti.
Bugünkü yazar kasaların ilham kaynağı olan ilk yazar kasaya, bir
klavye yardımıyla sayılar giriliyor, gerekli toplamalar
yapılıyor ve bunlar kağıda basılabiliyordu.
KÖR ALFABESİ : Fransız subay Barbier, aklına gelen kabarık harf
fikrini kendisi de kör olan arkadaşı Braille’ e anlattı. Louis
Braille, bu alfabe sistemini kendi yaşadığı zorlukları da
değerlendirerek, 1829 yılında bugün kullandığımız kör alfabesini
geliştirdi. Bugün sadece Braille’ in kabartma harflerini basan
özel matbaalar bulunmaktadır.
BEBEK ARABASI : 1733’ te İngiliz William Kent, ilk bebek
arabasını üretti. W. Kent adlı mimar, Devonshire’ in III. Dükü’
nün çocukları için tarihin ilk bebek arabasını sipariş üzerine
yapmak zorunda kalmıştır. Bugün geliştirilmiş benzer tasarımlar
parklarda, bahçelerde karşımıza çıkabilmektedir.
AYNA : 1903’ te Emil Bloch, aynayı geliştirdi. Tarih boyunca
parlatılmış bir metal ya da taş ayna olarak kullanılmıştır. Daha
sonraları cam yüzeylerin arkasına yapıştırılan koyu renkli
kumaşlar da aynı amaçla kullanılmıştır. İlk modern ayna ise
Bloch tarafından, düz camın gümüş veya altın folyo ile
kaplanmasıyla elde edilmiştir.
POSTA PULU : 1837’ de Rowland Hill, ilk posta pulunu tasarlayıp
kullanımını sağladı. Hill posta pulunu yaptıktan sonra İngiltere
kralı tarafından şövalyelikle ödüllendirilmiştir. Bugün halen
kullandığımız, her biri birer sanat eseri sayılabilecek pullar,
önceleri sadece kralın yazışmalarında kullanabildiği bir işaret
iken zamanla tüm posta sistemlerince kabul görmüş ve
yaygınlaşmıştır.
POSTA KUTUSU : 1891’ de Philip Downing, posta kutusu sistemini
geliştirdi. Posta sisteminin her geçen gün daha sağlıklı
işleyebilmesi için günümüze kadar pek çok insan bu gelişime
katkıda bulunmuştur. Bu sayede posta işaretleyicileri, işlem
iptal eden cihazlar, posta mühürleri, otomatik posta
sınıflandırma cihazları yaşamımızda yerini almış, mektupların
daha sistematik bir şekilde sınıflandırıp gönderilmesine olanak
tanımıştır.
ŞEMSİYE : 1885’ te William C. Carter, şemsiyeyi geliştirdi. İlk
şemsiyenin, 4000 yıl önce Mısır, Asya, Yunanistan ve Çin’ de
kullanılmış olduğunu tarihsel dokümanlar göstermektedir.
Şemsiyenin patenti Carter tarafından alınmıştır.
İNGİLİZ ANAHTARI :
1835’ te Solymon Merrick, ingiliz anahtarını
tasarladı. İnsanoğlunun pratik zekasının bir ürünü olan ingiliz
anahtarı ile vidaların büyüklüğü önemini yitiriyordu. Çünkü
genişleyebilen ucu sayesinde her boyuttaki vida için kolayca
kullanılabiliyordu.
CIVALI BAROMETRE :
1643’ te Evangelista Torricelli, hava
basıncını ölçmek için yeni bir yöntem geliştirdi. Torricelli,
vakum ve basınç üzerine deneyler yapmaktaydı. Yarıya kadar
cıvayla doldurduğu bir kaba, yine ağzına kadar cıvayla dolu bir
tüpü ters çevirip batırmıştı. Havanın basıncına bağlı olarak
tüpteki cıvanın oranı bir miktar azalmaktaydı. Böylece bugün
“cıvalı barometre” olarak bildiğimiz cihaz ortaya çıkmış oldu.
PARA :
Para, ilk kez MÖ 700’ de Lidya’ da malların alımı için
kullanıldı. Yoğun olarak ticaretle uğraşan ve bir Anadolu
uygarlığı olan Lidya’ da paranın ilk formu değerli maddeden
oluşmaktaydı. Altın ya da gümüş, en çok kullanılan para
hammaddesiydi. MÖ 700 yılına gelene kadar insanların ekonomik
ilişkilerinde kullandıkları en yaygın metot “barter” yani
değişim sistemiydi. Buğday almak isteyen, yerine eşit miktarda
pirinç kullanabiliyordu. Günümüzde ise para kullanımı, yavaş
yavaş yerini dijital ortamdaki paralara yani kredi kartlarına
bırakmaktadır.