Buluşların İlginç Öyküleri
Hayat bir tasarımdır

Büyü Dükkanı
+,
Ortasindan küçük bir irmagin geçtigi bu vadi "büyülü
vadi" olarak anilirdi. Ona bu adi veren ise, vadideki ilginç bir
dükkân ile, bu dükkânda yasananlardi. Ünü ülkenin dört bir
yanina yayilmis olan dükkânin adi "büyü dükkâni" idi.
Büyü dükkâni’nin sahibi, ak saçli, ak sakalli bir ihtiyardi.
Burasi, ayni zamanda onun yasadigi yerdi. Bu nedenle dükkânin
disaridan görüntüsü, tipki bir ev gibiydi. Üç tarafinda da yesil
çerçeveli pencerelerin oldugu, tamami ahsaptan yapilmis olan bu
binaya, bir verandadan giriliyordu. Içeri girer girmez, ilginç
esyalarla donanmis oldukça genis bir oda ile karsilasiyordunuz.
Büyük bir kütüphane, üzerlerinde çok sayida esyanin bulundugu
raflar, masa ve konsollar, dükkânin dört bir tarafini kapliyordu.
Ancak bu kalabalik görüntü içinde çok etkileyici bir düzen göze
çarpiyordu. Bütün esyalar, belli bir estetik içinde duruyor ve
bu estetik hiçbir zaman bozulmuyordu.
Büyü dükkânini çevreleyen pencereler, içerdeyken bile günün
aydinligina ve vadinin güzelligine hakim olmaniza izin
veriyordu. Dükkânin içinde, arka taraftaki bölmeye açilan bir
kapi vardi. Bu bölmede mutfak, banyo ve yatak odasi bulunuyordu.
Dükkâna gelen müsteriler, arka tarafa açilan kapiyi daima kapali
görürlerdi.
Her insanin yasaminda çok istedigi ancak sahip olamadigi
birseyler vardir ya da sahip olup kaybettigi seyler. Bazen de
sahip oldugu ancak kurtulmak istedigi seyler. Iste bütün bunlar,
o ülkede yasayan insanlarin bir kismi için, büyü dükkânina gelme
nedeniydi. Bu dükkânda, isteklerinizi sinirlamak zorunda
degildiniz. Müsteriler, hayal edebildikleri her seyi isteme ve
alma hakkina sahiptiler. Tabii, bedelini ödedikleri takdirde.
Her yerde oldugu gibi bu dükkânda da almak istediginiz seyin bir
bedeli vardi.
Bu bedelin ne olacagi, dükkân sahibiyle yaptiginiz pazarlik
sonucunda ortaya çikardi. Ancak, büyü dükkâninda yapilan
pazarliklar, günlük yasamdakilerden biraz farkli olur ve pek çok
müsteriyi sasirtirdi.
Dükkân sahibi yasli adam, her sabah gün agarirken kalkar,
kendine büyük bir fincan kahve yapar ve bir insanin
isteyebilecegi her seyin var oldugu dükkâniyla gurur duyarak
kahvesini yudumlardi. Kahvenin ardindan gelen zevkli bir
kahvaltidan sonra da pencerenin perdelerini sonuna kadar açarak,
sallanan koltuguna oturur ve içeri dolan gün isiginin yardimiyla
okumaya baslardi.
Büyü dükkâninda satici olmak bilgelik isterdi. O güne kadar
dükkâna gelen hiçbir müsteriyi geri çevirmemisti dükkân sahibi.
Herkes, çok istedigi birseye sahip olmak ugruna onca yolu göze
alarak gelir ve mutlaka alabilecegi en iyi seyi almis olarak
çikardi. Ama genellikle aldigi sey, istedigi seydençok farkli
olurdu.
Yasli adam ara sira, okudugu kitaptan basini kaldirir, yolu
gören pencereye bir göz atardi. Sabah disari baktiginda, yagan
karin yolu iyice kapattigini gördü. Bu havada gelen giden olmaz
diye düsünüp, hüzünlendi.
Büyü dükkâni, hemen her gün bir müsteri agirlardi. Ancak, yilda
birkaç kere de olsa kimsenin ugramadigi günler olurdu. Yasli
adam, o günün de bunlardan biri olmasindan korktu. Nedense
issizlik içini ürpertmisti. Tam o sirada uzakta bir kararti
gördü. Kar beyazinin kamastirdigi gözlerini kirpistirip tekrar
baktiginda, bunun yaklasmakta olan bir insan oldugunu anladi.
Içini bir sevinç kapladi. Gidip sobasina bir odun atti ve tam
pencerenin karsisindaki sallanan koltuga oturup, müsterisini
beklemeye koyuldu.
Kis mevsiminin bu soguk gününde epeyce üsümüs, yorgun düsmüs
olmaliydi. Kapinin önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç
ayirmadan izledi onu. Iyice kulak kabartti. Üç basamakla çikilan,
ahsap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eslik eden
gicirtiyi duymaktan çok hoslanirdi.Bekledigi kisinin ayak
sesleri, ikinci basamakta kesilirdi. Müsteri çalmadan, kapiyi
açmamayi prensip edinmisti yasli adam. Çünkü, hemen herkes o
kapinin önünde durup, bir kez daha düsünürdü.
Kapiyi çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmustu. O gün
de ayni seyi yapti. Sonunda kapi çalindi. Açtiginda, karsisinda
soguktan kizarmis elleriyle atkisini çikarmaya çalisan bir erkek
gördü. "Iyi sabahlar, girebilir miyim?" diye sordu müsteri.
Dükkân sahibi, müsterisini içeri aldiktan sonra, isinmasi için
ona bir kahve ikram etti. Sessizce kahvesini içerken etrafi
seyreden adam, karsisinda oturan yasli saticinin ikna edilmesi
pek güç olmayan biri oldugunu düsündü. Herhalde o da müsterisini
anlar, onun hakli istegini geri çevirmek istemezdi. Acaba büyü
dükkânindan çikarken istedigi gibi bir alisveris yapmis olacak
miydi?
Bir süre söze nasil baslayacagini bilemedi. Belki de dükkân
sahibinin birseyler söylemesi gerekirdi. Ancak karsisinda
sabirli bir ifade ile müsterisinin gözlerinin içine bakarak
oturan saticinin, alisverisi baslatmaya niyetli olmadigini
anladi. Bu sabirli bekleyis, onda hem cesaret hem de yumusak bir
etki olusturdu. Anlasilan, baslangiç sözleri kendisinden
bekleniyordu.
Sonunda, fazla düsünmeden aklindan ilk geçeni söyleyiverdi;
"Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkip geldim buraya. Istedigim
seyi, bir tek sizin dükkâninizda bulabilecegimi söylediler.
Karsiliginda ne isterseniz vermeye hazirim."
"Istediginiz seyin ne oldugunu ögrenebilir miyim?"
"Bakin, ben elli bes yasindayim. Yani yolun yarisini geçeli çok
oldu. Söylemeye dilim varmiyor ama yolun sonuna yaklastim
galiba. Bu gerçege tahammülüm yok. Ben bugüne kadar ki hayatimi
geri istiyorum. Mümkün mü?"
"Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkânimda her sey mevcut. Ancak
tam olarak ne istediginizi anlayabilmem için, bana geri
istediginiz hayatinizi biraz anlatabilir misiniz?"
Dükkân sahibinin sordugu soru, müsteriyi iç dünyasina
döndürmüstü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yasamina ait
oldugunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler,
bir kargasa ve telas içinde birbirlerine karisarak geçip
gittiler ve geride yalnizca issiz bir hüzün biraktilar.
Hüznünün yüzüne yansimasina engel olamayan müsteri, yasli
saticinin sorusu karsisinda ancak sunlari söyleyebildi;
"Geçmis yasamimda birçok hata yaptim. Bunlar için pismanlik
duyuyorum. Yanlis kararlar verdim, kayiplara ugradim. Zamani
hovardaca harcadim. Bir gün bir de baktim ki, hayat yanimdan
geçip gidiyor. Panige kapildim ve bir çare aramaya basladim.
Dostlarimla konusmayi denedim. Beni teselli edip derdimi
unutturmaya çalisanlar da oldu, yardim etmeye çalisanlar da. Ama
hiçbiri kâr etmedi. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken,
bir gün birisi bana sizden ve büyü dükkânindan söz etti. Bunu
duyar duymaz sanki içimde bir isik yandi. Büyük bir umutla hemen
yollara düsüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum.
Lütfen elli bes yilimi bana geri verin."
"Yani, siz pismanlik duydugunuz hayatinizi yeniden yasamak mi
istiyorsunuz?"
"Elbette hayir. Söylemek istedigim bu degil. Ben yalnizca
kaybettigim yillarimi geri istiyorum. Eger bir sansim daha
olursa ayni hatalari tekrarlamayacagim."
"Herhalde bunu çok istiyorsunuz."
"Evet, hem de her seyimi verecek kadar."
"Peki, benim size verecegim elli bes yilin karsiliginda siz
bana ne verebilirsiniz?"
"Ne isterseniz?"
"Sanki bunun için her seyden vazgeçmeye hazir gibisiniz."
"Hiç kuskunuz olmasin. Su anda sahip oldugum her seyden
vazgeçebilirim. Yeter ki geride biraktigim yillarimi bana geri
verin."
Yasli adam, ellerini sakallarinda dolastirirken,
kendinisallanan koltugunun devinimlerine birakmisti. Bir süre
düsündü. Müsterisinin, sabirsizlikla, pazarligin bitmesini
beklediginden emindi. Büyü dükkânina gelen kisiler, genellikle
bir an önce istediklerini alip gitmek için acele ederlerdi. Bu
nedenle, yasliadam, pazarligin basindaki düsünce yolculuklarinda
yalniz kalirdi. Su anda da, sessizligin yalnizca kendi isine
yaradigini biliyordu.
Koltugu ile birlikte öne dogru egilerek müsterisinin gözlerinin
içine bakti ve agir agir konusmaya basladi;
"Beyefendi, her ne kadar siz elli bes yil karsiliginda bana her
seyinizi vermeye hazir olsaniz da, ben sizden bir tek sey
isteyecegim."
"Dileyin benden ne dilerseniz."
"Belleginizi..."
"Anlamadim?"
"Belleginizi dedim. Elli bes yilin yasantisini içinde
barindiran belleginizi istiyorum."
"Ah evet anladim. Ilginç bir bedel. Kabul ediyorum. Tamam alin
bellegimi."
"Emin misiniz?"
"Neden olmayayim? Elli bes yil kazanacagim."
"Belleginizi, içindeki her seyle birlikte bu dükkânda birakip
gideceksiniz. Elli bes yilin tek bir anini hatirlamayacaksiniz,
buraya neden geldiginizi bile."
"Daha iyi ya. Her seye yeniden baslayacagim. Zaten geçmisi
hatirlamak istemiyorum ki."
"O halde, korkarim elli bes yil sonra buraya tekrar gelirsiniz.
Tabii o zaman benim yerime bir baskasi size yardimci olur."
"Hayir hayir. Emin olun ki, su dakika bellegimi size birakip
elli bes yilimi geri alacagim ve dükkâninizi bir daha dönmemek
üzere terk edecegim. Ve yine söz veriyorum, su ana kadar
yaptigim hatalarin hiçbirini tekrar etmeyecegim."
"Isterseniz baska sözler vermeyin. Çünkü, az sonra,
belleginizle birlikte bütün hepsini burada birakip
gideceksiniz."
Yasli adamin son sözleri, müsterinin duraklamasina neden
olmustu. Bu sözlerin anlamini kavrayabilmek için birkaç saniye
düsünmek zorunda kaldi.
"Nasil yani? Buradan çiktigimda hiçbir sey hatirlamayacak
miyim? Sizinle konustuklarimizi bile, öyle mi?"
"............................. ....."
"Yani hiçbir seyi mi? Buraya neden geldigimi, sizin kim
oldugunuzu ve hatta..."
"Ne yazik ki!"
Yasli adam, su anda pazarligin sonuna geldiklerini
hissediyordu. Karsisinda oturan müsterinin yüzünde gördügü
aydinlanma, pazarlik sahnelerinin en hoslandigi görüntüsüydü.
Son sözleri müsterisinin söylemesini istedigi için bir süre
sessiz kaldi ve bekledi. Bu seferki sessizligin, müsterisinin
isine yaradigindan emindi. Onun aydinlanan yüzünün ortasinda
parlayan gözbebekleri, yasli satici için, sessizligin içinden
çikacak sesli bir coskunun habercisi gibiydi.
Gerçekten de, konusmaya baslayan müsterisi onu yaniltmadi;
"Sanirim ne demek istediginizi simdi anliyorum. Eger elli bes
yilin bedeli bu ise, pes ediyorum. Bellegimden vazgeçemem. Bu
neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadinin, çok istedigi bir
tokayi, saçlari karsiliginda satin almasina. Çok ilginç bir
insansiniz. Bana, büyü dukkanindan almak istedigimden çok farkli
birseyle çikacagimi söylemislerdi de inanmamistim. Ben, bugüne
kadar ki yasamimi almak için gelmistim, ancak bugünden sonraki
yasamimi alip gidiyorum. Size tesekkür ederim."
"Birsey degil. Güzel bir pazarlikti. Hosçakalin."