bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan

Anasayfa  Forum  Defteri Oku Deftere Yaz  İletişim
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Yusuf KARAKURT

Yer:
Diğer

Tarih:
08 Ocak 2008, Salı
09:13

Alıntı Yap: Yusuf KARAKURT

Mesaj Sahibi: SELCUK KARAKURT ALMANYA
Sevgili YUSUF kades selamini aldim sana sevgilerimi yoluyorum.yanliz bizde bir kac tane Yusuf var kendini tanitmamisin.Benim tahminime göre Kemal amcanin oglusun sitedeki diger dostlarda tanimamistir.Bildigim Yusuf isen bundan böyle polis Yusuf yasan karisiklik olmaz.Fatih i sormusun Istanbulda oturuyor 10 yildir kendisine ait marketi isletiyor durumu iyi sen kendini detayli tanit iletisimde rahatlanalim.


Selçuk yanlış tahminde bulundun ben Feqi nin arkadaşı Turan Karakurtun oğlu yusufum
Feqi nin durumunun iyi olduğu beni sevindirdi
sana ve tüm Karapınar gençliğine sağlıklı bir yaşam diliyorum.
Yukarı          
 
Gönderen:
engin karakurt

Yer:
Erzurum

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
23:52

Alıntı Yap: engin karakurt

Sevgili Karapınarlı,büyükleri,akranlarım ve küçük kardeşlerim.
   Öncelikle hepinize saygı ve sevgilerimi sunarı.
Erzurum da yine bir gece nöbetimde sizlerle birlikte olmak istedim.Erzurumda şu anda aşırı bir soğuk ve hava kirliliği var trenlerimi şimdilik gönderdim.sabaha kadar muhabete varım.
Muhsin abi ve Sena abi sizleride sitede bugün gördüm. çok sevindim.inşallah iyisinizdir.sevgili Şelçuk.Bülent Öztürk,Adil,Kenan,Yahya,ve Metehan sizlerde inşallah iyisinizdir.Metehan ben hafta sonu Sivas a sendika seçimlerine gittim bugün geldim.
yarı 13.00 dan sonra beni ara evde seninle siteye vereceğimiz gürütüleri tesbit edelim.
Sevgili kardeşim Adil işleriniz nasıl gidiyor inşallah iyidir.interneti yarı evde kullanmaya başlayacam mse.akşamları buluşuruz.Gülsümede selamlarımı ilet bebeleri öpüyorum.
Karapınar sitesinin sevgili yayın yönetmeni yahyacığım sizler nasılsını inşallan iyisinizdir.çalışmalarınızı fırsant buldukça izlemeye çalıştığım gülerde çok iyi buluyorum.Devamını diliyorum yardımcı olmaya çalışacağım.
Gurbet ellerinde bulunan sevgili kardeşim,selçuk.öncelikle Türkiye yerel saatine göre iyi akşamlar diyerek sözlerime başlamak istiyoru.
Yengem ve çocuklar inşallah iyilerdir.bizleri soracak olursanız bizler Allahımıza şükürler olsu iyiyiz.Geçenlerdeki bir yazınızda benim sitede olmamı istemiştin şimdi budan sora Erzurum da jaldığı süreç içerisinde devamlı yazışırız.fotoğraflarına baktığımda maşalla cici yeğenlerim gördüm yanaklarıdan benim yerime öpersen sevinirim.şimdilik bukadar devemı yarı..
   Sevgili Bülenciğim Adıyamanda ne var ne yok yeğenlerim nasıl inşallah iyidirlar yanaklarından bolca öpüyorum.Behçet amcalar nezaman Erzuruma dönecekler bu ara gelmesinler havalar çok soğuk.
   Sevgili Kenancığım iyi akşamlar nasılsı,yengem çocular inşallah iyilerdir bizleri sorscsk olursanı iyiyiz.malum Elif Nur okula gidiyor.Emir Can da akşama kadar evi dağıtıp duruyor.bir yaramazlı yok.ben seni ararım.
    Sevgili Sena abi inşallah sizlerde iyisinizdir.bu akşam sadece sitede gördüğüm karapıarlılar mesaj yazdım.yanlız bir çoğunu yerine getiremedim.zamanla tanırız.
Ben kıssaca kendim tanıtmak isteri,adım malum Engin KARAKURT, Rahmetli Yavuz KARAKURT un oğluyum 1967 yılında SARIKAMIŞ ta dünyaya geldim.şu anda TCDD.Erzurum Garda İstasyon Şefi olarak görev yapmaktayım.Şimdilik bu kadar,
   İlerki gülerde Fotoğraçılık benim bir hobim olduğundan siteye yükleyeceğim resimler arasında kendi resmimi ve çocularımın resimlerinide yüklerim.Şimdilik iyi akşamlar diliyerek satırlarım bitirmek istiyorum.mutlu güler dilerim.HOŞÇAKALIN....Engin KARAKURT.   
      

Yukarı Mail: hareketci25@hotmail.com         
 
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA

Yer:
Diğer

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
21:43

Alıntı Yap: SELCUK KARAKURT ALMANYA

Merhaba sevgili dostlar...
Sanirim bir cogunuz benim gibi cocuklugunuzu Karapinar köyunde gecirdiniz.Belki cok kisiye köyumuz ahamli sahamli olmiya bilir,fakat bir cok seyi ilk orada gördugumuzden ve tanidigimizdan dolayi her birimiz farkli bir sekilde etkilenmisizdir.Örnegin ilk baharda leylek gelisini beklerken Karapinardan baska yer görmedigimiz icin ben sanirdim dunyada tek bir leylek var bazi yilar bizim köye kondugu zaman,cok etkilenirdim dolayisiyla koca dunyada leylek neden bizim köyu secti diye dusunurdum.20 yildir avrupanin her tarafini gezdim,buralar yem yesil ve ormanli olmasina ragmen,cocuklugumda kuzu otlatirken rastladigim o envayi cesit otlari hic bir yerde bulamiyorum.bazen köyün semalarinda guruplar halinde turnalar ucardi köyden ciktigimdan beri nedense hic bir yerde turnalara rastliyamadim. Mesela gundejerin de abdulah amcanin igde agaclarindan bir dal alip odalara koyardik bir hafta boyunca eve sactigi kokuyu hic bir kokuya degismek mumkun degildir.Almanya ya gelenler bilir yesil parklar,bahceler vede muazam guzelikte agaclar var.nedense hic birisi gundejerindeki babamin,dedemin,kazim amcanin agaclarinin o ic acici rahatlatici havasini vermiyor.Etkisi altinda kaldigimiz bu guzelikleri unutmak mumkunmu ? Cocukluk yilarimizda guruplar halinde Aras nehrinde yuzmeye giderdik.Cok samimi söyluyorum Avrupanin hicbir yuzme havuzunda yada denizinde kesinlikle o günkü neseyi lezeti alamamisim.Bunun gibi bir cok seyi sizlerde ekliye bilirsiniz,gelde sevdalanma... soruyorlar bana nedir bu Karapinar sevdasi sende.gelde sevdalanma sözu yanlis, sevdamiz hic bitmediki sevdalanalim bugünkü bagliligimizda o bitmiyen sevdamizdandir.Selam olsum Karapinar sevdalilarina,selam olsun o sevdalilarin yaninda yer alanlara ve destek olanlara.ve selam olsun siz karakurtlara
Yukarı          
 
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA

Yer:
Diğer

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
20:43

Alıntı Yap: SELCUK KARAKURT ALMANYA

Sevgili YUSUF kades selamini aldim sana sevgilerimi yoluyorum.yanliz bizde bir kac tane Yusuf var kendini tanitmamisin.Benim tahminime göre Kemal amcanin oglusun sitedeki diger dostlarda tanimamistir.Bildigim Yusuf isen bundan böyle polis Yusuf yasan karisiklik olmaz.Fatih i sormusun Istanbulda oturuyor 10 yildir kendisine ait marketi isletiyor durumu iyi sen kendini detayli tanit iletisimde rahatlanalim.
Yukarı          
 
Gönderen:
BÜLENT ÖZTÜRK

Yer:
İzmir

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
15:52

Alıntı Yap: BÜLENT ÖZTÜRK


Sebati Karakurt hakkında Radikal de yayınlanmış bir yazıyı izninizle gönderiyorum hoşuma gittiği için paylaşmak istedim slm'lar

İpin ucunda dans

FOTOĞRAF: SERKAN TAYCAN

Çektiği birbirinden enteresan fotoğrafları klip yapılan Sebati Karakurt, nam-ı diğer Sebastian Karlos, kendisine 'çirkin' denilmesinden hoşlanır, övülünce kızar...


10/09/2005 (2186 defa okundu)


AYÇA ŞEN (Arşivi)

İştee, nihayeet karşınızdaaaaaaaaa... Sebastiaaan Karloooossss! Burada çok büyük alkış rica ediyoruz; zira önümüzdeki 45 yıl içinde çok fena zengin olmamız gerek. Sebastian Karlos, nam-ı diğer Sebati Karakurt. (Bu Sebati ismi yüzünden dünyanın marazlı yerlerinde Sebetay sanılıp bir keresinde boğazına kör bıçak dayanmıştır.) Ülkemizin yetiştirdiği ve magazine, 10 senedir radyo programımıza katılmışlığından başka bulaşmışlığı olmayan, müthiş bir fotoğrafçıdır. Karısı da dahil, bütün arkadaşları onu 'Karlos' diye çağırırız.
Dünya güzeli Çerkez bir anne ile gayet de yakışıklı bir babanın kurduğu kurumun nasıl oluyorsa 'bir dodağı yerde, bir dodağı gökte' en çirkin elemanıdır. Aslında ona "Vay kardeşim, ne kadar yakışıklı olmuşsun," dersek bunu küfür etmişle eşdeğer bulduğu için biz de ona iltifat edeceğimiz zaman "Kardeşim bugün yine her zamanki gibi ne kadar çirkinsin," deriz, o da derin bir nefes alır. En sevdiği şey kendi hakkında olumsuz konuşulmasıdır. Çirkinliğiyle, göbeğiyle, burnunun tosbağalığıyla ilgili konuşulmasından çok hoşlanır. Ama mesela yaptığı tam sayfa manşet haberleri, Irak'ta çatışmanın tam göbeğindeyken geçirdiği tehlikeleri, aldığı önemli ödülleri filan söylediğinizde çok utanır, hemen konuyu kapatır, o ödülleri bir arsayı kelepir fiyata kapattığı için verdiklerini söyler. Bu onun, "Teveccühünüz," deme yöntemidir.
Bundan bir sene öncesine kadar günde üç paket sigara içerken, bir anda bırakıp azılı bir sigara karşıtı olmuştur. Bu yüzden de son bir senede, bir arkadaşın deyimiyle göbeğini 'duble köy ekmeği gibi' yapmış, son zamanlarda karşılaştığı herkese yaşlı teyzeler gibi sigaranın ne kadar zararlı olduğunu anlatmaya başlamıştır. Sebati ile ilgili, lise yıllığına onunla ilgili yazıyor gibi hissetmekten alamıyorum kendimi. O benim 10 yaş büyük ikiz kardeşimdir. Bunu Karlos'un, "Katil kovalarken hemen ıssız ormana kaçan kadınlar gibi," dediği karısı buldu. "Aaaa siz ikizsiniz," dedi, ben bir gün bir konuyla ilgili birbirinin zıddı, tutarsız fikirlerimi söylediğimde.

'Fotoğrafçının ömrü klibe yetmiyor'
'Sebastian Karlos fotoğrafları' klip oldu. Son dönem kankası Aykut Gürel (hakikaten o da süper bir eleman) kendi plak şirketinden Sagopa Kajmer diye bir rapçinin albümünü çıkardı, Karlos'la otururlarken ona, "Neden senin fotoğraflarını klip yapmıyoruz ki?" dedi, Karlos da her fikri olduğu gibi bunu da "A evet ya," diye kabul etti ve şimdi, haber televizyonlarından Kral TV'ye kadar her yerde Sagopa Kajmer'in şarkısı, Karakurt'un fotoğrafları...
Ama o bu konuyla ilgili şöyle söylüyor: "Kardeşim anladım ki, bir fotoğrafçının ömrü bir klibe yetmiyor." Bense anlamıyorum, "Nasıl yani?" diyorum, "Yani bir fotoğrafçının ömrü boyunca çektikleri bir klip yapmaya yetmiyor," bense Karlos'la karşılaştığım için sadece gülmeye programlı olduğumdan devreleri anlamaya kapatmışım, "Nasıl yani?" demeye devam ediyorum, "Sen böyle yaz, onlar anlar," diyor.
Karlos ile Aykut Gürel anladığım kadarıyla birlikte iş yapmaya başlamışlar. Karlos'la 10 seneyi aşkın radyo programımda 'Sebastian Karlos'la Hakikatin Gerçeği' diye bir bölüm yapıyoruz. Hatta bir keresinde bir yerde karşılaştığımız bir dinleyici (enikonu okullar filan bitirmiş bir adam) büyük depresyonlar yaşadığını fakat bu depresyondan, "Neyse ki Karlos var," diyerek kurtulduğunu söylemişti. Sonra o adamla Karlos'u bir araya getirdim ve Karlos'un yüzündeki ebleh ifadeyi görmeliydiniz; haha ha hahhhaa... O çünkü sadece makara olsun diye konuşur, hani kimse dinlemiyor, fotoğraflarını görmüyor, yazılarını okumuyor sanır.


Al kalbi, as portmantoya...
Senelerce karavanda yaşadı. Çevresinde kim varsa karavan sahibi yaptı ve o da dahil herkes evlenince karavanı sattı. Fakat Karlos yeniden bir karavan aldı ve şimdi Hürriyet gazetesinin otoparkında karavanı duruyor ve oraya masa atıp akşamları gazeteden kankalarıyla oturup kafe gibi takılıyorlar. Gazete içinde bir zamanlar da roller blade ile gezerdi. Meğer birbirimizden habersiz işyerlerimizde roller blade ile gezermişiz; ilk 'ikiz' yakıştırmamız da zaten bu döneme denk gelir.
Karlos'u methetmekten ziyade, ne kadar ağır konuşursanız o kadar makbule geçer. Bunu ona dediğimizdeyse "Yine de methetmekte fayda var," der, çünkü eminim ağır konuşmayı da methetmek için kullandığımızı sanmıştır. Ayrıyeten arkadaşlarına bir psikolog edasıyla zor zamanlarında yardım da eder. Mesela bana, "Seni duble kapıyla kapatalım, üzerine de gömleğini giydirdik mi, bak o zaman problemin kalıyor mu," diye teşhis yapmıştı.
Sürekli dünyanın bir yerlerindedir. Telefon açtığınızda yurtdışında yarısı da ona yazdığı için, "Şimdi şurdayım, kapatıyorum," der ve zart diye telefonu kapatır. Gezmediği, görmediği yer yoktur. Bilmediği her dilde röportaj yapma yeteneği de bir tek sanıyorum Karlos'ta vardır. İngilizce bilmeyen devlet başkanları ile, cumhurbaşkanlarıyla el kol hareketleriyle röportaj yapar, hareket dili ve empatisi de kuvvetli olduğu için çok da güzel haber yapar. Bir haberin kelimesi kelimesine doğru olması gerektiği gibi bir prensibi vardır ve bu, belki de hayattaki tek prensibidir.
Onca yıldır arkadaşıyım, annemle her gün telefonda konuşmadım, ama Karlos'la aralıksız her gün yayın için telefonda konuşuyoruz, görüşüyoruz, gazetede yayımlananlar hariç, bir kez bile fotoğraflarını görmedim, lafını bile etmez, nasıl oldu da klip yaptı; belki de romantik savaş fotoğraflarını göreceğimiz ve içindeki hassas insanı tanıyacağımız için çekindi. Klibi seyrettikten sonra, "Kalbin nasıl dayanıyordu bu manzaralara?" diye sordum "Kaldırıp portmantoya asıyorsun kardeşim," dedi.
Ülkede tanımadığı kimse neredeyse yoktur. En nüfuzlusundan en nüfuzsuzuna kadar herkesi tanır ve tavrı hiç değişmez. Olduğu gibidir. İnsan ayırmaz. Bir keresinde frak bile giydiğini gördüm ama gülmekten yazamayacağım. Yine de tabii beyefendilik kıyafetle olamayacağına göre, diyebilirim ki, o, gerçek bir beyefendidir. Bu laftan çok gıcık kapacak ama... Dur bakalım başka bir şey bulalım; o, gerçek bir... Ne desek ki şimdi... Hah! Buldum: Evet; o, gerçek bir fotoğrafçıdır. Merceği kamerasında değil, bizzat gözündedir üstelik. Nazar etmeyin ne olur, çalışın sizin de olur.


İyi bir foto muhabiri olmak için...


Uyanık ol.

Sağına, soluna bak.

Özellikle arkana!

Tehlike, hakim olamadığın açıdan gelir. Uyurken gözlerini açık tutsan da, fayda etmez.

Dalgaya gelme.

Kendini kaptırma.

Olur olmaz her şeye gülme.

Gördün mü?

Hemen atlama.

Lafa girme.

Önce bak.

Ne oluyor? Kim olduğunu biliyor musun?

İyice dinle. Gözünü aç.

Ne hesaptır?

Bedavadan olmaz. Asla güvenme.

Ölç, biç. Sakatı var mı? Baktın olmuyor, üstüne üstüne gitme.

Korkak olmak da yok.

Israr mı var?

Oyna...

Sakın kırıtma. Yüzünü asmaya kalkma. Kimse nazını çekmez.

Bin düşün, bir yap. Ama dikkatli ol.

Zaman su gibi akıp gidiyor.

Yine de panikleme.

Önde gitme. Arkada kalma. Ortalarda da karambole gidersin. Yerini iyi seç.

Emin ol.

Tamam olduğuna kanaat getirdin mi? Bir daha düşün.

Tedbiri elden bırakma.

Gerekirse konuş. Fazla uzatma. Saygılı ol. Ama köle olma.

Efendi ol. Ama keriz durumuna da düşme.

Açık etmeden yap. Karşı tarafı uyandırma.

Kalkacağın yere oturma. Oturduysan sakın kalkma.

Lan'lı konuşma. El hareketi yapma!

Yemin ediyorum parçalarlar haa.
Yukarı Mail: ozturkhukuk2000@hotmail.com         
 
Gönderen:
Yusuf KARAKURT

Yer:
Muğla

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
14:12

Alıntı Yap: Yusuf KARAKURT

Merhabalar,
Yeni haberim oldu çok iyi bir hizmet ,
Yahya ve selcuk sizleri kutluyorum.
Buradan eski anılar tekrar hayalimizde canlandı özleyip te kendileriyle görüşemediğimiz çok kişye rastladık dolayısı ile sevinç duydum mutlu oldum.
Selçuk Abin Fatih nerede? onu en çok özledim.
Yukarı Mail: yusufkarakurt@hotmail.com         
 
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT

Yer:
Ankara

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
12:59

Alıntı Yap: MUHSİN KARAKURT

Herkese iyi günler,
Biliyorsunuz bugünlerde Sarıkamış Harekâtının 93üncü yıldönümü anılmaktadır. Bu harekâtın içinde Karakurt ailesi de bulunmuş ve katkı sağlamıştır. Harekâtın başarısız olması aileyi maddi ve manevi çok zorda bırakmış ve nihayetinde gelişen olaylar zinciri sonrası Hüseyin Zade Halit Bey canından olmuştur.
Osmanlı-Rus 1877 hududu ile Karakurt Rus tarafında, Hasankale ise Osmanlı tarafında kalmıştır. Bilindiği üzere Ailenin ilkleri önce Hasankale’ye gelmişler, bir kısmı orada kalmış bir kısmı ise bugünkü Karakurt topraklarına gelmişlerdir. Anlaşılacağı üzere 1877 (93) harbi sonucu ailenin bir kısmı Osmanlı egemenliğinde kalmış iken diğer bir kısmı ise Rus egemenliğinde kalmıştır. Ailenin İki tarafı bu duruma rağmen olabildiğince irtibatlarını sürdürmüşlerdir.
Osmanlı Devleti 1877 savaşı ile kaybettiği toprakları geri almak amacı ile buralarda yaşayan yerel halk ile teması bir şekilde sağlamıştır. Bu kapsamda Hasankale’de bulunan Osmanlı Komutanlığı, Hasankale’de bulunan akrabalar/tanıdıklar vasıtasıyla bizimkilerle irtibat sağlar. Özellikle Hüseyin Zade Halit Bey (1875-1918) bu işi ileri boyuta taşır. Hüseyin Zade Halit Bey bu tarihlerde Rus ordusunda subaydır.
1914 tarihinde yapılması planlanan Sarıkamış Harekâtı öncesi, aile fertleri Osmanlı lehine Hüseyin Zade Halit Bey tarafından organize edilir. Hüseyin Zade Halil Bey (XELE)(1876-1933) abisinin direktifleri doğrultusunda, bizim bölgeden geçen 3. Orduya bağlı 11. Kolordu’ya köylerden giyecek ve özellikle yün çorap toplar, yiyecek yönünden destekler. Asıl önemlisi, Aile ve çevre köyler, 11. Kolordunun, en iyi ve kısa yollardan zayiat vermeden, karnı tok ve ayağı sıcak bir şekilde salimen Sarıkamış’a ulaşmasını, milis güç olarak sağlarlar.
Sarıkamış Harekâtının, diğer 9 ve 10. Kolorduların başına gelen felaket nedeniyle başarısız sonuçlanması neticesinde, Aile, korkunç bir Rus baskısı ile karşı karşıya kalır. Yine bilindiği üzere bu olayların sonucunda, Halit Bey takibe alınır. Daha sonra Osmanlı tarafına verdiği istihbarat bilgileri/destek yüzünden Ruslar tarafından tutuklanır ve 1918 yılında casusluktan asılır. Hüseyin Zade Halit Beyin hikâyesini ileriki günlerde daha detaylı anlatacağım.
Selam ve sevgilerimle.
Yukarı          
 
Gönderen:
pol nermin karakurt

Yer:
Erzurum

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
11:51

Alıntı Yap: pol nermin karakurt

sevgili akrabalarım erzurumun soğuk birgununden herkese merhabalar köyden bügü haberler yollar kapalı gıdan halanın kırkını okutuyorlar çiçek teyze için taziyeye gidiliyormuş .segili kuzenim mehmet mesajını aldım . konferansa gitik çok güzel vede duyguluydu zenure nenemin resimleri ve enver paşaya yaptığı kilim inanki tüm hocalar hayretle baktılar büyak karakurtların    yücelmesinde çok büyük emeği olan sevgili babaannemi rahmetle anıyorum .karakurt soyisimini taşıyan her kesin gururu. gursoy hoca ailden bahsederken bizde onu.izliyorduk köyün resimlyeri . çok güzeldi egin abi egin abi çekim yaptı yayınlıyacak . kardeşim yahya.gursoy hoca sitenin yapımına çok sevinmiş bende artık yazacam dedi hem muhsin abimin çok yakın arkadaşı herkese selamlar kenan ve hediye çitine segive selamlarımızı gönderiyoruz
Yukarı          
 
Gönderen:
BÜLENT ÖZTÜRK

Yer:
Diğer

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
09:34

Alıntı Yap: BÜLENT ÖZTÜRK

Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse senindir;
Donmezse zaten hic senin olmamistir...

Yeni versiyonlar:
- Pesimist (Karamsar)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse senindir;
Bekledigin uzere donmezse
Zaten hic senin olmamistir.

- Optimist (Iyimser)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Uzulme, donecektir!...

- Suspicious ( Supheci)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse bu iste bi bit yenigi var demektir..

- Impatient ( Aldirmaz)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Bi muddet bekle.
Donmezse unut gitsin..

- Playful ( Muzip )
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse bi daha serbest birak.
Gene donerse gene birak.

- Greenpeace
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Aslina bakarsan tum canlilar hur olmalidir..

- Biologist (Biyolog)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak ki
Evrimini tamamlamasi mumkun olsun..

- Statisticians ( Istatistikci)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Seviyorsa donme ihtimali cok yuksektir..
Sevmiyorsa iliskiniz zaten muhtemel degildir..

- Schwarzenegger's fans (Arnold hayranlari)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
SHE'LL BE BACK!
- Over possessive person ( Asiri sahiplenici tip)
Eger birini seviyorsan
O'nu kesinlikle serbest birakma...

- Psychologist
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse kendine guveniyor demektir..
Donmezse superegosu baskin demektir..
Gitmiyorsa manyak demektir..
- Bencil
Eger birini seviyorsan
Kendini serbest birak..
Niye diye sorarsa
Seni hic alakadar etmez! de.

- Finance expert ( Mali eksper)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse borc almaya devam edebilirsin
Donmezse ara ve borclarinin ustune yattigini soyle..

Yukarı Mail: ozturkhukuk2000@hotmail.com         
 
Gönderen:
BÜLENT ÖZTÜRK

Yer:
Diğer

Tarih:
07 Ocak 2008, Pazartesi
09:26

Alıntı Yap: BÜLENT ÖZTÜRK

Acımızı, sevincimizi, ekmeğimizi, yemeğimizi paylaşmak... Şu fani dünyada hayatımızı anlamlı ve değerli kılan paylaşmaktan daha güzel bir mutluluk var mı?

Zorlukları aşmak, acılara dayanabilmek paylaşmakla mümkündür. Sevinçler ve güzellikler paylaştıkça büyür. Başarılarımıza, mutlu günlerimize yakınlarımızın, akraba ve arkadaşlarımızın katılmadığını, o güzel ve mutlu günümüzü bizimle paylaşmadığını, o gün tek başımıza olduğumuzu düşünelim. İnsan düşünmek bile istemiyor, değil mi

Paylaşmayan insan açgözlü ve cimridir. Dostu yoktur ya da yok denecek kadar azdır. Dostu, arkadaşı parası, malı ve mülküdür.

Sevinci, kederi, acıları paylaştığımız gibi, ekmeğimizi ve aşımızı da paylaşabilmeliyiz. İşte bunları da paylaşabiliyorsak, bizler gerçek dost olabilmişizdir.



HİKAYE / DUYARSIZLIK

Bir zamanlar, halkın çok sevdiği bir padişah varmış. Bu padişah herkese iyi davranır, zayıf ve yoksulları kimseye ezdirmez, halkının üzerine ağır vergiler yüklemezmiş. Başka ülkelerden borç almadığı gibi, onlara bir çok ürün satarmış. Halkı arasındaki birlik ve beraberlik o kadar güçlüymüş ki, hiçbir düşman ülke bu padişahın ülkesine yan gözle bakamazmış. Fakat zenginleştikçe, ülkesindeki insanlara bir şeyler olmaya başlamış. Kendisinden başka kimseyi düşünmeyenlerin sayısı gittikçe artıyormuş. Kimse kimsenin hastasıyla ilgilenmiyor, komşular birbirleriyle konuşmuyormuş. Birisi yolda düşüp ölse, değil doktor çağırmak, dönüp de yüzünüze bakan olmuyormuş. Vurdumduymazlık ve neme lazımcılık almış yürümüş. Ülkenin geleceği büyük bir tehlike altındaymış. Aslında bu bir zenginlik hastalığıymış.

Padişah, halkının düştüğü duruma çok üzülüyormuş. Dostluğun, dayanışmanın, sevginin ve kardeşliğin yok olduğu ülkelerde, çöküşün de hızlı olduğunu biliyormuş çünkü. Ama çok düşünmesine rağmen bir çare bulamıyormuş. Padişah bir gün halkını sınamak istemiş. İdaresindeki insanların, zannettiği kadar duyarsız olup olmadığını anlamak istiyormuş. Bir ferman çıkarıp:

“Ey halkım” demiş. “Sarayımın bahçesindeki büyük havuzun sütle doldurulmasını istiyorum. Bu gece herkes, bir kova süt getirip büyük havuza dökecek. Biriken sütlerle peynir yapılıp, yoksullara dağıtılacaktır.”

O gece herkes şöyle düşünmüş:

“Bir kova sütün eksikliği, kocaman havuzda fark edilmez bile. En iyisi yatıp uyumak. Nasıl olsa başkalarının götürdüğü sütle havuz dolar.”

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte havuza giden padişah, gördüklerine inanamamış. Çünkü havuza bir kova bile süt döken olmamış.

Padişah anlamış ki, ülkesindeki insanlar gerçekten duyarsız.

Söyler misiniz, padişah bu durumda ne yapmalı?


Yukarı Mail: ozturkhukuk2000@hotmail.com         
 

Toplam Kayıt Sayısı: 2853 Toplam Sayfa Sayısı: 286
[««] [«] 1. 2. 3. . . . 239. 240. 241. 242. 243. . . . 284. 285. 286. [»] [»»] 
© Karakurt
MyDesign Ziyaretçi Defteri v1.7

bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan