| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
YAHYA KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 13:26
|
Saygi deger dostlarimiz
Hepinizin bildigi gibi iki gündür duygu kalabalikligiyle kendimizi boguyoruz.Bügün olaylar dahada netlesti,sizlerden gelen yazilar dogrultusunda yolumuza nasil devam edecegimiz belirlenmis oldu.
Ibrahim abinin belirtigi gibi TV:olayina alet olmus bu filme katki sunmus (duzenlenmis bir filim olduguda cikti) kim varsa bizde kiniyoruz.
Bu baglamda duygularina hakim olamayarak bana para cikarmis olan Adil abi,Selcuk abi,ilbey abi,almanyada Metin,Musa,coskun,Ömer abi,Kenan abi,kardeslerime sizler adina tesekkür ediyorim.
sizlerden gelen talep dogrultusunda simdilik bu parayi bir yerlere ulastirma geregi görmuyor Kurulacak dernegin mali olarak yanimda sakli tutuyorum.Bunuda sizlerle paylasir,hepinize selamlarimi sunarim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
BÜLENT ÖZTÜRK
Yer:
İzmir
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 13:06
|

Sevgili Karapınar ahalisi hepinizeiyi bir hafta sonu temenileimle selamlarımı gönderiyorum.müsadenizle bir yazıyı sizinle paylaşıyorum
"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."
W. Shakespeare
Bir ninniyi kıskandıracak kadar güzel sesiyle çakıl taşları arasından sızıp gelen su, çimenler, dağ çiçekleri, ceylanlar, kuşlar, denizler, yeni doğmuş süt kokan bebekler, güller, toprak, rüzgarda nazlı nazlı devinen yapraklar, ağaçlar, kısacası her şey. Ne yana baksam her şey bana insanları anlatır. İnsanların inceliğini, duyarlılığını, insancıllığını, sevecenliğini ululuğunu, yaratıcılığını, sanatçılığını.
Dünyada bunca yıkım, kıyım, zulüm, ihanet ve kötülükler olmasına rağmen, yine de insanlar hakkında kötü düşünemiyorum. İnsanları öylesine güzel, öylesine derin, anlamlı, zarif incelikli düşünüyorum ki, onları güneş gibi sıcak, toprak kadar vefalı, su kadar temiz, çimenler gibi zarif, ceylanlar kadar güzel, kuşlar gibi özgür ve verimli bir toprak kadar ağır ve olgun düşlüyorum.
Ya güller, gülleri anlatacak kelime bulamıyorum, o üstün gururlu, minnet nedir bilmeyen, kendinden güzelliğinden emin, güller bana daima genç kızları hatırlatır. İnce, hassas, kızararak bakan, soluveren, hemencecik küsen, kırılan, tatlı bir söze gülümseyişe hemen açıveren yüreğini. Güller ki her yaprağı binbir mana binbir renk, ahenk ve ifade dolu.
Savaşlar, silahlar, ölümler, iftiralar, intikamlar, açlık, sefalet, ilkel ırkçılık, dini bağnazlıklar, kan, kin, nefret, bütün bunlar beni hayal kırıklığına uğratsa da; her şeye rağmen insanları güzel düşlemekten kendimi alamıyorum. Çünkü insanları yeryüzünün en değerli varlığı olarak görüyorum. Vicdan, adalet, merhamet ve sevginin, insanı insan eden ögelerin en başında geldiğini unutmayarak yaşıyorum. İnsanı insan eden bir diğer öğe ise bilinç ve düşüncedir, duyguysa olaylar karşısında ve yaşamda insanın yaşadığı acı ve sevinçtir. İyilik, dostluk, güzellik, adaletli ve vicdanlı olmak salt insana özgü bir olgudur. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Aydınlık ve karanlık nasıl biribirinin zıddıysa, iyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik de biribirinin zıddıdır. Ama evrende her şey iç içedir ve beraber yaşar. Karanlık, kötülük, çirkinlik nasıl ki körlüğü, cehaleti, zulmü, haksızlığı, adeletsizliği, vicdansızlığı, sevgisizliği, hoşgörüsüzlüğü temsil ediyorsa. Aydınlık, iyilik, güzellik de, bilgiyi, doğruyu, dostluğu, merhameti, dürüstlüğü, adaleti ve vicdanı temsil eder. Unutmayalım ki, tabiatı güneş aydınlatır, insanı da bilgi. Bilgi eğer iyinin ve vicdanın hızmetinde ise hakça paylaşım ve adalet olur. Yoksa, haksızlık, vicdansızlık, zulüm ortaya çıkar.
Yirmibirinci yüzyılda hala insanın inancına, diline, kültürüne, bilincine, düşüncelerine, görüşüne ket vurarak, baskı uygulayarak hakaret ederek bir yere varmaya çalışan sırtlanları anlamakta güçlük çekiyorum. Tertemiz bir suyu bulandırmak ne kadar kolaysa, bir insanı dininden, inancından, görüşünden, renginden, dilinden, tipinden dolayı, hor görmek, küçük düşürmek, aşağılamak, iftira atmak da belki o kadar kolaydır.
Önemli olan yaşamayı bilmek ve yaşarken de paylaşmayı, dünyada her insanın yaşam hakkına saygı duymayı, insanları anlamayı ve en önemlisi de hoşgörüyle bakmayı savunmak ve sevmesini bilmek. Her şey son derece hassas ve basit. Zor görünse de. insanları diğer canlılardan ayıran özellikler de bunlar olsa gerek…
Ama sırtlanlar gün aydınlığını sevmez. Güzellikler onların meselesi değildir. Onların gülistanı çirkinliklerdir. Nefrettir, kindir, düşmanlıklardır. Onların hiç kimseye merhameti sevgisi saygısı olmaz, hatta kendilerine bile. Yürekleri, beyinleri, kan kin nefretle doludur. Erdemleri namusları bacakları arasındadır, namusları kadar beyinleri ve yürekleri de kirlidirler.
Bence bu dünyada ihtiyacını duyduğumuz ve muhtaç olduğumuz en önemli şey sevgi, dostluk ve hoşgörüdür. Küçücük bir tebesüm ve tatlı dil, karşımızdakine verebileceğimiz en güzel hediyedir, unutmayalım. İnsanlar sevmeli, şartlar ne olursa olsun insanlar sevmesini bilmeli. Hayata hoşgörü ile bakılınca olaylara pek çok şey yumuşuyor. Bunu hepimiz de biliyoruz mutlaka, ama yine de söylemeliyiz biribirimize, hatırlatmalıyız. Çünkü yaşamın tadı ayrıntılarda gizlidir, yaşamak sevmektir, hissetmektir, anlamaktır.
Sevgi, insanlara bağışladığımız bir duygu, bir armağan. Bu yüzden bazen tek taraflı da olabiliyor ve bu yüzden bunu hiç tanımadığımız insanlara da bahşedebiliyoruz.
Severek yaşamak güzeldir, severek yaşamanın güzelliğini ve önemini farkedenler de güzeldir… Dünyada bir şey olabilmenin ötesinde çok daha önemli bir şey var aslında; insan olabilmek. İnsan olabilmenin koşulu ise tek; yüreğinde sevgi taşıyabilmek. Yoksa kim olduğumuz, nereden geldiğimiz, hangi ülkenin pasaportunda adımızın yazılı olduğunun ne önemi var. Bu dünyada sadece insan değil miyiz? Herman Hesse diyor ki, "Ben vatanseverim ama, önce insanım. Her ikisinin bir arada yürümediği yerde daima insana hak veririm". Başkalarının hep ayrılan yanlarını değil, biraz da ortak yanları ortaya çıkarılmaya çalışılmalı, sonradan yaratılan ve dayatılan din, dil, mezhep, ırk, tarikat, kültür, bölgecilik şeyhlik aşiretcilik gibi kavramlar yüzünden ve o kavramların kutsanmasından çıkan savaşlara, katliamlara, haksızlıklara karşı durulması gerekmiyor mu? İnsanlığın ortak değerleri olan hoşgörü, sevgi, saygı, barış, özgürlük, bireysel hak, adalet gibi evrensel değerlere inanmakta kimin ne zararı olabilir, insani duygulardan yoksun ve insanlıktan nasibini alamamış sırtlanlardan başka.
Yılgınlıkların yorgunlukların damarlarımızda dolaşıyor olması bizi bıktırmamalı ve de ilgilendirmemeli. Bize yüreğimiz gerekli, sevgiyi görmek ve duvarını örmek için. Korkmadan, yılmadan bozgunlardan ve sevgiyi kirleten yozluklardan.
Düşüncelerimiz, yargılarımız, önyargılarımız; ne kadar barajlar, dalkıranlar inşa etse de o yakıcı yıldırımların beynimize ulaşmaması için, ne kadar tarihsel, kültürel ideolojik gündelik paratonerimiz olsa da, bir yerden sonra, en azından şöyle kendi yüreğimizle başbaşa kaldığımızda, eminim anlarız. Eminim anlarız, bir kez olsun, biz de yürekten o soruları sorarsak kendimize, sormak durumunda kaldığımızı tahayyül edersek hiç olmazsa.
Yaşama Dair
"Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır…
Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur…
Sevmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağı budur…
Etrafınıza bakmaya zaman ayırın,günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır…
Terbiyeli olmaya zaman ayırın, insan olabilmenin sembolü budur"…
Goethe
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
gökhan
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 13:02
|
herkese günaydın burda birilerini yargılarken hiç düşündünzmü bir kaç zaman önce köyümüzü konuşmuş olsak hepinizin çok iyi bildiği bu sorunlardan kimse bahs etmezdi ama şimdilerde bakıyorumda köyünden haberi bile olmayan insanların çok duyarlaştığını görüyorum ama bu duyarlılık birilerine çamur atmakla olmaz bişey yapmak istiyorsanız çıkar yaparsınız ve insalar ve sizi taktir eder aksi halde dedikleriniz havada kalır farkında olmadan şu an eleştirdiklerinizin içinde kalırsınız ve sizinde onlardan farkınız olmaz yani diyeceğim o ki boşuna laf kalbalığı yapmayın hani biz köklü bi aileyiz ya!!onu gösterelim şimdi biz tepeden o insanlara bakıyoruz untmayınki o insanların arasına girdiğmiz zaman onlardan hiç bir farkımız olmuyo onun için eleştiriler ne kadar haklı onuda siz düşünün sevgiyle kalın
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Murat KARAKURT CAGRI ECZANESI
Yer:
Erzurum
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 12:25
|
haddim olmayarak ama sırf sülale efradının daha iyi konumlarda olması kaygısından nacizane önerim;genç arkadasların internetten arta kalan zamanlarda ders çalışması yerine dersten arta kalan zamanlarda ara ara internee girmeleridir.kardeşlerim daha iyisini hakediyor her zaman.ama lafla peynir gemisi gürümez.kaçan balık büyük olur.balığı şu veya bu sebeple kaçıranlarla dolu köyümün tarihi.hafızalar yoklana ve tiz gerülere bakıla.bakmakla kalınmaya ve görüle:cümle zevat ne halde..........
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Murat KARAKURT CAGRI ECZANESI
Yer:
Erzurum
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 12:21
|

sayin hocam kusura bakmayın ama çocukların ayağında kara lastik ben kendimi bildim bileli vardır.bunun musebbibi.ana babayım diye gecinen,ilkokulu bitirene kadar sozde cocugunu okutan ama daha sonra okutmayıp çocuklarını istanbullara ameleliğe gönderen ve sırtlarından ne şartlarda çalıştıklarını bilmeden 3-5 kuruş kazanan zihniyeti bozuk ailelerdir.bu aileler çocuk yetiştirmekten bihaberdirler.işin daha vahimi çocuklarınıgurbete çekinmeden yollayan bu aileler evlerinde bir kaç tane televizyon ve çatıda birkaç uydu uğruna yaparlar bunu.daha sı tarlalarında çalışacak adam kalmayınca ağalık yapar ırgat tutarlar.ırgatın parası da yine istanbulda ne şartlarda olduğu bilinmeyen evlat tarafından karşılanır.kız evatlar ise evlerde hapis ve dedikodu,fitne ve televizyonun onlara sunduğu dünya kadar blgili olurlar.hepsi şehirde mükemmel bir yaşantı hayal ederken hasbelkader şehre verilmişlerse örneğin istanbul a.orda da köydeki gibi bir yaşam sürerler.bu yaşamları boyunca hemen hemen hiç bulundukları semtten dışarı çıamazlar.erkeklerimizde pek farklı değildir.namusluca işini yapan kıt kanaat evini geçindirir.şehrin nimetleri onun için yok gibidir.ama çalıp çırpmaya başlayan hayvani bir içgüdüye sahip olanlar ise acımasız ama ne kadar güçlü olduğunu söylese de şehri acımasız tabiatına karşı savunmasızdırlar.birçok örnekleri olduğu gibi heba olup giderler.ve aileler de ise hayırsız evlat muhabbetleri doruğa ulaşır.aile için yüz karası olur bu çocuklar.işte bu gelecek vizyonu neden önemli kısaca açıklayan bir yazı.dolayısıyla mesele tüm doğu bölgelerinde halkın saldım çayıra mevlam kayıra felsefesinin ürünüdür.şu an köyümüzde gerçekten maddi durumu iyi olmayanları tek tek belirleyin hocam.ferdi olarak gerekeni yapmaya hazırım.gerçi reklam olduk türkiye ye yardımsever türk halkı seferber olur.en azından haberler takipçisi milli eğitimimiz bot seferberliği başlatır herhalde.karapınar lıya ölüm olan bu televizyon haberinden sonra hala gurur duyabiliyorsa karapınarlı zenginzadelerimiz ve hala başları dikse umarım gördükleri manzaradan daha etnasıyla yüzyüze kalırlar.ve umarım herkesin izzeti nefsi biraz ayaklar altına alınmıştır da hiçbişey yapamıyosa köyün dışına çıkanlar,akrabalarına adresi belli yardımlar yapsınlar.özellikle çocuklar için.mesele şu parayı gönderiyorum.3 çocuğunu tepeden tırnağa giydir.rezil etme bizi aleme diye.demogojiyi bırakın hocam birazda sizler emek sarfedin.zorlayın köylüyü.sıvası dökülmüşse okulun.köyün içine girin nabız alın.sıvası yapılacak kardeşim diyin.bunlar çocuk hayvan değil.giyim kuşamlarından sizler sorumlusunuz diyin.işte fırsat durumu iyi olmayanları tespit edin.gerekeni yapalım.ama bana topyekun hiçbirinin durumu ii değil demeyin.alışmışlığın,cahilliğin ve dilenci rahatlığının onursuzluk olduğunu hatırlatın.bizler de dilencileri boş geçmeyelim.çünkü utanç olarak bu onlara yeter.(durumu gerçekten kötü olanlar müstesna onlar dilenci değil bilakis bizim boynumuzun borcu durumlarıyla hayırlarımıza samimi dualarıyla bereket sunacak kardeşlerimizdir.işte o dilenciler çakallar gibi leş yeme peşine düşenlerdir.)
saygılarımla.gerekirse daha da kırıcı olacağımı buradan belirtmek isterim.zülfiyare dokunmadan kalleşe darbe olsun sözlerim.
selam ve dua ile.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KENAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 11:36
|
Sevgili site üyeleri bügüne kadar hepimizin ortak duyguları köyümüze ne yapabiliriz yapmak istediklerimizi mantık çerçevesi içerisinde yapmamız gerektiğini düşünelim bazen istemedende duygularımızı ön plana çıkartıp yanlış yapabiliriz zaten millet olarak duygusalız eğer biz düzenli bir şekilde örgütlenirsek bir birimizin eksiklerini tamamlıya biliriz bilindiği gibi dernek çalışmaları sürmektedir inanıyorumki en kısa zamanda şekilenecektir vede yapmak istediklerimizi gerçekleştirmek imkanı bulacağımız kanatini taşıyorum.
Bu çalışmalarda SELÇUK arkadaşımızın gayretlerini görüyor taktirle karşılıyor teşekürlerimi iletiyorum.
Sevgiler saygılar.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
yusuf karakurt
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 11:23
|
tum karapınarlılara selamlar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
web yayin ekibi
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 10:55
|
Degerli dostlar dün sitemize 3 tane ayri hesap numarasi gelmistir.sizler yanlis yönlenemiyesiniz diye bizde sakli duran bu hesap numaralarini yayinlamadik.Ayrica bir cok dostumuzdan yardim talebi gelmis hata gerek görmedigimiz halde bazi arkadaslar yardimlarini bize ulastirmislardir.Bunlar ve miktarlarda zamani gelince elbeteki aciklanacaktir.Bir daha tekrarliyalim hepimiz tarafindan ortak bir karar alinmadan yardim ve benzeri seylerde bireysel kararlar verilmemeli,yapilmak istenenler öneri halinde sunulursa daha dogru olur.
Hepimizi ilgilendiren kararlarda sizlerden gelen ortak düsüncenin paylasimi olusmadan bu tur yazilari yayinlamiyacagimizi daha önce belirtmistik.Bu yolda iyi niyetli kardeslerimizin oldugunuda biliyoruz onlardanda bizi anlayisla karsilamalarini bekliyoruz.
Yayinimizi sizlerden aldigimiz güc ve enersiyle dogru,seviyeli ,kararli bir sekilde sudrurmeye devam ediyor ve edecegiz.
Hepinize saygive sevgilerimizi sunar islerinizden basarilar dileriz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KENAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 10:38
|
GÜNAYDIN:
Sevgili site üyeleri sanırım biz yanlış anlaşıldık bu yapılacak olan küçük yardım sanki derneğe rakipmiş gibi gösteriliyor arkadaşlar yok böyle bir şey artık vazgeçtik birde bakıyorum birileri bir konu işlese sitede herkes ona odaklanıyor sanırım başka yazacakları bir şey bulamadıklarındandır bazı arkadaşlar iki.üç keredir aynı yazları yazıyorlar artık yeter lütfen bu konuyu kapatalım başka şeyler düşünelim örneğin dernekle ilgili ne yapabiliriz ne üretebiliriz.
Sevgili SENA abi benimle ilgili düşüncelerin için çok teşekür ederim.
Sevgili SENA abi
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
web yayin ekibi
Yer:
Diğer
Tarih:
19 Ocak 2008, Cumartesi 10:33
|
Gözunuz aydin olsun
köyün en büyük sorunu cözuldu
Dün ikindi vakitleri hayir sever birinin gönderdigi esyalar,anosla köy meydanina toplatilan cocuklara dagitildi.
haberi vermek bizden yorum sizden.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|