| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Web yayın ekibi
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Ocak 2008, Pazartesi 13:57
|
Mesaj Sahibi: MUHSİN KARAKURT
SEVGİLİ YAYIN EKİBİ,
DEĞERLERİMİZE GEREKLİ ÖZENİ GÖSTERECEĞİNİZ ÜMİDİYLE...........
|
|
|
Sevgili Muhsin Abi,
Sizin yazdığınız yazıları büyük bir heyecenla okuyor tarihimizi öğrenme konusunda yardımlarınız için teşekkürler. Yayın ekibi ve tüm Karapınar'lılar olarak size şükranlarımızı bildiriyoruz.. Tarih konusunda bizi aydınlatmaya devam edeceğiniz için teşekkürler..
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
polis nermin
Yer:
Erzurum
Tarih:
21 Ocak 2008, Pazartesi 13:56
|

sevgili kenan abi yazını okudum benim için yazdıklarına çok teşekür ediyorum bot ları başkalları verdi allah razı olsun . insanlar neden kızıyor anlamadım . kimi sansur kimi köyün adını kötülemişler hiçte değil sonuçta bir gerçek var oda çocukların bir botla bir monta sahip olması yani bizim yapamadığımızı onlar yaptı minik yürekler sevindi böyle bir olaya vesile olan kimse sonsuz teşekürler artık kibir olayından gurur olayından kurtulun kimse köyümüzün gururunu kırmamış aksitaktirde yardım eli uzatmışlar keşke şimdide deseler yıkılmış bir okulda okuyoruz birde okul yapsalar. insanlar kabuğun kırıp kendini yenilemeli toplumun içine faydalı şeylerle uğraşmalı çunku birgün bu fani dünyadan göçüp gitiğinde rahmetle aılasın hepsi bu kadar zelihan dernekle ilgili fikrimi sormuşsun ben herzaman yapıcıyım yapıcı olanlarında yanındayım eğer senin bir pırojen varsa yanındayım gördüğün gibi bir ayakabı yüzünden herkes birşey söyledi önemlideğil amaç bir şey yapmaksa hep elele veririz allahın izniyle kenan abi insanlar balık vermektense balık tutmayı öğretelim diyorlar önce bir balığı tatırın sonra tutmayı öğretin diyorum belki güleceksiniz ama cocuklara çanta alalım nedersiniz hiç bişe yapmadan herşey lafta kalacak neise siz değerli büyüklerimiz daha iyi bilirsiniz kalbiniz kırıldıysa afedin lütfen sağlık ve esenlik dolu günler dilerim .
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
resat sinik
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Ocak 2008, Pazartesi 13:18
|
Degerli Karapinar halkina burada kucak dolusu selamlar Oktay abi sende aramiza ve sitemize hosgeldin yazilarini devamli bekleriz.
herkese hayirli isler dilerim
guzel bir gun sizlerin olsun
Alaha emanet olun.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Yahya
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Ocak 2008, Pazartesi 11:05
|

Mesaj Sahibi: Coskun KARAKURT
MÜMKÜN OLSAYDI
Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı: Ona işaretparmağımı
kaldırıp yasaklar koymaklar yerine, parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.
Hatalarını daha az düzeltir, onunla daha çok yakınlık kurmaya çalışırdım.
Onu sadece gözlerimle izler, saat kısıtlamaları koymazdım.
Daha bilgili olmaya çalışır, daha çok şefkat gösterirdim.
Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar, uçurtmalar uçururdum.
Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine, onunla oyun oynardım.
Onunla kırlarda koşar, yıldızları seyrederdim.
Onunla daha az çekişir, ona daha çok sarılırdım.
Önce benlik saygısı kazanmasını sahlar, sonra bir ev almaya çalışırdım.
Ona her zaman katı davranmaz, onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.
Güç konusunda daha az ders verir, sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim
|
|
|
Mümkün olsaydı da ne demek senin yaşın kaç ve çocukların kaç yaşında bundan sonra bize sunduğun bu güzel şeçenekleri uygulaman dileğiyle.. Senin uygulayacağınıda biliyorum.. İnşallah bizlerde uygularız...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SEVKET KARAKURT ERZURUM
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Ocak 2008, Pazartesi 10:04
|
Sevgili Karapinarlilar asure gününün anlam ve önemiyle ilgili bir yazi gelmeyince kisa bir bilgilendirme vede hatirlama anlaminda bir kac satir yazmak istedim.
Hicri aylarinin birincisi muharem ayidir.Bu ayin onuncu gününe de asure denir.Ibni Abas(r.a) anlatiyor.Resulullah (s.a.v) Medineye gelince yahudileri oroc tuttar gördü. Onlara,
Buda ne nicin oroc tutuyorsunuz ? diye sordu. Onlar,
Bu hayirli bir gündur.Allah (c.c) o günde Israilogullari ni düsmanlarindan kurtardi. Sükür olarak Hz. Musa (a.s) o gün oroc tuttu. dediler. Resulullah (s.a.v),
Ben Musa ya sizden daha layigim buyurup o gün oroc tuttu ve muslumanlara da tutmalarini emretti.
Hepinize selam lar hayirli günler dilerim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Murat KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
21 Ocak 2008, Pazartesi 09:38
|
SEVGİLİ KARDEŞİM ERTAN YAVUZ SENİN YAZINI SİTEDE GÖRMEK BENİM İÇİN SÜPRİZ OLDU İNŞALLAH DURUMUN İYİDİR HERKESE SELAMLARIMI VE İYİ DİLEKLERİMİ İLETİRSENİZ SEVİNİRİM EN KISA SÜREDE GÖRÜŞMEK ÜMİDİYLE ESENLİKLER DİLERİM
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
21 Ocak 2008, Pazartesi 09:15
|

SEVGİLİ YAYIN EKİBİ,
DEĞERLERİMİZE GEREKLİ ÖZENİ GÖSTERECEĞİNİZ ÜMİDİYLE...........
SELAM VE SEVGİLERİMLE.
IV.HALİL AĞA (1785-1829)
Halil Ağa 1785 yılında Gırnavuk’ta doğmuştur. Kösem Abbas’ın oğludur. Ailenin ismen bilinen ve 4. kuşağı temsil eden ferdidir. Babası gibi hayvan besiciliği ve ticareti ile uğraşmıştır. Osmanlı Devleti vatandaşıdır.
Tortan’da bulunan akrabalarının kızı ile evlenmiştir. Babası ile birlikte yaşadığından ve de geleneksel olarak aileyi baba temsil ettiğinden pek varlık gösterememiştir. Zaten orta yaşlarda tifodan, babasından hemen sonra ölür. Mezarının Yoğunhasan’da olduğu söylenir.
Muhtemelen 1828-1829 yıllarında Yoğunhasan’da meydana gelen tifo salgını iki kişi hariç, ailenin diğer yaşlı, genç, çocuk tüm bireylerini öldürür. Bu nedene bağlı olarak, kaç kardeş oldukları, kaç çocuğunun olduğu veya kaç amcasının/ halasının olduğu hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Halil Ağa öldüğünde, iki kişi hayattadır. Bunlar; hamile eşi ile kız yeğeni Fatım’dır.
Halil Ağa’nın ölümü üzerine, hamile eşi ve kız yeğeni mevcut evi ve hayvanları evde çalışanlara emanet ederek TORTAN’da bulunan akrabalarının yanına sığınmak üzere yola koyulurlar. Yolda, Halil Ağanın eşi doğum yapar ve bir erkek çocuk dünyaya getirir. Doğumdan hemen sonra ölür.
Halil Ağa’nın eşi ölmeden önce doğan çocuğun, Tortan Köyü’nde bulunan akrabalarının yanına götürülmesini ve orada büyütülmesini, Fatım’dan ister.
Fatıma-Fatım, amcasının yeni doğmuş olan oğlunu, yengesinin isteği ve başkaca çaresi olmadığından salimen Tortan’a götürür ve buradaki akrabalarının yanında büyütür. Çocuğa babasının adı olan Halil ismi verilir.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
KENAN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
20 Ocak 2008, Pazar 23:44
|
Sevgili site uyeleri sizlere bir fıkra anlatayım.
KARADENİZLİYLE DOGULU ARKADAŞ BİR ORMANLIKTA YÜRÜYORLAR KARADENİZLİDE TABANCA VAR DOĞULU ONA DİYOKİ SENDE TABANCA VAR VER BANA BURASI ORMANLIK AYI ÇIKABİLİR BEN HEM SENİ HEM KENDİMİ KORURUM KARADENİZLİ BUNU KABUL ETMEZ AZ SONRA BİR AYI ÇIKAR BUNLARI KOVALAR KARADENİZLİ SISKA DOGULU KİLOLU KARADENİZLİ HEMEN BİR AĞACA TIRMANIR DOĞULUDA AĞACIN ALTINDA ÖLÜ NUMARASI YAPAR AYI GELİR DOĞULUYU BAŞTAN SONA KOKLAR ONU ÖPER? KULAĞINA BİRŞEYLER SÖYLER ÇEKER GİDER HEMEN KARADENİZLİ AŞAGI İNER SORAR SENLE AYI NE DEDİ KODU YAPIYODUNUZ ÇABUK SÖYLE AYI SANA NE DEDİ AYI BANA DEDİKİ SENİN BÖYLE ARKADAŞIN OLURSA SEN DAHA ÇOOOK ÖPÜLÜRSÜN?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Gürbüz KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
20 Ocak 2008, Pazar 22:03
|

Selam ve sevgilerle tüm akrabalarıma saygılarımı sunuyorum elimden geldiğince yazıları düzenli olarak takip ediyorum ok güzel düşünceler var ve herkes aynı duyguları paylaşıyor..bende buradan yazısında bana güzel temennilerde bulunan Yavuz Ertan Yıldırım ağabeyime bilmukabele diyorum..
Daha önceleri de belirtiğim gibi ölümlü bir diyarda yaşıyoruz ve ölümden sonrada hayata inananlar olarak yapacaklarımızın bize katkı sağlaması için elimizden geleni yapmak gerektiğini düşünüyorum Hz. Mevlana’nın ölümle ilgili şu yorumunu musadenizle sizlerle paylaşmak isterim…
“Veda! Veda! deme.Çünkü kabir,cennetler topluluğunun bir perdesidir.Batmayı,toprağa gömülmeyi gördün ya, sen şimdi , doğmayı , tekrar dirilmeyi düşün.Güneşe ve aya batmaktan bir ziyan gelir mi? Bu hal , sana , batmak gibi görünürse de aslında doğmaktır.Mezar , insana karanlık , dar bir hapis yeri gibi görünür ; hakikatte mezar , ruhun hurriyete kavuştuğu yerdir.
Hangi tane , hangi tohum yere ekildi de bitmedi?Şu halde insan tanesi hakkında neden şüpheye düyorsun?”
Çok güzel ifade etmiş Hz. Mevlana’na…. bundan dolayı hayatımızda kırıp dökmek neden diye kendime soruyorum cevabını bulamıyorum..umarım dernekleşmemiz gerçekleşir vede başarılara imza atar..
belirtiğim gibi tüm deneyim ve tecrübelerimi dernek başkanımıza aktarmaya hazırım….projelerde AB ,STK lara ayrıyeten önem veriyor dernek olduktan sonra projelere başvurmak vede güzel projelerın kabulu daha da kolaylaşmaktadır….aynı şeyler tekrar gibidir ama faydalıdır nasılki hergün yemek yememiz bize fayda saglıyorsa usanç vermiyorsa bilakis zevk veriyorsa bence güzel şeylerin tekrarıda olmalı sıteye yeni gıren akrabalarımızda guzelıklerın farkına varır yapılan işlere canı gönülden destek olurlar..
Ailemizden yetişmiş ve ayrı ayrı illerde ve ulkelerde bulunan büyüklerimiz elbette bulundukları makamlardan kaynaklanan tecrube ve deneyımlerını , muraacat edıldıgınde seve seve kullanacaklardır buna kımsenın şüphesi olmaz..
“her şey azaldıkça , ilim artıkça kıymetlenir..”
“dünyadaki en önemli insan kimdir? O an iletişimde bulunduğunuz kişidir.”
“Yalan ve gösterişler gürültülü , hakikat ve samimiyet sessizdir..Yıldırımlar gök gürültüsünden evvel hedeflerine varırlar..”
Gürbüz KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Murat KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
20 Ocak 2008, Pazar 19:43
|
HERKESE MERHABA ŞUAN BURHAN AMCAM İLE NECMİYE YENGEM İLE OTURUYORUZ GELEN MESAJLARI HEP BERABER OKUYORUZ GEŞMİŞE YELKEN AÇIP ANILARI TAZELEDİK.ERZURUMDAN BÜLENT ARTIK SEİNİ DUYMAK İSTİYORUZ EN SEVDİĞİN MANTI YEMEĞİNİ YEDİK AŞURE AYI DOLAYISIYLA AŞURE YANINDA HEPİNİZE BOL KAZANÇLI GÜNLER
|
| Yukarı |
|
| |