| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
zeki aras
Yer:
Kars
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 20:57
|
selam ben zeki araskarstan hepinize selamlar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ENGİN KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 20:27
|
SEVGİL AYHAN ABİ...
SİZLERİ SİTEDE GÖRMEK ÇOK GÜZEL BİR DUYGU,AİLEMİZİN ADINA KARAPINAR36.COM.SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ.DİLER,
DEVAMLI GÖRÜŞMEK ÜZERE SAYGILARIMI SUNARIM.
ENGİN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ENGİN KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 20:23
|
KARAKURT AİLESİNİN POLİS TEŞKİLATINDA GÖREV YAPAN,MENSUPLARININ
163.CÜ YIL DÖNÜMLERİNİ KUTLAR. BAŞTA ÜLKEMİZ ADINA VE AİLE MENSUPLARINA ADINA HAYIRLI OLMASINI DİLER.NİCE YILLARA.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Bahattin ERGÜL
Yer:
İstanbul
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 19:34
|

ŞEYTAN VE DOSTLARI
Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış.
Açılış konuşmasında demiş ki:
Müslümanların Camilere gitmesini engell eyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.
Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki:
Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını
çalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar..
Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş:
Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.
Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?
Şeytan:
Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda:
Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'
Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat
çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalm aması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!
Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis
muhasebesi) dinleyemesinler!
Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır.
Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:
Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını,
junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur!
Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar
ve hanımlarından hoşlanmasınlar!
Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla!
Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi ve remezlerse,erkekler bu sevgiyi başka yerlerde
arayacaklardır!
Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!
Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına,
fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp
birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti
dostluklarını ve dedikoduları teşvik et!
İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet
saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı
çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya
buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bu plan başarılı mı?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
POLİS NERMİN
Yer:
Erzurum
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 14:56
|
SEVGİLİ GÜRBÜZ İNCE DÜŞÜNCELERİN İÇİN TEŞEKÜR EDERİM BÜTÜN MESLEKTAŞLAR ASEDINA SAĞOL VOR OL
SEVGİLİ KUZENİM MURAT SİNİK MESAJINI ALDIK TEŞEKÜR EDERİZ HABERİNİ ALIYORUZ DURUMUNUN İYİ OLMASI BİZİ SEVİNDİRDİ BAŞARILLARINLA GURUR DUYUYORUZ ALLAH YARDIMCIN OLSUN .
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
polis nermin
Yer:
Erzurum
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 14:48
|
POLİS TEŞKİLATIMIZIN 163 . YILINI KUTLUYOR KARAKURT AİLESİNDE TEŞKİLAT MENSUBU OLAN BÜTÜN AKRABALARIN POLİS BAYRAMINI KUTLUYOR .SAĞLIK VE ESENLİK DOLU GÜNLER GEÇİR MELERİNİ CENABI HAKKTAN DİLİYORUM .
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AYHAN
Yer:
Diğer
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 12:52
|

Sevgili Karapınarlı akrabalarım,
Siteyi elimden geldiğince ziyaret etmeme rağmen, pek çoğunuz gibi sıklıkla yazamıyorum. Muhsin ağabeyle buluştuğum zamanlarda bu konuyla ilgili olarak zaman zaman eleştiri de alıyorum. Sınav haftası nedeniyle bulduğum zamanla sizlere birkaç satır yazmak istedim. Şaşırtıcı olan da yazımın bizim bu ortak alanda buluşmamızı sağlayan bilgisayar ve internetin kullanımı ile ilgili olması.
Kanımca bilgisayar, insanoğlunun hayatını değiştiren en önemli icatlardan birisi. Ancak bu sihirli kutu, gerçek işlevine, internetin gündelik hayatımızın içine girmesiyle kavuştu. Öyle ki, ilk sihirli kutu olan televizyona oranla daha fazla bizi kendine bağladı ve insanlar ondan önceki alışkanlıklarını nasıl yerine getirdiğini bile hatırlayamaz oldu. İnternetle beraber hayat kolaylaştı, yaşam hızlandı ve bu görünmez ağ, kendine has alışkanlıklar ve hatta bir kültür yarattı .
İnternetin günümüzün en vazgeçilmez araçlarından biri olduğu inkar edilemez. Tarım ve sanayi devriminden sonra 3. büyük devrim olarak kabul edilen bilgi otobanı ya da internet, durdurulamaz bir hızla ilerliyor ve daha da ilerleyecek gibi görünüyor.. Bunda en büyük etken, hiç kuşkusuz, internetin bireye, şimdiye kadar tatmadığı oranda bir özgürlük vaat etmesi. Son yapılan araştırmalara göre bugün dünya genelinde her 5 kişiden 1'i aktif internet kullanıcısı. Türkiye’de de durum çok farklı değil. 1990’ların sonunda bilgisayar ve internetin ucuzlamasıyla, ülkemizde de kullanıcı sayısında bir patlama olmuş ve tahminen rakam bugün yaklaşık 16 milyonu aşmış durumda.
İnterneti oluşturan 'Siber dünya', vaat ettiği sınırsız iletişim özgürlüğü sayesinde, modern insanın dünyayı algılayışını da değiştirdi. Sohbet odaları, oyunlar, arkadaşlık siteleri, yeni ve farklı biçimlerdeki medya portalları, sanal topluluklar vs. bilgi paylaşımı, iletişim ve eğlence için ortaya çıkan birkaç araçtan biri. İnternet artık kendi dilini ve kültürünü de yaratmış durumda. Bunda hiç kuşkusuz, giderek sınırları kalkan dünyamızdaki baş döndürücü teknolojik gelişmeler de etkili. Mobil cihazlar sayesinde ev ya da ofis dışında bir kafede, otobüste, uçakta ya da cep telefonunuzla yolda yürürken bile internete bağlanmak, dünyanın herhangi köşesindeki birine ya da bir bilgiye ulaşmak mümkün. İnsanoğlu, bedensel, mekansal ya da zamansal olarak bir yerde bulunmasa bile işlerini, ilişkilerini böylelikle yürütme imkanına kavuştu. Bu da doğal olarak günlük hayatta yaşadığımız birçok ilişki biçimini farklı boyutlara taşımakta.
İnternet ile birlikte hayatımıza yeni kavramlar girmeye başladı. Sanal mekanlar, sanal topluluklar, sanal gerçeklikler ya da sanal cemaatler ... Bu kavramlardan biri de sanal kimlikler, yani ‘nick name’ler. Böylelikle insanlar artık takma adları sayesinde cinsiyetlerinden, yaşlarından, görünüşlerinden ve diğer tüm özelliklerinden uzaklaşmakta. Peki, bunun nedeni ne? Öncelikli sebep, internet teknolojisinin insanların ‘diğer ben’lerini ortaya koyma ve yaşayabilmesini kolaylaştırması. Bu sayede insanlar, modern dünyaya karşı tüm maskelerinden sıyrılıp, sosyal bir baskıya maruz kalmadan, diğer benlerini ya da kimliklerini rahatlıkla bir kenara koyabiliyorlar. Sanal topluluklar sayesinde yeni dünyalara ait olduklarını hissedebiliyorlar.
Buraya kadar anlatılanlar belki de teknolojinin bize sunduğu nimetlerin ulaştığı boyutu gösteriyor, ancak günlük hayatın içinde bu denli yoğun kullanılan bilgisayar ve internet, kendine has hastalık ve bağımlılıkların da ortaya çıkmasına neden oldu. Buna internet hastalığı ya da internet bağımlılığı diyebiliriz. Semptomları nedir bu hastalığın? Bireyin toplumdan kendini yalıtması, yalnızlık hissine kapılması ve bunun sonucunda depresyona kadar giden bir süreç. Yapılan araştırmalara göre, bilgisayar başında uzun zaman geçiren kişiler internetten uzaklaştırıldıklarında, bağımlı insanlarda görülen etkilere benzer belirtiler göstermekteler. Özellikle gençler, bu bağımlılığa daha yatkınlar. Bunun nedeni ise, interneti bilinçli kullanmamaları.
İnternet, dünyada en çok eğlence amaçlı kullanılmakta. Sonra sırasıyla haber takibi, iş ve bilgi edinme geliyor. Türkiye'de de durum pek farklı değil, özellikle 15-25 yaş arası kişiler sanal dünyada sohbet etmek, oyun oynamak ya da e-postalarını kontrol etmek için görünmez ağlarda gezintiye çıkıyor. Bilgisayar başında sabahlamalar, giderek kopulan sosyal, iş ya da okul yaşamı, giderek zayıflayan aile bağları ve yerine getirilemeyen sorumluluklar. Aslında bu bağımlılık tehlikesi sadece gençler için geçerli değil, yetişkinler de risk altında. Hatta bazı kaynaklara göre evliliklerin bitiş nedenleri arasında eşlerden birinin bilgisayar başında aşırı zaman geçirmesinin de yer aldığını gösteriyor.
Peki faydalı olduğu kadar zararları da ortaya çıkan internet bağımlılığından korunma yolları nelerdir? İnternet bir bilgi mabedi olmasına karşın, bilinçsiz kullanımlarda bağımlılık yaratabiliyor. Bunun sonucu da pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de internet bağımlısı kişilerin artmasıyla birlikte, bu bağımlılığı tedavi eden merkezler ortaya çıktı. Bu bağımlılıktan korunmak için diğer bağımlıklarda olduğu gibi, kişi internette aşırı vakit geçirdiğinin farkında olacak ve bu durumun kendi sosyal ve fiziksel yaşamında olumsuz etkilere neden olduğunu kabul edecek. Tedavide başlıca kullanılan yöntem ise, online olunan süreyi kısıtlamaya gitmek. Örneğin kişi günde 16 saat bilgisayar başında oturuyorsa; o sürenin kademe kademe makul bir süreye indirmeli ve sosyal hayata dahil olacak alışkanlıklar edinmeli. Tedavide bir diğer aşama da kişinin hayatındaki, bu bağımlılığa neden olan psikolojik rahatsızlıkları ya da stres nedenlerini araştırmasıdır.
Siz de internet bağımlısı mısınız? Eğer aşağıdaki soruların büyük bölümüne evet diyorsanız, İnternet kullanımında sizin için de dikkatli olmanın zamanı gelmiş demektir.
1- Her gün internete giriyor musunuz?
2- İnternete planladığından daha sık girip, daha uzun süre mi kalıyorsunuz? İnterneti kullanım süreniz her geçen gün artıyor mu?
3- Geç vakitlere kadar bilgisayar başında kaldığınız, hatta zaman zaman bilgisayar başında sabahladığınız oluyor mu?
4- internette daha çok vakit geçirebilmek için sorumluklarınızı (iş ya da okul) aksattığınız oluyor mu?
5- Online olmadığınız zaman huzursuzluk, kaygı ya da uyku bozuklukları yaşıyor musunuz?
6- interneti kullandığınızda rahatlıyor musunuz?
7- interneti daha az kullanmak gibi istek duyuyor, ama başaramıyor musunuz?
8- internette işiniz bittiği halde, yeni meşgaleler arıyor musunuz?
9- internet dışı uğraşlara ilginiz azalıyor mu?
10- internette geçirdiğiniz vakit nedeniyle sosyal ilişkilerinizde, özellikle yüz yüze görüştüğünüz arkadaşlarınızın sayısında azalma oldu mu?
11- İnternetle ilgili değişik aktivitelere (kitap, taratıcılar, yüklenecek programlar, vs.) çok zaman ve para harcıyor musunuz?
ÖYLEYSE
• Bilgisayarınızı daha az vakit geçirdiğiniz farklı bir mekana taşıyın,
• Başında olmadığınız zamanlarda bilgisayarınızı tümüyle kapatın,
• İnternete hangi saatlerde bağlanacağınızı ve e-postalarınızı ne zaman alacağınızı gösteren bir plan yapın ve bu planı uygulayın.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
İbrahim KARAKURT
Yer:
Manisa
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 11:44
|

Sevgili site izleyicileri,bildiğiniz gibi dünyada ve yurdumuzda zaman zaman basında kuş gribi hastalığı hakkında bazı bilgiler verilmektedir.Bu hastalığa değinmeden önce hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.
Kuş gribi yani KANATLI VEBASI Avian influenza H5N1 tip virus tarafından ileri gelen kanatlı salgın hastalığıdır.Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu hastalık yurdumuzda Veteriner hekimlerin ve diğer sağlık personelinin özverili çalışmalarıyla hastalık yurdumuzda eredike edilmiştir diyebiliriz,zaten hastalığın kayanağı göç yoluyla gelen göçmen kuşlarıdır,kuşların göç zamanlarındada Veteriner hekimler yurt içinde gerekli önlemleri almışlardır.
Hastalığın kanatlılarda seyri üzerine biraz bahsetmek gerekirse,hasatlık üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlar ve larenks(boğaz bölgesi)tarafında yarattığı ödemle beraber kanatlı hayvanın soluk almasını engelleyerek ölümüne sebebiyet vermektedir.Bu hastalık sürü bazında etkiler ve kanatlılar arasında hızlı yayılarak sürünün hepsinin ölmesine sebebiyet vererir.Hastalığa yakalanan hayavanlarda halsizlik ve yumurta veriminde hızlı bir düşme şekillenir.Bu hastalık ihbarı mecburi bir hastalıktır.
Hepinizin bildiği gibi kanatlı et ve ürünlerinin girmediği ev yoktur,zaman zaman biz veteriner hekimlere sorulan bazı soruları aydınlatıcı ve eğitici olması gayesiyle sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kuş gribi virusu çevre ortamında özellikle nemli ve serin ortamlarda uzun süre canlılıklarını koruyabilirle.Hasta bir hayvandan saçılan viruslu dışkı 4 c de 30-36 gün 20 c de 7 gün canlı kaldığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Bu mikrop daha çok su kuşlarının bulunduğu göllerde ve havuz sularında izole edilmiştir.Mikrop kanatlı etinde ortam sıcaklığında birkaçgün canlılığı canlılığı koruyabilir.Örneğin buzdolabı sıcaklığında 23 güne kadar canlı kalabilir.
Hastalık evdeki tavuk etlerine hasta bir hayvanla aynı kesimhanede işlenmesiyle gelebilirki böyle bir ihtimal yoktur,zaten bütün tavuk kümeslerinde gerekli testler kesime gelmeden önce yapılmakta Veteriner hekimlerce kontrol edilmekte son olarakta mezbaha veterineri tarafından kontrol edilmektedir.Bizlere düşen yemek için aldığımız tavuk etlerini iyi pişirmemizdir.Tavuğun iç ısısı 70 c olduğunda 1 saniyede inaktive olmaktadır yani mikrop ölmektedir.
Özellikle mutfak ve yemek işleriyle uğraşan bayanların bu konuya özen vermeleri gerekmektedir.Tavuk ürünleri ve hergün evimizde pişirdiğimiz yumurtaların iç sıcaklıklarının en az 80 c'ye ulaşıncaya kadar pişirmeleri ve bu sıcaklıkta en az 2 dak.kalacak şekilde bekletmeleri gerekir.
Kuş gribi ençok hindi,tavuk,bıldırcın,sülün,kaz,ördek ve yabancı kanatlılarda görülmektedir.Evlerde beslediğimiz muhabbet kuşu,kanarya,papağan vs.gibi hayvanlarda klinik belirtiler net olarak görülmez,ama mikrop bu hayvanlarda da teşhis edilmiştir.
Kuş gribinde bulaşma nasıl olmaktadır?
-Göçmen kuşlar influenza virusunun ana taşıyıcısı olarak bulaşmada rol oynarlar.
-Hasta hayvanlarda direk temas.
-Bulaşık yem,su ekipman ve elbiseler.
-Kemirgen hayvanlar,yaban domuzları da bulaşık dışkı materyallini üzerlerine bulaşık olarak taşırlar.
-İnsanlar ve aktiviteleri
-Rüzgarla yayılma.
Kuş gribinde klinik belirtiler nelerdir?
-Vücut ısısı yüksek,tüyler kabarır,iştahsızlık,deprasyon,şiddetli ishal bulunur.Yumurta verimini şiddetle azaltır,gözler kapanır,konjuktivalar şişmiş ve kırmızı renktedir,sakal ibik ve gözlerin çevresinde ödem(şişlik)şekillenir,solunum güçlüğü burun deliklerinde grimsi kanlı akıntı görülür.
Hastalık kanatlı hayvanlardan insanlara geçermi?
-Hastalık bugüne kadar kanatlılarla doğrudan temaşla ve yoğun kanatlı işleriyle uğraşan insanlara bulaşmıştır.Hastalık son 10 yılda 80 civarında insanın ölmesi bunun en önemli göstergesidir.
Tavuk eti veya yumurtasını yiyen insanlara hastalık bulaşırmı?
-İyi pişirilmemeiş et veya yumurta herzaman için risk unsudur,ama iyi pişirilmişse insana mikrop bulaşması mümkün değildir.Hastalıklı bile olsa pişirilmiş bir tavuk eti ve yumurtasından hastalanmış insan vakası görülmemiştir.
Kendimizi ve yurdumuzu bu hastalıktan korumak için açıktan satılan canlı kanatlı ve ürünlerinden uzak durmalıyız.Evde pişirdiğimiz kanatlı ürünlerinin pişirme derecelerine özen göstermeliyiz.
Açıkta satılan hayvanlar yerine entegre tesislerde beslenen ve satışa sunulan ürünleri tercih etmeliyiz.
Evde beslediğimiz kafes kuşlarında hastalık görülmez çünkü bulaşma çoğunlukla enfekte(bulaşık)hayvan,yem,su ve eşyalarla temasla olmaktadır.
Bu nedenle gerekli özen gösterilen ev kuşları hastalığa yakalanmadığı gibi insanada bulaşması söz konusu değildir.Yapacağınız en önemli iş gerekli hijyenik tedbirleri almaktır.
Selam ve sevgilerle.
İbrahim KARAKURT
Veteriner Hekim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hulusi karakurt
Yer:
Bursa
Tarih:
09 Nisan 2008, Çarşamba 11:30
|
SEVGİLİ NERMİN,
ZÜLKÜF'E GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİ İLETİR,EN KISA ZAMANDA SAĞLIĞINA KAVUŞMASINI DİLİYORUM.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
08 Nisan 2008, Salı 19:41
|
Sevgili Adilcigim, durumlar nasil sesin cikmiyor. yoksa kaynana seni zorluyormu. Insallah teyzemin son durumu dahada iyi olmustur. Teyze gitikten sonra senden kaynana fikralari dinlemek isteriz. Behcet amca ve Perihan teyzemin elerinden öperim. Bursa daki tüm akrabalara selamlar.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|