gelisenbeyin.net Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası > Teknoloji Tasarım > Tasarım ve Buluş Hikayeleri
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Madam Curi nasıl başardı?

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
gelisenbeyin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge
gelişime dair ne varsa.. Yahya KARAKURT

Kayıt Tarihi: 01-Ocak-2006
Konum: Istanbul
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 4743
  Alıntı gelisenbeyin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Madam Curi nasıl başardı?
    Gönderim Zamanı: 23-Haziran-2010 Saat 14:48
Madam Curie buluştan beş kuruş kabul etmediği gibi tarihe geçecek şu sözleri haykırdı: “Bunlar benim insanlık adına yaptığım buluşlardır. Zerresinden menfaat sağlasam, bu benim bilimsel manevî şahsiyetimi zedeler. Hastalık tedavisinde kullanılan bir maddeden faydalanarak zengin olmak istemem.”

           Radyoloji biliminin kurucusu Madam Curie, Polonya’nın başkenti Varşova’da doğdu. Kendi halinde yoksul bir ailenin kızıydı. Küçük yaşta kardeşlerinin eğitimi için çalışmak zorunda kaldı. Bu dönemde gördüğü kötü muamele Madam Curie’yi öğrenme ve yükselme azmini kamçıladı. Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’nin, kadınların ilmî çalışmalarını teşvik eden ve masraflar için çalışma alanı da sağlayan birkaç üniversiteden biri olduğunu duymuştu. Derhal kararını verdi. Paris’e gidecekti.

           Elindeki birkaç kuruşu yol parası olarak kullanan Madam Curie, 23 yaşında Sorbonne Üniversitesi Fen Fakültesi’ne kaydoldu. Bütün gücüyle çalışmaya koyulduğu için pek arkadaşı olmadı. İçine kapanık biriydi. Üniversitede geçirdiği dört yıl süresince çocuk bakıcılığı yaparak geçimini zar zor sağladı. Çatı katındaki bir odada küçük penceresinden sadece gökyüzü görünüyordu. Soğuk okul gecelerinde tir tir titremesine rağmen kalemi zor tutan elleriyle matematik problemleri çözüyordu. Ama hiçbir zaman azmini ve coşkusunu yitirmedi.

           Madam Curie, 1835’de Fransız kimyacı 35 yaşındaki Pierre Curie ile evlendi. Evlendikten sonra mum ışıklarının aydınlattığı izbe bir han odasında yıllarca barındılar. Pierre Curie, o tarihlerde piezoelektriği keşfeden bilim adamı olarak tanınıyordu. Marie Curie, piezoelektrik özelliği olan maddeleri kullanarak, radyoaktif maddelerin aktifliğini ölçmek suretiyle uranyum ve toryum elementlerinin radyoaktif yapıda olduklarını gösterdi. 1898 yılında Marie ve kocası uranyumun içerdiği yeni bir radyoaktif element keşfettiler. Bu yeni elemente madam Curie’nin ülkesinin adını verdiler. 1898 yılının sonlarında Curie’ler Radyum olarak adlandırdıkları, çok daha aktif elementi eser miktarda elde edebildiler.
           Tonlarca cevheri dört yıl boyunca defalarca saflaştırarak ve kendi birikimlerini de bu iş için sarfederek, 0,1 gram radyum elde etmeyi başardılar. 1903 yılında Curie’ler, A.H.Becquerel ile birlikte radyoaktif maddeler ile yaptıkları çalışmalardan ötürü Nobel Fizik ödülünü kazandılar. Nobel Ödülünden sonra Curie’lerin durumu biraz düzeldi. Pierre, 1904’de nihayet Sorbonne’da profesörlüğe kabul edildi.

           Tıp dünyasında Radyumla birlikte devrim yaşandı. Zira radyumun minicik bir parçası dahi kanser ve deri tedavilerinde kullanılan, milyarlarca enerji kütlesini içinde barındıran korkunç bir güçtü. Bu buluş sayesinde Bayan Curie dünyanın en meşhur kadını oldu. Ama o şımarmadı aşırı mutluluk duymadı.

           Bay ve Bayan Curie, isteseler radyumun patentini yüzbinlerce dolara satıp her zeresinden ömürlerinin sonuna kadar pay alabileceklerdi. Çünkü dünyanın her tarafından radyum istekleri geliyor, bunun yapımını da Curie’lerden başkası bilmiyordu. Ama Madam Curie buluştan beş kuruş kabul etmediği gibi tarihe geçecek şu sözleri haykırdı: “Bunlar benim insanlık adına yaptığım buluşlardır. Zerresinden menfaat sağlasam, bu benim bilimsel manevî şahsiyetimi zedeler. Hastalık tedavisinde kullanılan bir maddeden faydalanarak zengin olmak istemem.”
           İlerleyen zamanlarda kocasını kaybeden Madam Curie, ona verdiği sözü tutarak, iki çocuğuyla birlikte ailenin tüm sorumluluğunu üzerine aldı. Sorbonne Üniversitesi’nde, kocasının ölümüyle boşalan kürsüyü Marie Curie devraldı. Madam Marie Curie, 5 Kasım 1906’daki ilk dersini sadece öğrencilere değil, meşhur ilk kadın fizikçiyi görmek isteyen kalabalık halk topluluğuna ve dünya basınına verdi.
           Sorbonne Üniversitesi’nde profesörlüğe yükselen Bayan Curie, burada fizik ve kimya dersleri verdi. Bu, o dönem Fransa’sı için zor bir kariyerdi aslında. Çünkü Avrupa’nın birçok kentinde kadınlar üniversiteye kabul edilmiyordu. Bayan Curie, bu engeli de aşarak zoru başardı. Fransa İlimler Akademisi, Fizik profesörü unvanına rağmen Madam Curie’nin üyeliğini kadın olduğu için onaylamayıp geri çevirdi. Tam bu tarihte, yani 1911’de Curie, ikinci defa kimya dalında Nobel Ödülüne layık görüldü. Bir kadın olarak Madam Curie’nin üstün başarısı dünya kadınlarını da etkiledi.

           1921’de dünya kadınları adına Amerikan kadınları şükranlarını sunmak amacıyla bu bilim kadınına maaş bağladı. Ancak o maaşın yönünü Polonya’daki bir hastaneye çevirdi. İnsanlık adına yaptığı araştırmalar Madam Curie’yi sağlık açısından yıpratmıştı. 4 Temmuz 1934’de 67 yaşında hayata gözlerini yumdu.

           Bütün araştırmalarını insanlık adına yapan Bayan Curie, menfaate dayalı hiçbir onur nişanını kabul etmedi veya ettiyse de gelirini tamamen kimsesizlere, çaresizlere bağışladı. Maddî çıkara dayalı patent tekliflerini de geri çevirdi. Meşhur Fizikçi Eintein, gün gelecek onunla ilgili şöyle diyecekti: “Şöhretin yozlaştıramadığı tek kişi”.



Kaynak:
1. Bilimin Öncüleri, Mustafa Uluçayı Özyürek.
2. Pierre ve Marie Curie, Meşhur Bilginler, Doğan Kardeş.

Gelişimin adresi...
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz