| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
METEHAN KARAKURT
Yer:
Erzurum
Tarih:
16 Eylül 2008, Salı 15:07
|

BİZİM KIRLANGICIN ACIKLI ÖYKÜSÜ
yıl;1999
mevsim; ilkbahar-sonbahar
mekan;H.osman dedemin saklı cenneti (evi)
hikayenin kahramanları;bahtsız kırlangıc,ben, mir h.osman dedem ,tırke nenem
Küçük kırlangıcı...o küçük kırlangıcı hatırlamalısın h.dede ...ben unutmustum onu.o da yılların sisi dumanının arkasında kalmıştı.unutuluş perdesini yırtıp onu yılların sisi dumanı arkasında getirmek için çabaladım.onu hatırlamak ve bugunun sözcükleriyle yazmak için çapaladım.onu getirmek kolay degildi ben,zamana karşı savaştım.
ve en sonunda cok koyu.çok karanlık bir biçimde hatırladım ki.onu yeniden gördügümde okul cantamı göge dogru fırlatmıştım okuldan dönüyordum ve artık kücük kırlanagıcı bekliyordum.bir daha gelecegini ummuyordum artık.ama gelmisti...ya da onun gibi olan başka bir kırlangıc cıkıp gelmisti....ben kendim ucamazdım bu yüzden cantamı ucurdum .evet kırlangıc gelmisti ...acayıp bir sevinc ve nese icindeydi.başımın üstünde uctugunda ,sözcüklerle dile getirilmiyecek kadar saf,sıcak,eşsiz bir sevinç içindeydim.
bütün yaz kırlangıcla beraberdik. arkadaslıgımız öyle ilerlediki gelip elimden su icmeye basladı.ona baktıgımda yüregim şenleniyordu o da okadar zavalı ve çaresiz görünüyordu ki cogu zaman sevincim kedere dönüstü onu hem sevemek hem korumak istiyordum..o da bunu anlamıs gibi ufak gözlerini acip kapatıyor,kanatlarını cırpıyordu...
ama görülmemis mutlulugumun arkasında kuskular ve gamlar da vardı;sonbahara dogru okullar yeniden acılacak sıcak diyarlara dogru ucup gidecekti .beni terk edecekti kusku ve gamlar giderek artıyordu okul zamanı yaklasıyordu babamla sarıkamışa giderek kılık kıyafet aldım .
cocukluk duygularımla biliyordum ki okulun acılması girlangıcında gidisiydi...
Ama yazık ki ,ne yazık ki olmadı kırlangıc gitmedi.tam okulların acıldıgı sırada bir gün kırlangıcı bahcede ,topragın üstünde depelenirken buldum.parpazlanıp uçmak istiyor ama olmuyordu yanı na gidigimde sag kanadı kırılmıstı birileri incecik kanadını kırmıstı ,yada bir yere carpmıstı melul melul bana bakıyordu ozaman basımda kaynar sular dokuldu hemen onu alıp dedemin yanına götürdüm kırlangıcı iyilestirmesi icin ona yalvardım oda once kanadının temızledi tırke nenem de kanadına merhem sürdü.
kırlangıc artık semalarda ucamıyordu...gözündeki sevinc artık sönmüstü...diger kırlangıc lar yanında uctuklarında canlanıyordu yeniden ucmak istiyordu ama olmuyordu evet kırlangıcım ucamıyordu bahtsız kırlangıcım...o günlerden bir gün karapinar semaları kararmaya basladıgında kırlangıclar öpek öpek ucmaya basladıgında onu dısarıya cıkardım goktekılerın bir parcası olmak ıstıyordu olmuyor kırlangıcım elimdende bir sey gelmiyor yaralı oldugunu unutmus ucmak istiyordukı soguk topraga düstü oyle havaya donuk donuk baktı aynı sey bir kac gün devam ettı .dostları gitti o kaldı o günlerde kırlangıcın gözüne baktıgımda aglayacak gibi oluyordum...artık yanımızda kalmasını istemiyordum o da gitsin istiyordum...oda göc etsin istiyordum ama yapamazdı gözlerinin feri sonmus bir sey yemiyordu yine bir aksam üzeri kırlanıc öpekleri gittiklerinde kırlangıcın bası artık bu dert ve kahra karsı duramaz oldu...
o gece uyudugumda zavallı kırlangıcı bas ucuma koydum sabah uyandıgımda bahcede onu soguk topraga emanet ettıgimde onu asla unutmayacagımın sözünü verdim...
NOT;ne kadar bizim turnaların acıklı hikayesi kadar olmasada bizim kırlangıcın da acıklı bir oykusu var...
Metehan Karakurt
Erzurum
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
16 Eylül 2008, Salı 10:23
|

İLHAN KARAKURTTAN İNCİLER
« :»
( HACI RIZA OĞLU) İLHAN KARAKURT’TAN İNCİLER
S1- EĞER SORSALAR İMANIN TENİ NEDİR?
C1- DEKİ BEŞ VAKİT NAMAZDIR,
S2- EĞER SORSALAR İMANIN KALBİ NEDİR?
C2- DEKİ “KUR-AN” DIR VE “KUR-AN NIN KALBİDE YASİNİ ŞERİFTİR”.
S3-EĞER SORSALAR İMANIN KÖKÜ NEDİR?
C3-DEKİ İHLASTIR
S4-EĞER SORSALAR İMANIN SÖZÜ NEDİR?
C4-DEKİ ZİKRULLAHTIR
S5-EĞER SORSALAR İMANIN NURU NEDİR?
C5-DEKİ DOĞRU SÖYLEMEKTİR
S6-EĞER SORSALAR İMANIN DARLIĞI NEDİR?
C6-DEKİ ERİYLE AVRADININ BİNAMAZ OLMASIDIR.
S7-EĞER SORSALAR İMANIN HALETİ NEDİR?
C7-DEKİ PAKLIKTIR.
S8-EĞER SORSALAR İMANIN YEMEĞİ NEDİR?.
C8- DEKİ ORUÇ TUTMAKTIR.
S9- EĞER SORSALAR İMANIN HÜKMÜ NEDİR?
C9- DEKİ HAK TEALANIN AZABINDAN EMİN OLMAYIP, RAHMETİNDEN ÜMİD KESMEMEKTİR.
S10- EĞER SORSALAR İMANIN YAPRAĞI NEDİR?
C10- DEKİ TAKVADIR
S11- EĞER SORSALAR İMANIN DERSİ NEDİR?
C11- DEKİ HAYADIR.
S12- EĞER SORSALAR İMAN SENDEMİ YOKSA SEN Mİ İMANDASIN?
C12- DEKİ BEN İMANDAYIM VE İMAN BENDEDİR. BEN BİR MÜMİNİM İMAN BENİM SIFATIMDIR.
S13- EĞER SORSALAR İMAN KAÇTIR ÇEŞİTTİR?
C13- DEKİ BEŞ TİR.
a)- EVVELKİ FERİŞTAH İMANDIR. ONA İMANI METBUH DERLER.
b)-İKİNCİSİ PEYGAMBERLER İMANDIR. ONADA İMANI MAHSUM DERLER.
c)-ÜÇÜNCÜSÜ MÜMİNLER İMANIDIR. ONADA İMANI MAKBUL DERLER.
d)-DÖRDÜNCÜSÜ MÜPTEDİĞLER İMANIDIR. ONADA İMANI MEVKUF DERLER.
e)-BEŞİNCİSİ MUNAFIKLAR İMANIDIR. ONADA İMANI MERDUD DERLER.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Cek
Yer:
Kayseri
Tarih:
16 Eylül 2008, Salı 10:09
|

DERGI CALISMALARI
DERGİ: Sosyal, kültürel, siyasal, sanatsal, jeopolitik, kurumsal, vakıf, dernek, bilimsel, misyon, magazin, mizah gibi değişik fonksiyonları ifade eden bir yayın ve iletişim aracıdır. Bizim çıkaracağımız dergi öncelikle; bizim derneğin kuruluş amacına hizmet etmelidir.
ADI: KARYADER DERGİSİ
Şimdilik yılda iki kez çıkması uygun olur gibi.(Nedeni bu iş, ciddi bir işdir. Sadece bu işle uğraşacak, başında duracak bir isimle devam edebilir.). Arkasında muhatap olarak, mutlaka DERNEĞİN eğitim biriminin kurulmasıyla takip ve kontrolü yapılabilir. Yayın ilkesi ancak bu birimin öncülüğünde hayat bulabilir. Eğitim biriminde; Konuların seçilmesi, yazarlardan yazıların toplanması, dergiye konacak fotoğraflar ve resimler için iyi bir FOTO(Engin kardeşim), bölgedeki önemli gelişmeleri bizim adımıza takip edecek bir muhabir(Mehmet emin) gerekli.
KONULARIN SEÇİMİ:
1-KAPAK VE KONUSU(ÖZELLİKLE VE ZEKİCE SEÇİLMELİ)
2-HERHALDE İLK SAYIDA KARAPINARDAN VE KARYADERDEN BAHSEDİLMELİ, DERNEKÇİLİĞİN ÖNEMİNDEN DEM VURMALI GİBİ
3-KARAPINARLA İLGİLİ SORUNLARA DEĞİNİLMELİ(HALKIN SİYASİLERDEN, MEVCUT BELEDİYELERDEN BEKLENTİLERİ GİBİ)
4-KARAPINARDA EKONOMİK KALKINMA VE ALT YAPI HİZMETLERİ, KÖYKENT PROJESİ(KÖY-KOP)
5-EĞİTİMİN ÖNEMİYLE İLGİLİ YAZILAR(OKULUMUZUN ÖĞRETMENLERİ VE ÖĞRENCİ SORUNLARI) VE ŞU ANDA BÜROKRASİDEKİ BÜYÜKLERİMİZ
6-GELENEK VE GÖRENEKLERDEN BAHSETMELİ(MEŞHUR BİR YEMEĞİN TARİFİ)
7-AİLENİN YETİŞTİRMİŞ OLDUĞU BÜYÜK ZATLARDAN BİRİ KONU EDİLMELİ
8-SAĞLIK KÖŞESİ OLMALI(ÖNEMLİ BİR KONU KALEME ALINABİLİR.)
9-TARİHÇE(ÖNCELİKLE AİLENİN KÖKENİNDEN ZİYADE HALİL BEYDEN BAHSEDİLMELİ VE ONLA İLGİLİ NEKADAR BELGE FOTOĞRAF VARSA SUNMALI VE MÜMKÜNSE TARİHÇİLERİMİZ; DR. GÜRSOY SOLMAZ BEY VE MUHSİN ABİDEN MAKALE ALINMASI.
10-AĞIT , TÜRKÜ, ŞİİR,
11-FIKRA VE MİZAH
12-FOTOĞRAFLARLA KARAPINAR
13-KARAPINARDA YAŞANAN ÖNEMLİ OLAYLAR(ÖLÜM, DOĞUM, EVLİLİK ŞENLİK GİBİ )
14-REKLAMLAR
Sevgili Karapınarlılar bahsedilen konularla ilgili zaten, sitede onlarca bilgi ve döküman bulunuyor. Yani şeker var, un var, yağ var eeeee öyleyse HELVA yapsana. Adımıza yaraşır bir dergi çıkaralım. Derneğimizin yaptığı ve yapacağı işleri yazılı belge haline getiririz. Ortak payda olur, eksikliklerimizi görürüz. Gelecekte dönüp baktığımızda referansımız olur. Eğitim biriminin yapacağı, Siteye şuana kadar yazılmış, tartışılmış konu olmuş olayları tarayıp anlam ve mantık sırasına koymak, kısacası ÖZETİNİ çıkarmak. Sevgi ve Saygılarımla.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ZELIHA KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
15 Eylül 2008, Pazartesi 15:24
|
Muhittin abi öncelikle sunu belirteyim esk köy ramazanlarini cok güel yazmissin. Bizim gercekligimiz birde gurbetin sila özlemiyle okundugu zaman cok duygulu oluyor. Bu yaz tatilinda bizleri Istanbulda ziyarete gelisinle ne kadar mutevazi oldugunu gördum. Bu temiz yüregin aynen yazilarindada göruluyor.
Selamlar saygilar
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
15 Eylül 2008, Pazartesi 14:49
|
Sevgili Muhsin abi
Herkes gibi bende senin yazilarina hasret kadim. Sen büyük bir cesartle her konuda yazilar yazarak güclü kalemini kousturdun ve bizleri güzel yazilarinla kendine bagladin simdide diyorsunki hikayeler kisin anlatilir kar yagisiyla dönerim. Saygin bir abimin dedigi gibi ya bu yil kar Ankaraya yagmasa yada cok gec yagarsane yapacagiz. Dogunun bazi yüksek daglarinda kar görülmüstür öyle ise seninde yazma zamanin gelmistir.
Sevgili Muhsin abi bakalim bizi hangi hikayenle mest edeceksin sabirsizlikla bekliyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Murat SINIK
Yer:
Diğer
Tarih:
14 Eylül 2008, Pazar 04:38
|

Her kese selamlar hayirli Ramazanlar,,
Sanirim hepinizinde fark etttiigi gibi,nerde yasiyorsak yasiyalim,kariyerimiz her ne olursa olsun,suna eminmki hepimizde geride yasnamis koy gunlerinin ozlemi var,benim cok fazla koyde kalamyan,ancak tatillerde firsat bulp gidebilen biri dahi bunun ozlemini duyuyorsa,koyde yilarini geciren gencligini,cocuklugunu,hayat kurupta,bazi sebeplerden ayrilmak zorunda olanlarin ozlemini kelmiler anlatmaua yetmez,ancak bu ozlem,Asagi koyde kafasini eyip bir yudum su icmeyle,tandir basinda kis gunu ayagini atarak,her kesten kalan bir anin saklandigi duvarlari izleyerek,dugun coskusuyla her yil gidilen yayla yoluna duserek,her hangi bir dugune kendi dugunu gibi giderek,bar basi olmak icin yarisarak gecer,Biz cok fazla koyde kalmadik,ama yilalrca sanki hep ordaymisiz gibiydik Egede,sonra istanbulda,simdide dunyanin diger ucunda,,Hep yaslialrin koye olan ozlemini dinlerdik,onlari cokta fazla anlamazdik,belkide cocuklugun biz verdigi ne gemisi dusunduren nede gelecekten kaygi veren renkli bir dunyada olusumuz,buyuduk,ozumuzu anladik,yasanan onca sahte guluslerden,cikarciliktan sonra,simdi rahmetli babamin hep ozlemini duydugu Seglem Deresindeki yazlik evin hayalini ben kuruyorum,,Hepimiz eminm suna sasiriyosunuzdur yilar once,belki 30 belki 40 belki 50 yil once yasanan bir kac aniyi hala hatirlamaniza,ozumuz topragizmida yasanan bu anilardir belkide oldugmuz yerden sukur duyamamiza vesile olan,kimse bu anilari ayaginda adidas ayakkabi ile,bilgisayarli evlerde,kalorifer sicakliginda yasmadi,iste hepmizdeki ortak payda da bu,iste bundan dolayi aramizdaki mesafler ne kadar uzak olursa olsun,ben hala koydeki gibi oluyorum siteye her girisimde,sanki by ziyaretci defteri rahmetli Haci Riza Dedenin koydeki evinin salonu gibi oluyor,hepmizdeki ozlem ayni,hepmizde su an gelecek yil senlige katilmak icin planalarimizi yapmaya basladigimiza eminim,,Hic bir musluktan yada kaynaktan ictigimiz su koyde basimizi egerk ictigimiz suyun tadini vermiyor,hic bir deniz icinde dipsiz kuyu hikayesiyle urke urke girdigimiz Gola kamisin tadini vermiyor,hic bir sohbet ,gaz lambasini urkek ve titrek isigindaki sohbetin tadini vermiyor,,Bunlari hep anmaklami geciricez kalan omrumuzu hayir tabiki,bir araya gelerek,ileride kendimizde ve yeni nesillere aktaracak guzel anilari biriktirecegiz,iste o zaman hepmiz diyecegizki guzel; bir 40 yil gecirdim,gizel bir 50 yil gecirdim,guzel bir 60 yil gecirdim,,ve bizden sonrakiler biraktigimiz yerden devam edicek,tabi biz onlara babalrindan dedelerinden dinledikleri guzel anilari birakirsak,Avsuturalyada yasayan aborjin yerlileri olumleri yaklastigimda koyden ayrilir sessiz sedasi kafalarina bir poset gecirerek kendilerini olume birakirlarmis,,yilalrca colde yasadilari halde hayatla barisik birlik icinde olan bu insanlar son nefeslerini kimseyi gormeden,anilari hatirlayarak aci cekecekleri dusuncesiyle bunu yaparlar,,Suna eminimki bizim koyumuz avusturalyanin ortasindaki colden daha guzeldir,,,
Aydinlik yarinalr dilegiylem,esen kalin
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA
Yer:
Diğer
Tarih:
13 Eylül 2008, Cumartesi 11:42
|
Sevgili dostlar, gecen haftalar güzel bir kampanya sonucu köyümüz ögrencilerine okul cantasi ve bazi egitim gerecleriyle birlikte dernek yöneticilerimiz tarafindan alinip karakurt petroldan Erdal hocaya gönderilmisti.
Okular acildi acilmasinada köy halkinin bir kismi henüz yayladan dönmediginden dolayisiyla bazi ögrenciler halen yaylada koyun kuzu otarmakla mesul oldogundan Erdal hoca dagitimi bir hafta erteletmistir. Cokta iyi yapmistir insallah haftaya tüm ögrenciler okulda oldugu zaman sizler tarafindan alinan cantalar ögrencilerimize verilecektir.
Dagitimi yapan arkadaslar ve ögretmen arkadas insallah bize bir ac fotograf gönderirler.
Emegi gecen tüm arkadaslara tesekkür eder bu mubarak ramazan ayinda hayirlarinin kabul olmasini Cenabi Allah tan dilerim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
gürbüz karakurt
Yer:
Sakarya
Tarih:
12 Eylül 2008, Cuma 18:08
|

Tüm akrabalara hayırlı günler dilerim.
Saygıdeğer Ayhan DÖŞKAYA hocam evet bende karapınarlıyım ama Sarıkamış doğma büyümeliyim yani okulu sarıkamışta okuduğumdan karşılaşamadık.Ama 1986 ile 1989 yıllarında lisede okurken o yıllarda biyoloji öğretmenim sizin akrabanız sanırım belkide abiniz veya kardeşinizdir.Çağlar DÖŞKAYA bey idi..Sizin yazılarınızı siteden takip edenlerdenim güzel ve içten yazılarınız var hocam.Elinize ve yüreğinize sağlık..
ikinci konu olarak bilirsiniz ben Adaya yeni geldim yıllardır ( 13 yıl ) Erzurum da görev yaptım bu vesile ile Erzurumdaki tüm akrabalara dost ve tanıyanlara selamlar..Hocam sizin yazılardan Karasuda olduğunuzu anlıyorum nasip olursa karasu ya geldiğimde mutlaka ziyaretinize gelir tanışmak isterim.Merkez Atatürk ilköğ. idi sanırım..Adapazarı Arifiyede oturuyorum bilirsiniz Merkez ilçelerden birisi..Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Kıymetli amcalarımdan Muhittin amca güzel ve içten yazılarınız ramazan pidesi gibi valla..Umarım Muhsin amcada en kısa sürede yazmaya başlar..
Bu arada siteye Tarihsel bilgi ve birikimlerini aktaran kıymetli Tarih öğretmenim Yrd.Doç.Dr. Gürsoy SOLMAZ hocama teşekürlerimi sunuyorum hocam yazılarınız zevkle takip ediyorum.Gürsoy hocam ERÖĞDER olarak nezaman program veya faaliyet için gitmişsem herzaman yardımcı olmuş ve yol göstermiştir hatta 12 Mart Erzurumun Kurtuluşu ile ilgili düzenlediğimiz kokteyli panel programımıza katılmış ve bir sunumda bulunmuştu.Hocam çalışmalrınızda başarılar diliyorum..
KARYADER çalışma konularımıza devam edecek olursak
DERNEĞİN AMACI
Üyeleri arasında sevgi ve saygıyı,birlik ve beraberliği,sosyal,kültürel,maddi ve manevi yardımlaşmayı ve dayanışmayı temin etmek ve devamını sağlamak ; kamuoyu ve vatandaşlar için aşağıdaki konularda çalışma yapmaktır.
ÇALIŞMA KONULARI
12.Üyeler ve öğrenciler için okuma odası ve kitaplıklar kurmak, tarihi ve kültürel inceleme ve araştırmalar yaptırmak,
13. Dernek üyeleri ile hemşerileri arasında maddi ve manevi yardımlarını temin etmek
selam ve saygılarımla
gürbüz karakurt
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
12 Eylül 2008, Cuma 13:55
|

ESKİ KÖY RAMAZANLARINDAN BİR KESİT
Eskiden heyecan içinde iftari beklerdik. Herkes dışarda elinde en sevdiği yiyecek köy imamını gözetlerdi. Camide bir operlör yoktu o yüzden ezan sesini içerden duymak imkansızdı. Kar da olsa kışda olsa hoca caminin damına dayatılmış merdivene benzer ezan okuma yerine çıkar ve beklerdi. Köstekli saatine bakarak sağa sola döner ve ezan okumadan etrafa bakardı. İşte hayatımda hiç bir vakit bu zaman kadar sabırsız olmamıştım. Elimdeki meyveyi koklayıp duruyordum. Hemen her evden bir kişi nöbetçi gibi imamin hal ve hareketlerini gözetlerdi. İmam elini kulağına yanlışlıkla götürecek olsa hay Allah bu sefer de olmadı diye sabırsızlanırdık. Bazıları tam evin yolunu tutup koşardı ama arkadan ezan sesi gelmiyorsa ciddi bir hayal kırıklığına uğrardı. Bazen de köydeki geleneklere göre büyükler iftara tekif edilirdi. İmam hemen hemen her evin listesinde bulunurdu. Bu yüzden ramazanda tek kilo alarak çıkanlar köyün imami ile köyün öğretmeni olurdu. Dereken sabırsızlık son haddine varmışken imamın son bir kere köstekli saatine uzun uzun bakıp elini kulağına attığında ve daha Allahu ekber ağzından tam çıkmadan elimizdeki numune iftarlığı çoktan yutmuş olurduk. O hızla bir ok gibi eve fırlar ve gaz lambasının zayıf ve ıslak ışığında kaşığı kaptığımız gibi sofradakilerle yemekte yarışır gibi yemeye başlardık. Eğer bu durumda biraz çekingenlik gösterir veya yavaş yemeye karar veririseniz sizin payınızı sizin adınıza birileri zevkle silip süpürürdü. Ekemek ve peynire talim ederdiniz , kimsenin ayrı tabağı yoktu .
Bu iftarlar halen gözümün önünde. Zayıf ve titrek bir gaz lambası ışığında gölgeler duvarların üzerinde oynaşır dururdu. Bazen bir kaşığın duvardaki görüntüsü Hz. Ali nin zulfikari gibi büyükçe ve dev görünürdü. Babamın başındaki küllahi ve kaşıklı duvar sulueti sanki masallardaki kahramanlara benziyordu. Bir süre duvardaki gölgelere ve kaşıkların şıkırtısa baktığımda okuduğum Hz. Ali nin hayber kalesi kuşatmasını anlatan dini hikayelerdeki savaşları andırıyordu. Arada bir çıcuklar yandaki servis edilmemiş yemeklere önce saldırınca nara atar gibi siz kıtlıktan mı çıktınız!!! Sadası yükelirdi ardından eylem durmazsa tokatın patırtısı yükselir ve ardından çığlık atan bir çocuk…. Bu savaş yarım saat içinde biter ve herkesin karnı iyice doyup uyku bastırıncaya kadar devam ederdi. Derken teravih faslı başlardı herkes çarçabuk hazırlanır ve camiye koşardı…
Camide genelde genler arka saflarda çocuklar ise arka saflar üzerinde yapılmış mahfil denen ama köylünün favgana dedikleri bölümde toplanırdık. Burada gerek namaz öncesi gerekse namaz sırasında gürültü ve sataşmalar eksik olmazdı. Herkese bir isim ve bir lakap takılırdı. Öyle ki buradan bazen büyüklerin kararı ile dışarı atılırdık. Büyükler önde namaz kılarken bazen Haci Rıza nın imami yanlış okuduğu veya konuştuğu için payladığını duyardık yada birilerinin ansızın zikir başlattığına şahit olurduk. En meşhur zikirci Başköylü Arap tı. Bu adam ne zaman bizim köye uğrarsa ve camiye gelirse çıngar çıkardı. Bir anda kafasını iki tarafa sallayarak huuu çekerek sallanmaya başlardı ... Daha sonra topaç gibi dönmeye başlardı. Birileri onu durdurmazsa başı dönüp bayılıncaya kadar zikire devam ederdi. Bu yüzden köylüler hemen araya girer Arabı durudurlardı.
Bir keresinde onu durdurmaya çalışan Gültekin amacanın burnuna yerde çırpınırken müthiş bir tekme fırlattı. Adamcağız kan revan içinde kalıp camiyi terketti. Bir kaçkere de Hacı Mehmet amcamın zikir ettiğine şahit olduk. Bir gün ise Arab ile birlikte bir kaç kişi daha zikire kalktılar. Cami ana baba günü gibiydi kimi gülüyor kimi ise kızıp bağırıyordu. Aslan bey amaca ise buna son derece kızardı. Bastonunu kaptığı gibi Başköylü Arabın üzerine yürüdü. Bütün bu orta oyunlarını sen yapıyorsun Arap dedi sizin yüzünüzden huzur içinde namaz kılamıyoruz . Müsade edin biz namazı bitirip eve gidelim siz sabaha kadar camide kalıp zikir edin. Zaten Emer lokomotif gibi hızlı namaz kıldırıyor yetiştiremiyorum bir de sizin zırıltınızı mı dinleyeceğim deyip ortalığı bir anda sustururdu. Dereken namazda bir ara bizim bölgeden mırıltılar ve gülme eylemini baskı altına almış arkadaşlarımızın bir anda yanardağ gibi boşalması başlardı. Bua rakadaşlar da temizlenip dışarı atıldıktan sonra tervih namazını kılar eve dönerdik.
Teravih namazında gördüklerimizi ve olanları birde evde özetledikten sonra sobanın üzerinde ısınan çayımızı içmeye başlardık. O zamanlar elektrik ve televizyon denen bir olay yoktu. En zengin evde bir orta dalga pilli radyo bulunurdu. Onunla ya Irak kürtlerini yada Erivan radyosunu yada TRT Erzurum radyosunu dinlerdik. Arasıra da kısa dalga üzerinden arapları dinlerdik. Arapça bilmediğimiz için genelde arapça konuşulan bütün şeylerin Kuran da olduğunu ve bu yüzden kesmeden uzunca süre saygı ile dinlerdik. Oysa Kuran-i kerimle en yakın bir ilgisi yoktu. Dereken bir kaç çıra yakılıp ahırlardaki hayvanların durumuna bakılır gerekli kontroller yapıldıktan sonra derin bir uykuya dalınırdı.
Sahur zamanı yine aynı koşturmaca ve yine gaz lamabasının titrek ve zayıf ışığında aynı gölge oyunu oynanırdı. Yine aynı savaş yaşanırdı. Uyanırken sobada ıstılan yemekler ve kızarmış ekmek kokusu her tarafı sarardı. Gözlerimizi açar açmaz buzlu su ile yüzümüzü yıkar ve tahta kaşığımızı alır en avantajlı köşeye yanaşırdık. Derken aynı yarış ve aynı gölge oyunu sürüp giderdi ….
Gladyatör filiminde arenaya çıkmadan önce en kıdamlı gladyatör ‘biz faniler gölgeler ve tozlarız’ der. Gerçektende bu Roma devrinden beri söylenmiş ve tekrarlanmış bu söylem ve yaşam bicimidir… Biz faniler gölgeler ve tozlarız …
Bir daha ki sefere görüşmek üzere hayırlı ramazanlar…
Not: Bu yazımı uzun süredir ortalıkta gözükmeyen Muhsin kardeşime ithaf ediyorum. Umarım kendisi iyidir ve anılarını okumayı çok özledim. Sensiz olmuyor Muhsin !
MUHİTTİN KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
GÜRSOY SOLMAZ
Yer:
Erzurum
Tarih:
12 Eylül 2008, Cuma 09:53
|

HALİL BEY’İN EĞİTİM HIZMETLERİYLE İLGİLİ GAZETE HABERİ(1922)
« :»
HALİL BEY’İN YÖREDEKİ EĞİTİM HIZMETLERİYLE İLGİLİ GAZETE HABERİ
1921 den sonra Sarıkamış’ta Karabekir Paşa’nın öncülüğünde yayın hayatına başlamış olan Varlık gazetesinin 25 Haziran 1338/1922 Perşembe günki (Sayı:61, Sahife:4) Karakurt ve Halil Bey’le alakalı haberi:
***
Karakurt’da Ma’rifperverler
Karakurt’dan yazılıyor:
Maarifin kıymetini hakkıyla takdir eden Karakurtlular başlarında gayretli ve fa’l müdürleri Halil Bey olduğu halde her şeyden evvel memleketin mektepsizlikten muzdarip olduğunu düşünerek evlatlarını maarif nimetlerinden mahrum etmemek için derhal işe girişmişlerdir. Karakurt’da mektep olabilecek binalar esasen mevcut olduğundan bir kısmı leyli (yatılı) olacak mektebin diğer zaruri masraflarına karşılık çare aranmış ve bu da derhal şöyle bulunmuştur:
19 Haziran Cuma günü Karapınar’da, Gülantap(Beşyol), Başköy, Armudlu ahalisi ki Geyikli Baba türbesini ziyarete kaldıkları vakit topluca bu meseleyi mevzu bahis etmişler ve derhal aralarında iki yüz koyun toplamışlardır. Üç beş gün zarfında koyun adedi yine iblağ edilecektir. Bir koyunun bugün altı lira etmesi mekteb için (6000) lirasının temin edildiğini gösterir.
Karakurt nahiyesinin 27 köyünün nüfus toplamı (2000) kişi ve mektep bekleyen çocukların sayısı (600)’dür.
Nihayet iki ay sonra her şeyi tamam olarak açılacak olan mektebe şimdilik bu çocuklardan yüzü leyli(yatılı) alınacak ve yavaş yavaş bu miktar arttırılacaktır.
Pek müşkir olan bu karardan sonra Büyük Millet Meclisine, orduya, kumandanlarının sıhhat ve afiyetine dualar edilerek içtima’a nihayet verilmiş ve bu suretle Karakurt’un ma’arifperverlikte en mühim adımını atmıştır.
Varlık Gazetesinin Haliyle Kazım Karabekir’in başta Halil Bey olmak üzere himayesindekilere tebriki.
Karakurt’un çalışkan müdüriyeti ile muhterem eşraf ve ahalisine bu hayırlı teşebbüslerinden dolayı memleketin maarifi namına arz-ı şükran eyleriz.
**
21 Ağustos 1338/1922 tarihli 73. sayısının 4 sayfasında aşağıdaki ilan vardır.
“Çocuk Babalarına
Sarıkamış’ta küsad edilecek kız mektebine kızlarını ve emir mucibince seneleri küçük erkek çocuklarını kaydettirecek Sarıkamış’ta ki kıtaat ve müessesatı ümera ve zabitan 20 Ağustos akşamına kadar peder ve validelerinin adresleri ile çocukların isim ve seneleri merkez kumandanlığına bildirmeleri rica olunur. “
Buradan çıkan sonuç Halil Bey’ın, Kazım Karabekir ile çok yakın bir mesaisinin olduğudur.
___________________________________
Web yayin ekibi
Sevgili Gürsoy hocam Forum böylümüne yazdiginiz yazilari zaman zaman buraya tasiyoruski foruma girmiyen dostlarimizda bu bilgilerden faydalanmis olsunlar.
Size tesekkür eder saygi ve sevgiyle selamliyoruz.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|