bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan

Anasayfa  Forum  Defteri Oku Deftere Yaz  İletişim
KAYITLAR  |  DEFTERE YAZ
Gönderen:
Murat SINIK

Yer:
Diğer

Tarih:
20 Eylül 2008, Cumartesi
20:43

Alıntı Yap: Murat SINIK

Tum akrabalarimiza ve bu siteyi takip eden dostlara selamlar

Umarim Ramazan ayinin sonlarinin yaklastigi bugunlerde Allah hepinizin bu ayda yapmis oldugu ibadetleri ve oruclarinizi kabul etmesi dilegiyle,ben dergi hakkinda kendimce bir kac soz soylemek istiyorum,gorsel iletisim hepinizinde bildigi gibi bilgiye bilgi katan ve bunu ulasamadiginiz mesafelere tasiyan vasitadir,genelde gorsel iletisim denince televizyon gelir akla,ama bence yazili iletisimdir,,gazete,dergi vb,cunku bu tur iletisim vasitalari her yere girer,bir dag basinda cobanin heybesinde televizyonu bulanmazsiniz ama,o heyebeye onalrca dergi,gazete sigdirirsiniz,bence bunu boyle dusunerek dergi konusunda bence somut adimalr atmaliyiz,Gurbuz abininde deigi gibi biz olmaliyiz,yani sahnede olmaliyiz,koltuklarda oturup bize sunulacak olani beklemek yerine,kimse ben ne yapabilirim diye dusunmemeli,sonucta bilgi sinirsizdir,ver herkes bilgiye muhtac oldugu gibi,her kesin her kese verebilcegi bir seyle vardir,bunuda kitlelere ancak boyle ulastirabiliriz,her kes bu iste tasin altina elini koyucak,gecmiste yasayan degerli insanalrimizin yaptiklarini anlatarak ovunucez ama,bunu bir sovenizm haline getirmeyerek,dusunecegiz bizden sonra birileri gelicek ve onlara biz ne biraktik,bizden nasil bahsedecekler,unutmayin sizn su anda yaptiklariniz onlarin hayat temelleri olucaktir,
Dergi konusunda hepiniznde bildigi gibi hepimizn ortak paydada bulustugu tek nokta koyumuz ve koyde yasayan degerli akrabalarimiz,ve onlar orda hala bir cok yore gore ilkel metodlarla tarim yapmaktadirlar,bu husta veteriner hekim Ibrahim KARAKURT dayim sana is dusmekte,artik emeklisin,tecrubelerini cikacak dergide insanlara ulastirabilirsin,her seyin basi saglik oldugu icin,doktorlarimiz eminm hepiniz artik boyle bir siteden haberdarsinizdir,ve sanirim bizlere vereceginiz tavsiyeleriniz vardir,tarihimizi bilecegiz bir cogumuz eminim ozellikle kurtulus savasi suresince atalrimzin faaliyetlerini bilmiyoruz,,bunu ogrenmek hepmizin oldugu gibi,bunu kitlelere ulastirmakka onlara ahdi vefadir,,sanirim bu hususta degerli hocamiz Gursoy SOLMAZ seve seve yardimci olucaktir,,koyumuzde hala hazirda yasayan degerli ihtiyar delikanlilar,teyzeler,onlarla yapilan roportajalr yayinlanabilir,bu onlara bir vefa borcudur,tarimcilik kosunda Halil KARAKURT,Yasar KARAKURT,hic olmazsa onlara bir sekilde ulasisirz eger siteyi takip etmiyorlarsa,,sanirm hepnizin aklinda az cok ayni seyler vardir,,bende kendimce yazdigim deneme ve siirlerle katkida bulunabilirm,yada buralardan gordugum,tanidigim kulturleri anlatarak,eminim bir cok akrabamiz kendince bir seyler eklemek icin sabirsizlaniyordur,,en basta muhittin abi hikayerlini kitlelere ulastirmak icin,,,

HEPINIZE AYDINLIK DOLU YARINALR DILEGIYLE

Yukarı          
 
Gönderen:
gürbüz karakurt

Yer:
Sakarya

Tarih:
20 Eylül 2008, Cumartesi
13:45

Alıntı Yap: gürbüz karakurt

Tüm akrabalara ve siteyi takip edenlere selamlar.

Ramazanın sonlarına doğru yaklaşırken girdiğimiz manevi havanında sanki sonuna geliyor gibi bir hisse kapılıyor insan.Umarım kapıldığımız bu güzel duyguların misafirimizin gitmesinden sonra azda olsa devam etmesidir. Misafirimiz toplanmaya başladı artık gitme vaktidir.. Orucumuz , beni en iyi şekilde ağırladınız.Önümüzdeki yıl burada iseniz mutlaka geleceğim , sizi göremesem yaptıklarınıza şahitlik etmek için mutlaka yanınızda olacağım hiç korkunuz olmasın der gibi..Evet her şeyin son sürat değiştiği bir dünyada , alemde tek değişmeyen ölümdür ve herkesi kuşatır hiçbir ayrım yapmadan..İnşallah nice güzelliklere vesile olmamız için yüce Mevla dünyada kalma süremizi hayırlı kılar.


Dernek dergisi için, aile doktorlarımızdan sayın Dr.Canip Erkan bey     güzel bir yol haritası çıkarmıştır.Tespitleriniz çok güzel. her derneğin bir yayın organı oluyor.Bence derneğimiz tam rayına oturunca çıkarmalıyız.Yayıncılık süreklilik ve büyük bir emek istemektedir.Nice yayınlara baktığımda hep ezber ve rahatlıkla ulaşılabilecek bilgileri yazmaktalar sadece çıkarmak için çıkarılıyor.Bilgisaymaktan öteye geçemiyorlar.


Bizim ailede ve yakın çevremizde çok değerli insanlar mevcuttur.Bu dergi için çok güzel yazılar yazabilirler.Fikir üretme geleceğe gören yön veren yazıların olması daha isabetli olur.Biz olmadan profesyonel işlere girmemiz derneği yoracaktır.Dernek benden ziyade biz demektir.Biz olmak çok kolay değil ve bunu aile tarihimizde de görmekteyiz.Acı olacak ama gerçektir.Sarıkamış ta önde gelen bir aile olmamıza rağmen neden geride olduğumuz bence biz olamayışımızdır.hep ben olmuşuzdur ve her zaman tek kişi kahraman olmuştur.Tarihimizdeki bazı büyüklerimiz Biz olmak için çaba sarf etmelerine rağmen o devirdeki akrabaları takip etmediklerinden geleceğe yönelik köklü işler yapılamamıştır bundan dolayı daima geride kalmışızdır.Bence en büyük sorunumuz biz olamayışımızdır..
Bakın günümüzde bile Fikirler istiyoruz ama çok çok az gelmektedir.Zamanla bunun gerçekleşeceğine tüm içtenliğimle inanıyorum ..Dün ile bugün aynı ise gelen giden yok demektir.


Derneğin çalışma konularına devam edelim ..Yahya hocanın açtığı çalışma konuları bölümünde fikirler yok ..ama bekliyoruz..Biliyoruz ki oradasınız siz inatçı iseniz unutmayın bekleyende inatçı olmak zorunda çünkü akrabayız..

DERNEĞİN AMACI

     Üyeleri arasında sevgi ve saygıyı,birlik ve beraberliği,sosyal,kültürel,maddi ve manevi yardımlaşmayı ve dayanışmayı temin etmek ve devamını sağlamak ; kamuoyu ve vatandaşlar için aşağıdaki konularda çalışma yapmaktır.

ÇALIŞMA KONULARI

13. Dernek üyeleri ile hemşerileri arasında maddi ve manevi yardımlarını temin etmek.
14. Dernek amacı dışında herhangi bir faaliyete bulunamaz.

15. Dernek lokalinde içki içilmez, kumar oynanmaz, lokalde yemek verilebilir.


Selam ve saygılarla
Gürbüz Karakurt
Yukarı          
 
Gönderen:
MUHITTIN KAAKURT

Yer:
İstanbul

Tarih:
20 Eylül 2008, Cumartesi
13:43

Alıntı Yap: MUHITTIN KAAKURT

BOSTAN ZAMANI


Çocukluğumuzda en zevkle geçirdiğimiz günlerimizden bir bölümü de bostan koruma zamanıydı. Bostan zamanı genelde korku ile yüzleşme ve erkekliği ispatlama çağı olurdu. Geceler yıldızlı ve serin olurdu. Hiç bir yerde köyümüzdeki kadar güzel ve yıldızlı geceler görmedim. Öyle ki sanki yıldızlar üzerimize yağacak havası verirdi. Hem denizden yüksekliği fazla hemde atmosfer temiz olduğu için yıldızları en ihtişamlı şekli ile görürdük. Kentlerde hava kirli bir katmanla kaplı olduğundan yıldızlar gözükmez ve gökyüzü gri ve mat bir renge bürünür. Ne mehtabın rengi nede yıldızların parklaklığı var. Hemen herşey bir sis tabakasının altında olur. Hele kış günlerinde tamamen soluması zor bir hava ve yıldızsız bir gökyüzü var.

Genelde Ağustos ayında bostanda salatalık ve kavun karpuz yetişmeye başladığı zaman ev halkından bir çocuk bostanı korumakla görevlendirilirdi. Bostanda önce salatalık yetişir ve yenmeye başlanırdı arkasından fasülye ve diğer ürünler yavaş yavaş yenmeye başlanırdı. Daha sonra sıra karpuz ve kavuna gelirdi. Köyümüz yüksek bir rakıma sahip olmasına rağmen Aras vadisinde yeteri kadar su ve sıcaklık bulunduğundan iyi bostanlar yetiştirilirdi. Öyleki köyde bazı amaca ve dedelerimiz bunu bir uğraş haline getirmişlerdi. Bizim serüvenimiz ise işte bu zamanlarda başlardı. Bir yatakla bostanın yanıbaşına atılırık. Bir kaç gün açıkta yaşardık, hemen biraz papatya veya dayanıklı otlardan bir döşek yapardık. Köyden getirdiğimiz döşeği onun üstüne serer ve üzerine de bir yorgan açtık mi yatak hazırdı.

Akşam oldumu köyden gelen un helvası veya kete gibi yiyeceklerle peynir ve lavaş ekmekli bir sofra kurar çayımızı kaynatır güzelce karnımızı doyururduk. Daha sonra yıldızlı gök kubbe altında serili yatağımıza uzanır yıldızlara bakarak hayaller kurardık. Yıldızlara bakıp hakkındakı çeşitli hikayeleri anlatmaya başlardık. İşte bu Kadız (saman yolu) adam samanı çalmış fakat samanın bir kısmı sepetten döküldüğü için izi böyle kalmış. Karşıdaki kervan kıran kervancı başı onu sabah yıldızı sanmış yola koyulunca hepsi bir fırtınada boğulup ölmüşler…Bak bak bak bir yıldız kaydı vay be bu dünya fani biri daha öldü. Her insanın bir yıldızı varmış onlar ölünce yıldızı da gök yüzünden kayıp düşermış….Bir üperme başlardı ve kısa bir korku derken dalıvermişiz uykuya ve derken sabah güneş dağların arasından yükelmekteydi. Önce Meter in gölgesi daha sonra yavaş yavaş güneş gecenin serinliğini ve korkusunu yırtar ortalığı sabahın aydınlığı sarardı. Köyden gelen büyüklerimiz harman işlerine koşar bizlerde bir ay çiçeği alıp güneşli bir yamaca veya taşa oturur çıtlatmaya başlardık.

Onca gün dışarda yattım ne kene korkusu vardı nede başka bir korku. Hatta keneden ölen bir tek kişi bile yoktu. Hiç doğada bunca düşman yoktu. Herşey dosttu ve kardeşti. Sivri sinek bile şişirmeden kanını çeker uçar giderdi. Çevrede hiç poşet veya pet şişe yoktu. Herşey bezden yapılmış bir torbanının içinde olurdu. Doğada hiç bir düşman yoktu gece yılanıda , akrebide dokunmadan çeker giderdi.

Bütün gün oyunlar oynardık. Benim en iyi eğlencem kaya tırmanmakti. Olmadık tehlikeli yerlerden hiç korkmadan ve ip kullanmadan tırmanışa başlardım. Arasıra tehlikeli durumlar olurdu fakat adrenalin devamlı olarak beni tekrar yapmaya ikna ederdi. Yoğunhasana tekrar gece geldiğinde ateşin etrafında toplanır patates haşlardık. Genelde biraz sabırsızlık gösterip ya üzerimize dökerdik yada arkaşımızı zaman zaman haşladırdık. Biz Yoğunhasandaki mezarlığın yanında kendimize bir barınak yapmıştık. Bir kaç gün geçtikten sonra genelde bostana hakim bir tepede veya yamaçta yeri bir metre derinliğinde kazar düzeltikten sonra bir kaç sırık veya kesilmiş çalı dallarıyla kendimize iptidai bir külübe (hollık) yapardık. Yağmurlu havalarda veya güneşten korunmak için buraya sığınırdık. Gece eğer hava uygun ise yine yıldızların altında yatardık.

Bazen karşı yamaçtaki hollık sakinleri veya komşularımızla atışmaya girerdik. Onları korkutur veya çeşitli müziplikler yapardık. Bir sene aramızda hiç bir büyük yoktu . Yoğuhasandaki harabe köyün içindeki bahçelerde bostanlar ekilmişti. Gece mezarların hemen yanındaki bir hollık de yatıyorduk. Gece geç saatlere kadar hep birlikte koro halinde bağırıyor ve çeşitli hikayeler anlatarak birbirimizi acayıp şekilde korkuyuyorduk. Bilmem cinlerin düğünden tutunda hortlakların harabelerde nasıl dolaştığına kadar her heş şey sanki bir korku filmi gibi idi. Başka bir şeyin gelip bizi korkutmasına gerek yoktu. Zaten bir gün İlhan , Ahmet hocanın ayağına ateşten yanan bir çöp bastırınca Ahmet hoca korkudan yataktan zıpladı ve korkudan ağzı ve burnun eğildiğini gördüm. Son derce korkmuştum acaba cin mi gelip çarpmıştı? Sonra İlhan ben yaptım diye Ahmet hocayı teskin etmeye çalışırken korku yerini kavgaya bırakmıştı. Bu olay üzerine iki gruba ayrılıp konaklama yerlerini değiştirmiştik.

En iyi bostanı Rıfkı (Melle) dayım yetiştirirdi. Genelde yukarı veya aşaği Gırnavuk da bir yer seçerdi. Aşaği Gırnavukda ki tarla (çevlig) Aras nehri tarafından daha sonra harap edilmiştir. Burada yetişen bostanlar ve kavun karpuz çok lezzetli ve ballı olurdu. Çevresinde bulunan sular hem çok soğuk hemde çok temiz . Bu yüzden bu sular ile sulanmış bostanlarda daha ballı ve güzel olurmuş. Yakınlardan geçenleri Melle dayım hemen davet eder onlara yiyebildikleri kadar kavun karpuz yedirirdi daha sonra tütün tabakasını çıkarır birlikte bir sigara tütürürler daha sonra Melle dayım onlara geçenlerde ayı ile maceralarını anlatır karşılıklı hayret ve kahkahalarla geçen konuşmadan sonra evine götürmek üzere kavun karpuz verir yolcu ederdi. Böylece hem günün yanlızlığı hemde sohbet ihtiyacı giderilmiş olurdu.

Bostan deyince ayıdan bahsetmeden geçmek yanlış olur. Ayı mısır ve karpuzu çok sever . Özellikle sütlü mısıra bayılır. Eğer yeterince sütlü mısır yoksa ikinci tercihi ise olgunlaşmış ve şekerli karpuzdur. Seçtiği karpuzların yüzde yüz içi kıpkırmızı ve şekerli olur. Ön pençesi ile bir vuruş yapar ve karpuzu ortadan ikiye ayırır. Yalnız ve yalnız ortasını yer , kabuğa yakın kısmını veya kabuğa asla dokunmaz. Kavundan nefret eder. Eğer bostanınızda bir iki evlek mısır ekti iseniz o yıl ayı size sık sık misafir olacak demektir.

En iyi ayı şakası ise Şakir (Şekko ) dede ile Nıco( Mecit) dede arasında geçer. Bu iki dedemiz son derece nükteci ve şakacı yapıda olan kişilerdi. İkiside yaz aylarını çoğunlukla Yoğunhasan da geçirdiğinden sık sık sohbet eder ve şakalaşıyorlarmış. Mecit dede çok uyanıkmış hiç bir mısırını ve karpuzunu ayıya kaptırmamış. Ama Şalgam deresinin aşağı kısmında bostan eken Şekko dede mısırları ve karpuzları ne yaparsa yapsın ayıya kaptırıyormuş. Şekko dede Nıco dedeye yahu Mecit sen yapıyorsun ki bu ayı hiç sana uğramadan direk benim bostana daliyor? Mecit dede o adamını tanır geçen gün kendisi ile anlaşmaya vardık , ondan bana uğramaz der. Nasıl oldu yahu der bende anlaşayım bu miratla der. Mecit dede başlamış dalga geçmeye , ben geçen akşam gün batarken Şalgam deresinin en dar yarinde ayıya rastladım. Sağa sola baktı kaçacak yer bulamadı hemen kulağından yakalayıp çekip sallamaya başladım. Bana bak Şemmo nereye gidiyorsun dedim !!! Vallahi Mecit bey senin bostana gelmiyorum kambur Şekko kumbur Şekonun bostanına gidyorum demiş. Sonrada uzun bir kahkaha atıp karşı taraftan yaptığı espiriye karşılık beklermiş.
En değme yazar bile bu espiriyi düşünemez yerine ve zamanına göre yapılan bu ince şakalar hüner ve zeka ister. Bazen bir espiri yapmak için günlerce düşünürüz.

İkisinide hayal meyal hatırlıyorum. Ama daha çok Mecit dedeyı iyi tanıma fırsatım oldu. Elinde bir karpuzla Yoğunhasandan gelirdi yolda rastladığı köylülere dayanamayıp ikram ederdi. Bakın bostanımda karpuzlar nasıl güzel olmuş diye övünürdü. En çok bahçesindeki meyvalar için kendini ziyaret etmiştim. Mutlaka bir iki meyva ikram ederdi. Şekko dedenin karabaş isminde bir köpeği vardı benim başbelam her nezaman yolu şaşırıp dedenin kavunlarına dalarsam o havlar dede çapayı alır peşime seğirtirdi. Şekko dede uzun boylu ve gösterişli ve çalışkandı. Benim zamanımda artık çok yaşlanmıştı uzun sakallı ve sırtı kamburlaşmıştı . Bir gün acayip bir tufan oldu dolu yağdı ve sel taşkını oldu dedenin köpeği köye gelirken sele kapıldı. Hayvan sever Şekko dedem neredeyse köpeği kurtarmak için canından oluyordu. Sel köpeği bir dakika içinde kayıp etti parçalara ayırıp ve derisini yüzmüştü.

Bu iki dedemizi ve dolayısı ile hakkın rahmetine kavuşmuş akrabalarımı şükran ile anıyorum ve Allah onların mekanını cennet yapsın.

Bir sonraki yazıya kadar hoşça kalın sevgi ile kalın

MUHITTIN KARAKURT



Yukarı          
 
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT

Yer:
İstanbul

Tarih:
20 Eylül 2008, Cumartesi
00:44

Alıntı Yap: MUHITTIN KARAKURT

ANILARDA Kİ İKİ DELİMİZ

Hatırlayınca hep hüzün duyduğum ve kendilerine yaptıklarımdan dolayı utanç duyduğumuz iki kişiyi anlatmak istiyorum. Çocukluk yıllarımızda tanıdığımız ve köye arasıra gelen iki deli vardı. Deli dediğimiz bu insanlar aslında hiç de bildiğimiz delilerden değildi. Bunlardan ne kimseye zarar gelirdi nede kötülük yapmasını bilirlerdi. Aslında doğrusunu söylemek gerekirse köylüler onları görünce deli olurdu. Şimdi düşündüğümde aslında bu insanlar iyi birer orta oyuncusu idi. Çok güzel espiri yaparlar ve çok nükteci olurlardı. Lafını saklamaz olduğu gibi söyler ve ardında etrafındakiler kahkahayı patlatırlardı. Bunların malı-mülkü evi barkı yoktu ,bir akrabasının yanında barınır ve sık sık köylere uğrar gezgin bir hayat yaşarlardı. Gittekleri köylerde bir konakları olurdu, ya tandır damında bir hasır yada samanlık köşesindeki eski püskü saman ve ottan yapılma yatakta yatarlardı. Kendilerine pişirilen yemekten verilir veya yanlarındaki torbadan biraz kuru ekmek çıkarıp yerlerdi. Hiç bir kaygı ve tasaları yoktu. Mal mülk yapma telaşida yoktu nerede bir şeyler verilirse onları yer ve arkasından da dua ederleri. Yarın ne yiyecekler diye kaygılarıda yoktu. Ayni kargalar gibi onlarında ambarı yok , bugün ne bulurlara onu yerler . Yarın Allah yine vercek ve yine yiyecekler. Kargalar milyonlarca yıldır hep öyle yaşadı ve yine öyle yaşayacaklar. Aslında rızık için fazla kaygı duymaya gerek yok kısmetiniz ne ise onu yersiniz ne bir gram eksin nede bir gram fazla....

Evet bunlarda kim diyeceksiniz ? Bunlar benim çocukluğumun kahramanlarından Akkoz dan deli Hamid öteki ise yine Akkoz yaylasından deli Rıza. Deli Hamid benim Ömer amcamın askerlik arkadaşı idi. Bu yüzden Karapınara geldiğinde sık sık Ömer amcama uğrar ve sohbet ederdi. Ömer amcam mutesıp ve yardımsever olduğu için ona yemek verir ve bazen de tandır ocağında yatak yapar orada yatırırdı. Hamid çok nükteci idi . Ömer amacama arasıra askerlikte dil sürçmesinden dolayı yaptığı hataları anlatınca etraftakiler kahkahalara boğulurdu. Ömer amcam o gür sesi ile hele bu deliye bakın nereden uyduruyorsun bunları diye üzerine gürlerdi. Hamid hemen ben niye deliyim derdi, ben deli isem bu kadar sözleri kafiyeli nasıl uyduruyorum derdi.

Yemek faslı bittikten sonra Ömer amca ona tandır damında sıcak bir yer yatağı yaptırırdı. Bütün elbise ve paltosu ile yatağa girerdi öyle yatardı. Bizler rahat durmazdık bitişik duvardan bizim evin tandır damından balta ile duvara vurmaya başlardık. O bütün bunca gürültü arasında hiç bir şey olmamış gibi derin bir uyku çekerdi. Asıl olaylar ertesi gün sabah başlardi. Tevrat anne bir ekmek arası peynir verdikten sonra Deli Hamid yeni bir köye gitmek üzere yola koyulurdu. Köyün bütün çocukları kapıda panayır yeri gibi toplnırdı. Derken arada bir sürtüşme olur ,laf atma derken Hamid sopasına davranır korkutmak amaçlı şöyle bir etrafında sallardı. Derken taşlı bir saldırı başlardı. Zavallı Hamid çaresiz kalır Gülantep yoluna koyulur düzde olanca gücü ile koşardı. Bizler arkadan bağıra bağıra ve taş yağdırarak kovalardık. Kovalamaca ta Butka düzünde biter ve bizler geri dönerdik. Arkadan baktığımızda Hamid Gülantep e varmak üzere son tepeyi aşmak üzerydi.

Şimdi bunu hatırlayınca hiç duymadığım kadar derin bir hüzün ve vicdan azabı duyuyorum. Bazende son derece utanıyorum. Adamcağızın elinden tutup eve götürüp bir tas çorba içireceğimize içimizdeki bazı haylaz çocuklara uyup adamcağızın kalbini fena halde kırmışız. Umarım bizi çocukluğumuza ve düşüncesizliğimize bağışlamıştır. Ne zaman o yoldan geçersem Deli Hamid i anarım . O paltolu ve zavallı adamın yolda koşarken silüetini ve onu taşlayan onlarca çocuğu ....Ve hayalimdeki o acımasız görüntüden utanırım.

Belli bir yaşın üzerinde olanlar Deli Rıza yı tanırlar. Hemen hemen her otuz yaşının üzerinde olanların Deli Rıza ile bir anısı vardır. Aslen Akkoz yaylasından olan Deli Rızanın babası Karakurt ta oturudu. Ayrıca Deli İdris adında bir kardeşi de vardı. Deli İdrisi bütün otobüs sürücüleri tanırdı. Bu yüzden altmışlı yıllarda bile bir çok şehire gitmişti. Rıza ise hiç otobüse binmezdi. O yaya olarak köyleri dolaşırdı. Özellikle de Akkoz veya Yaylaya giden kişilerin evine sık sık uğrardı. En çok ise Abdurhaman amca (Dedo) nun evine uğrardı. Orada yiyip içtikten sonra köylülerle sohbet ederdi. En meşhur oyunu ise eline nasıl kağıt veirsen ver ne yazarsan yaz veya hiç yazı olmasın hep aynı şeyleri okurdu. Kabak çorbasını pek severdi. Köylüler ona çeşitli lakaplar uydurup onunla eğlenirlerdi. O da karşılık verir ve sonunda elindeki sopasına davranırdı. Sonunda Rıza sopasını alıp küser ve yola koyulurdu. Yolda rastladığı herkese munakaşa ettiği kişiyi şikayet eder ve başka köye giderdi. Hiç zarar vermek istemezdi. Barışçı ve uzlaşmacı bir yapısı vardı. Ama köylü mutlaka lakap uydurup kışkırtmaya başlayınca oda zaman zaman sopasına başvururdu.

Birgün ben ve Nesim , Hamid dayımın bakkalının duvarına dayanmış güneşleniyorduk. Biraz sonra Deli Rıza geldi ve birkaç kelime konuştuk. Arkasından ben kendimi tutamayıp güldüm. Bana bakıp biraz bozuldu fakat saldırgan bir tutum almadı. Bizler üniversiteye gitmeye hazırlanan delikanlılardık. Tam karşımızda Nesimlerin avlusunda Nesim in annesi duruyordu. Nesim Rızaya kürtçede kocamış atların başına benziyorsun anlamına gelen lakabı ile alaycı bir şekilde seslenince çubuğu ile Nesim in midesin üzerine bir vuruş yaptı sesi ta karşı duvardan yankılandı ve ben senin o an...... diyerek küfür etti yavaş yavaş geriye doğru yürümeye başladı. Ayağı taşa çarpınca sırt üstü düştü basma duvarından düştü ...Hamid dayım Rıza sen niye dellendin diye seslendi. Gel sana sıgara vereyim dedi. Ayağa kalkıp ben deli isem sizin delinizim benden ne istiyorsunuz? Dedi ve sıgarınızı da istemiyorum dedi ve o hızla Gülantep yoluna koyulup söylenerek çekip gitti.

Eminim belli bir yaşın üstünde olan herkesin Rıza ile bir anısı olmuştur. Eğer kalbini kırdıysanız mutlaka size oturaklı bir iltifat etmiştir. Evet zaman zaman kantarın topuzunu kaçırıyoruz ve insanları üzüyoruz. Rıza çok sakindi onu bizler azgınlaştırıyorduk. Aramızada yaşadı ama çok kişiyi güldürürdü. Hiç yaşlanmamıştı zaten yaşlanmasına da imkan yoktu. Oda bir karga gibiydi yarın nasıl olacak ve ne yiyeceğim diye bir kaygısı yoktu , Allah onunda karnını her zaman doyurdu ve birçok kişiden dah uzun ve mutlu yaşadı.

Bir daha ki yazıya kadar sevgi ile kalın

MUHITTIN KARAKURT




Yukarı Mail: m.m.karakurt@gmail.com         
 
Gönderen:
SELCUK KARAKURT ALMANYA

Yer:
Diğer

Tarih:
19 Eylül 2008, Cuma
18:23

Alıntı Yap: SELCUK KARAKURT ALMANYA

Mesaj Sahibi: MUHITTIN KARAKURT
Önümüzdeki bayramı köyde geçirmeye karar verdim. Bunu için 27 de Erzurum da olacağım. Daha sonra köye gidip bir süre av turları düzenlemeyi düşünüyorum. Ortakale ve yukarı dağ köyleri ve Kağızman dağlarında avlanmayı hatta yolu Ermenistan içindeki Elegez dağlarına kadar uzatmayı düşünüyorum.

Bu sayede belki paslamış vucudumuzu açar kirlenmiş ruhumuzu temizleriz. Ayrıca kış piknikleri yapacağız... Bu kış pikniklerinin tadı pek güzel oluyor , bir ara bir sürü hindi yemiştik ,Memo şimdi dişlerini gıcırdatıp duruyor. Belki bu sefer Metehan da gelir.

Dönüşte size neler yaptığımı enteresan hikayeler halinde anlatacağım.

Köye gelecek varsa bekliyorum.

Selamlar ve saygılar sunarım


Muhittin abi son derece keyifli bir tatil gecirecegini simdiden tahmin edebiliyorum. Bu mevsimlerde köydekilerin isleri olmadigindan herkesi görup sotpet etme imkani oluyor. Asagi köydeki hindi kizartmali ve memo sohpetli pikniginiz simdiden icimi yakiyor. Cok yogun bir dönemdeyiz ve Almanyada bayram tatili olmadigindan malesef kendimi frenlemek zorunda kaliyorum.

Muhittin abi dönüste bol bol doga fotograflari istiyoruz.
Yukarı          
 
Gönderen:
Metehan KARAKURT

Yer:
Erzurum

Tarih:
19 Eylül 2008, Cuma
16:45

Alıntı Yap: Metehan KARAKURT

            APE MEME ( MEHMET AMCA)
Size bugün bir[ U]dengbej   ve çirokbej i ape memeyi anlatacagım ancak apeyi meme'yi anlatmadan önce size dengbejligin ne oldugunu kim oldugunu ne yarattıgını belirteyim.
deng sestir bej ise sese bicim verendir.sese ruh kazandıran sesi canlı hale getirendir.
Dengbej sese nefes ve yaşam verendir .
dengbej sesi kelam kelamı kılam kılamı türkü haline getirendir. dengbej söyleyendir anlatandır.
yani dengbej söyleyen sözü nakşeden bellegi canlı diri tutan hatta bellek olan kimsedir.
işte dengbej bu:insana insanlıga bir dil bir tarih bir kimlik bir benlik veren ses nefes:insani anlatıyı caglar boyu kesintisiz akan bir çaglayan haline getiren kaynak.
dengbej kelam ustası kılam ustası...

Şimdi size ape memeyi anlatmaya baslayayım...
yakından akrabam olan ape meme annem ve babamın amcası benim ise dedemdir.mecit beyin 6. ve son oglu olan ape meme uzun boylu şahini andıran bakısı kendinden emin durusu ve heypetli vucutuyla tam bir dengbeji andırıyordu bıyıkları güzel yüzünü iyice güzellestiriyor...giyimi ise geleneksel kıyafetlerdi. giyimine ve kusamına özen gösteririrdi...
bir aktör gibi neyi ne tonla ve ne sekilde anlatacagını bilirdi...
uzun kış gecelerinin vazgecilmez solugu ...kış onun anlatımı olmadan nasıl gecerdi bu soruya yanıt bulmak oldukca güc sanırım ...hava yavaş yavaş kararıyor karanlık siyah perdesini karapinar semalarına yavas yavas cekiyor koy halkıda islerini bitirmek icin tatlı bir telasa kapılmıs işini bitiren köyün en büyük odası mecit beyin konagına dogru geliyor ...oda coktan dolmus bile köyün en büyük ve en heybetli odası olmasına ragmen artık yer bulmak güc erken gelenler şanslı yaşlısı genci hepsi orda yaşlılar odanın en gözde kösesinde minderlerin üzerine dizilmis genclerde kapıya yakın kesimlere odaklanmış uzun kiş gecelerinin vazgecilmezi yanlız ape meme degil biri cay digeride tütün(sarma sigara) evet herkes bu üçlüyle uzun kisi geciriyor kalapalık arasındakı fısıltıyı bir ses kesiyor sesin edası tüm odayı bir bıcak gibi kesiyor bu ses ape memeinin sesi başka kimin sesi bu kadar gür olabilir ape meminin sesi aras nehri gibi gür ve kendinden emin bir ses ti...köyün %60 ı orda herkes onu dinlemek icin gemiş...anlatıgı gecmis hikayeler destanlar ve cenk(savaş)lardı...odadaki herkes onun agzından cıkacak sözcukleri bekliyordu o söyledikce heyecan artıyordu kimse zamanın gecmesini istemiyor dis dünyayla baglar kopuyor o konusunca ...odadki herkes birbirine şah damarı kadar yakın burda odadaki agız ve corap kokuları onlara miski amper kokusu gibi geliyor zaman geciyor ve artık yavas yavas gecenin sonuna geliyor bu odada ayrıca köy sorunları siyasi ekonomı anlayacagınız herkonuda fikir alısverisi yapılıyor...
ape meminin güzel sesi dügünlerdede semalara yükseliyor halaya oyle uyum saglıyor kı ayaklar onun sesiyle ritim aliyor ...
zaman artık dengbejlerin oldugu bir zaman .
zaman endüstriyel gelismenin hızlı yasamanın reklamın paranın pazarın ve pazarlamanın egemen oldugu bir zaman ...zaman yapay sözün zamanı bü tür zayıf sözcüklerin yaşamımızı rehin aldıgı bir zaman elbette artık bu zamanda dengbejlere yer yok zaman saygınlıgını yitiren kelimenin zamani...

not:bu yazıyı bu ortamda bu cemiyete katılmıs amcalarımın özellikle muhittin amca ve muhsin amcanın yazmasını istiyorum köyümüzde yasamıs diger dengbejlerin yasamına ısık tutmanızı istiyorum..''

''MEHMET DEDEMİ(APE MEME) RAHMETLE ANIYORUM''
kaynak:annem GULE

Metehan karakurt
Erzurum

Yukarı          
 
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT

Yer:
Diğer

Tarih:
19 Eylül 2008, Cuma
12:06

Alıntı Yap: MUHITTIN KARAKURT

Süleymancığım senin aşağıdaki sözlere katılmak mümkün değil. Ancak şöyle diyebiliriz. Tarihte hiç bir millete nasip olmayacak kadar devlet kurup ve yıkan Türk milleti... diye başlarsan çok iyi olurdu. Tarihle ilgili olduğuna göre ilk Türk devletleri kurulunca Çin vardı ve komşu idiler. O Türk devletlerinden tam 16 tane kuruldu ve yıkıldı ama Çin hala Çin. Sanırım tarih ve şövenizm başka olaylar ,tarihe şövenizm uymaz yine kesinlikle şunu söyleyebiliriz Osmanlı tarihinde İkinci Viyana kuşatmasından sonra zafer denilecek bir zafer yoktur , üstelik son zamanlarda Osmanlı devleti onur kırıcı yenilgilere de imza atmıştır. Tarih sahnesınden yok olup gitmemesi için Atatürk imdadına yetişip kalan son topraklar üstünde Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. Türkler devlet kurmak kadar devlet yıkmaktada mahirdir desek daha doğru olurdu.

Selamlarve sevgiler


[QUOTE=Süleyman Karakurt]            YABANCILARIN KALEMİNDE
            Osmanlıya Sığınma

   Tarihte hiç bir millete nasip olmayacak kadar uzun ömürlü Devletler kuran Türk Milleti,.....
Yukarı Mail: m.m.karakurt@gmail.com         
 
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT

Yer:
İstanbul

Tarih:
19 Eylül 2008, Cuma
11:50

Alıntı Yap: MUHITTIN KARAKURT

Murat kardeş şimdi ne duruyorsun yine gel. Sana eşkiya usulu kuzu çevireceğim ayrıca her gün başka bir yerde kış piknikleri ve çeşiti tarihi yerleri dolaşalım. Benim yanımda kalırsın.
Ben ikinci Emceyim durmadan dolaşırım içerde oturmak bana çok sıkıcı geliyor.Ankarada Esenboğa da görüşüp gidelim


Acayıp domuz varmış hepsini kurşuna dizeceğim. Gel bu tarihi katliama tanıklık yap.

Selamlar ve sevgiler sunarım


Mesaj Sahibi: Murat KARAKURT
Muhittin Abi yazın köye gittim seloyu aldın yanıma sizin kulaklarınızı çınlata çınlata köyün etrafını yürüyerek gezdik.Kışın gittiğinizde av maceranızı epey dinledik.biz yaz maceralarını gerçekleştirdik çok ta güzel oldu çevre köylerin tamamını gördük şimdiden başarılar diliyorum esen kalın

Yukarı Mail: m.m.karakurt@gmail.com         
 
Gönderen:
Murat KARAKURT

Yer:
Ankara

Tarih:
19 Eylül 2008, Cuma
09:46

Alıntı Yap: Murat KARAKURT

Muhittin Abi yazın köye gittim seloyu aldın yanıma sizin kulaklarınızı çınlata çınlata köyün etrafını yürüyerek gezdik.Kışın gittiğinizde av maceranızı epey dinledik.biz yaz maceralarını gerçekleştirdik çok ta güzel oldu çevre köylerin tamamını gördük şimdiden başarılar diliyorum esen kalın
Yukarı          
 
Gönderen:
Metehan Karakurt

Yer:
Diğer

Tarih:
18 Eylül 2008, Perşembe
22:52

Alıntı Yap: Metehan Karakurt

Muhittin amca bizde bayramı köyde geçireceğiz ınş köyde görüşürüz şiiri amcam ins siteye yazar makber den iyi olduğunu söyleyebilirim   
nermin abla slm aldım a.s 1 tercihim gelmedi ıns 2 tercihte gelir bende ankaradaki tüm akrabalarıma slm karını iletiyorum görüşmek üzere esen kalın           Mete han karakurt           
Yukarı          
 

Toplam Kayıt Sayısı: 2853 Toplam Sayfa Sayısı: 286
[««] [«] 1. 2. 3. 4. 5. 6. . . . 284. 285. 286. [»] [»»] 
© Karakurt
MyDesign Ziyaretçi Defteri v1.7

bolsos michael kors nike huarache baratas montblanc boligrafos nike outlet polos ralph lauren baratos oakley baratas michael kors bolsos new balance 574 new balance baratas boligrafos montblanc nike air force baratas polo ralph lauren baratos nike air force 1 nike huarache

cialis ohne rezept viagra generika cialis generika viagra online kaufen kamagra shop levitra generika levitra 20mg viagra kaufen levitra preis kamagra gel kamagra bestellen viagra bestellen levitra generika viagra generika cialis generika kamagra kaufen viagra bestellen levitra ohne rezept levitra 20 mg lovegra kaufen

moncler jakke oakley norge woolrich jacka canada goose tilbud ray ban norge mbt skor nike helsinki nike shox australia michael kors laukut ray ban briller canada goose jacka ray ban solbriller canada goose rea canada goose outlet ray ban aurinkolasit

nike blazer damskie nike blazer sklep moncler kurtka oakley praha ray ban praha abercrombie mikina polo ralph lauren praha hollister praha hollister mikina abercrombie praha michael kors kabelky hollister sk air jordan tenisky nike free 5.0 bayan nike free run bayan