| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA
Yer:
Diğer
Tarih:
07 Temmuz 2008, Pazartesi 14:09
|

Biyografi
Recep ERGÜL
*Halk Müziği Sanatçısı
*Halk Edebiyatı Araştırmacısı
*Radyo Programcısı
Yayınlanmış Eserleri
Bir Türküdür Yaşamak - 2001 - Medya Müzik
Etek Sarı - 2003 - (Single)
Bir Beyaz Ölüm - 2006 - Kültür ve Turizm Bakanlığı
Rengahenk Türküler II - 2007 - Artvizyon
Recep Ergül, 15 Mayıs 1972 yılında Kars’ın Sarıkamış ilçesinde doğdu. Bu yörenin folklor edebiyatı ve musikisi kaynağından beslendi. Türkülerimizi otantik olarak yorumlamaya özen gösteren Ergül, Halk müziği sanatçılığı ile birlikte, radyo Program yapımcılığı ve sunuculuğu yapmakta ve Çeşitli Folklor ve Edebiyat Dergilerinde yazıları yayınlanmakta.Yurtiçi ve Yutdışında çok sayıda Konser verdi.Son derece nitelikli bir dinleyici potansiyeline sahip olan sanatçı İstanbul’da yaşamaktadır.
İlk Albümü 2001 yılında yayımlanan Sanatçı’nın, Kültür Ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan 2.Albümü Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyor.
Ergül bu Albümde, Osmanlı-Rus Harbi dahilinde, Sarıkamış’ta Şehit düşen mehmetçiklerimizin ardından yakılmış Türküleri, tam 5 yıllık titiz bir araştırma sonucunda derleyip, bir Albümde topladı. 17 eser ve 2 cd’ den oluşan bu Albümde, Zara,İzzet Altınmeşe, Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu, Mircan Kaya, Şeref Taşlıova ve Muammer Ketencoğlu gibi Sanatçılar, seslendirdikleri birer eser ile Ergül’ü desteklediler.
Recep ERGÜL, Volkan KONAK, Sunay AKIN, Yusuf HAYALOĞLU, Ferhat GÖÇER ve daha bir çok Sanatçının birer eser ile katıldığı ve bu Ocak 2007 de ARTVİZYON Etiketi ile Müzik Piyasasına sunulan ANADOLU SEVDASI-RENGAHENK TÜRKÜLER II Albümünde de yer alarak, bugüne kadar bir çok Sanatçı tarafından eksik seslendirilmiş olan ‘’Ardahan’dan Gelen Tatar’’ türküsünü orijinal şekli ile seslendirdi.
Recep Ergül'ün "Bir Türküdür Yaşamak" adlı programları, yıllardan beri ilgi ve beğeni ile dinlenmekte. Bu programlarda, yurdun dört bir yanında yaşamış onlarca halk şairimizi tanıttı. Aşık Hıfzî, Zülalî, Müdamî, Edip Harabî,Aşık Şenlik,Aşık Elesker, Ercişli Emrah, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Ferrahî, Erzurumlu Emrah, Sümmanî, Aşık Veysel, Ruhsatî, Agahî, Ali İzzet, Sefil Selimî ve daha bir çok şairimiz, Recep Ergül'ün radyo ve televizyon programlarında yalnız yaşam öyküleriyle değil, yaşadıkları coğrafya, zaman dilimi ve sosyal,siyasal ve ekonomik koşulları ve bu koşulların eserlerine yansımalarınıda içeren çok yönlü olarak ele alındı. Titiz araştırmalar yaptı. Her bir programı bir belgesel niteliği taşıdı..
Aşıklık geleneği üzerine, bilimsel - akademik araştırma ve incelemeler, derlemeler yaptı. Bu konularda çeşitli dergilerde makaleler yayınladı. Kongrelerde, sempozyumlarda bildiriler sundu. Çok sayıda panele konuşmacı olarak katıldı. Sanatçı halen hafta içi her gün 10.00 - 12.00 saatlerinde Yön Fm de Radyo Postası programını hazırlayıp sunmaktadır.
GALASINA KATILIP SEVİNÇ VE GURUR DUYDUĞUM SAYIN RECEP ERGÜL BEYİN KISA HAYAT YAŞAMI
AYHAN DÖŞKAYA
------
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA
Yer:
Diğer
Tarih:
07 Temmuz 2008, Pazartesi 12:45
|
SEVGİLİ MUHİTTİN BEY
SANAL ORTAMDA YAZIŞMANIN VE CEVAPLAMANIN GÜZELLİĞİ BU ZATEN BİRBİRİMİZİN GÜZEL VE YANLİŞLIKLARINI DÜZELTMEK İÇİN .ACIZANE SİZE PEŞİNEN TEŞEKKÜR EDİYORUM
İLK ETAPTA BENDE ŞAŞIRMIŞTIM AYININ İNSANA YEMEK İÇİN SALDIRDIĞINA AMA EĞİTİM VE KÜLTÜR DERGİSİNİN BU AYIN YAYINLANAN DERGİSİNİN 31 SAYFASINDAN ALARAK YAZDIM BİLİMDEN DAMLALAR KÖŞESİNDE YAZIYORDU
SEVGİ VE SAYGILARIMLA
AYHAN DÖŞKAYA SAKARYA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
AYHAN DÖŞKAYA
Yer:
Diğer
Tarih:
07 Temmuz 2008, Pazartesi 12:37
|
AHMET KARAKURT BEY VE AİLESİNE
BU GÜN BU TARİH İTİBARI İLE KAZA GEÇİRMİŞ OLDUĞUNUZU BU SİTE ARACILIĞI İLE ÖĞRENDİM ZATEN KAÇ GÜNDÜR SİZİN OTURDUĞUNUZ RZURUMDAN MİSAFİRLERİM OLDUĞU İÇİN ONLARLA İLGİLENİYORUM BURADAN TÜM KAZA GEÇİREN HERKESE CENAB-I ALLAHTAN ACİL ŞİFALAR DİLER SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNARIM
AYHAN DÖŞKAYA SAKARYA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Murat Karakurt
Yer:
Ankara
Tarih:
07 Temmuz 2008, Pazartesi 11:20
|

HERKES YALAN SÖYLEYEBİLİR KEŞKE HEPSİ BÖYLE OLSA
Kıza bir partide rastlamıştı… Harika bir şeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı... Ben artık gideyim demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı. Bana biraz tuz getirir misiniz? Dedi. Kahveme koymak için. Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.
Kız, merakla Garip bir ağız tadınız var. Dedi... Delikanlı anlattı: Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...
O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii... Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu... Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü... 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. Ölümümden sonra aç diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: Sevgilim, bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.
İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken Tuz çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok... İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında bir gün biri, kadına, Tuzlu kahve nasıl bir şey? diye soracak oldu..
Gözleri nemlendi kadının... Çok tatlı! Dedi... Mırıldanarak... -ALINTIDIR- Böyle bir hikayeden sonra ne denir bilmem ki... iKİ DAMLA GÖZYAŞI DURMAZ DÜŞER YÜREĞİNİZE... SAĞLICAKLA KALIN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUSTAFA
Yer:
Erzurum
Tarih:
06 Temmuz 2008, Pazar 15:54
|
SLM KARAKURT AİLESİ
FESTİVALE BİR KAÇ GÜN KALA NE YAPIYORSUNUZ HEYCAN VARMI HADİ EYVALLAH FESTVALDE GÖRÜŞMEK ÜZERE
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Şener KARAKURT
Yer:
Edirne
Tarih:
04 Temmuz 2008, Cuma 15:23
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
resat sinik
Yer:
Diğer
Tarih:
04 Temmuz 2008, Cuma 13:23
|
amca kizi yasemin size ömur boyu mutluluk lar dillerim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHSİN KARAKURT
Yer:
Ankara
Tarih:
04 Temmuz 2008, Cuma 11:26
|
Saygıdeğer Hocamız Ahmet ve oğlu Sevgili Murat’ın birlikte kaza geçirdiklerini SİTE kanalı ile öğrenmiş bulunuyorum. Tüm aileye geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bundan sonraki yaşantılarında sağlık ve afiyet diliyorum.
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
04 Temmuz 2008, Cuma 09:45
|

Sevgili Hocam , Verdiğin AYI örneğine katılmıyorum. Ayı insana yemek için saldırmaz tam tersine insanlarda en çok korkan yabani hayvandır. Verdiğiniz bu örenkle bu hayvana çok zarar vereceğini biliyormusunuz? Düşmanları çoğalacaktır . Ayı tatlı olan şeyleri sever ve genelde otçuldur ! Ot ve meyve yer ayrıca tatlı olduğu için mısır ,karpuz ve bal ürünlerini çok sever ! Hasılı kelam ağzının tadını çok iyibilir. Menüsünde insan eti hiç yoktur ancak çok mecbur kalınca açlıktan ölmüş insanları yiyebilir , yavrusuna dokunmadıkça veya inine girmedikçe insana saldırmaz . Bu yüzden yazdığınız yazı yaban hayata zarar vericidir. Bay ayı nın gereksiz yere düşmanını çoğaltıyorsunuz. Zaten nesli tükenmek üzeredir. Selamlar ve saygılar
Mesaj Sahibi: AYHAN DÖŞKAYA
1-17 ŞUBAT 1935 DE İSTANBULDA KARTOPU OYNAMANIN YASAK OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ. 2-YARIM KİLO BAL YAPABİLMEK İÇİN ARILARIN İKİ MİLYONDAN FAZLA ÇİÇEKTEN BALÖZÜ ALDIĞINI BİLİYORMUSUNUZ 3-1 KİLİGRAM LİMONDA 1 KİKOGRAM ÇİLEKTEN DAHA ÇOK ŞEKER OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ 4-TİMSAHLARIN RENK KÖRÜ OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ 5-AMERİKA HALKININ YÜZDE ALTMIŞININ HARİTADA KENDİ ÜLKELERİNİN YERİNİ BULAMADIKLARINI BİLİYORMUSUNUZ 6-DÜNYAYA HERYIL DÜŞEN YAĞIŞ MİKTARININ EŞİT OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ 7-KADINLARIN ERKEKLERDEN DAHA ÇOK GÖZ KIRPTIĞINI BİLİYORMUSUNUZ, 8- İNSANA YEMEK İÇİN TEK SALDIRAN HAYVANIN AYI OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ. 9- KANGURULARIN GERİ GERİ YÜRÜYEMEDİKLERİNİ BİLİYORMUSUNUZ. 10-GÖZLERİMİZİ AÇIK TUTARAK HAPŞIRMAMIZIN İMKANSIZ OLDUĞÜUNU BİLİYORMUSUNUZ.11-ERKEKELERE YILDIRIM ÇARPMA ORANININ KADINLARDAN DAHA ÇOK OLDUĞUNU BİLİYORMUSUNUZ .
SEVGİ VESAYGILARIMLA
AYHAN DÖŞKAYA SAKARYADAN-SARIKAMIŞ A
|
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHITTIN KARAKURT
Yer:
İstanbul
Tarih:
04 Temmuz 2008, Cuma 09:36
|

Emeği geçen herkese teşşekürler, böylece uzun süreden beri yapılan çalışmaların ilk meyvesi geldi. Elbette ilklerin büyük önemi var ve arkasından daha önemli adımlar gelecektir. Uzun süredir gençlerimizin yaptığı seviyeli ve özverili çalışmayı görünce kendileri ile gurur duymaya başladım. Bu şekilde devam ettikçe her zaman sizinle beraber olup çalışmalarınıza destek vereceğimden emin olabilirsiniz. Elbette ki hiç kımsenin elinde sihirli sopa yok zamanla her şey başarılır. Bir anda hanlar hamamlar yapılmaz , yavaş ve temkinli adımlarla herşey yerine oturur. Hepinize selamlar ve emeği geçen kurucular ve yöneticiler gazanız mübarek olsun. İlk defa somut ve hayırlı bir hizmetle başladınız Allah sonunu da getirsin inş'Allah.
MUHITTIN KARAKURT
Mesaj Sahibi: Selçuk KARAKURT İstanbul
Sevgili dostlar, dernegımızin bir süredir yapmak istedigi Köyümüz okulunun tamirati, Başkanımız ve yönetim kurulumuz tarafından geçen hafta karara baglandı. Bu karar geregı Sarıkamiş ilçe eğitim müdürlügüne resmi yazı yazıldı . Bu yazi Sarıkamiş a giden Yildırım hoca tarafından gereklı mercilere sunuldu.
Bizler köye gidene kadar, Yildırım hoca gerekli malzemeleri alıp gereklı çalışmaları başlatmış olacak. Yani okulun dış sıva tamıratlar yapılıp boyanacak. Ayrıca okulun içi tamamen alçi sıvayle sıvanıp boyanacak. dernegımızin bu yilki butçesi ölçusunde yapılması gerekenler, hepimizin köyde olacaği 13 temuz tarihıne kadar tamamlanmış olacaktır inşallah.
Duyarlı ve hayir sever dostlarımızın, dernek hesabına yardımlarını beklıyoruz.
Ayrıca okul tamiratıyla ilgili görüş ve önerilerinizide bekliyoruz
Selam ve sevgilerimle |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
|
|