gelisenbeyin.net Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası > Bilim ve Teknoloji > Bilim ve Teknik
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Tersinim teorisi ve doğal ilkeler

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
tersinim Açılır Kutu Gör
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 21-Eylül-2010
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 4
  Alıntı tersinim Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Tersinim teorisi ve doğal ilkeler
    Gönderim Zamanı: 21-Eylül-2010 Saat 15:31

                  TERSİNİM TEORİSİ VE DOĞAL İLKELER

    Varoluş dediğimiz muazzam sistem tam bir düzen içindedir. Nice milyar yıllardan beri değişmeden var ve işler olan doğal kanun ve ilkeler bu düzenin inkâr edilemez kanıtlarıdır. Düzen-sizliklerde kanun ve ilkeler bulunmaz. Bu nedenle düzensizdir-ler. Kanun ve ilkelerin ortaya konulması, işlerlik kazanması bil-gi, irade ve kudret üçlemesinin ürünleridir. Doğal kanun ve ilkeler pek çoktur. Pek çoğu hakkında henüz bilgimiz bulunmamaktadır. Aşağıda evrim ve tersinimle ilgili bir kaçından bahsedeceğiz. Teorilere uygunluğu konusunu oku-yucuya bırakıyoruz.
       Düzenleri (sistemleri) bozmanın kolay, yapmanın zor oluşu ilkesi: Bir şeyi yapmak, ortaya koymak her zaman zordur. Eser ne kadar ayrıntılı, hassas ve kompleks ise ortaya koymak o ka-dar güç olur. Ortaya konulan eserleri bozmak ise son derece kolay ve basittir. Eğer o düzen ya da yapı ayrıntılı ve hassas bir komplekslik gösteriyorsa bozmak o kadar kolay olur. Bir bakıma eserlerdeki incelik, hassaslık ve komplekslik yapmakla doğru, yıkmakla ters orantılıdır.
Bir sanatkâr yıllar süren çabalarla göz nuru dökerek bir eser ör-neğin bir heykel meydana getirir. Bu sanat eserini bozmak için bilinçsizce yapılacak bir darbe yeterde artar bile. Yıllar süren emek ve çabalarla sırçadan bir saray yapabilirsiniz ama atılacak bir taş bu sırça sarayı kırıp yıkmaya yetecektir.
Nice mühendislerin, işçilerin yıllarca emek, güç ve zaman harca-yarak ortaya koyduğu mükemmel planlanmış bir şehri bir dep-rem ya da bir kıvılcım bir kaç dakika, bir kaç saat içinde yerle bir edebilir. Bir bakıma bir eser ortaya koyabilmek için bilinç, bilgi, kudret ve yeterli zaman gerekli olduğu halde bozup yıkmak için kaba kuvvet ve kısa süreçler yeterlidir.
      Termodinamiğin ikinci (entropi) kanunuyla bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesi rastlantıların örneğin canlılık gibi basite indirgenemez kompleks oluşumları meydana getirebile-ceğini savunan materyalizm ve uzantısı olan teorilerin önünde diğer doğal kanun ve ilkelerle birlikte aşılması mümkün ol-mayan sıra dağlar gibi durmaktadır. Materyalizm ve uzantısı olan teorilerin bu konuda canlı yapılarının basite indirgenemez kompleks yapılarını inkar etmek-ten başka seçenekleri yoktur.
        Kompleks düzenlerin oluşumunda bilgi, irade ve gücün gerekliliği ilkesi: Düzenleri yapmanın zor; yıkmanın kolay olduğu ilkesi aynı zamanda (düzenlerin bir amaca yönelik olması gerektiği göz önüne alındığında) yeterli bilginin, gücün ve her ikisini amaca uygun harekete (eyleme) geçiren bir iradenin olması gerektiği gerçeğini ortaya koyar. Diğer ifade ile bir yapıda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik varsa o yapı bilgi, güç ve iradenin eseridir. Asla rastlantılar sonucu değildir.
      Örneğin bir çölde güneş, rüzgâr gibi doğal etkenler art arda dizilmiş estetik görünümlü, göz zevkimizi okşayan minik tepe-cikler, şekiller meydana getirebilir. Art arda dizilişlerine ve este-tik görünümlerine bakarak bu oluşumların bir düzenlilik (bir eser) olduğu iddia edilebilir. Fakat bu oluşumlar bir amaca yönelik değildir. Eser sahibi olması gereken doğal etkenler estetik görünüşlü tepecikler meydana getireceklerini bilmezler, bu amaç için hareket etmezler.
Örneğin çölde esen rüzgârların dört bir yanı kavuran güneş ışık-larının radyasyonların zaman içinde estetik görünümlü tepecik-ler oluşturduğunu gördüğümüz ve bildiğimiz halde aynı etken-lerin estetik görünümlü tepeciklerin ardından evleri, sarayları, yolları, köprüleri, fabrikaları, enerji santralleri olan modern ve güzel bir şehir meydana getirebileceğini hiçbir zaman düşünme-yiz. Bunun nedeni ise bu tür oluşumların bir amaca yönelik kompleks sistemler oluşudur.
Bilinç dışı rastlantısal etkenler estetik görünümler verdikleri yerleri rahatlık-la kirletip bozabilirler. Çünkü bunlar tıpkı modern bir şehri yerle bir eden depremler gibi kontrolsüz kaba güçler gibidir. Bu nedenle ortaya çıkan oluşumlar gözlere okşayan estetik görünümde olsalar dahi bilgi, güç ve irade üçlemesinin sonucu olmadığından eser değildir.
       Fakat aynı çölde basit bir kulübe, çadır ve hatta üst üste ko-nulmuş taş yığınlarından ibaret harabeler görsek; estetik olmasalar, göz zevkimizi hitap etmeseler bile bunların emek, bilgi ve irade üçlemesiyle meydana getirildiğini, rastlantılar sonucu oluşmadığını biliriz. Bu konuda en küçük şüphemiz olmaz. Fakat estetik görünümlü tepecik dizimleri için aynı şeyi düşünüp söyleyemeyiz.
Sonuçta şunu belirtmek istiyoruz. Eğer bir oluşumda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik ya da düzenlilikler varsa o oluşum bilgi, güç, irade, madde ve zaman beşlemesinin sonucudur. Asla rastlantıların eseri değildir.
       Doğa Gücü ya da Tabiat Ana…Eserlerin Eser Sahibi Olama-yacağı İlkesi: Materyalizm varoluşta bilgi, kudret ve irade sahibi bir Yaratıcının varlığını ret ve inkâr eder. Fakat varoluş ret ve inkâr edilemeyen bir düzenlikler bütünlüğüdür. Bu bütünlüğe ekoloji diyoruz.
      Düzenlilikler ise kurallar ve yasalar sonucudur ve bir amaca yöneliktir. Düzenlerin düzenliliği ise yasaların, kuralların eksik-siz işlemesine bağlıdır. En küçük bir hata ya da aksaklık bu mu-azzam makineyi durdurabilir. Bu nedenle kuralların, yasaların işlemesi son derece karmaşık, kompleks ve şaşırtıcı bir oto kont-rol sistemiyle yapılır. Hiç bir şey rastlantıya bırakılmamıştır. Hiç bir şeyin rastlantıya bırakılmaması devrede eyleme geçmiş bir iradenin varlığını açık şekilde gösterir. İnkar etmek ya da etme-mek bu gerçeği değiştirmez.
Materyalizm bu sistemsel bütünlüğe Doğa Gücü ya da Tabiat Ana der. Materyalizme göre doğa gücü doğal kuralların, yasala-rın bileşkesidir. Bu nedenle doğaüstü bir güç değildir. Belki de doğanın ta kendisidir.
Gerçek ise ifade edilmek istenen doğa gücünün ekolojik dü-zenin bir sonucu olduğudur. Ekolojik düzen ise madde ve yaşam dünyasını içine alan yaşamsal uygunluklarla kurulmuş kompleks düzenlerin, sistemlerin bütünlüğüdür. Yaşamın varlığına ve devamlığına yöneliktir.
      Termodinamiğin ikinci kanuna göre zaman düzenleri düzen-sizleştirir, kar-maşa ve anarşi oluşturur. Bu nedenle eğer bir yer-de bir amaç; bu amaca uy-gun düzenler, düzenlilikler varsa bil-gi, kudret ve irade üçlemesi de var demek-tir.
      Doğa gücü konulmuş kural ve yasaların bileşkesi (sonucu) olduğundan kendini meydana getiren yasaların, kuralların oluş-turucusu, koyucusu olamayacağı açıktır. Hiç bir şey rastlantılarla kendi kendini meydana getiremez. Doğa gücü ve varoluşun dışında bilgi kudret ve irade sahibi bir Varlık gerekir. Bu nedenle eserler eser sahibi değildir. Eser sahibi eserin dışındadır, eserden başkadır.
        Gerçeklerin Birbirleriyle Çelişmeyeceği İlkesi: Varoluş mu-azzam bir büyüklük ve bütünlük içindedir, çeşitli kanun ve ilkelerle korunup idare edilir. Bu kanun ve ilkeler “genişim evresinin“ (Planck dönemi) ilk anlarından itibaren kademeli olarak devreye girmiş, değişmeden yaklaşık on dört milyar yıldan beri etkinliğini sürdürmektedir.
       Düzen ve sistemleri kontrol edip sürdüren kanun ve ilkele-rin oluşu aynı zamanda “düzen ve sistemleri oluşturan bir ira-denin” de var olduğunu gösterir. Bunun neden ise düzen ve sistem sahibi oluşumların birer eser olduklarıdır. Eserler ise bilgi, irade, güç, madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonuçlarıdır. Asla rastlantısal değildir.
     İlginç olan ise binlerce olan bu kanun ve ilkelerin asla birbi-riyle çelişmemesi, birinin yaptığını diğerinin bozmamasıdır.
     Öne sürülen teorilerin doğru ve yanlışlıkları bu kanun ve ilkelere uyumlu olup olmadıklarına bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir. Eğer bir teori doğal kanun ve ilkelerle çelişiyorsa temelden çürük, gerçek dışı demektir.
   
        Deneme ve yanılmalarda doğrunun seçilebilmesi için bir İradenin var olması gerekliliği ilkesi: Yukarıdaki kuram eserimizin başlarında belirttiğimiz kompleks düzenlerin yapılanmalarında amacın en baştan bilinmesi gerekliliği ilkesine dayanır. Eğer amacı en baştan bilmezseniz rastlantısal seçimlerde doğru ya da yanlışı tespit edemezsiniz. Fakat evrim teorisi savunucuları böyle düşünmez.
      Evrim teorisi taraftarlarının en çok başvurdukları bir başka varsayımda doğanın deneme yanılma yoluyla sonuçta doğruyu bulacağıdır. Yani bir şeyin oluşması imkânsızdır ama zaman öylesine uzun ve deneme yanılma o kadar çoktur ki doğa bir gün imkânsızı başarır ve rastlantılarla doğruyu bulabilir.
      Fakat burada evrimcileri yanıltan basit bir mantık hatası var-dır.
      Deneme yanılma sonuçta bir seçim olacağı için bilinçle ger-çekleşebilecek işlemlerdir. Bu nedenle her şeyden önce evrimci-ler şu sorulara yanıtlar vermek durumundadırlar.
      Deneme yanılma yapan doğa bilinç sahibi olmadığından ya-nıldığını ya da doğruyu bulduğunu nasıl bilecektir?
      Doğada böyle bir bilinç mekanizması var mıdır?
      Doğada var olan böyle bir bilinç bir Var Edicinin varlığını kanıtlamayacak mıdır?
       Belki de bu konuda doğal seleksiyona sığınılabilir. Fakat doğal seleksiyonun bilinç gibi bir özelliği olmadığı, sadece canlıların var oluşlarındaki mükemmel yapılarını (yaşam avantajlarını) korumaya yönelik olduğunu, dıştan gelen zararlı etkenleri savunma sitemleriyle defederek bir bakıma zararlıları seçilebildiği, kompleks yapıların oluşumu için gerekli olan bilinçli planlamaların yapılamayacağı evrimciler tarafından da kabul edilen gerçeklerdir.
      Uzun süreçli işlemler dizisi sonucunda bir amaca ulaşılmak isteniyorsa her şeyden önce o amacın belirlenip bilinmesi gerekir ki işlem sonuçlarının o amaca uygun olup olmadığına karar verilebilsin, uygun olanlar saklanıp biriktirilebilsin. Eğer amaç bilinmiyorsa oluşum sonuçlarının faydalı olup olmadığı bilinemeyecek, faydalıyla faydasız, zararlıyla zararsız arasında fark olmayacak canlılar tarafından kabul edilip biriktirilmeyecek ve korunmayacaktır.
      Trilyonlarca yıl geçse katrilyonlarca kez deneme yanılma yapılsa da; yanılma ya da yanılmama, faydalı veya faydasız bilinmediğinden evrimcilerin iddia ettiği türden bir sonuca ulaşılması kesinlikle mümkün değildir.
    
                                                  * * * *

      Doğal seleksiyon doğal seçme demektir ve canlılardaki fay-dalı değişikliklerin seçilip sonraki nesillere aktarılmasını öngö-rür.
        Ancak böyle bir mekanizmanın, kompleks sistemleri izah etmekte son derece yetersiz kaldığı konusunda bilim adamları da hemfikirdir.
      Doğal seleksiyon konusunda evrim teorisinin kurucusu ve üstadı Charles Darwin şunları yazmaktadır.
      -Yararsız parçalar edinmenin bir organizmayı doğadaki aşamalarda yükselttiğini söylemek güçtür. Yukarda anılan ek-sik ve kapalı çiçekler örneğinde yeni bir ilkeye başvurulmazsa bir ilerlemeden çok gerileme olmak gerekir ve asalak ve yoz-laşma birçok hayvanda olmak gerekir. Asalak ve yozlaşmış birçok hayvanda da böyledir.
…………..
      ….elverişsiz bütün bireyleri yok edecektir. (Buradaki bütün bireyler sözü insanda dahil aynı canlı türlerinin bireylerini kap-sar. Darwin’i böyle bir fikre iten neden Malthaus’un Nüfus isimli kitabından etkilenerek canlıların plansız bir şekilde çoğaldıkları fakat Dünyanın belirli bir kapasitesinin olduğu, ilerdeki bir günde bu kapasitenin tüm canlılara yetmeyeceğini zannetmesidir.
      Fakat yaşamda bir ekolojik sistem vardır. Bu sistem sayesin-de canlıların nüfusları kontrol edilebilmektedir. Tüm canlıların ekolojik sistemde bir görevlerinin olduğu hiçbir canlının boşuna var edilmediği biliniyor. Elverişsiz zannedilen bireylerin yok edilmesi ekolojik sitemin dolaysıyla yaşamın yok edilmesi anla-mına gelir.
      Darwin’in bu yanlış kanısı daha sonra ırkçılığın doğmasına, yüz kızartıcı faciaların oluşmasının ana nedeni olacaktır. Geniş bilgi için ırkçılık bölümüne bakınız)
……………
      Bu yüzden ortaya çıkacak engellerin sağlanan yararlara ağır basmayacağı çok şüphelidir.
…………….
      Bir türün korunması seyrek olarak bir tek üstünlükle belir-lenir korunmayı belirleyen büyük ve küçük üstünlüklerin bir-leşimidir.
………………
     Doğal seçme yavaş bir süreçtir. Ve bu sürecin önemli sonuç-lar vermesi için aynı uygun koşulların uzun zaman sürmesi gerekir.
…………….
      Bu bölümde verilmiş olguların teorimi büyük ölçüde des-teklediğini öne sürmüyorum ama anılan güçlüklerden hiç bi-rinin teorimi geçersiz kılmadığı kanısında olduğumu söylüyo-rum.
    Görüleceği gibi Darwin, teorisinin temelleri üzerinde bile haklı olarak şüpheler içinde bocalamaktadır. Başlangıç evrelerinin çıkmazı önünde aşılması mümkün olmayan bir engel olarak durmaktadır. Bu günde bu problem Evrim teorisinin çözülemeyen en önemli problemlerinden biridir.
      


Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz