gelisenbeyin.net Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası > Düşünme Zamanı > Kalemimden Bir Hikaye Kaçtı
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Bir Paket Bisküvi

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
gelisenbeyin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge
gelişime dair ne varsa.. Yahya KARAKURT

Kayıt Tarihi: 01-Ocak-2006
Konum: Istanbul
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 4737
  Alıntı gelisenbeyin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Bir Paket Bisküvi
    Gönderim Zamanı: 09-Aralık-2013 Saat 23:39
Öykünün devamını getirme etkinliğinde Doğukan Ateş Kılıç adlı öğrencim gayet başarılı bir şekilde devamını getirmiş. Doğukan'ı tebrik ediyor. Yazma serüveninin sürekli olması temennisiyle...

_____________________________________________________________

Etrafına bakındı boş bir yer bulma ümidiyle. Kaçmak istiyordu bu hırsızdan. Lâkin hiç boş yer yoktu bekleme salonunda. Herkes oturmuş, bazı insanlar ayakta bekliyordu seyahat vakitlerinin kapıyı çalmasını.Durdu,düşündü bir süre;hırsızdan nasıl kurtulup kitabının sayfalarını huzur içinde nasıl çevireceğini.Çok geçmeden pratik zihni ona yardım etti ve aklına işe yarayabilecek bir fikir geldi.Hırsızın gözlerine bakarak ona hatasını hatırlatmak,işin aslı onu utandırmak istiyordu.Bu fikrin vermiş olduğu umutdan olsa gerek bir tebessüm kapladı yüzünü.Özünde yardımsever bir insandı,çevresindekilere sürekli el uzatır onlara derin sevgi ve saygı duyardı.Lâkin yaşlı adamın yaptığı hırsızlığa tahammül edemiyordu.Bir insan nasıl bu kadar küstah,utanmaz olabilirdi?O adama bunu yaptıran fakir olması mıydı yoksa hırsızlık duygusu mu taşıyordu gönlünde?Belki bir psikopattı karşısındaki kişi,bilerek yanına oturmuştu ve bilerek bisküvilerini yemeye başlamıştı.Bunları düşünmek istemedi,tek istediği uçağına binip yolculuğa başlamaktı.Bu düşüncelerden kurtulmak için başını iki yöne sallayıp zihnini temizledi.Planını gerçekleştirmek ve âdi hırsızdan kurtulmak istiyordu, bu yüzden hemen işe koyuldu.Bir anda hızla adama döndü ve ona nefretle baktı.Ama, nefretli çatık kaşları eski halini aldı.Karşısında; yarısından çoğu yırtık eldivenli,yırtılmış,mahvolmuş sandaletli ve üstüne siyah bir çarşafı elbise olarak giymiş yaşlı bir adam duruyordu.

Dikkatli bakıldığında zamanın kattığı solgunluk adamın üstündeki çarşafa yansımıştı.Bu yüzden rengi kahverengine dönmüş,bazı kısımları tamamen tozluydu elbisenin.Kafasına yamalı büyük bir bere takmıştı.Sanki bu bere zalim dünyadan saklıyordu,gölgelere katıyordu onu.Kimse yüzünü tam olarak göremiyordu adamın çünkü iki taraftan bağlı çarşaf parçası ile kendini gizlemişti.Hoş; tahmin edebiliyorlardı çarşafın altındaki yaşlı gözlerden süzülen gözyaşlarını.Kadının planı tersine işlemişti adeta.Kadın utandı bu acımasız planından dolayı.Yanakları al bir elma misali kızardı,sabah aceleyle yapılmış makyajlı gözleri doldu.Zihnindeki zaman makinesi çalıştı.Eski günlerini hatırladı,çocukluk dönemine döndü.Babası bir gün ortadan kaybolmuştu,ardında sadece kendine ait menekşe rengi mendil bırakmıştı.Yıllarca annesi ile yaşamıştı.Yatağa hiçbir gün tam olarak tok yatamadı,bu yüzden fakirliği,yoksulluğu ondan iyi kimse bilemezdi.Bunları düşünürken ağlamaya başladı.Çok geçmeden cebindeki mendil ile utançla kaplanmış yüzünden süzülen gözyaşlarını sildi usulca.Hatasını anlamıştı ve masum hırsıza affettirmeliydi kendini.Vicdanının sesini dinleyerek süslü krem rengi hırkasının cebinden çıkardığı bir deste parayı adama vermek istedi.Adamın elini gördü.Soğuktan olacak ki,kanıyordu.Mendilini çıkarmak için elini cebine attı.Bu biraz önce gözyaşları için kullandığı mendildi.Aynı zamanda babasından kalan menekşe rengi mendil...Mendili çıkardığı anda adam birden kadının yüzüne baktı derince.Bir kaç saniye sonra gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı adamın.Kadın dahil hiç kimse göremiyordu yüzünü gizlediği için acı dolu gözyaşlarını.Kadın yaşlı adamın elini sildikten sonra parayı tutuşturdu ve kalktı yerinden.Havaalanından gitmek istiyordu.Çünkü adam ona yıllar önce yaşadığı acıları,saatlerce ağlamalarını hatırlatmıştı.Tam salondan çıkarken aciz bir ses duyuldu.Soğuk adamı etkilediği için sesi hafif ve masum geliyordu.Adam sadece bir cümle söyledi.Kadın bir anda dondu kaldı bu cümlenin etkisiyle.Arkasını döndü ve yere çöktü.Adamın ağzından dökülen cümle şuydu; “B-ben senin aciz babanım…”

Kadın hayatında olmadığı kadar şaşkındı. Ne yapacağını bilmiyordu, hayatı film karesi gibi masmavi gözlerinin önünden geçiyordu.Her ne olursa olsun karşısındaki kişi onun babasıydı.Mendili çıkardığı anda adamın ağlaması ve donup kalması bunun için yeterli bir kanıt niteliğindeydi.Yıllar kadına çok şey katmıştı.Azim,paylaşma duygusu,fakirlik,açlık ve dahası…Babasına doğru koştu,yarın yokmuş gibi,hayatı terk edecekmiş gibi koştu…Gözyaşları havada süzülürken adama sarıldı,babası ölüme giden çocukların son sarılışları gibi.İkisi de ağlıyordu.Dünya acımasız,bir o kadar da mucizelerle doluydu.Yıkılmış bir aileyi bir araya getirdi yıllar sonra.Dakikalarca ağladıktan sonra babasını ayağa kaldırdı kadın.Kaldırdı ve onu havaalanından çıkardı.Yüz metre ilerideki deniz kıyısına gittiler.Dalgalar, hırçınca vuruyordu, pişmanlıkların,utançların eşliğinde…Sadece neden gittiğini merak ediyordu babasının,neden annesi ile onu sevgiden mahrum bıraktığını.Yaşadıklarından dolayı ağzından sadece bir kelime çıktı “Neden?”Bu,şüphesiz dünyanın en zor soruydu.Bazen asla cevaplanamayacak,bazense cevabı acılara,yalnızlığa sebebiyet doğrulabilecek nitelikte bir soru.Babası ona doğru döndü.Gözü hariç tüm yüzünü hapseden çarşaf parçasını çekti ve attı uçsuz bucaksız denize.Şimdi anlaşılmıştı neden yüzünü gizlediği.Yüzünde büyük bir yara izi vardı.Çenesinde dikiş,yanaklarında yaralar bulunuyordu.Kadının gözlerinden birkaç damla gözyaşı süzüldü.Sonuçta karşısındaki adam onun babasıydı.Adam anlatmaya başladı solgun bir tonla:

- Yıllar önceydi. Orta okul son sınıf zamanındaydım. Okulda bir kız gördüm,kız denemezdi aslında o bir melekti.Orada ona tutuldum,tüm yüreğime sahip oldu bir anda.Aşkı tüm bedenimde hissettim,kalbim çıkacak gibi atıyordu.Ama her ne kadar ona tutkun olsam da asla onu sevdiğimi söyleyemedim,çünkü korkuyordum.Genelde cesaretsizlik olarak nitelendirilse bile bu apaçık korkuydu.Onu kaybetmekten,bana kızmasından korkuyordum,en çokta bir daha görememekten.Tam iki yıl bu böyle ilerledi.Bilirsin,zaman su gibidir,akışına,hızına
ulaşamazsın.Ortaokuldaki son günlerimizdi.Yollarımız ayrılacak,melek yüzlü sevdalı mı bir daha göremeyecektim.Bunun için tüm cesaretimi topladım,anlatacaktım ona her şeyi.Okul sonunda bir anda ona aşk-ı ilan ettim.İlk şaşırdı,kızardı.Daha sonra gülümsedi ve bana sarıldı.İşte o an, annen beni dünyanın en mutlu insanı yaptı.Yıllarca deli gibi bir aşk yaşadık.Okulda güzelliği ile ünlü,bütün erkeklerin aşık olduğu kız benim gibi bir adamla evlendi.Mutlu mesut yaşadık senelerce.
Ama bir gün eve gelirken bir kaza yaşandı. Yoldan karşıya geçerken bir araba, süratle bana çarptı. Son hatırladığım; ambulansın sireni ve “Bilinç kapalı, hastayı kaybedebiliriz! Acele edin!”

sözleriydi.Uyandığımda yüzümde dayanılmaz bir ağrı vardı.Odamdaki aynadan kendime baktığımda,karşılaştığım manzara korkunçtu.Bu yara izi ve dikişler bulunuyordu yüzümde.Bu çirkin görüntüyü yok etmek için beyaz hastane çarçafını yırtıp,yüzüme sardım.Ama,ama bir sorun vardı.Hiç kimseyi hatırlamıyordum!İçeriye doktorlar girdi,beni yatağa yatırtıp iğne yaptı.Sinirlenemiyor,müdahale edemiyordum…Kendime ne olduğunu sorduğumda kaza geçirdiğimi,orta müddetli hafıza kaybı yaşadığımı söylediler.O an,hayata tutulu olduğum tüm bağlar zedelendi,koptu.
Hiç kimse beni işe almadı bu halde, bilirsin dış görünüşün kötüyse hep dışlanırsın zalim dünyada. Hali vakti yerinde, yardımsever bir ailenin el uzatması ile geçindim bir süre.Ta ki;Tayinleri çıkıp,şehri terk edene dek…Onlar gidince açılan sosyal yardım evlerinde kaldım.Ama orada çok az yemek veriyorlardı,dayanamıyordum.Gün içinde bir yerlere gidip yemek isteme,mecbur kalınca izinsiz alma fikrine kapıldım.Başka türlü yaşamam olanaksızdı.Kazanın ardından 5 yıl geçmişti.Bir gün farkında olmadan kazanın yaşandığı sokaktan geçiyordum.5 yıl önce kanlar içinde yattığım yerdeydim.Duraksamak zorunda kaldım,başıma ağrılar saplandı.Daha sonra hafızamı tekrar kazandım.Ama bir aile ortamı için çok geç olmuştu.Ayrıca annen gibi bir meleğe layık olamayacağımı düşündüm ve sizden kaçtım.Kızım,n’olur anla beni.
Baba bunları anlatırken kadın yine ağlıyordu. Ama bu kez hiç olmadığı kadar şiddetli ve üzüntülü düşüyordu gözyaşları. Yaşlı adam ağlamaklı sesiyle devam etti konuşmasına:
-Bu şekilde yıllar birbirini kovaladı. Bugün havaalanına gitme kararı aldım yemek için. İnsanlar kitap okuyor, son işlemlerini yapıyor,tanıdıkları ile zaman geçiriyordu.Sadece sende yiyecek bir şey vardı.Yanına geldim ve bisküvini izinsiz bir şekilde yemeye başladım…Çok üzgünüm kızım,sana bunları yaşattığım için hep ölmek istedim.Affet beni kızım,affet…

Babasının sözleri bittikten sonra ağlamaktan kıpkırmızı kesilen kadın sarıldı adama.”Söz babacığım, söz her şey çok güzel olacak.” Dedi. Eve götürdü babasını, üzerine kıyafetler aldı.Annesine anlattılar olanları ve yıllarca mutlu yaşadılar.Mutlu bir gün sabahında kız bakkala gitti ve çikolatalı bisküvi aldı,eve götürdü.Sabah bütün aile yediler,eski günleri anımsadılar.Hayatın bir oyunu da onlara oynanmıştı,ama sonu mutluydu.Önlerindeki gelecek,yollarını aydınlatıyordu.Eskide kalmıştı acı dolu günler.Çoktan yazılmıştı hayat kitabının geçmiş sayfasına yaşanan acılar.                                                                             

Gelişimin adresi...
Yukarı Dön
gelisenbeyin Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge
gelişime dair ne varsa.. Yahya KARAKURT

Kayıt Tarihi: 01-Ocak-2006
Konum: Istanbul
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 4737
  Alıntı gelisenbeyin Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 09-Aralık-2013 Saat 23:33
Hali vakti yerinde bir kadın havaalanında bekliyordu. Uçağının kalkmasına da uzun saatler vardı. Önce hoşuna giden bir kitap, sonra da bir paket çuku-latalı bisküvi satın aldı ve bir banka oturdu. Kitabına daldığı bir sırada, fakir görünümlü bir adam yanına oturdu ve aralarında duran çikolatalı bisküvi paketinden atıştırmaya başladı. Kadın bu küstahlığı görmezden gelmeye çalıştı. Onun yerine, bisküvilerini yiyip bir taraftan kitabını okudu, bir taraftan da saati gözledi.

Ancak yanı başımda oturan bisküvi hırsızı arsızca bi-rer-ikişer bisküvileri midesine indiriyordu. Kadın, gittikçe daha fazla rahatsız oldu bu durumdan, "insan gibi istese, veririm! Utanmadan bisküvilerimi yiyor, bir de yüzüme gülümseyip duruyor. Ne terbiyesiz insanlar var bu dünyada!" diye düşünüyor, yüz hatlarıyla bu düşüncesini ifade ediyordu.

Gelişimin adresi...
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz