gelisenbeyin.net Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası > Teknoloji Tasarım > Tasarım ve Buluş Hikayeleri
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yapıştırıcının Öyküsü

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
zaman Açılır Kutu Gör
Moderatör
Moderatör
Simge

Kayıt Tarihi: 31-Ocak-2007
Konum: Ankara
Aktif Durum: Aktif Değil
Gönderilenler: 727
  Alıntı zaman Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Yapıştırıcının Öyküsü
    Gönderim Zamanı: 05-Nisan-2011 Saat 18:47
Yapıştırıcının Öyküsü               
            
Farklı ya da aynı türdeki maddeleri belli yüzeyler boyunca birbirine bileştiren ve bir arada tutan maddelere yapıştırıcı denir. Çeşitli maddelerin yapıştırıcı olarak kullanıldığına dair ilk kanıtlar için günümüzden altı bin yıl öncesine dönmemiz gerekiyor. Ölülerini pişirilmiş kilden yapılma büyük küplere konularak gömüldüğü tarih öncesi topluluklarda, kazara kırılmış kapların, çeşitli ağaçlardan elde edilen reçinelerle onarıldığı, arkeologların bulguları arasında yer alıyor. Bu da ilk yapıştırıcıların ağaç reçinesi olduğunu gösteriyor bir bakıma. Bilim adamlarının bu alandaki bir başka bulgusu da, Babilli heykeltıraşların yaptıkları büstlerin göz çukurlarını boş bıraktıkları ve bu boşluklara, fildişinden ayrıca yonttukları gözbebeklerini katrana benzer bir tür yapıştırıcıyla yapıştırdıklarıdır.     
       Yapıştırıcı maddelerle ilgili ilk yazılı kayıtlarsa MÖ 2000'li yıllara ait, hayvansal yapıştırıcıların hazırlanışıyla ilgili olan yazılı kayıtlardı. Roma dönemine ait, MÖ 1500-1000 yıllarına tarihlenen kimi kayıtlardaysa, yapıştırıcı maddenin hazırlanışından çok, yapıştırma yöntemleri üzerinde durulurken, aynı döneme bazı duvar resimlerinde de ağaç yapıştırmaya yönelik tekniklerin uygulanışı ayrıntılı bir biçimde resmediliyor. Araştırmaların ortaya koyduğu bir başka gerçek de benzer tekniklerin ve hayvansal yapıştırıcıların, aynı dönemde eski Mısır'da özellikle kral tabutlarının hazırlanışı sırasında kullanılıyor olduğu.        MS 500'lü yıllarda, ahşap işleme sanatının ve ağaç kakmacılığının iyi örneklerinin veren Roma ve Yunanlılarda yapıştırıcıların ve yapıştırma tekniklerinin ilerlediğini görüyoruz. Dönemin ustaları, o güne değin bilinen yapıştırıcıların yanı sıra balık yağından yumurta akına; kan, kemik ya da deriden süt, peynir ya da çeşitli tahıllara hatta çeşitli sebzelere kadar pek çok bitkisel ve hayvansal maddeyi kullanarak yapıştırıcı elde etmişlerdi. Hatta ilk kez katran ve balmumu kullanarak gemilerde sızdırmazlığı (su yalıtımını) sağlayanlar da Romalılardı.       

       Yapılarda ahşap malzemenin ağırlıklı olarak kullanılmaya başlandığı 16. yüzyıla kadar bu alanda önemli bir gelişmeye rastlamıyoruz. Bu dönemde yaşamış ünlü bir keman yapımcısı (ustası) olan İtalyan Antonio Stradivari'nin kemanlarını yaparken kullandığı ve formülünü gizli tutuğu yapıştırıcısının gizemiyse bugün bile çözülebilmiş değil. 18 yüzyıla gelindiğinde, yapıştırıcıların önemli bir endüstriyel ürün haline geldiğini görüyoruz. Hammadde olarak hayvan derisini kullanan ilk yapıştırıcı fabrikası da yüzyılın başlarında, Hollanda da açılmış.      

       Bu alandaki ilk patentse 1750'li yıllarda İngiltere'de balık tutkalı üreten bir firmaya verilmiş. Bunu bitkisel kauçuktan kemiğe, nişastadan süte kadar farklı hammaddelerden elde edilen yapıştırıcılar için alınan patentler izlemiş. 1900'lere gelindiğinde özellikle sanayileşmiş ülkelerde açılan pek çok fabrika üretime geçmiş.Endüstri Devrimiyle birlikte, teknolojideki hızlı gelişmenin etkisiyle, daha önceleri eldeki güç olan ya da olanaklı olmayan maddelerin, kolay ve ucuz üretimi söz konusu oldu. Bu da pek çok yeni türde yapıştırıcının ortaya çıkmasını sağladı. İlk plastik polimerler de bu dönemde üretildi. Bu aslında bir bakıma plastik çağının da başlangıcıydı ve bu ilk plastik tabanlı yapıştırıcılar termoplastik denen, ısıdan etkilenen plastiklerden üretiliyordu.       Günümüzdeyse hemen her tür katı maddeyi birbirine yapıştırabilecek özellikte bir yapıştırıcı bulmamız olası. Çünkü bu alandaki araştırma ve geliştirme çalışmalarına ayrılan kaynak inanılamayacak kadar büyük.

Doğru yerdesiniz...
gelisenbeyin.net'tesiniz...
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50 [Free Express Edition]
Copyright ©2001-2008 Web Wiz